Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs’ın güneyinde kurulan askeri ittifakların ve yapılan anlaşmaların Türkiye’ye karşı denge oluşturma çabası taşıdığını belirterek, bunun gerçekçi olmadığını söyledi.
Bu tür girişimlerin adanın ve adada yaşayanların güvenliğini riske ettiğini ifade eden Erhürman, söz konusu risklerin Kıbrıs Türk halkının iradesi olmadan ortaya çıkmasına rağmen tüm adayı etkilediğini vurguladı.
Erhürman, “Yıllardır hep söyledik. Güneyde hükumetin kurduğu askeri ittifaklar, bu konuda yapılan anlaşmalar Türkiye’ye karşı denge oluşturma çabasına yöneliktir ve herkes biliyor ki bu çaba hiçbir biçimde gerçekçi değildir. Bu çabalar, adanın ve adada yaşayanların güvenliğini riske etmektedir ve bu risk adanın iki eşit kurucu ortağından biri olan Kıbrıs Türk halkının iradesi olmaksızın ortaya çıkmış olmasına karşın, bizi de kapsama alanına almaktadır. Açıktır ki bu durum, ne adadaki statüye uygundur, ne de adildir.” dedi.
İngiliz üslerinin varlığı ve bu konudaki tartışmaların yanı sıra Baf’taki Andreas Papandreu Hava Üssü ve buna ilişkin anlaşmaların da gündemde olduğunu belirten Erhürman, bu konuların etkileri hakkında spekülasyona girmeyeceğini ifade etti.
Kıbrıs’ın hem güneyinde hem kuzeyinde ekonominin önemli gelir kaynaklarından birinin turizm olduğunu hatırlatan Erhürman, güvenliğin riske edilmesinin turizm ve ekonomi üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Erhürman, “Kıbrıs adasının güneyinin de kuzeyinin de ana gelir kaynakları bellidir ve turizm bunların içerisinde en önde gelmektedir. Güvenliğin riske edilmesi, kaçınılmaz olarak özelde turizmi genelde ekonomiyi de riske eder.” ifadelerini kullandı.
Güneydeki basında son günlerde yaşanan gelişmelerin turizm üzerindeki olası etkilerinin tartışıldığını gördüğünü belirten Erhürman, hükümet adına yapılan açıklamalarda dış basının adayı güvensiz bir yer olarak göstermesinin sorumlu tutulduğunu söyledi. Ancak güneyde şu anda Birleşik Krallık başta olmak üzere Yunanistan, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda’ya ait askeri unsurların bulunduğunu hatırlatan Erhürman, bu koşullarda dış basının haber yapmasının eleştirilemeyeceğini dile getirdi.
Yaşanan savaşın bölgeyi ve dünyayı riske soktuğunu ifade eden Erhürman, “Yanı başımızda, çocukların, insanların öldürüldüğü, tüm bölgeyi, hatta dünyayı riske sokan bir savaş yaşanırken ekonomi ve turizmi önceleyecek değilim elbette. Ama güneydeki basında konunun yoğun olarak tartışıldığını ve hatta hükumet tarafından Kıbrıs’ın güvenli bir yer olduğunu anlatan bir iletişim stratejisi geliştirilmesi için çalışıldığını görünce, konuya değinmek ihtiyacı hissettim.” dedi.
Erhürman, Niyazi Kızılyürek’in bugün YENİDÜZEN’de yayımlanan makalesine de atıfta bulunarak, Yunanistan’ın eski başbakanlarından Antonis Samaras’ın Yunan Parlamentosu’nda yaptığı bir konuşmada, “Eğer Annan Planı uygulansaydı, dönüşümlü başkanlık sistemi sonucunda cumhurbaşkanlığı koltuğunda bir Kıbrıslı Türk oturacaktı ve Yunanistan’ın adaya savaş gemisi ve uçak göndermesi imkansız olacaktı.” dediğinin aktarıldığını belirtti.
Bu sözlerin içinde bulunulan koşullar açısından düşündürücü olduğunu ifade eden Erhürman, adanın küçük ve riskli bir bölgede bulunduğunu hatırlattı.
Erhürman, “İşin özeti şu: Bu ada küçük. Bu ada riskli bir bölgede. Biz Kıbrıs Türk halkı olarak, haksız yere görmezden gelindiğimiz, irademizin gayrimeşru biçimde yok sayıldığı koşullarda, dahlimiz olmayan hataların bedelini ödemek istemiyoruz.” dedi.
Savaşın en kısa sürede sona ermesini dilediğini belirten Erhürman, bölgede kalıcı barış ve istikrarın Kıbrıs’ta da kalıcı barış ve istikrarla bağlantılı olduğunu söyledi.
Erhürman, “Bu savaş, umar ve dilerim ki en erken zamanda bitecek. Umar ve dilerim ki daha fazla çocuğun, insanın ölmediği koşullar ortaya çıkacak. Bunlara ek olarak umar ve dilerim ki savaş bittikten sonra, bölgede kalıcı barış ve istikrarın bu adada kalıcı barış ve istikrar ile bağlantısı da herkes tarafından daha iyi anlaşılacak.” ifadelerini kullandı.
Kalıcı barış ve istikrara ulaşmanın Kıbrıs Türk halkının eşitliği ve iradesi tanınmadan mümkün olmadığını vurgulayan Erhürman, “Gerçek, Kıbrıs Türk halkı görmezden gelinerek, eşitliği reddedilerek, iradesi yok sayılarak kalıcı barış ve istikrara ulaşılamayacağı, bu adanın güvenliğinin ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların sürdürülebilir refahının sağlanamayacağıdır.” dedi.