Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen) Genel Sekreteri Ömer Gedik, fiber altyapı projesine ilişkin imzalanan protokolün Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasının, sendikanın aylardır dile getirdiği uyarıların haklılığını ortaya koyduğunu belirtti.
Gedik, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın açıklamasıyla birlikte sekiz aydır yürüttükleri mücadelenin sonuç vermeye başladığını ifade ederek, sürecin yalnızca hukuki bir tartışma olmadığını söyledi.
Açıklama şöyle:
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürmanın açıklaması ile, Sekiz aydır kararlılıkla yürüttüğümüz haklı mücadele artık meyvelerini vermeye başlamıştır. Başından beri dile getirdiğimiz uyarıların ve ortaya koyduğumuz itirazların ne kadar yerinde olduğu, söz konusu protokolün Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasıyla birlikte açık biçimde ortaya çıkmıştır.
Bu gelişme yalnızca hukuki bir süreç değildir. Aynı zamanda görmezden gelinmeye çalışılan gerçeklerin, kamu yararının ve Telefon Dairesi’nin yıllar içinde oluşturduğu altyapının, özkaynakların ve emeğin haklılığının gün yüzüne çıkmasıdır.
Bu süreçte verilen mücadele sadece bir sendikal duruş değildir. Telefon Dairesi çalışanlarının, sendikamızın üyelerinin ve konuya duyarlılık gösteren tüm paydaşların ortak iradesidir. Bu mücadele; görmezden gelinmek istenen Telefon Dairesi’nin, kamu kaynaklarıyla inşa edilmiş altyapının ve bu ülkenin çocuklarının yarınlarının savunusudur.
Bugün bu sesi anayasal zemine taşımış olmanın onurunu ve gururunu taşıyoruz.
Başından beri açık şekilde ifade ettik: Biz fiber altyapı projesine karşı değiliz. Tam tersine, ülkenin dijital geleceği için fiber altyapının gerekliliğini en erken dile getiren taraflardan biri olduk. Karşı çıktığımız şey proje değil, yanlış hazırlanmış ve kamu yararını yeterince gözetmeyen protokolün kendisidir.
Nitekim bu durum, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı tarafından da dile getirilmiş ve protokolde düzeltilmesi gereken noktalar olduğu ifade edilmiştir. Konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınması ise bu tespitlerin somut bir yansıması olmuştur.
Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki bu ülkenin ihtiyaç duyduğu böylesine stratejik bir hizmet, hükümet edenlerin iş bilmezliği ve işgüzarlığı nedeniyle gereksiz yere geciktirilmiştir.
Oysa en başından itibaren sendika, çalışanlar ve tüm paydaşlarla birlikte bu mesele etraflıca ele alınmış olsaydı, bugün çok farklı bir noktada olabilirdik.
Telefon Dairesi’nin yıllar içinde oluşturduğu altyapı ve özkaynaklar doğru değerlendirilerek, devlet merkezli bir anlayışla fiber altyapı en hızlı ve en etkin şekilde kurulabilirdi. Bu sayede:
•Devletin gelirleri artırılabilir,
•Yeni istihdam alanları yaratılabilir,
•Hizmet kalitesi daha üst seviyeye taşınabilir,
•Ülkemiz uluslararası rekabette çok daha güçlü bir konuma gelebilirdi.
Bugün Kıbrıs’ın güneyinde faaliyet gösteren CYTA gibi güçlü yapılarla rekabet edebilecek bir telekomünikasyon altyapısına çoktan ulaşmış olabilirdik.
Buna rağmen mücadelemiz yalnızca geçmişte yapılan yanlışları göstermek için değildir. Bizim mücadelemiz doğruyu kurmak ve ülkenin geleceğini korumak içindir.
Bu nedenle çağrımız nettir:
Ülkenin geleceğini ilgilendiren böylesine büyük projeler, Telefon Dairesi’nin varlığı, kamu yararı ve devlet aklı temelinde, tüm paydaşların katılımıyla şekillendirilmelidir.
Çünkü bu mesele sadece bir altyapı meselesi değildir.
Bu mesele bu ülkenin dijital geleceği, ekonomik gücü ve çocuklarımızın yarınları meselesidir.