Ertuğrul SENOVA
TC – KKTC hükümetleri arasında imzalanan İktisadi ve Mali İş Birliği Protokolü, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Protokolde yer alan “Eylem Planı” başlığı altındaki maddeler, kamu ihalelerindeki denetim mekanizmalarını zayıflatacak yasal değişiklikleri öngörüyor.
Protokole göre; Rekabet Kurulu’nun elindeki “re’sen (kendiliğinden) işlem başlatma yetkisi” alınacak ve Merkezi İhale Komisyonu (MİK) tarafından çıkılan ihalelerde “keşif bedelinin” (yaklaşık maliyet) ilan edilmesi uygulamasına son verilecek.
YENİDÜZEN, bu kritik taleplerin ihale süreçleri için ne anlama geldiğini konunun uzmanlarına sordu. MİK’in ihalelerini canlı yayınla şeffaf hale getiren eski başkanlardan Rauf Ersenal ile Rekabet Kurulu’nun kurucu başkanı, ekonomi uzmanı Doç. Dr. Yenal Süreç, Ankara’nın taleplerini yorumladı.
Ersenal, protokoldeki "keşif maliyetinin açıklanması uygulamasının sona erdirilmesi" maddesinin oldukça sakıncalı olduğuna işaret etti, “el altından bilgi sızdırma süreçlerinin” başlayabileceğini belirterek, "Devlet değil, bazı iş insanları kazanacak" dedi.
Ekonomi Uzmanı ve Rekabet Kurulu’nun ilk başkanı Doç. Dr. Yenal Süreç ise, protokolde yer alan "Rekabet Kurulu’nun re’sen işlem başlatma hakkının elinden alınması" maddesine ilişkin “Rekabet Kurulu’nun önleyici refleksi elinden alınmış olur” dedi, bu yetkinin dünyadaki tüm rekabet otoritelerinin temel taşı olduğunu vurguladı.
Ankara ne talep ediyor?
TC – KKTC Hükümetleri arasında imzalanan iktisadi ve mali iş birliği protokolüne göre Ankara, kamu ihalelerindeki denetim mekanizmalarını zayıflatacak yasal değişikliklerin yapılması yönünde taleplerde bulunuyor.
Protokole göre, Rekabet Kurulu’nun elindeki “re’sen işlem başlatma hakkı” elinden alınacak; , Merkezi İhale Komisyonu tarafından çıkılan ihale ilanlarında “yaklaşık bedel” anlamına gelen keşif maliyetinin açıklanması uygulaması sona erdirilecek.
Merkezi İhale Komisyonu (MİK) tarafınca çıkılan ihalelerde, tarafların itirazları üzerine harekete geçerek, ihale sürecini denetleyen Rekabet Kurulu’nun, şikayete konu olmayan ancak usulsüzlük barındırdığı görülen konularda da re’sen harekete geçme yetkisi bulunuyordu.
Kurul bu kapsamda hem şikâyet hem de re’sen hareket ederek gerçekleştirdiği araştırmalar neticesinde, MİK’e görüş sunarak, bir ihalenin iptal edilmesini sağlayabiliyor…
Bununla da sınırlı kalmayan talepler dizisine göre, Merkezi İhale Komisyonu tarafından yapılan ihale ilanlarında “yaklaşık bedel” anlamına gelen keşif maliyetinin açıklanması uygulaması sona erdirilecek, Kamu İhale Yasası’nda gerekli düzenlemeler yapılacak.
İhalelere fesat karışmasını ve bazı kamu görevlilerinin, ihalelere katılan şirketlere, ihaleden önce keşif bedelini “fısıldamasını” engellemek amacıyla uzun yıllardır şeffaf şekilde paylaşılan keşif bedeli, yasanın değişmesi halinde gizlenecek.
Eski MİK Başkanı Rauf Ersenal:
"Rakamlar sızdırılıyordu, şirketleri yasaklamıştım"
Merkezi İhale Komisyonu (MİK) eski başkanlarından, ihalelerin canlı yayınlanması ve şeffaflık projelerinin mimarı Rauf Ersenal, protokoldeki "keşif maliyetinin açıklanması uygulamasının sona erdirilmesi" maddesinin oldukça sakıncalı olduğuna işaret etti.
Kendi başkanlık döneminden örnekler veren Ersenal, bu değişikliğin ihale süreçlerini yeniden "el altından bilgi sızdırılan" karanlık bir döneme sokacağı uyarısında bulundu.
Geçmişte keşif bedellerinin gizli tutulduğu dönemde ciddi usulsüzlükler tespit ettiğini belirten Ersenal, süreci şu sözlerle anlattı:
"Benim başkanlığım döneminde keşif maliyeti gizli tutuluyordu. Bazı kamu personelinin, ihaleye katılacak iş insanlarına bu rakamları önceden sızdırdığını tespit etmiştim. Rakamları bu şekilde temin eden şirketleri 'ihale yasaklısı' ilan ederek önlerini kesmiştim. Bu sorunu kökten çözmek için bedellerin açıkça duyurulması adına yasal çalışma başlatmıştık. Benden sonra yasa değişti ve rakamlar şeffaflaştı."
"Devlet değil, bazı iş insanları kazanacak"
Ersenal, şeffaflıktan geri adım atılmasının sadece belirli kesimlere avantaj sağlayacağını vurgulayarak, bilgi sızdırma süreçlerinin yeniden başlayacağını ve haksız rekabetin ortaya çıkacağını belirtti:
"Şimdi bu uygulamanın yeniden kapalı hale getirilmeye çalışılması çok sakıncalıdır. Devletin görevli personeli, çıkarı olsun ya da olmasın, keşif bedellerini yine el altından sızdıracaktır. Bu durum devletin değil, bu yola başvuran ve içeriden bilgi alan iş insanlarının kazanmasına neden olacak. Onlara büyük bir avantaj sağlanırken, adil rekabet ortamı yok edilecek."
Ekonomi Uzmanı ve Rekabet Kurulu’nun ilk başkanı Doç. Dr. Yenal Süreç:
“Rekabet Kurulu’nun önleyici refleksi elinden alınmış olur”
Ekonomi Uzmanı ve Rekabet Kurulu’nun ilk başkanı Doç. Dr. Yenal Süreç, protokolde yer alan "Rekabet Kurulu’nun re’sen işlem başlatma hakkının elinden alınması" maddesini değerlendirdi.
Süreç, bu yetkinin dünyadaki tüm rekabet otoritelerinin temel taşı olduğunu vurguladı.
Herhangi bir ihbar beklemeden, kurulun kendi inisiyatifiyle soruşturma açma yetkisinin (re’sen hareket etme) önemine değinen Süreç, şunları söyledi:
"Re’sen hareket ederek soruşturma başlatmak, dünyadaki tüm rekabet otoritelerinde olan temel bir yetkidir. Bu otoriteler, piyasada herhangi bir ihlal görmeleri halinde kendi inisiyatifleriyle işlem başlatabilirler. Mevcut yapıda kurul, makul bir şüphe gördüğü anda müdahale edebilme şansına sahiptir."
Bu yetkinin alınmasının "önleyici refleksi" kıracağını belirten Süreç, piyasa denetimi açısından oluşacak tehlikeye dikkat çekti:
"Kurulun elinden bu yetkinin alınması, Rekabet Kurulu’nun önleyici refleksine doğrudan bir müdahale anlamına geliyor. Bu talep hayata geçerse, kurulun piyasadaki aksaklıklara karşı etkinliği azalacak ve denetim mekanizması büyük ölçüde zayıflatılmış olacaktır."