“Hekimliğin kalitesini düşürmek, halk sağlığı açısından vahim sonuçlar doğurur”

Tabipler Birliği Yönetim Kurulu üyesi Dr. Dt. Osman Ertuğ Erçal, Kıbrıs’ın kuzeyinde sağlık eğitiminin yeterliliği ve denetlenebilirliği tartışılırken, uzmanlığa girişte merkezi sınav uygulamamanın kabul edilebilir olmadığını söyledi...

Ödül AŞIK ÜLKER

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Yönetim Kurulu üyesi Dr. Dt. Osman Ertuğ Erçal, Kıbrıs’ın kuzeyinde sağlık eğitiminin yeterliliği ve denetlenebilirliği tartışılırken, uzmanlığa girişte merkezi sınav uygulamamanın kabul edilebilir olmadığını vurguladı.

Meclis’in İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nden oy çokluğuyla geçen Sağlık Dairesi Hizmetleri Yasa Tasarısı’nı Yenidüzen’e değerlendiren Dr. Dt. Erçal, “Halihazırda sağlık sisteminde, sağlık hizmetinin adil, erişilebilir ve kesintisiz olmaması gibi sorunlar varken, sağlık eğitimi sorununu daha da derinleştirerek uzmanlığa taşımak çok büyük bir hata, hatta intihar. Sağlık hizmetinin en önemli ayağı olan hekimliğin kalitesini düşürmek, halk sağlığı açısından vahim sonuçlar doğurur” diye konuştu.

Mevcut tıp ve diş hekimliği eğitimlerinin denetlenmediğini de söyleyen Dr. Dt. Erçal, uzmanlığa girişin merkezi sistemle olmasının gerekliliğine işaret etti. Dr. Dt. Erçal, mevcut hasta sayısı, vaka çeşitliliği göz önüne alınarak, tıpta uzmanlık eğitiminin tüm eğitim süresi boyunca yalnızca Kıbrıs’ın kuzeyinde yürütülmesinin mümkün olmadığını belirtti ve tıpta uzmanlık eğitiminin, yarı veya tam zamanlı olarak, Türkiye’de uzmanlık eğitimi veren, yüksek vaka sayısı ve çeşitliliğine sahip eğitim kurumlarıyla entegre bir şekilde yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

“Büyük bir hata, hatta intihar”

Soru: Meclise gelen ve yeniden İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’ne götürülüp geçirilen Sağlık Dairesi Hizmetleri Yasa Tasarısı bir krize dönüştü. Bu noktaya nasıl gelindi?

Dr. Dt. Erçal: Bu yasa, 2024’de görüşülmeye başlandı. Murad edilen, sağlıktaki ciddi sıkıntıları, kalite sorunlarını ve eksiklikleri çözebileceği düşünülen bir yasa hazırlamaktı. 2024’de, Sağlık Bakanlığı bizi komiteye davet etti. Biz de KTTB Yönetim Kurulu olarak katıldık, gayet güzel çalışmalar oldu. Ciddi mesai harcayıp, yasanın hazırlanmasında katkıda bulunduk.

Kıbrıs’ın kuzeyinde, tıpta uzmanlık ve diş hekimliğinde doktora eğitimlerinin niteliği, kalitesi ve denetlenebilirliği konusunda, uzun süredir, Sağlık Hizmetleri Dairesi bünyesinde, Tıp ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu’nun (TDUK) kuruluşuyla ilgili ciddi tartışmalar, çalışmalar yapıldı. Ancak yasa tasarısı, herkesin gözü önünde 2025 yazında meclis genel kurulundan geri çekilip, komiteye geri geldi ve yasa bizim onaylamadığımız şekilde “ görünmez ellerin” baskısı ve iktidar vekillerinin oy çokluğuyla komiteden  geçirildi.

Ülkemizde sağlık eğitiminin ciddi anlamda yozlaşmış olması ve diplomaların neredeyse satılır duruma gelmesi, en büyük sorunlarımızdan biridir. Önce bir tane tıp fakültesi açıldı, ki biz ona da muhalefet yaptık, şimdi 8 tıp fakültesi ve 10 diş hekimliği fakültesi var. Buna kimse engel olamadı, bu fakültelerdeki yerli kontenjanlara da engel olunamıyor. Üniversiteler keyfe keder kayıtlar yapmaya devam ediyor. Normalde bir milyon kişiye, bir tıp fakültesi olması lazım, ama geldiğimiz nokta ortada. İpin ucu kaçmış durumda. Sağlık eğitiminin yeterliliği ve denetlenebilirliği tartışılırken, şimdi uzmanlığa merkezi sınavla girişi uygulamamak kabul edilebilir bir durum değildir. Halihazırda sağlık sisteminde, sağlık hizmetinin adil, erişilebilir ve kesintisiz olmaması gibi sorunlar varken, sağlık eğitimi sorununu daha da derinleştirerek uzmanlığa taşımak çok büyük bir hata, hatta intihar. Sağlık hizmetinin en önemli ayağı olan hekimliğin kalitesini düşürmek halk sağlığı açısından vahim sonuçlar doğurur.

Sağlık sisteminde ciddi sorunlar zaten var. Bunları çözecek yasalar yapmak varken, dar zümrelerin çıkarına göre yapılan değişikliklerle, çalışmaları tartışma konusu haline getirip, çözümler üretememek çok üzücü.

“Yeterli kriterlere sahip olmayan kurumlar kapatılsın”

Soru: KTTB olarak ortaya koyduğunuz itirazlar neydi?

Dr. Dt. Erçal: Mevcut hasta sayısı, vaka çeşitliliği göz önüne alınarak, tıpta uzmanlık eğitiminin tüm eğitim süresi boyunca yalnızca ülkemiz sınırları içinde yürütülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, tıpta uzmanlık eğitimi, mutlaka yeterliliğe göre, yarı veya tam zamanlı olarak, Türkiye’de uzmanlık eğitimi veren, yüksek vaka sayısı ve çeşitliliğine sahip eğitim kurumlarıyla entegre bir şekilde yürütülmelidir. Uzmanlık kontenjanları keyfi ya da özel kurumlara göre değil; ülkenin gerçek sağlık ihtiyaçları ve kurumların eğitim kapasitesi esas alınarak belirlenmelidir. Bu nedenle, uzmanlık eğitimi alacak hekimler; merkezi bir sınav ve ciddi bir planlama, denetimle saptanmalı; hangi branşa, kaç uzmana ihtiyaç olduğu ve uzmanlık eğitimi verecek kurumun gerçek akademik kadrosu, teknik alt yapısı ve hasta sayısı ile çeşitliliği kriter olarak alınmalıdır.
Halihazırda bazıları tam zamanlı, bazıları kısmi zamanlı olacak şekilde 40’a yakın uzmanlık öğrencisi var. YÖDAK, uzmanlık öğrencilerini yüksek lisans sistemi üzerinden yerleştirdi. Bu insanların asistan karnesi var mı, ciddi bir eğitim alıyorlar mı, vaka çeşitliliği var mı? Bunlar şeffaf ve net konular değil. Bu meslektaşlarımız bu hakkı yasal yoldan almadıysalar, onların hakları da sorgulansın. Yasal yoldan aldıysalar ve devlet bu hakkı verdiyse, onlar devam edecekse bile, sistem oturana kadar alımlar devlet tarafından durdurulmalı. Sınavsız giriş, anayasadaki eşitlik maddesine de aykırıdır. Sınavsız, herhangi bir kriter ortaya koymadan, kimi, niye aldığınızı izah edemezsiniz. Uzmanlığa girişte kriterler olsun, kriterlere uygun olanlar girsin. Kurumlar da denetlensin, yeterli kriterlere sahip olmayan kurumlar kapatılsın.

“Yeterli vaka sayısı ve çeşitliliği ülkemiz şartlarında yoktur”

Altyapı olarak düzgün bir fakülte kursanız bile, eğitimin en önemli ayağı olan yeterli vaka sayısı ve çeşitliliği ülkemiz şartlarında yoktur. Nüfusu 500-600 binin üstünde kabul etsek de, bu nüfus normal standartlarda 1-2 fakülteyi kaldıracak bir nüfustur. Daha da kötüsü, altyapı ve öğretim üyesi sayısı da yetersiz, apartmandan bozma fakülteler var. Bugün, 1-2 üniversite uzmanlık verirken, yarın belki de 5-6 tanesi uzmanlık verecek. Hepsinin uzmanlık vermesi krizi kabusa çevirir. Bunu yapmaya yeltenenler halkın sağlığını önemsemeyenlerdir. Bunları vatandaşlarımızın iyi tanıması ve gerekli tepkileri vermeleri için elimizden geleni yapacağız.

KTTB olarak biz, “yasa geçmesin, mevcut şekliyle düzen devam etsin” demiyoruz. Yasa, uzmanların ve örgütlerin hassasiyetleri dikkate alınarak geçmeli. Uzmanlığa girişin düzgün olması şart, bilimsel  bir giriş ve liyakat için merkezi sınav istiyoruz. Eğitim veren kurumlar da düzenli ve şeffaf biçimde bağımsız, siyasi iradeden arınmış uzmanlık kurulu tarafından, etkin şekilde objektif olarak denetlenmeli ve denetim sonuçları açıklanmalıdır. Bu noktada ciddi şüphelerimiz var. Zira, halihazırda verilmekte olan tıp ve diş hekimliği eğitimleri, hiçbir şekilde denetlenmemektedir. Tıpta uzmanlık eğitimi, siyasi, idari veya kurumsal çıkarlarla değil; bilimsel gerçekler ve toplum sağlığı temelinde, ülke gerçekleriyle planlanmalıdır. Bizim ısrarla savunduğumuz şey, doğru şekilde, yetkin ve güvenilir uzman yetiştirmenin, fazla sayıda uzman yetiştirmekten daha doğru olduğudur. Bu ülkenin gerçek hekimlik eğitimine ve dolayısıyla kaliteli sağlık sistemine ihtiyacı vardır.

“Uzmanlık eğitimi yarı zamanlı ve entegre bir modelle yürütülmelidir”

Soru: Uzmanlık eğitimine girişte nasıl bir süreç olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Dr. Dt. Erçal: Asistan adayları, ilk başvurularını TDUK’a yapmalıdır. Tıp için Türkiye Cumhuriyeti Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı, diş hekimliği için Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı sonucunda baraj puanı geçen adaylar üniversitelere bildirilmeli ve kurumun değil, ülkenin ihtiyacına göre, eğitim verilecek kurumun kapasitesi dikkate alınarak, uzmanlık yapacaklar belirlenmelidir.

Ayrıca tıpta uzmanlık eğitiminin, ülkemizde hasta sayısı ve çeşitliliğinin yetersizliği nedeniyle, tam zamanlı olarak yalnızca Kıbrıs’ta yürütülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, Türkiye’de uzmanlık eğitimi veren yetkin, Türkiye TUK’dan onaylı kurumlarla resmi protokoller yapılmalıdır. Uzmanlık eğitimi yarı zamanlı ve entegre bir modelle yürütülmelidir.

“Kendinize layık görmüyorsanız, halka nasıl layık görüyorsunuz?”

Soru: Konunun ciddiyetinin toplum tarafından anlaşıldığını düşünüyor musunuz?

Dr. Dt: Erçal: Toplum, aldığı hizmete bakar. Alacakları hizmetin en önemli ayağı hekimdir. Hekim ayağını yıpratacak ve hatta çok ciddi anlamda sorunlu hale getirecek bir uygulamadan bahsediyoruz. Bizim hassasiyetle üzerinde durduğumuz da bu. Yeterli eğitimi almamış, kalifiye olmayan hekimlerle, sistemde varolan sorunlar on katına çıkacak.

Sağlık Bakanlığı yetkililerine komitede, “Hepimizin bildiği bir cevabı siz verin, beyin tümörü ameliyatı ya da bir kaza durumunda acile gittiğinizde, Kıbrıs’ın kuzeyindeki üniversitelerden tam zamanlı olarak mezun olan bir doktorun sizi ameliyat etmesini ister misiniz?” diye sorduk, cevap alamadık. Bunu kendinize layık görmüyorsanız, halka nasıl layık görüyorsunuz? Bu, çok ciddi bir halk sağlığı sorundur. Bırakın hekimlerin enflasyonunu, bu, ciddi şekilde kamu menfaatine aykırı bir harekettir. Geniş tabanlı bir katılımla çalışılan bu yasada, ne murad edilerek, Sağlık Bakanlığı tarafından bu değişiklik yapıldı? Kim baskı yapıyor? Sağlık Bakanlığı’nın merkezi sınav kısmını çıkarma konusundaki ısrarını anlayamıyoruz. Yasanın içerisindeki TDUK kısmının, bir kurumun veya dar zümrelerin baskısıyla değiştirilmesi, bu yasayı güçlünün yasası yapar, halkın yasası değil.

“Halk sağlığı önceliğimizdir”

Soru: Yasa tasarısı, tartışmalara rağmen komiteden geçti. Meclisten geçmesi durumunda ne yapacaksınız?

Dr. Dt. Erçal: Bizim yaptığımız baskı sonuç vermezse ve iktidar, güçlünün yasasını çıkarırsa, biz her yola başvuracağız. Demokratik siyasi mücadele başlatacağız ve bu şekilde uzmanlık alanların KTTB üyeliklerini de onaylamayacağız. Onaylamadığımız mezunların bizi dava etmesini de göze aldık. Halk sağlığı önceliğimizdir. Bunu korumak, temel görevlerimiz arasındadır. Zümresel çıkarlarımızdan çok daha önemlidir. O yüzden, halk sağlığını tehlikeye atacak her şeyin karşısında olmaya devam edeceğiz.

Biz, bu işi uzlaşıyla çözmek istiyoruz. KTTB, her zaman önce sorun çözmeye yönelir, sorun yaratmaya yönelik hareket etmez. KTTB, bu yasanın geçmesine karşı değildir. Bu yasanın, sağlık sisteminin bazı ciddi sorunlarını çözecek, kalitesini artıracak bir yasa olduğunu biliyoruz. Sadece, tıpta uzmanlık kuruluyla ilgili maddelerde, bize rağmen yapılan değişikliklere karşıyız. Bu sorunu, demokratik eylemlerle kamuoyu yaratarak çözeceğimize inanıyoruz. Toplumumuz bizi anlayacaktır ve bize destek olacaktır. Hiçbir siyasi, halkı karşısına alarak bir yasa yapamaz. Yapanlar bedelini ödemiştir. Bu gerçeğe rağmen yasa, meclis genel kurulunda onay alırsa, bu işi çözmek için hukuki yollara başvuracağız.

Röportaj Haberleri