İnsanlar ölüyor, siyaset izliyor

Dörtyol’da 26 yaşındaki Hammad Pakistani’nin 6’ncı kattan düşerek can vermesi, Kıbrıs’ın kuzeyindeki İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) sistemindeki kara deliği bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Ödül AŞIK ÜLKER

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) Genel Sekreteri Zeliş Demirkıran, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki en temel sorunun, sistemin bütüncül bir yaklaşımla yönetilememesi olduğunu kaydetti. Demirkıran, denetim, eğitim, veri takibi ve uygulama süreçlerinin birbirinden kopuk ilerlemesinin sorunu daha da derinleştirdiğinin altını çizerek, kurumlar arası dijital sistemin hayata geçirilmesinin etkin denetimin sağlanabilmesi için temel bir gereklilik olduğunun altını çizdi.

Mevzuatın genel olarak yeterli ve doğru hükümler içerdiğini dile getiren Demirkıran, “Çalışma Dairesi’ndeki müfettiş sayısının yetersizliği, yaptırımların etkin uygulanamaması ve dijital altyapının eksikliği nedeniyle, sistem sahada tam olarak işlerlik kazanamamaktadır. Sorun, ne yapılacağının bilinmemesi değil, bilinenlerin sahada uygulanamamasıdır” diye konuştu.

İSG’nin bir maliyet değil, insan hayatını koruyan ve işletmenin sürdürülebilirliğini sağlayan bir yatırım olduğunu vurgulayan Zeliş Demirkıran, mevzuat bilgisinin sınırlı, risk algısının düşük ve sahadaki tehlikelere yönelik farkındalığın yetersiz olmasının da önemli eksiklikler olduğunu kaydetti.

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Demirkıran, Kıbrıs’ın kuzeyinde sistemin çoğunlukla reaktif olduğunu yani kazalar meydana geldikten sonra müdahale edildiğini söyleyerek, gelişmiş ülkelerle İSG’nin proaktif bir anlayışla ele alındığını; riskler oluşmadan önlendiğini,  denetimlerin düzenli ve veri temelli yapıldığını anlattı.

Zeliş Demırkıran, “İş kazaları kader değil; alınmayan önlemlerin, kurulmayan veya kurulamayan sistemlerin ve ertelenen kararların sonucudur” dedi.

“Temel sorun uygulamadadır”

Soru: 2008 yılında yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’ndaki düzenlemeler  yeterli mi?

Demirkıran: İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, kapsamı ve yaklaşımı açısından güçlü bir çerçeve sunmaktadır. Ancak sahada, yasanın öngördüğü yükümlülüklerin, büyük ölçüde tam anlamıyla uygulanamadığı görülmektedir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde ve yüksek riskli sektörlerde İSG hizmetlerinin alınmadığı, risk değerlendirmelerinin yapılmadığı ya da sadece kağıt üzerinde kaldığı bir tablo söz konusudur.

Temel sorun yasanın kendisinden ziyade uygulamadadır. Mevzuat genel olarak yeterli ve doğru hükümler içermektedir. Çalışma Dairesi’ndeki müfettiş sayısının yetersizliği, yaptırımların etkin uygulanamaması ve dijital altyapının eksikliği nedeniyle, sistem sahada tam olarak işlerlik kazanamamaktadır. Sorun, ne yapılacağının bilinmemesi değil, bilinenlerin sahada uygulanamamasıdır.,

“Müfettiş sayısının yetersizliği, sahada doğrudan hissedilmektedir”

Soru: Etkin denetim nasıl olmalı?

Demirkıran: Denetim yetkisi, yasal olarak Çalışma Dairesi bünyesinde olmasına rağmen, sahada etkin bir denetim mekanizması kurulamamıştır. Bunun temel nedenlerinin başında, mevcut müfettişlerin iş sağlığı ve güvenliği alanının yanı sıra, dairenin sorumluluk alanına giren diğer konularla da ilgilenmek zorunda kalmalarıdır; bu da denetimlerin sürekliliğini ve etkinliğini olumsuz etkilemektedir. Mevcut insan kaynağıyla tüm iş yerlerinin düzenli ve etkin şekilde denetlenmesi mümkün değildir. Bunun yanında, iş sağlığı ve güvenliği alanında uzmanlaşmış müfettişlerin yer aldığı ayrı bir İSG biriminin bulunmaması, denetimlerin niteliğini de sınırlamaktadır. Müfettiş sayısının yetersizliği, sahada doğrudan hissedilmektedir. Bu durum denetim sıklığının düşmesine, bazı sektörlerin gözden kaçmasına ve yaptırımların caydırıcılığının azalmasına neden olur. Denetlenmediğini düşünen işverenlerde ise, İSG hizmeti alma eğilimi ciddi şekilde azalmaktadır.

“Dijital altyapının olmaması, denetimlerin etkinliğini ciddi şekilde azaltmaktadır”

Dijital altyapının olmaması da, denetimlerin etkinliğini ciddi şekilde azaltmaktadır. Süreçlerin manuel ilerlemesi nedeniyle hangi iş yerinin İSG hizmeti aldığı, hangi inşaatın aktif olduğu veya hangi risklerin bulunduğu, sistematik olarak takip edilememektedir. Oysa dijital sistemle, veriler anlık izlenebilir, denetimler planlı hale getirilebilir ve eksiklikler hızlıca tespit edilebilir. Dijital bir takip sistemi kurulmadan, tüm iş yerlerine ulaşan, planlı ve sürdürülebilir bir denetim modelinin oluşturulması mümkün değildir.

İSG, uzmanlık ve süreklilik gerektiren bir alandır. Bu nedenle, ayrı bir İSG biriminin kurulması büyük önem taşır. Böyle bir birim sadece denetim yapmakla kalmaz; veri toplama, analiz, takip ve rehberlik süreçlerini de yönetir. Bu da sistemin bütüncül işlemesini sağlar, önleyici yaklaşımı güçlendirir ve sahadaki uygulamaların standartlaşmasına katkı sağlar.

Özetle; müfettiş sayısının artırılması, İSG alanında uzmanlaşmış ayrı bir denetim biriminin kurulması ve kurumlar arası dijital sistemin hayata geçirilmesi, etkin denetimin sağlanabilmesi için temel gerekliliklerdir. Bu üç unsur sağlanmadan etkin ve sürdürülebilir bir denetim sisteminden söz etmek mümkün değildir.

“İSG bir maliyet değil, insan hayatını koruyan bir yatırımdır”

Soru: Bazı işverenlerin İSG konusuna gerekli önemi vermemesini, İSG hizmeti almamasının neye bağlıyorsunuz?

Demirkıran: İşverenlerin en büyük eksikliği, iş sağlığı ve güvenliğini bir zorunluluktan ziyade, maliyet unsuru olarak görmeleridir. Oysa İSG, bir maliyet değil, insan hayatını koruyan ve işletmenin sürdürülebilirliğini sağlayan bir yatırımdır. Ayrıca mevzuat bilgisinin sınırlı olması, risk algısının düşük olması ve sahadaki tehlikelere yönelik farkındalığın yetersizliği de, önemli eksiklikler arasındadır.

Bazı işverenlerin İSG hizmeti almamasının temel nedeni, denetim eksikliği ve yaptırımların sahada etkin uygulanmamasıdır. İşverenler denetlenmedikleri sürece, İSG hizmeti alma zorunluluğunu hissetmemektedir. Ayrıca ruhsat, işyeri açılışı ve faaliyet süreçlerinde, İSG’nin etkin bir kontrol noktası olarak yer almaması da bu durumu güçlendirmektedir.

Soru: Geçtiğimiz günlerde, yine bir iş kazası veya cinayetiyle sarsıldık. Bir işçi yüksekten düşerek hayatını kaybetti. En fazla iş kazası olduğu görülen inşaat sektöründe, İSG hizmeti alınmadan projelerin yürütülmesi ve tamamlanması nasıl mümkün oluyor?

Demirkıran: Kaçak işçi çalıştırılması, dil problemi, kalifiye iş gücü eksikliği ve gerekli önlemlerin alınmaması; ölümlü iş kazalarının arkasındaki en temel nedenler arasında yer almaktadır.Kaçak çalışanlar, İSG eğitimlerinden ve sağlık kontrollerinden yoksun olduğu için riskler görünmez hale gelirken, işveren sorumluluğu da fiilen zayıflamaktadır. Bunun yanında sahada gerekli önlemlerin alınmaması, korkuluk, yaşam hattı, uygun ekipman, denetim eksikliği gibi faktörler kazaları doğrudan ölüme dönüştüren en kritik faktörlerden biridir. Dil problemi, çalışanların talimatları ve uyarıları tam olarak anlayamamasına yol açarak yanlış uygulamaları ve acil durumlarda hatalı müdahaleleri beraberinde getirir. Kalifiye iş gücü eksikliği ise, deneyimsiz çalışanların riskleri öngörememesi nedeniyle özellikle yüksekten düşme, ekipman kazaları ve ağır yaralanmaların artmasına neden olur. Sonuç olarak; denetimsiz, eğitimsiz, iletişimsiz ve önlemsiz bir çalışma ortamı, iş kazasını bir ihtimal olmaktan çıkarıp kaçınılmaz bir son haline getirmektedir.

“İSG hizmeti almayan birçok inşaat, tespit edilememektedir”

İSG hizmeti alınmadan inşaat sürecinin yürütülmesinin temel nedeni, sistemsel boşluklardır. Müteahhitler Birliği tarafından talep edilen belgelerde, İSG uzmanı imzası bulunmasına rağmen, bu evrakların Çalışma Dairesi tarafından zorunlu olarak talep edilmemesi, mühürlenerek kayıt altına alınmaması ve sistematik bir şekilde takip edilmemesi, önemli bir eksikliktir. Bu nedenle, sahada İSG hizmeti almayan birçok inşaat tespit edilememekte ve süreç denetim dışında kalmaktadır. Sürecin, dijital bir sistemle Çalışma Dairesi’ne entegre edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında, yerel yönetimlerin de sürece dahil edilerek, iş yeri açılışları, ruhsat yenilemeleri ve inşaat ruhsatı aşamalarında, İSG hizmeti alınıp alınmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir. Belediyelerle Çalışma Dairesi arasında kurulacak entegre veri paylaşım sistemi, ortak takip mekanizması, merkezi kayıt sistemi sayesinde, tüm iş yerleri ve inşaat faaliyetleri anlık olarak izlenebilir hale gelebilecektir. Bu yapı kurulduğu takdirde, İSG hizmeti almadan faaliyet gösteren işletmelerin, büyük ölçüde önüne geçilecek ve denetim sistemi daha etkin hale gelecektir. Belediyeler, Çalışma Dairesi ile entegre çalışmalı; ruhsat verilen veya yenilenen iş yerlerine ait bilgiler dijital sistem üzerinden paylaşılmalıdır. Böylece denetim dışı kalan işletmelerin tespiti kolaylaşır.

İSG alanında yapılacak düzenlemeler iş kazalarını, meslek hastalıklarını, iş gücü kayıplarını ve üretimde durmaları azaltır. Bu da, hem işverenin maliyetlerini düşürür, hem de ülke ekonomisine katkı sağlar. Güvenli çalışma ortamı, verimliliği artırır, kayıtlı çalışmayı teşvik eder ve sürdürülebilir üretim yapısını güçlendirir. İSG’nin yaygınlaşması yeni istihdam alanları oluşturur. İSG uzmanları, işyeri hekimleri, eğitimciler, denetim personeli ve teknik destek ekiplerine olan ihtiyaç artar. Aynı zamanda daha güvenli iş yerleri, çalışan bağlılığını ve verimliliği artırır. Bu nedenle İSG’nin yaygınlaşması hem nitelikli istihdamı hem de güvenli çalışma kültürünü güçlendirir.

“Sorun, teknik yetersizlikten ziyade, yönetimsel kararlılık eksikliğidir”

Soru: Dijital sisteme geçiş neden hala sağlanamıyor?

Demirkıran: Dijital sisteme geçişin sağlanamamasındaki en temel neden, bu sürecin yeterince sahiplenilmemesi ve kararlı bir şekilde hayata geçirilmemesidir. İSG-BİR olarak bu konuyu, gelmiş geçmiş tüm çalışma bakanlarına defalarca aktarmış olmamıza rağmen, somut bir adım atılamamıştır. Oysa gerekli siyasi irade ortaya konulduğu takdirde, teknik ve idari altyapının kurulması mümkündür. Bu noktada belirleyici olan, Çalışma Bakanlığı’nın sistemi kurma ve sürdürülebilir şekilde uygulama yönünde net ve kesintisiz bir irade göstermesidir. Açıkça ifade etmek gerekir ki, sorun teknik yetersizlikten ziyade yönetimsel kararlılık eksikliğidir. Kararlı bir siyasi irade olduğu takdirde dijital sistem kısa sürede hayata geçirilebilir.

Soru: İş kazalarına ilişkin sağlıklı istatistik veri var mı?

Demirkıran: Ülkemizde iş kazalarına ilişkin veriler başlıca, Sosyal Sigortalar Dairesi, Çalışma Dairesi ve özellikle ölümlü, adli vakalarda Polis Genel Müdürlüğü bünyesinde tutulmaktadır. Ayrıca müfettiş raporları ve saha incelemeleri de, önemli veri kaynakları arasında yer almaktadır.

Sosyal Sigortalar Dairesi, sigortalı çalışanlara ait iş kazası kayıtlarıyla ana veri kaynağını oluşturur. Çalışma Dairesi ise, müfettiş raporları ve denetim verileriyle bu kayıtları destekler ve çapraz kontrol sağlar. Polis Genel Müdürlüğü ise, özellikle ölümlü ve adli boyutu olan kazalarda olay yeri kayıtları ve soruşturma verileriyle sürece katkı koyar. Veri sistemine ilişkin en önemli sorunlar; verilerin kurumlar arasında dağınık olması, dijital entegrasyon eksikliği, düzenli istatistik bültenlerinin yetersizliği ve veriye erişimin sınırlı olmasıdır.

Mevcut yapı, iş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin verilerin bütüncül ve erişilebilir şekilde değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Bu durum, hem doğru analiz yapılmasını, hem de etkili önleyici politikaların geliştirilmesini engellemektedir. Bu nedenle, daha şeffaf, entegre ve sürdürülebilir bir veri sisteminin kurulması büyük önem taşımaktadır.

“Sorunun ciddiyeti, gözle görülebilecek kadar açıktır”

Soru: Mevcut istatistikler iş kazaları hakkında ortaya nasıl bir tablo koyuyor?

Demirkıran: KKTC’de iş kazalarına ilişkin veriler, sınırlı ve düzensizdir. Mevcut veriler, kazaların özellikle inşaat sektöründe yoğunlaştığını göstermektedir. Ancak kayıt dışı istihdam ve veri paylaşım eksikliği nedeniyle gerçek tablo resmi rakamların üzerindedir. Düzenli istatistik üretimi ve dijital veri sistemi olmadığı için, ölümlü iş kazalarının yıllara göre net sayısı kamuya açık şekilde izlenememektedir. KKTC’de düzenli yıllık istatistik, kurumlar arası veri entegrasyonu olmadığı için, dijital kayıt sistemi de eksik olduğu için rakam vermek zordur.

İş kazalarına ilişkin sağlıklı veriler olmamasına rağmen, sorunun ciddiyeti gözle görülebilecek kadar açıktır. Son bir haftada, biri ölümlü olmak üzere, 2 iş kazası meydana geldi. İş kazaları yıllar içinde dalgalı bir seyir izlese de, özellikle son dönemde ciddi bir artış eğilimine girmesi etkin denetim ve sürdürülebilir önleyici politikaların aciliyetini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

En riskli sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Bunun temel nedenleri; yüksekte çalışma, ağır ekipman kullanımı, geçici çalışma alanları ve sürekli değişen saha koşullarıdır. Bunun yanında sanayi, üretim ve tarım sektörlerinde de ciddi riskler bulunmaktadır. Ancak inşaat sektörü, hem çalışma koşullarının zorluğu, hem de denetim eksiklikleri nedeniyle en öne çıkan alandır. Mevcut veriler, iş kazalarının özellikle inşaat gibi yüksek riskli sektörlerde yoğunlaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu veriler, yalnızca kayıtlı çalışanları kapsamakta olup, genel tabloyu tam anlamıyla yansıtmamaktadır.

“Meslek hastalıkları, görünmeyen bir risk alanıdır”

Meslek hastalıkları da görünmeyen bir risk alanıdır. Bu alanın güçlendirilmesi için işyeri hekimliği sisteminin aktif hale getirilmesi, düzenli sağlık taramalarının yapılması ve etkin bir kayıt, izleme mekanizmasının kurulması büyük önem taşımaktadır. Çalışanlar, maruz kaldıkları risklerin farkına varmadan sağlıklarını kaybedebilirken; işverenler de yönetilemeyen riskler nedeniyle ileride daha büyük sorumluluklarla karşılaşmaktadır. Ayrıca, veri oluşmadığı için, politika geliştirme süreçleri sağlıklı ilerleyememekte ve sistem kendini iyileştirememektedir.

“Çoğunlukla kazalar meydana geldikten sonra müdahale edilmektedir”

Soru: Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında hangi noktadayız?

Demirkıran: Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında, en büyük fark, sistem yaklaşımında ortaya çıkmaktadır. Bu ülkelerde İSG proaktif bir anlayışla ele alınmakta; riskler oluşmadan önlenmekte, denetimler düzenli ve veri temelli yapılmaktadır. Bizde ise, sistem çoğunlukla reaktif çalışmakta, yani kazalar meydana geldikten sonra müdahale edilmektedir.

Bu nedenle yalnızca mevzuatın varlığı yeterli değildir; veriye dayalı, sürekli izlenen ve etkin şekilde denetlenen bir sistem kurulmadan, gerçek bir iyileşme sağlanması mümkün değildir.

“Doğru ekipman, doğru kullanım ve etkin denetim”

Soru: Koruyucu donanımlarla ilgili denetim yeterli mi?

Demirkıran: Piyasada satılan kişisel koruyucu donanımların yeterince denetlendiğini söylemek zor. Standart dışı ürünler de dolaşımda bulunabiliyor. Bu durum ciddi risk yaratır; örneğin kalitesiz bir baret darbe anında korumaz, emniyet kemeri kopabilir ya da maske zararlı maddeleri filtreleyemez. Bu nedenle, ülkeye giren tüm iş güvenliği ekipmanlarının standartlara uygunluk belgeleriyle kontrol edilmesi, piyasanın düzenli olarak denetlenmesi ve uygun olmayan ürünlerin satışının engellenmesi gerekmektedir. Doğru ekipman, doğru kullanım ve etkin denetim bir araya gelmeden, gerçek bir iş güvenliğinden söz etmek mümkün değildir.

“İSG, bir yaşam kültürü”

Soru: İSG bilincinin kazandırılması için okullarda, üniversitelerde ve toplum genelinde ne tür çalışmalar yapılmalıdır?

Demirkıran: İSG bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılması, güvenli davranışların bir alışkanlık haline gelmesini sağlar. Çünkü, iş sağlığı ve güvenliği yalnızca iş hayatının değil, günlük yaşamın da ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, okullarda eğitici oyunlar, farkındalık etkinlikleri ve temel güvenli yaşam eğitimleri; üniversitelerde ise proje, seminer ve uygulama odaklı çalışmalar büyük önem taşımaktadır.

Toplum genelinde ise, eğitim faaliyetleri, farkındalık kampanyaları ve sürekli bilgilendirme çalışmalarıyla bu bilincin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu noktada, medya en etkili araçlardan biridir. Televizyon programları, kısa bilgilendirmeler ve sosyal medya içerikleri aracılığıyla, geniş kitlelere ulaşarak İSG’nin bir yaşam kültürü olduğu anlayışı güçlendirilebilir.

Ayrıca sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin eşgüdüm içinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. İSG ancak sürekli hatırlatılan, uygulanan ve günlük yaşamın bir parçası haline getirilen bir yaklaşımla kalıcı bir kültüre dönüşebilir.

İSG-BİR olarak, 2011 yılından bu yana bu kültürün yaygınlaştırılması ve sektörün gelişmesi için aktif çalışmalar yürütmekteyiz. Üyelerin mesleki gelişimine yönelik eğitimler, kamu kurumlarıyla yürütülen temaslar, mevzuat çalışmalarına sunulan katkılar ve toplumsal farkındalık projeleri bu çalışmaların başlıcalarıdır. Ancak ilerleme, bürokratik süreçlerin yavaş işlemesi, yapısal eksiklikler ve önceliklendirme sorunları nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Özellikle dijital sistemin hayata geçirilememesi, denetim mekanizmasını zayıflatmakta ve sahadaki sorunların etkin şekilde takibini zorlaştırmaktadır.

“En temel sorun, sistemin bütüncül bir yaklaşımla yönetilememesidir”

En temel sorun, sistemin bütüncül bir yaklaşımla yönetilememesidir. Denetim, eğitim, veri takibi ve uygulama süreçlerinin birbirinden kopuk ilerlemesi; kayıt dışılık, kalifiye iş gücü eksikliği ve işyeri hekimliği sisteminin yeterince etkin olmaması sorunu daha da derinleştirmektedir.

Bu noktada acil olarak Çalışma Dairesi bünyesinde ayrı bir İSG birimi kurulmalı, müfettiş sayısı artırılmalı ve denetimler düzenli hale getirilmelidir. Dijital takip sistemi hayata geçirilmeli; iş yeri açılışı, ruhsat ve inşaat izin süreçlerine İSG zorunluluğu entegre edilmelidir. Belediyeler, Çalışma Dairesi, Müteahhitler Birliği ve Taşeronlar Birliği’nin dahil olacağı entegre bir yapıyla, tüm süreçler uçtan uca izlenebilir hale getirilmelidir. Bu sistem sayesinde, yalnızca denetimin etkinliği artmayacak; aynı zamanda kayıt dışılık azalacak, iş kazaları düşecek ve önleyici yaklaşım güçlenecektir. Ayrıca yeni istihdam alanları oluşacak, üretim kayıpları azalacak ve ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlanacaktır. Kısacası mesele teknik değil; sürdürülebilirlik ve kararlılık meselesidir. İş kazaları kader değil; alınmayan önlemlerin, kurulmayan veya kurulamayan sistemlerin ve ertelenen kararların sonucudur. Artık konuşma değil, uygulama zamanıdır.

Özel Haber Haberleri