Kim korkar özelde sendikadan?

Kim korkar özelde sendikadan?


Mustafa Keleşzade
(Bağımsızlık Yolu Üyesi)
mustafa-keleszade@hotmail.com

Kapitalist sistemin gelişimi ile birlikte patronlar tarih sahnesinde yerlerini alıp da “Acaba bu çalışanın etinden sütünden nasıl daha fazla faydalanırım?” sorusunu sorduğundan bu yana, “Senin paran varsa, bizim de örgütlü gücümüz var, dur orada!” demek üzere sendikalar da tarih sahnesinde yerlerini almıştırlar. İşte o günden beri Marx’ın “Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.” sözünün başrolünü daha çok bu ikisi paylaşırlar.

Paylaşırlar dediysem sözüm meclisten dışarı. Bizim ada yarımızda pek de öyle bir paylaşım yok. Kıbrıs’ın kuzeyinde emekçilerin yarısından fazlasını oluşturan özel sektör çalışanları için sendikanın s’sinden dahi bahsetmek mümkün değil. Yani, özel sektörde sendikalaşma oranını, yüzdelik olarak verirsek 0’a yakın. “Bizim ülkede patronlar pek de sömürmüyor, emekçiler de hallerinden pek memnun öyleyse” diye düşüneniniz çıkabilir elbette. Fakat böylesi bir düşünce oldukça naif olur. Ülkemizde bir özel sektör çalışanı, değil sendika talep etmek, “Yahu bu özelde sendikalaşma oranı niye 0’a yakın, yakışıyor mu bizim gibi Avrupalı insanlara?” diye soracak olsa dahi kendisine kapının gösterilmesi kaçınılmazdır. Bana inanmıyorsanız Lefke Avrupa Üniversitesi’nden atılan akademisyenlere sorun…   

Hâl böyle olunca bundan 1 sene önce bu durumu da dert eden insanların oluşturduğu Bağımsızlık Yolu ortaya bir fikir attı ve dedi ki madem insanlar birer birer sendikalaşamıyor o halde ”10 ve üzeri çalışan çalıştıran işverenlerin, sendikasız çalışan çalıştırması yasaklansın”. Düşünmekle de kalmayıp bunu insanlarla paylaşınca, fikir benimsendi. Bugün TDP milletvekili Zeki Çeler aracılığı, birçok demokratik kitle örgütü ve partinin de desteği ile yasa değişikliği önerisi mecliste. Yasa ile ada yarımızda özel sektörde sendikalaşmanın önü açılacak. Tabii eğer yasa meclisten geçerse. İşte bu noktada da, akla şu soru geliyor, “kim böylesi bir şeyden, yani özelde sendikalaşmadan korkar?”. Elbette böylesi bir yasadan çıkarı olmayanlar korkar. O zaman basit bir mantıkla eğer çıkarı olan kesimleri bulur, onu genelden çıkarırsak, geriye kalır korkanlar.

Öncelikle bu yasa yaşamak isteyen özel sektör çalışanının çıkarınadır: Ufacık ada yarasında her ay bir çalışan hayatını kaybetmekte. “Bunun sendikayla ne alakası var, bu denetim işi” demeyin. Bugün Çalışma Dairemizde her 3 müfettişe binlerce şikâyet düşmektedir. Sanırım bu şikâyetler ile dahi başa çıkmak için süper güçler gerekebilir. Peki, ayrı iş güvenliği denetimleri nasıl yapılabilir? Özel sektörde yasa ile oluşacak sendikalar kendi koşullarını bizzat denetleyip özdenetimi ortaya çıkaracak ve iş kazalarına karşı atılabilecek, belki de en büyük önlemi oluşturacaktır.

Bu yasa asgari ücretlinin çıkarınadır: Bugün asgari ücret tespit komisyonu toplandığında, masada oturan hiçbir sendikanın asgari ücretli çalışanı bulunmamaktadır. Özelde zorunlu sendikalaşma ile “bu asgari ücretle yaşanmaz” sözünü pratikten bilenler de bu ağırlıkla asgari ücretliyi savunabilecektir.

Uzun saatler çalıştırılıp ek mesai dahi alamayan çalışanın çıkarınadır: 1 Mayıs ilk olarak 150 yıl kadar önce dünya genelinde 8 saatlik iş günü talebi ile ortaya çıkmış ve 8 saat iş bir hak olarak kazanılmıştır. Bugün bizim ülkemizde ise 12-14 saatlik iş günü, hem de kurumsal şirketlerde çalışanın normalidirler. İşte bu çalışanların, ek mesailerinin ödenmesi veya “Benim de bir hayatım var, yarın sabah görüşürüz” diyebilmesi açısından bu çalışanın çıkarınadır.

Hem yerli, hem de göçmen özel sektör çalışanın çıkarınadır: Bugün yasalarımız yüzde 70 Kıbrıslı Türk çalışan çalıştırma zorunluluğu gibi bir ibare içermektedir, fakat mevcut personel yapısı ile devletin bunu denetleyebilecek bir gücü yoktur. Özelde sendikalar bunu özdenetim olarak denetleyebilecek ve yerli istihdamın artmasına imkân sağlayacaktır. Ayrıca, bugün Türkiye’den gelen göçmen işçiler İş Yasası’nı bilmemeler, vatandaş olmamaları gibi sebeplerle güvencesiz ve iş güvenliğinden yoksun çalışmaya zorlanabilmekte, ayrıca iş yerinde ayrımcılığa uğrayabilmektedirler. Konu son dönemde yaygınlaşan Pakistan, Filipinler, Türkmenistan gibi ülkelerden gelen göçmen işçilere gelince iyice trajik bir hal almaktadır. Bu çalışanlar ucuz iş gücü olarak dilini dahi bilmedikleri bir ülkede sefalet denebilecek koşullarda yaşamaya ve çalışmaya mahkûm edilmektedirler. Özel sektörde zorunlu sendikalar tüm çalışanların haklarını almalarını sağlayacaktır.

Çalışan kadının çıkarınadır. Bugün çalışan kadınlar iş yerlerinde patronları veya üstleri tarafından taciz, şiddet ve mobbingle yüzleşmekte ve işlerini kaybetmemek adına susmak zorunda kalmakta, bazı durumlarda işten ayrılmak zorunda kalmaktadırlar. Sendika, çalışan kadının da yalnız kalmasını önleyip rahatça sesini çıkarmasını sağlayacaktır.

Kamu çalışanının çıkarınadır: Bugün kamu çalışanının haklarının gasp edilebilmesinin, neoliberal yasaların devreye sokulabilmesinin temel sebeplerinden biri çalışanlar arasındaki bölünmüşlüktür. Özel sektöre çalışanları ile kamu çalışanlarının sahip olduğu haklar arasında uçurum yaratılmışı, böylece çalışanların bir birinden nefret eder noktaya gelmesi sağlanmıştır. Öyle olmayanlar da zaten seslerini yükseltebilecek bir araçları olmadığından kamu çalışanlarının yanında olamamaktadır. Özel sektör çalışanlarının da haklarını savunabilir, söz söyleyebilir duruma gelmesi, dayanışmayı arttıracak ve kamu çalışanlarının da çıkarına olacaktır.

Genel olarak kamunun çıkarınadır: Bugün denetim yapılamaması sonucu yatırımları yapılmadan ya da düşük gösterilerek çalışanlar çalıştırılmakta ve niyeti olan sermayedarlar rahatlıkla vergi kaçırabilmektedir. Tüm bu durumlar kamuyu zarara uğratmaktadır. Sendika çalışanın iş yerini denetleyebilir duruma gelmesini ve bu özdenetim ile kamu çıkarına hareketi sağlayacaktır.

Çalışanına hakkını veren patronun çıkarınadır: Çalışanına yeterli maaş veren, yatırımlarını maaşı üzerinden yapan, izin haklarını tanıyan, iş güvenliği önlemlerine yatırım yapan sermayedarlar, tüm bunları yapmayan ve böylece maliyetlerini düşüren sermayedarlar ile haksız rekabet içerisindedirler. Özel sektöre zorunlu sendikalar bu haksız rekabeti de ortadan kaldıracaktır.

Dayatmalara karşı olanların çıkarınadır: Suyun özelleştirilmesi, dayatma ekonomik paketler, kültürümüze yönelik saldırılar, bunların tümü esas olarak emekçilere etkileyecek saldırılardır. Emekçilerin birbirine düşmüş ve zayıf olması ise tüm bunlara karşı sağlam bir duruşun önünde engeldir.

Barıştan yana olan herkesin çıkarınadır: Kıbrıs’ta barışı sağlamak için ortak noktalarımız üzerinden şekillenen ortak mücadelelerimiz oldukça önemlidir. Ada halkları olarak dayatma neoliberal politikalara maruz kalmamız ortak noktamızdır. Özelde kurulacak sendikalar bu konuda karşılıklı dayanışmaya zemin hazırlayacak ve barış mücadelesine büyük katkıda bulunacaktır.

Özel sektörde zorunlu sendikanın hangi kesimlerin çıkarına olduğunu ufaktan listelemeye çalıştım. Şimdi bu listeyi genelden çıkarırsak sanırım geriye sendikadan kim korkar sorusunun cevabı olarak bir tek patronun emekçi düşmanı ve kural tanımazı, bir de kadın, erkek, yerli veya göçmen çalışanı hiç düşünmeyeni kalır, başka da bir şey kalmaz. Bundandır ki bu yasa emekçilere ve dünyaya emek gözüyle bakan herkese birlikte yürüme fırsatı tanıyacaktır.

 

Dergiler Haberleri