“İşsizlik ve iflas artıyor"

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Başkanı Mahmut Kanber, esnafın zorda olduğunu belirtti,  “insanlar ya borçlanıyor ya fırsatçılara yok pahasına işyerlerin satıyor” dedi.

Fayka Arseven KİŞİ

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Başkanı Mahmut Kanber, esnafın zorda olduğunu belirtti,  “insanlar ya borçlanıyor ya fırsatçılara yok pahasına işyerlerin satıyor” dedi.

Hükümetin esnafın sorunlarına yönelik çözüm önerisi bulunmadığını ifade eden Kanber, esnaf, sanayici, üretici için bir yol haritası çizilmediğini belirtti, sosyal patlamanın yaşanacağı öngörüsünde bulundu.

Esnafın bankalara olan borçlarını yapılandırıldığını anımsatan Kanber, “Gelirinizin düştüğü yerde, taksitiniz yükseliyor. Peki bu taksiti nasıl ödeyeceksiniz? Ödeyemezsiniz. Sadece sizi borçlandırıp sömürüyorlar” diye konuştu.

Güneyle kapıların derhal açılması gerektiğini de dile getiren Kanber, “Girne, Mağusa, Lefkoşa çarşısı çok kötü durumda. Kapılar bir an önce açılmalı, sıcak para olmalı” dedi.

Bu hafta KTEZO Başkanı Mahmut Kanber ile çarşının, esnafın durumunu konuştuk.

YENiDÜZEN: Pandemi süreci devam ediyor. Bu süreçte esnafın, çarşının durumu nedir?

KANBER: Esnafta bayram öncesinde bir heyecan oluşurdu. Çünkü bayram öncesi işler açılır ve belki de iş yerleri bir ayı kurtaracak kazancı sağlardı. Ama bu sefer öyle bir durum olmadı. Pandemi süresince ivme hep aşağı doğru gitti. Yüzde 50’nin üzerinde gelir kaybı olan sektörler var. En iyi kazanç yüzde 40… Bu kazançla da işletmeler dönmüyor. Hep borçlanma öngörülüyor. Şu an çarşıdaki esnafın birçoğu hayatını sürdürmek için borçlanmaya çalışıyor. Ona da artık kapasitesi yetmiyor. Çünkü ne zaman kazanmaya başlayacak, işleri nasıl düzelecek bilmiyor. Bu pandemi ile nasıl baş edeceğimiz noktasında da söylemlerin dışında bir program görmedik.

‘Turizm, Haziran gibi olacak’ deniyor ama hangi turizm, hangi yöntemle, hangi aşıyla? Ülkedeki sağlıkla ilgili güvenliğimizi sağlayacak aşı unsurunun ortada yeterince olmayışı esnafı zora sokuyor.

Bu arada da hükümetten bihaber. 10 gündür ne hükümeti, ne de bakanları görüyoruz.  Bir program yok. Ne oluyor, nereye gidiyoruz? Esnaf da ticaret, üretim yapan insanlar da bu yılı kaybetti. Ama o kayıpla birlikte hayatımızı nasıl sürdüreceğimizle ilgili bir veri ortada yok.  

Hükümete sürekli anlatıyoruz; İşsizlik oranı 50 bini geçiyor ve bu daha da artacak. Kapanan işletme sayısı 5 binin üzerine çıktı. Çarşıda borçlanarak iş yerini kapatmadan bekleyen ve artık umudu tükenen, iflas eden insanlar var. Bunlar da bu kervana katılıyor. Bu tanımların içinden çıkmak için bir master plan gerekir.

Esnafın, turizmcinin, sanayicinin, üreticinin tek başına kurtulacağı bir durum yok. Turizm de bir otelden ve denizden ibaret değil. Geriye kalan tüm hizmetler sektörü ile birlikte bir kalkınma hareketi planlanmalıdır. Yüksek öğrenimde de aynı şekilde. Ama bunu okuyacak bir irade ülkede yok.

Bize bunu anlatan da yok. Bize demiyorlar ‘biz tanımladık, pandemiyi 3 yıl yaşayacağız. Buna göre de yol haritamız budur. Sizler de şu ekonomik modelle devam edeceksiniz, biz de size adil destek programı ile destek olacağız.’

Ancak sürdürülebilir bir yöntem belirlenmediği için insanlar ya borçlanıyor ya fırsatçılara yok pahasına işyerlerini, evlerini, arabalarını satıyor. Bu hem sosyal hem ekonomik olarak anlaşılabilir bir durum değil. Bunun içinden de toplumun hep birlikte çıkması gerekiyor, yalnız bireyler bu sorunların içinden çıkamaz. Hep birlikte mücadele ve dayanışma göstermeliyiz. Bir dayanışma ekonomisi modeline geçmeliyiz. Az kazanan ile çok kazananın aynı ortamda bu kadar uzun süre yanyana kalması mümkün değildir. Bu sosyal patlamaya dönüşecek. İnsanlar zor durumda. Çünkü kişi yaşamını sürdürmek için tüm ilkelerinden vazgeçiyor. Bunlar saptanıp, bir sosyolojik tanım konmalı bu tanımı da ülkeyi yöneten iradenin gaile edinmesi gerekir.  

Biz yardımcı olmak istiyoruz ama hükümet edenlerden öyle bir tavır görmüyoruz. Şu an yüksek gelir elde eden kesimler de durumdan mutsuzdur çünkü sıra onlara da geliyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil.


“Bin işletme daha kapanabilir”

YENiDÜZEN: Yılsonuna kadar kapanan işyeri sayısında tablo ne olur?

KANBER: Her yıl bin, bin beş yüz işletme kapanır bir o kadar da açılırdı. Şimdi açılmadığı için yıl sonuna kadar bin işletme daha kapanabilir. Kapatmak çünkü insanları bazı yükümlülüklerden kurtarıyor.

Ya insanlar ailelerinin yanına sığınıyor ya da Türkiye’den buraya gelmişse tekrardan Türkiye’ye dönüyor. Bu da nüfus azalmasına buna bağlı olarak da tüketimin düşmesine neden oluyor. Bu kadar nüfusla da bu ülkenin ekonomik döngüsü dönemeyecek.

YENİDÜZEN: Türkiye ile imzalanan protokolde esnafa ayrılan kaynak var mıydı? Hükümetin esnaf ile ilgili düşüncesi nedir?  

KANBER: Türkiye ile imzalanan protokolün eşit, adil olarak ortaya çıkmadığını biliyoruz. Daha çok alt yapı veya hükümetin popülistçe ihtiyaçlarını karşılayacak yerlere uygun bazı kalemler yazıldı. Ama küçük ve orta ölçekli işletmeler için 60 milyon TL söylenirken, Turizm Bakanlığı bünyesinden bazı sektörlere kullandırıldı. Bu da doğru ve adil değildir. Daha adil olabilecek yöntemlerle sektörler desteklenebilir. Bir sektöre 10 bin TL vermek yerine 10 ay elektriğini ödeseniz çok daha verimli olur.

Esnaf üretemiyor da çünkü ürettiğini satamıyor. Bir daha bu döngü nasıl dönecek, sermaye nasıl oluşacak? Dolayısıyla bizim ekonomik protokollerden çok kendi ayaklarımız üzerinde duracak, kalkınacak, kalkınma modellerini ortaya koyacak, siyasi iradelere ihtiyacımız var. Bu hükümetten böyle bir beklentimiz yok ama diğer partilerin bunu ortaya koyacağı modellemelere ihtiyacımız var.

Söz dinlemeye çok ihtiyacımız yoktur çünkü herkes yaşıyor. İnsanlar parasız geçinemiyor ama bununla ilgili de bir adım maalesef yoktur.

Ekonomi öyle acımasızdır ki para kazanamıyorsanız rekabeti acımasızca yaparsınız. Yani halk sağlığına dikkat etmezsiniz, iş güvenliğine dikkat etmezsiniz, sigorta yaptırmazsınız çünkü insanlar bir şeylerden vazgeçmek zorunda kalır duruma geliyor. 


“Borçlandırıp sömürüyorlar”

YENiDÜZEN: Kapanmaların ardından ‘destek paketi’ adı altında, esnaf borçlandırılmıştı. O dönemde bu yöndeki eleştirilerinizi dile getirdiniz. Şimdi alınan kredilerin ödeme dönemi geldi, para yok.  Hükümet size bir B planı sundu mu? Ne olacak?

KANBER: B planı acımasızca tekrardan borçlanma, tekrar faiz. Eskilerin üzerine tekrar faizler konuldu.  Faiz yasası ile ilgili diğer ekonomik örgütlerle birlikte bir çalışma yaptık. Bu işin kökten çözülmesi gerekiyor. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu yok. İnsanların kazancı yokken, gelir kaybı varken taksit miktarları artıyor. Devlet diyor ki ‘yapılandırın’. Ama yapılandırdığınız zaman yeni borcunuz, eski borcunuzdan yüzde 30 daha yüksek. Gelir kaybınız ise bazı yerde yüzde yüz, bazı yerde yüzde 50. Gelirinizin düştüğü yerde, taksitiniz yükseliyor. Peki bu taksiti nasıl ödeyeceksiniz? Ödeyemezsiniz. Sadece sizi borçlandırıp sömürüyorlar.  Pandeminin ilk aylarında bu durumdan çıkmayı 5 yıl görürdük ama 5 yılda bile bu işin içinden çıkamayız. Kaynakların işletmelere ulaşması çok reel bir durum değil. İşveren ve çalışanlara 1500 TL yardım yapılmıştı. Bu da 12 ayda 1 kez yapıldı. Bunu 12 aya böldüğünüzde 125 TL!.. İkinci kez verdiklerinde de ayda 200 TL’ye filan denk geliyordu.

Eğer devletim diyorsan ‘‘Bizim paramız yok, başınıza ne gelirse kabul edin, kaynağımız yok’ deme lüksüne sahip değilsin. Bunları duymak için hükümet edilmesine razı değiliz. Çünkü bu kadar sıkıntının içerisinde ‘biz bu ülkeyi en iyi yönetiriz’ dediniz. Ama şimdi hani nerde?


“Kapılar derhal açılmalı”

YENİDÜZEN: Güneyle geçiş kapılarının açılması yönünde istek var. Sizin bu konudaki tavrınız nedir?

KANBER: Pandemiye kadar iki toplum ekonomik, sosyal kültürünü paylaşarak bir ada ekonomisi oluşturdu. Kuzeyde esnafta dolaşan sıcak paranın büyük bir kısmı güneyden geliyordu. Biz her zaman daha çok kapının açılmasını daha çok karşılıklı ticaretin yapılmasını savunduk, hala savunuyoruz. Pandeminin başlamasıyla birlikte birkaç kez eylem de yaptık, kapılar derhal açılmalıdır. Tabii burada sorun, sadece 2 kapı güney tarafından kapatılmıştır, biri Lokmacı, diğeri Mağusa… Diğerlerini biz açmıyoruz. Şimdi eğer ülkeyi ekonomik olarak bir refaha çıkaramıyorsanız, refaha çıkaracak adımlar atmalısınız.

Güneydeki toplum ekonomik olarak bizden daha refah ve para birimi de bizden çok değerli…  Onların ucuz tüketimi, bizim de kazancımız için kapıların açılması gerekir.

Çünkü Lokmacı, Mağusa Suriçi, Girne her yer buradan besleniyor. Şu an Lokmacı’daki bütün işletmeler kapalı. Bu kadar zamandır da kiralarını ödeyemiyorlar. Esnafın kiralarını yapılandırsanız ne olur? İnsanlar kazanmadan kirasını nasıl ödesin? Samimi olarak bu esnaflarla ilgili bir çalışma yapılmalıdır.

Biz güneydeki muhataplarımızla kapıların derhal açılması, alışverişin yeniden yapılabilmesi için görüşüyoruz. Önümüzdeki günlerde muhtemelen kapıların önlerini ısıtacağız.

YENiDÜZEN: Esnaf hem borç hem de bin bir dert ile boğuşuyor. Oda olarak eylem planınız nedir?

KANBER: 15 aydır eylem planımızı sürdürüyoruz.  En son hükümeti görevini yapmadığı gerekçesi ile dava ettik. Anayasa’nın eşitlik ilkesine göre insanların belli bir gelir sağlaması gerektiğini iddia ediyoruz.

Eylemlerimiz de devam edecek. Kapıların açılması konusunda da hükümetin duyarlı olmasını isteyeceğiz. Örneğin Lokmacı Kapısı’nın neden açılmadığının izahını istiyoruz. Açmak istemimizin sebebini biz ortaya koyacağız.

YENiDÜZEN: Pandemi sürerken tabi ki birçok kalemde de artışları görüyoruz. Şimdi elektrik zammı gündemde…

KANBER: Yaz geliyor ve enerjiye en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman. Enerjinin bu dönemde zamlanması kabul edebileceğimiz bir durum değil. Popülistlik yapıp harcadığınız paralarla veya fonları boşaltacağınıza buraları sübvanseye edebilirsiniz. Halk bu zamları anlamayacak anlamak da istemiyor. Bunun karşılığı cebimizde yok. Kazanırken, zam bir derece kabul edilebilir ama ‘işletmeleri açın ve bu işletmeleri sürdürün’ derken bu zammı kabul etmeyeceğiz. Bunu kabul etmemek için de diğer örgütlerle birlikte bazı yöntemler ortaya koyacağız.

Röportaj Haberleri