İşbirliği ve Ortaklıklar yoluyla İnsan Ticaretiyle Mücadele

İşbirliği ve Ortaklıklar yoluyla İnsan Ticaretiyle Mücadele

 

Meltem Ersan
mersoy@iom.int


Bireylerin insan haklarının savunulduğu 21. yüzyılda, insan ticareti yaşam hakkı dahil tüm insan haklarının ihlal edildiği,  kişiye karşı işlenen en ciddi suçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre yılda 800,000 ile 2,500,000 kadın, erkek ve çocuk kendi ülkelerinde ya da sınırların aşılmasıyla insan ticaretine maruz kalmaktadır. Ayrıca veriler kadın ve çocukların daha yüksek oranda mağduriyetini ortaya koymaktadır.

İnsan ticareti, toplumsal cinsiyet eşitliği, çalışma, güvenlik, kalkınma gibi alanlarla örtüşen, karmaşık bir olgudur. İnsan ticaretiyle mücadelede kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım benimsenmiş olmakla birlikte son on dört yılda insan ticaretiyle mücadele alanında  küresel  düzeyde edinilen deneyimler, insan ticaretinin önlenmesi, insan ticaretine maruz kalan kişilerin tespiti ve korunması ile suçun kovuşturulmasında halen ciddi zorluklar olduğunu göstermektedir. Ayrıca ulusal ve uluslararası düzeyde işbirlikleri oluşturulmadan ve etkin koordinasyon sağlanmadan insan ticaretiyle mücadele etmenin mümkün olmadığı görülmektedir.

Uluslararası yasal çerçeve, son yüzyılda insan ticaretinin önlemesi ve maruz kalanların korunması konusunda son derece sofıstike bir çerçeve sunmaktadır. Son 15 yılda Birleşmiş Milletler (BM) Sınırötesi Suçla Mücadele Sözleşmesi ile İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına ilişkin tamamlayıcı Protokolü ve Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine karşı Eylem Sözleşmesi yürürlüğe girmiştir. BM Protokolü’ne 159 ülke ve Avrupa Konseyi sözleşmesine 44 ülke taraf olmuştur.  Konsey sözleşmesinin Protokol’den bir farkı  “Greta” adı verilen bağımsız bir izleme mekanizmasının oluşturulmasıdır. Sözleşmeye taraf ülkeler, sözleşme hükümlerin uygulanması hususunda bağımsız uzmanlar tarafından izlenir ve raporlanır. Devletler sözleşme hükümlerini iç hukuklarına farklı şekilde uyarlayabilirler. Bu nedenle küresel düzeyde farklı anlayış ve uygulamalar beraberinde iyi uygulama örneklerini ortaya çıkarmaktadır. Ancak gerek uluslararası hukuk gerekse ulusal mevzuatlar insan ticaretinin ortadan kaldırılmasında tek başlarına yetersiz kalmaktadırlar.  

Devletlerin insan ticaretiyle mücadele etmelerinde politik kararlılık esasdır. Ayrıca, kamuoyu dahil ilgili tüm paydaşların farkındalığı ve işbirlikleri insan ticaretine karşı mücadelede anahtardır. Bu yazı, işbirliği platformu oluşturarak insan ticaretiyle kapsamlı mücadele yürütülmesinin önemine vurgu yapmakta ve Türkiye’nin 2002 yılından günümüze yürüttüğü mücadele çalışmalarından iyi uygulamalara dair örnekler sunmaktadır.

Türkiye’nin deneyimlerinden yararlanmadaki amaç,  hedef ülke konumunun yanısıra Türkiye ile  Kıbrıs’ın kuzeyi arasında insan hareketliliği geçişlerinin ve ulaşım kolaylığının oluşu ile Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadele programını işbirlikleriyle yürütmede kazandığı deneyimlerin yansıtılmasıdır. 

İnsan ticaretinin farklı alanlarla örtüşüyor olması, insan ticaretine karşı yürütülecek mücadelede oluşturulacak koordinasyon mekanizmalarının içinde ilgili tüm paydaşların yer almasını gerektirmektedir. 2000’li yılların başında bu mekanizmalar yetkili birkaç resmi kurumun, özellikle kolluk ve adli makamların oluşturduğu mekanizmalarken, daha sonraki dönemlerde sivil toplum örgütleri, belediyeler, meslek odaları gibi kuruluşların da yer aldığı platformlara dönüşmüştür.

Türkiye’de koordinasyon mekanizması “Ulusal Görev Gücü” adıyla 2002 yılında kurulmuştur. Dışişleri Bakanlığı’nın başkanlığında oluşturulan “İnsan Ticaretiyle Mücadele Ulusal Görev Gücü” (UGG) insan ticaretiyle mücadeleye dair öncelikli ulusal gündeme ve bu süreçte izlenecek politika ve stratejilere yön veren kurumlarararası bir koordinasyon mekanizmasıdır. UGG ilgili icracı Bakanlıkları, kolluk kuvvetlerini, yüksek yargıyı, belediye ve meslek odalarını ve diğer ilgili kurumları biraya getirmektedir. 2005 yılında bu alanda aktif çalışan sivil toplum örgütlerinin yanısıra, Uluslararası Göç Örgütü ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu gözlemci statüsüyle görev gücüne katılmışlardır.  UGG düzenli toplanarak gelişmeleri gözden geçirmekte, eksiklikleri tespit etmekte, ulusal ve uluslararası gelişmeler ışığında ileriye dönük planlamalarda bulunmaktadır.

Görev Gücü, Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadelesinde lokomotif işlevi görmüştür. Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadele alanında ilk eylem planı UGG tarafından 2003 yılında hazırlanmış, kurumlararasında görev paylaşımı yapılmış ve görev gücü düzenli toplantılar yaparak gelişmeleri yakından takip etmiş ve bu plan 2007 yılında başarıyla yerine getirilmiştir. Gerektiğinde UGG bünyesinde oluşturulan alt teknik çalışma grupları  belirli konu başlıklarını ayrıntılı ele almakta ve raporlar hazırlamaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda yaptırıma bağlanan insan ticareti suçundan verilen kararları incelemek üzere Adalet, İçişleri, Dışişleri Bakanlıkları ve bağlı kuruluşları tarafından kurulan alt grup buna örnek olarak verilebilir. Bu grubun yaptığı istişare toplantıları ve koordine ettiği alan araştırmasının neticesinde yasal düzenlemelerde değişiklik yapılması önerisi sunulmuş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2006 yılında Türk Ceza Kanunun’da değişiliklere neden olunmuştur. Yapılan bu değişiklikler, insan ticareti suçundan verilen cezaların ciddi oranda artmasıyla sonuçlanmıştır.  UGG kapsamında kurulan alt çalışma gruplarından bir diğeri, kamuoyunda farkındalık yaratmak ve İnsan Ticareti Mağdurları için kurulmuş olan 157 Acil Yardım ve İhbar Hattı’nı tanıtmak üzere hazırlanan kampanyalara ilişkin koordisyonu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu izniyle tüm televizyon ve radyo kanallarında ücretsiz yayınlanmasını sağlamıştır. Diğer bir grup, Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine karşı Eylem Sözleşmesi’ne uyum sağlanması ve gerekli olabilecek mevzuat değişikliklerini ele almak amacıyla kurulmuştur. En son kurulan alt çalışma grubu insan ticaretiyle mücadelede çerçeve kanun tasarısı taslağının geliştirilmesine katkı sağlamıştır. Ulusal Görev Gücü Koorninatörü Dışişleri Bakanlığı insan ticareti mağdurlarına destek sunan uzmanlaşmış sığınmaevlerine ve 157 Yardım Hattı’na 2010 -2014 yılları arasında finansal destek sağlamıştır.(1)

İşbirliği konusunda en iyi uygulamalardan diğeri, kuşkusuz kolluk ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğidir. Özellikle mağdurların tespit edilmesi ve korunmasında sözkonusu işbirliği yadsınamaz. Mağdur Tespit ve Destek Süreçlerinin (Ulusal Yönlendirme Mekanizması olarak da adlandırılmaktadır) yanısıra, düzenli bilgi ve deneyim paylaşımı, ortak eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesi işbirliklerinin işlevselliğini sağlamak ve organize bir suç olan insan ticaretiyle etkin mücadele açısından  önem taşımaktadır. Sınır aşan niteliği açısından; kaynak, geçiş ve hedef ülkelerin kolluk kuvvetleri ile sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliği de kaçınılmazdır. Bu işbirliğinin çerçevesinin oluşturulması ve yaşadığımız çağdaki teknolojik gelişmeleri de dikkate alan etkin araçlarla düzenli olarak tesis edilmesi, gerek mağdurların korunması ve güçlendirilmeleri gerekse suçluların cezalandırılmaları açısından önemlidir.   

Türkiye’den bu alanda iki önemli girişimi iyi uygulamalar kapsamında paylaşabiliriz.  Bunlarda ilki Ulusal Yönlendirme Mekanizması’nın koordinatörlüğünü yürüten Emniyet Genel Müdürlüğü ve diğer bir kolluk birimi olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın sivil toplum kuruluşlarıyla yaptıkları ikili anlaşma protokolleridir.  Bu sayede sivil toplum örgütlerinin ulusal yönlendirme mekanizmasının önemli bir paydaşı olduğu kabul edilerek, işbirliğinin çerçevesi çizilmektedir.  Kolluk tarafından tespit edilen mağdurlar, sivil toplum kuruluşlarına fiziksel, psikolojik ve hukuki yardım almaları ve güvenli bir şekilde barındırılmaları için yönlendirilmektedirler.  Ayrıca ortak eğitim faaliyetleri mağdur tespit süreçlerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Kolluk kuvvetleri gerekli durumlarda mağdur tespit sürecinde sivil toplum kuruluşlarının uzmanlarıyla iştişare etmekte ve sürece dahil edebilmektedir. Türkiye’de kolluk birimlerinin tüm vakalarda gerek sivil toplum örgütlerinin uzmanları gerekse sosyal hizmet uzmanları, psikologlarla yakın işbirliğinde tespit süreçlerinde işbirliği yapmaları konusunda çalışmalar devam etmektedir. Aynı zamanda ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasındaki işbirliğide son derece önemlidir. Bazı hususlarda özellikle mağdurlara verilecek destek hizmetleri kapsamında  işbirlikleri resmi protokollerle belirlenebilir.  Diğer iyi bir örnek kaynak ülkelerle yapılan ikili işbirliği anlaşmalarıdır.  Bu kapsamda Türkiye, Belarus, Moldova, Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistanla ikili anlaşmalar imzalamıştır.  Bu anlaşmalar özellikle operasyonel işbirliği çerçevesini geliştirerek gerek ortak opesyonlar düzenlenmesi gerekse düzenli bilgi akışının sağlanması yoluyla sınır aşan insan ticaretiyle mücadeleye ivme kazandırmaktadır.

Küresel düzeyde edinilen deneyimler, insan ticaretinin farklı görünüş şekilleri dikkate alındığında  özel sektörle işbirliğinin önemine dikkat çekmektedir. Zira işdünyası kişilerin ilk tedarik edilmelerinden, sömürü amacıyla taşınmaları, sevk edilmeleri, kabul edilmelerinde direk ve indirekt olarak  ilgili olabilmektedir.  İş dünyası son bir kaç yıldır özellikle “etik istihdam” ve “insana yaraşır iş”  konularında yeni yaklaşımlar getirmekte ve işbirlikleri geliştirmektedir. Bir diğer insiyatif BM Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) özel sektör kuruluşlarını 10 temel ilkeyi iş kültürü, stratejileri ve uygulamaları açısından uymaya çağırmaktadır (www.unglobalcompact.org).  Bu ilkeler insan hakları, çalışma standardları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında olup, insan ticaretiyle mücadele açısındanda önemlidir.  Örneğin çalışma standardlarındaki ilkeler; zorla ve zorunlu işçi çalıştırma uygulamasına son verilmesi, her türlü çocuk işçi çalıştırılmasına son verilmesi hususlarını içermekte, insan hakları ilkeleri ise iş dünyasının insan hakları ihlallerinde suç ortağı olmamasını ve insan haklarının desteklenmesi ve saygı duyulmasını teşvik etmektedir.  Bu ilkeleri benimseyen şirketlerin sayısı artış göstermektedir. 

Sadece profesyonel kimliklerimizle değil, birey olarak da insan ticaretiyle mücadeleye katkı sağlayabiliriz.  Bunun için farkındalığımız artması son derece önemlidir.  Türkiye’de 157 Yardım Hattı’nı arayanların büyük bir kısmı insan ticaretine maruz kalan kişileri farketmiş ve yardım talep etmiş kişilerdir.  Bireysel farkındalığımız bir kişinin hayatını kurtarabilir ve değiştirebilir.  Yardım hattının bilinirliğine herkes katkı sağlayabilir.  Son dönemde küresel bazda yapılan çalışmalar, aldığımız günlük ürünlerinin bazılarının insanlık dışı koşullarda, emekleri karşılığı çok az para kazanan ya da hiç para kazanmayan insanlar tarafından üretiliyor olabileceğine dikkat çekmektedir. “Buy Responsibly”, tüketicilerin her gün satın aldıkları ürünlerin insan ticaretine maruz kalmış veya zorla çalıştırılan insanlar tarafından üretilmiş olabilme olasılığı hakkında insanları bilinçlendirmek için Uluslararası Göç Örgütü (International Organization for Migration - IOM) tarafından başlatılmış bir kampanya olup, 2014 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Son dönemde Kıbrıs’da yapılan yasal düzenlemeler ve Acil Yardım Hattın’nın faaliyete geçirilmesi insan ticaretiyle mücadelede son derece önemli adımlardır. İlgili tüm paydaşların oluşturacağı  işbirlikleri ve ortaklıklarla sürdürülebilir, kapsamlı ve etkin mücadele sağlanabilecektir. 

(1) Türk Hükümeti tarafından 2005 yılında kurulan ve Dışişleri Bakanlığı koordinasyonunda Uluslararası Göç Örgütü tarafından işletilen, 157 Yardım Hattı kolluk kuvvetleri ile yakın işbirliği içinde çalışmaktadır ve Türkiye Ulusal Yönlendirme Mekanizması’nın önemli bir unsurudur. Aynı zamanda uluslararası camiada en iyi uygulamalar arasında gösterilmektedir. Türkiye’nin her yerinden ve cep telefonlarından 157 çevrilerek ulaşılmakta olup, 7 /24 sistemiyle hizmet vermektedir. Ayrıca yurt dışından da ücretsiz +90.312.157 11 22 aranarak uluslararası erişime açıktır.

Dergiler Haberleri