CTP Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununun çözümünde kalıcı güvenliğin ve barışın büyük güçlerin değişken politikalarına bel bağlamakla değil, uluslararası hukuk temelinde kurulacak bir düzenle sağlanabileceğini söyledi.
Akansoy, Kıbrıs’ta güvenliğin tartışılırken tarihsel ve hukuki gerçeklerden kopulmaması gerektiğini belirterek, 11 Şubat 1959 Zürih Anlaşmaları ile oluşturulan garanti ve güvenlik sisteminin Kıbrıs’ın güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri olduğunu ifade etti. Garanti anlaşması ile Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın Kıbrıs’ın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini garanti altına aldığını hatırlatan Akansoy, aynı anlaşmanın adanın herhangi bir devletle birleşmesini veya bölünmesini de yasakladığını kaydetti.
Akansoy, Kıbrıs’ta kalıcı istikrarın, sürdürülebilir bir düzenin ve gerilimin olmadığı bir çözüm yolunun iki toplumun siyasi eşitliği temelinde kurulacak bir düzenden geçtiğini vurgulayarak, bu yaklaşımın uluslararası hukuk çerçevesinde oluşturulmuş güvenlik mimarisinin doğru anlaşılmasını da gerektirdiğini söyledi. Akansoy, adada kalıcı barışı kuracak ve koruyacak olanın güvenlik sistemi içinde yer alacak ada halklarının ortak iradesi olacağını ifade etti.
Konuşmasında bölgede devam eden savaşa da değinen Akansoy, Ortadoğu’daki çatışmaların her geçen gün farklı bir boyut kazandığını belirtti. ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın küresel tepkiler ve İran’ın beklenenden güçlü direnci nedeniyle farklı bir seyir izlediğini söyleyen Akansoy, bölgedeki çatışmaların arka planında enerji kaynakları ve petrol akışının kontrolünün de önemli bir rol oynadığını dile getirdi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın uzun yıllardır silahlı çatışmaların yoğun yaşandığı bir coğrafya olduğunu belirten Akansoy, petrol ve doğal gaz kaynaklarının küresel siyasette belirleyici rol oynamaya devam ettiğini söyledi. Ortadoğu’yu kontrol eden gücün küresel petrol akışını ve dolayısıyla dünya ekonomisini etkileme kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.