"Kendimi bildim bileli hayatımda yaşadığım her deneyime 'öğreneceğim bir şey' olarak baktım"

Portre / İlde Atik – Sosyal Medya İçerik Üreticisi

Muhabir: Sonay Demirpençe

Kendimi tek kelime ile tanımlayacak olsam… İnsan. Günün sonunda ister mega pop star olalım, ister cumhurbaşkanı, hepimiz temelinde insanız ve bunu çok sıklıkla unutuyoruz gibime geliyor.

Şu an yaptığım işi yapmasaydım... Şu an tam olarak tek bir işim olmasa da, eğer şu anda uğraştığım işlerin hiçbiri ile uğraşmasaydım, yani hayatımda tiyatro, tasarım, dövme, içerik üreticiliği olmasaydı, yapmak istediğim şeyler de az önce saydıklarım kadar çok olurdu. Sürekli işletmelerde ya da yeni fikirlerde neyin nasıl daha iyi yapılabileceğini düşünüp, kafamda o potansiyel mesleği yapsaydım işletmemin nasıl görüneceğini, nelerinin farklı olacağını düşünürken buluyorum kendimi.

Benim gündemimi en fazla meşgul eden… Duygularım ve insanlarla kurduğum ilişkiler. Geçtiğimiz yıllarda odağım biraz daha yaptığım işin ne kadar iyi olabileceğine kaysa da, insan ilişkilerim, gerek romantik, gerek arkadaş ya da ailem, hep ön planda.

Kayıtsız kalamadığım şey… Haksızlık. Seneler içinde biraz haksızlığa karşı verdiğim tepkiyi ve cevapları törpülediğimi düşünürüm. Lise yıllarımda çok daha sivri dilli ve belki da çevremde oluşan ve beni ilgilendirmeyen haksızlıklara gereğinden fazla sesimi çıkarsam da, Şimdi biraz daha gözlemci yaklaşıp, gerçekten etkimin olacağına inandığım, gereksiz kaos yaratmaycağını düşündüğüm noktalarda sesimi çıkarırım.

En büyük pişmanlığım… Bu benim hiç cevaplayamadığım bir soru. Kendimi bildim bileli hayatımda yaşadığım her deneyime ‘öğreneceğim bir şey’ olarak baktım. Gitmediğim bir yolculuk, fazla samimi olduğum bir arkadaş, verdiğim yanlış bir karar, karar vermekte geç kaldığım bir iş, hep bana neyi nasıl daha iyi yapmam ve neyi yapmamam gerektiğini, bazen de ilkinden ders alamadığımı öğretti. Bu yüzden hiçbir şeyden pişman olmadım, kendime hep affedici ve öğretici bir şekilde yaklaştım. Diğer şekliyle kararlarıma dönüp bakıp sancılanır, ya da karar verme sürecimde ‘ya pişman olursam’ kaygısı çok ağır basardı.

En büyük sevincim… Sevdiklerimin mutlu olması

Hayatımın dönüm noktası… Benim hayatımın pek film gibi dramatik dönüm noktaları olduğuna inanmam, daha çok küçük küçük adımların, kararların, olayların birleşimiyle gene zaman içinde yaşanan büyük değişimler olduğuna inanırım.

Beni en çok etkileyen yazar… Kütüphanesi çok geniş olan bir insan değilim. Daha okuyacağım çok kitap, keşfedeceğim çok yazar vardır elbette ki ama her okuduğum kitabında beni birkaç gün etkisi altında bırakan, arkadaşlarıma yalvara yalvara okuttuğum yazar Livaneli’dir.

Başucumdaki kitap… The courage to be Disliked.

En keyif aldığım müzik.. Asla cevap veremediğim o sorulardan. O an neyi dinlemeyi canım çekerse, o dönem hangi duygular içerisindeysam, ne dinlediğim değişir, ve ona göre keyif aldığım müzik da değişir.

En son izlediğim film… Blade Runner 1982

Kendim için son aldığım şey… Eskiden elektrikler kesilince kullandığımız gaz lambaları var ya, onların biraz daha küçüğünü aldım.

Dolabımdaki en gereksiz şey… ÇOK ŞEY VAR. Savaş görmüş insanların torunları ve çocukları olduğumuz için birçoğumuzda bu sıkıntının olduğunu düşünürüm. Maddi ya da manevi herhangi bir şeyden kurtulmak için çok mental enerji sarfetmem gerekir..

Benim için alınabilecek en güzel hediye… Az önce maddi şeylerden kurtulmamın ne kadar zor bir şey olduğunu söylesem de, böyle şeyleri çok önemseyen biri değilim ‘bunu sana aldım, çünkü görünce aklıma sen geldin’ ‘bu kitabı senin de okumanı istedim’ ‘görünce aklıma x anımız geldi’ gibi şeyler beni daha çok etkiler. Deniz kenarından bir deniz kabuğu bile olabilir.

Kendimle ilgili değiştirmek istediğim şey… Sürekli kendimi başkalarıyla kıyaslamamak ve kimsenin mükemmel olmadığını, herkesin günün sonunda benim gibi İNSAN olduğunu hatırlamak.

Kendimde beğendiğim özellik… Yaratıcılığım, yaratmaya karşı olan ilgim, hevesim.

En iyi yaptığım yemek… O aralar favori yemeğim neysa o ;)

Hayalimdeki dünya.. Benim hayalimdeki dünyada insanlar hem kendilerine hem karşılarındakine şefkatli olurdu. Gereksiz nefret, hakimiyet çabası, bağnazlık olmazdı.

Aşk benim için… Çok önemli bir şey, sadece romantik aşk olarak değil, bir şeye duyabileceğiniz en yüksek sevgi bence. Kendinize ve karşınızdakine de zararlı olabilir. Bir çiçeğe, bir manzaraya, bir hayvana da aşık olabilirsiniz, ve ben aşk olmadan bir hayat düşünemem, hayatımın, duygularımın çok büyük bir parçası. Ama aşk demek, aşık olduğunuz şeye sahip olmanız gerektiği anlamına gelmez, en büyük sıkıntı da burda doğar sanırım bu konuyla ilgili. O yüzden aşk ‘acı verici’ hale gelir.

Onunla çok tanışmayı isterdim… Annem ve Nenem sürekli bahseder, Büyük nenem Ayşe Neneynan tanışmayı çok isterdim.

Görmek istediğim yer… O kadar yer var ki gidip görmek, deneyimlemek istediğim.. Bu aralar minik bir Japonya merağım başladı, ondan önce İtalya Dolomites’di. Galiba tiktok karşıma nereyi 3’den fazla kez çıkarırsa orası..

Mutlaka yapmak istediğim... Kuzey ışıklarını görmek isterim. Ama daha küçük,  basit bir cevap istersek, sevdiklerimi evimde ağırlayıp, onlara güzel yemekler, içkiler hazırlayıp, bolbol sohbet etmek isterim. En keyif aldığım şeylerden biri.

Son olarak söylemek istediklerim… Bu röportajdaki soruları cevaplamak beni beklediğimden fazla zorladı çünkü beynimde hiçbir şeyin tek ve net bir cevabı yok ya da dönemsel farklılıklar gösterir. Herkesin içinde böyle olduğunu düşünürüm, sürekli dönüşen ve değişen..

Haberler Haberleri