Berivan BABAHAN
Yılın ilk asgari ücreti yüzde 18,39 oranında belirlenirken, artışın hemen ardından zamlar peş peşe geldi. Önce somun ekmek, ardından süt zamlandı; temel tüketime gelen artışları elektrik ve tüp gaz izledi.
YENİDÜZEN sokağa indi, yurttaşa mikrofon uzattı, pahalılığı sordu. Asgari ücretlinin ve emekli maaşlarının yetmediğinden şikâyet eden yurttaşlar, hükümeti istifaya çağırdı. Her gün artan fiyatlara tepki gösteren vatandaşlar, mevcut hükümete güvenlerinin kalmadığını ve bir an önce erken seçime gidilmesi gerektiğini vurguladı.
YENİDÜZEN’e konuşan Emine Say, UBP Girne Kadın Kolları eski Başkanı Fatma Ünal nam-ı diyar Juju’ya işaret ederek, “Juju’nun bütün ailesini sınavsız dairelere yerleştirdiniz. Bizim çocuklarımız da güneyde çalışmak zorunda kalıyor. Juju hakkında Ünal Üstel çıksın halka cevap versin” dedi.
Asgari ücretin en düşük memur maaşına denk olması gerektiğini söyleyen Şafak Gayde, “Bugün aldığımızı yarın aynı fiyata alamıyoruz” ifadelerini kullandı. Maaşlar artmadan fiyatların arttığını belirten Ayfer Kaya, “Asgari ücretlinin eline geçen 52 bin TL, bütün ödemelerini yapsa, borçlarını ödedikten sonra eline bir maaş daha kalsa gene yetmez” dedi.
Meyrem Alıcı, eşinin emekli olmasına rağmen hâlâ çalışmak zorunda olduğunu belirterek, “Benim eşim 77 yaşında emekli ve hâlâ çalışıyor hem emekli maaşı hem maaş alıyor para yok” sözleriyle tepki gösterdi. İbrahim Avkan, alım gücünün düştüğünü vurgulayarak, “Hayat pahalılığı veriliyor, fakat hayat pahalılığı vermeden insanların elindeki paranın değeri kalmıyor, alım gücü düşüyor” dedi ve hükümeti istifaya çağırdı.
Gençlerin dışarı çıkıp bir kahve içmesine bile maaşın yetmediğini söyleyen Samet Elma, “Dışarı çıkamaz duruma geldik. Hayatımız zamlarla ilerliyor” dedi. Salih Şöföroğlu ise, “Bu hükümetin tek becerdiği tek şey budur zaten, pahalılık” diyerek tepkisini dile getirdi.
Şafak Gayde: “Bugün aldığımızı yarın aynı fiyata alamıyoruz”
“Çok zorlanıyoruz, her şey çok pahalı, alım gücümüz düştü. Asgari ücretin en düşük memur maaşıyla denk olması gerekir. En azından, herkese eşit verilmesi lazım. Biri 200 alırken öbürünün de aynı maaşı alması lazım ki dengelensin. Onların maaşı kaç olur bu durumda, emeklinin maaşı kaç olur? Bil hassa sigorta emeklisinin maaşı çok düşüktür. Aynı marketten zengin de alışveriş yapıyor fakir de. Ama fiyatlar çok pahalı. Bugün aldığımızı yarın aynı fiyata alamıyoruz.”
Emine Say: “Juju’nun bütün ailesi sınavsız devlet işinde, bizim çocuklarımız güneyde işler”
“Siyasiler çıksın biraz dolaşsın, bizim dolaştığımız gibi. Kendi maaşlarına göre değil, bizim maaşlarımıza göre. Yüksek düzeyde, orta düzeyde düşük düzeyde maaş alanlar var, alt düzeye zaten inmiyorlar, en azından orta düzeye baksınlar. Orta düzey bile geçinmekte zorlanıyor. Ünal Üstel düzenleme yapacağını söyledi, nerede? Biz göremiyoruz. Komisyon toplayacağını söylemişti. Biz neden göremiyoruz bu komisyonu. Ben sigorta emeklisiyim ama asgari ücret kadar maaş geçiyor elime. Juju’nun bütün ailesini dairelere yerleştirdiniz sınavsız, bizim çocuklarımız da güneyde çalışmak zorunda kalıyor. Juju hakkında Ünal Üstel çıksın halka cevap versin.”
Ayfer Kaya: “Her şeyden kısıyoruz, doktorlardan bile kısmak durumunda kalıyoruz”
“Kıt kanaat geçinebiliyoruz. Her şeyden kısıyoruz, doktorlardan bile kısmak durumunda kalıyoruz. Birçok sağlık sorunum var ve hepsi için özele gitmek zorunda kalıyorum. Ne randevu alabiliyoruz ne de vaktimiz var bütün gün sırada beklemeye, mecburen özele gidiyoruz. Eskiden çok uzun zaman fiyatlar sabit kalırdı, şimdi her geldiğimizde fiyat sormak zorundayız. Çünkü hep artış var. Maaşlar artmadan fiyatlar arttı, maaşlar arttıktan sonra da fiyatlar arttı. Neye göre artıyor ya da kim kontrol ediyor? Her yerde farklı fiyat var. Bu kadar vergi veriliyor, trafikte ceza kesiliyor, ben ödediğim verginin karşılığını hastanede bakınarak alamıyorum, ne olacak o kesilenler? Dışarda bir muayeneye 5 bin lira ödüyorum, her sağlık probleminde 5 bin lira ödedikten sonra ne kalacak, olacak gibi değil. Asgari ücretlinin eline geçen 52 bin bütün ödemelerini yapsa, borçlarını ödedikten sonra eline bir maaş daha kalsa gene yetmez. Daha bankadan eve gelene kadar para bitiyor.”
Meyrem Alıcı: “Eşim 77 yaşında emekli ve halâ çalışıyor, yine de yetmiyor”
“Maaş daha cebimize girmeden raflara zam geldi. Benim eşim 77 yaşında emekli ve halâ çalışıyor, hem emekli maaşı hem maaş alıyor para yok. Bütün indirimleri takip ediyoruz, nerde hangisi ucuz kontrol ederek yaşıyoruz ve yine de yetmiyor. Her şey pahalı, dikkat etmezsek hiç baş edilmez bu pahalılıkta. Kirada oturanlara Allah yardım etsin.”
İbrahim Avkan: “Memleket yıkılıyor, Hükümet istifa etsin”
“Bu ülkede ekonomi ve paranın idaresi bizde olmadığı müddetçe, pahalılık böyle devam edecek. Fiyatlar gelişigüzel, serbest piyasa denerek hemen hemen her gün değişiyor. Hükümet de bu duruma karşı herhangi bir önlem almıyor. Hayat pahalılığı veriliyor, fakat hayat pahalılığı vermeden insanların elindeki paranın değeri kalmıyor, alım gücü düşüyor. Pahalılığın giderilmesi için hükümetin bu işe eğilmesi lazım, iyi bir politika üretmesi lazım. Serbest piyasadır diye herkes istediği gibi fiyatları ayarlama yetkisi olmamalı. Hükümet istifa etsin! Memleketin durumu ortada, memleketin her yeri dökülüyor.”
Samet Elma: “Hayatımız zamlarla ilerliyor”
“Geçinmek çok zor. Dışarı gidip bir kahve içiyoruz, maaşımızın yarısı bitiyor, geriye bir şey kalmıyor. Markete geliyoruz atıştırmalık için, her gencin almak istedikleri gibi, ucuz bir şey bulamıyoruz. Her şeye zam, dışarda bir şey yiyoruz zam, toplu taşımaya zam! Dışarı çıkamaz duruma geldik. Hayatımız zamlarla ilerliyor.”
Salih Şöföroğlu: “Bu hükümetin tek becerdiği tek şey budur zaten, pahalılık!”
“Bu hükümetin tek becerdiği tek şey budur zaten, pahalılık! Şu an marketteyiz ve örneğin geçen hafta aldığım 1 çanta 300 liraysa, bugün 600 lira. Bu pahalılığın tek nedeni hükümettir. Hükümete güvenmiyorum, başaracağına da inanmıyorum. O yüzden en erken zamanda seçim olması kurtuluşumuzdur, buna inanıyorum.”