'KAHVELER BOMBOŞ, BET OFİSLERİ DOPDOLU'

YENİDÜZEN, Alsancak, Lapta ve Karşıyaka bölgesini mercek altına aldı, bölge halkının sıkıntılarını sordu… Vatandaş bölgedeki ‘bet ofislerinden’ dolayı dert küpü

Fehime ALASYA

Alsancak, lapta ve Karşıyaka halkı bölge içinde bulunan ve bet ofislerinden dert yandı, biran önce tedbir alınması gerektiğinin altını çizdi. Bölgede gençliği kalkındıracak, vakit geçirmelerini sağlayacak sosyal aktivite olanaklarının yaratılması gerektiğine değinen vatandaşlar, bet ofislerinden dolayı dert küpü… “13 yaşındaki çocuklar dahi bet oynuyor, cebinde 5 TL’si kalan gençler, onu da burada harcıyorlar” diyerek isyan eden birçok bölge sakini, bet ofislerine çok tepkili.

Bet ofislerinin köyün dışına alınması gerektiğini savunan birçok bölgeli, devletin artık bu duruma müdahale etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Dövizin yükselişinden ve hayat pahalılığından dert yananlar ise “Cebimizde 150 TL ile yatıyoruz, sabah kalkıyoruz paramız 100 TL oluyor, değer kaybediyor. Artık hepsimiz modern hırsız olacağız. Sadece elektriğe 600 TL ayda ödüyoruz, su, telefon derken, gezmeye bile gidemez olduk…” diyerek yaşananları özetliyor.

Alsancak bölgesinin geçmişini anımsatan vatandaşlar, narenciye ile yüksek oranda yapılan üretimi dile getirdi. Şimdilerde bölgede narenciye bahçelerinin yerini, inşaatların aldığından yakındı. “Artık Alsancaklı narenciyeyi marketlerden satın alır. Üretim diye bir şey kalmadı. Üretimden koparılmamızın nedeninde ise temel etken geçim sıkıntısıydı ama bu da hükümetlerin beceriksizliğiydi veya bilinçli uyguladığı politikaydı. Herkes memur oldu, hükümet ne derse onu yaptı, zaten amaç da buydu...” sözleriyle tepkisini dile getiren vatandaşlar, bölgedeki işsizlik ve ekonomik sıkıntıların aşılması için halkın özel sektöre yönlendirilmesinden yana.

Bölgeye turizm amaçlı yapılacak olan yatırımlarla gençliğe iş olanağı sağlanabileceğine dikkat çeken bazı vatandaşlar ise geçmişte bölgenin simgesi haline gelen Mare Monte Otel örneğini anımsattı, “Mare Monte Otel, bu bölgede bir örnekti, şimdi bölgedeki otelleri gezin, kaç Kıbrıslı görürsünüz bana söyleyin” diyerek günümüzdeki otellere atıfta bulundu.

 


Bölge halkı ne dedi? Bölge halkı ne dedi? Bölge halkı ne dedi?

Öztürk Yıldırımbora:

(Ilgaz Köyü Sakini)

“Vatandaşı özel sektöre yönlendirip, küçük esnafı destekleyerek ekonomiyi yeniden canlandırmamız gerekiyor”

Uzun yıllar Lefkoşa’da çalıştım fakat 1975 yılından beridir bu bölgede yaşıyorum. Bana göre birçok yerde yaptığımız gibi Alsancak kasabasını da berbat ettik. Biz buraya geldiğimizde Alsancak normal büyüklükte bir köydü, dört bir yanı bahçelerle çevrilmiş, dört bir yanından sular akan, narenciye zamanı mis kokudan geçilmeyen güzel bir yerdi. Şimdi narenciye yok oldu, onun yerine apartman katları doldu... Artık Alsancaklı narenciyeyi marketlerden satın alır. Üretim diye bir şey kalmadı. Üretimden koparılmamızın nedeninde ise temel etken geçim sıkıntısıydı ama bu da hükümetlerin beceriksizliğiydi veya bilinçli uyguladığı politikaydı. Herkes memur oldu, hükümet ne derse onu yaptı, zaten amaç da buydu... Ben 1978’de üniversiteye gittiğimde bahçeler yüklüydü, limonlar yerlerde, Ankara’ya eğitime gidip geldim orada ne limon vardı ne de bir şey, oraya ambargo da yoktu, orya ihraç yapabilirdiler ama istemediler... Bu düzen böyle gitmez…

Bence ilk adım nüfusu sabitleyerek atabiliriz. Bu her tarafın konut olmasını engelleyecektir. Nüfus arttıkça alt yapı gibi faktörlerimiz de etkisiz kalır. İkinci adımla da toplumun memuriyet zihniyetinden kurtulması lazım. Ülke üretime kazandırılmalı ama bu Alsancak için söz konusu olamaz, artık her yer beton. Bölgemizde sadece turizm yapabiliriz. Bunu da düzgün yapamıyoruz... Vatandaşı özel sektöre yönlendirip, küçük esnafı destekleyerek ekonomiyi yeniden canlandırmamız gerekiyor.


Arif Tilkioğlu:

(Alsancak Sakini)

“Bölgede gençliği kalkındıracak, sosyal aktivite yaratıcı olanaklar lazım”

Durum hiç parlak değil... Bunu da hükümetler bilerek yapıyor. Üç kuruş aylığa bağladıkları millete, kendi menfaatleri için boyun eğdiriyorlar... Bu gidişat Kıbrıs Türkü’nü yok edecek... Emeklilere toplasanız 15 yılda 150 TL verdiler. Cebimizde 150 TL ile yatıyoruz, sabah kalkıyoruz paramız 100 TL oluyor, değer kaybediyor. Artık hepsimiz modern hırsız olacağız. Sadece elektriğe 600 TL ayda ödüyoruz, su, telefon derken, gezmeye bile gidemez olduk. 10 senedir yurt dışına çıkmadık, Girne’ye zor gider olduk, ne tatili... Bizim yaştaki kişiler için artık sorun yok, çünkü biz uzatmaları oynuyoruz ama bu gençlik ne yapacak? Biz ah ile vah ile yolun sonuna geldik, bunların acısını evlatlarımız torunlarımız çekecek...

Ülkede istikrar olsa her şey düzelir. Ne sandığa giderim ne de oy veririm, aileme de izin vermem... Bölgede gençliği kalkındıracak, sosyal aktivite yaratıcı olanaklar lazım. Bölgenin bet ofise ihtiyacı yoktur. Bu ofisleri köyün dışına yapmaları lazım, böylece imkanı olan gitsin, her elinin altında bet ofis bulan gençlik giremesin... Kahvelerde kumar oynanır diyerek polis kahveleri basıyor ama bet ofise elleyen olmuyor, orası yasalmış... Gezip bakın, kahveler bomboş, bet ofisleri dop dolu... İş çıkışı bet ofise git, kalabalıktan oturacak yer bulamazsın...


Kenan Arslan:

(Alsancak Sakini)

“Mare Monte Otel, bu bölgede bir örnekti, şimdi bölgedeki otelleri gezin, kaç Kıbrıslı görürsünüz bana söyleyin ”

Bölgemizde bir sıkıntımız yok ama karşı olduğumuz şeyler var tabi... Mesela gençlerimizi meşgul eden bet ofisleri… Bu genel olarak herkesi ilgilendiren bir konudur, yaklaşık 10 senedir burada bet ofisleri var. İki taneydi, biri kapandı… Bet ofis, gazino gibi yerler bölgemizde çok fazla, bunun yerine kapalı futbol sahası, spor tesisleri yapılsa çok daha iyi olur. Başkanımız bunu yapmaya çalışıyor ama bunlar zamanla olacak şeyler... Bölgede birçok kuruluş var ve birçok ihtiyacımızı çözebiliyoruz, bankamız, posta var, market, benzinci, her şey bölgemizde var... Belki burada fabrika kuramayız ama turizm alanına yatırım yapıp gençliği bu yönde kazanabiliriz. Burası yılın altı ayı turist alan bir bölgedir, çok rahat geçim kaynağı olabilir... Devlet dairesinde memur olan ilkokul mezunu bir amir, öğretmen olan, üniversite mezunu ve temizlikçilik yapan bir görevlinin üzerinde, bu neyin dengesi... Ülkemizde sistem çok yanlış işliyor zaten. Bölge halkını üretime teşvik edip, onu desteklemeli, bunu da başta turizm olmakla yapabilirler... Önümüzde bir Mare Monte otel örneği var. Eskiden Mare Monte’de yüzlerce Kıbrıslı çalışıyordu, şimdi otelleri gezin, kaç Kıbrıslı görürsünüz bana söyleyin... Mare Monte Otel, bu bölgede bir örnek, bir efsaneydi... Herkes ekmeğini oradan çıkarırdı...


Mehmet Tanık:

(Lapta Sakini)

“On yıl önce tüm kahveler dolar taşardı, şimdi bet ofisler dolup taşıyor...”

25 yıldır Lapta’da yaşayan bir Türkiye göçmeniyim, vatandaş oldum ve bu bölgede bir otelde çalışıyorum. Bana göre insanların burada eski tadı yok, eski yaşam sevinci kalmadı... Kahveler artık bomboş, bölgedeki en büyük sıkıntı bet ofisleridir. Sabahın köründe kahvesini açan adam gün boyu 100 TL kazansa bile şükrediyor, en büyük sıkıntı bence köy içinde bet ofisinin olması... Bu gibi yerler bölgeden uzakta olmalı... Ben Türkiyeliyim ama artık buralı sayılırım, yine de dışarıdan bir göz olarak değerlendirirsem Kıbrıslıların artık üretimden koptuğunu söyleyebilirim, insanların üretim için yatırım yapabileceği maddi gücü yok, devlet de destek vermiyor. On yıl önce tüm kahveler dolar taşardı, şimdi bet ofisler dolup taşıyor... Gençlerin bir şeyler yapabilecek mekanları yok, bana göre en sıkıntılı yerler bet ofisleridir. Devlet artık bu duruma müdahale etmeli...


Celal Yanık:

(Lapta Sakini)

“Bana göre bölgenin en büyük sıkıntısı en başta işsizliktir”

Ben Adanalıyım ama beş yıldır Lapta’da yaşıyorum. Bu bölgede Rus, Filipinli ve bunun gibi birçok yabancı işgücü alıyor. Belediye ve devlet ortak bir proje ile özellikle yerli vatandaşa iş imkanı sağlayabilir. Bana göre bölgenin en büyük sıkıntısı en başta işsizliktir. Özellikle Filipin’den gelen işgücü çok düşük rakama, hiçbir güvencesi olmadan çalışıyor, sonra da yerli halk işsizlik yüzünden dara düşüyor, bunlar denetim altına alınmalı...


Fuat Yasam:

(Lapta Sakini)

“Yıllar önce Lapta'dan kamyonlar dolusu limon çıkardı ama şimdi hiç kalmadı, kuraklık, yanlış politikalar, destek verilmemesi bu halkı üretimden kopardı”

43 yıldır bu bölgede yaşıyorum, 43 yıldan bu yana neler değişti sorusuna cevap vermekte zorlanırız diyebilirim… Belediyemizden memnunuz ama devletten memnun muyuz orası muamma… Ben hayvancılıkla uğraşıyorum, şimdi sularımız bolardı, memnunuz... Buradan göç eden de çok oldu, gelen işgücü de çok oldu... Kaçak işçilerden fırsat bulamaz olduk. İşçi ararız bulamaz olduk... Hakkını arayan bir yerli işgücü çağırsak bizi kurtarmaz, iş bilen birini ucuza bulmak zor... İşten anlayan birini 50 TL’ye çalıştıramazsınız, o da kendine göre halkı, her şey pahalı, hayat pahalı, insanların artık ekonomisi zayıfladı, alım gücü düştü... Yıllar önce Lapta'dan kamyonlar dolusu limon çıkardı ama şimdi hiç kalmadı, kuraklık, yanlış politikalar, destek verilmemesi bu halkı üretimden kopardı. Eskiden limonları çöpe dökerken şimdi Laptalı limonu ilaç niyetine arar oldu. Rahmetlik babamın bahçesi vardı, senede on kamyon ekşi çıkarırdık, şimdi kuyularımız bile kurudu...


Sevim Mavili:

(Karşıyaka Sakini)

“İnsanların da tüccarın da alım gücü düştü”

Hayat pahalılığı, döviz çok zor, her şey pahalı… Artık dışarı yemeğe çıkamıyoruz, sadece özel günlerde çıkabiliyoruz. Hayat pahalılığından dolayı evde birçok giderimizden kısamadık, kısamayız da ama lüks yaşamımızdan kıstık... Eskiden her hafta mangal yapardık şimdi her hafta yapamayız, üstelik misafir ağırlamaktan korkar olduk... Eskiden misafiri tatlısına kadar yedirir öyle gönderirdik, şimdi çok zor... Özel şirkette pazarlamacıyım ve her bölgeyi de geziyorum, gözlemlerime dayanarak insanların da tüccarın da alım gücünün düştüğünü söyleyebilirim...


Kemal Kelle:

(Lapta Sakini)

“inşaatta temiz bir günlük yevmiye 120 TL gündedir, ama siz bunu bir yerli vatandaşa yaptıramazsınız”

Ben 60 yaşındayım ve halen daha iş yaparım, inşaatta temiz bir günlük yevmiye 120 TL gündedir, ama siz bunu bir yerli vatandaşa yaptıramazsınız. Düz bir yerli işçi, kalıpçı, demirci, bulamazsınız, bunu yapan da devlettir, illaki çocuklar okula gidecek, gitsin ama sanatkâr da yetiştirsin... Aradan yıllar geçti ekşilerimiz hep kurudu, yeşil alanımız kalmadı, evler oteller çoğaldı. Eskiden insanlarda araba yoktu şimdi her evin dört arabası var. Bana göre sıkıntı yok, tembel olmamak lazım. Ağır işleri yapmayız, önce terimizi silelim, sonra konuşalım... Herkes memur, insanımız da tembel oldu... İnsanımıza evde tavuk besle desen ‘kokar’ diyecek, gidip şikayet ettiği hormonlu tavukları yiyecek... Bunu biraz da biz yaptık ama temelinde bu insanlara ne oldu da tembel oldular? Esas buna bakmak lazım...


Murat Karadağ:

(Karşıyaka Sakini)

“12, 13 yaşındaki çocukların dahi bet ofislerinde oyun oynadığı konuşuluyor”

Karşıyakalıyız, 30 yıldır burada kalıyorum... Düzenden, peşkeşten şikâyetçiyiz. Dolmuş taşımacılığı ve restorancılık yapıyorum. Hayat pahalılığı beni hiç etkilemedi, beni en çok etkileyen yerli esnafa destek verilmemesidir. Yerli esnafa daha çok destek verilmeli... Bölgede yol sıkıntımız var, yollar harap olmuş durumda... Bölgemizde olan bet ofisleri gençliği zehirliyor. Karşıyaka’da bet ofisi yok, umarım olmaz da... Bölgedeki bet ofislerine giden gençler var, burada kötü alışkanlık ediniyorlar, 12, 13 yaşındaki çocukların dahi bet ofislerinde oyun oynadığı konuşuluyor. Gençlik para tutmuyor, üstüne üstük olan parasını da oraya yatırıyor... Niye izin veriliyor anlamıyorum...

 

Röportaj Haberleri