Recep DAL
Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik Kıbrıs’ta yeni bir “güç dengesi” tartışmasını beraberinde getirdi. Yunanistan ve bazı Avrupa ülkelerinin Kıbrıs’ın güneyinde savaş uçağı konuşlandırmasına karşı Türkiye’nin Ercan Havalimanı’na F-16 göndermesinin, uzmanlara göre büyük ölçüde “misilleme” ve “adadaki güç dengesini koruma” amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla başlayan savaşın 11’inci gününde Doğu Akdeniz’de askeri hareketlilik hız kazanırken, Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyine savaş uçakları ve savaş gemileri göndermesi, bazı Avrupa ülkelerinin de donanmalarını bölgeye yönlendirmesi dikkat çekti.
Bu gelişmeler üzerine Türkiye de “KKTC’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik yapılan kademeli planlamalar” kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerini Ercan Havalimanı’na konuşlandırdı. Türkiye’nin bu hamlesi güvenlik gerekçesiyle açıklansa da, adadaki askeri ve siyasi dengeler açısından farklı yorumlar da gündeme geldi.
Dışişleri eski Bakanı ve eski müzakereci Özdil Nami, YENİDÜZEN’e yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin attığı adımın güvenlik boyutuna dikkat çekerek, “Türkiye’nin F-16 savaş uçaklarını Ercan Havalimanı’nda konuşlandırmasındaki ana amacın, Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs’ın kuzeyini olası bir dış tehdide karşı korumak olduğunu düşünüyorum” dedi. Nami, “Gerek Fransa gerekse de Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyinde uçak konuşlandırması da bize Türkiye’nin aldığı bu tedbirin gerekliliğini gösteriyor” ifadelerini kullanarak, “Güney’de savaş uçakları konuşlandırılırken, kuzeyde de bunu dengeleyecek adımlar atıldı” değerlendirmesinde bulundu.
YENİDÜZEN’e konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ahmet Sözen ise Türkiye’nin resmi gerekçesinin ötesinde farklı bir motivasyon olabileceğine değindi; “Türkiye, F-16 uçaklarını konuşlandırmasındaki amacı Kıbrıs’ın kuzeyindeki güvenliği sağlamak olarak açıkladı” hatırlatmasını yaptı. Ancak Sözen, “Ben gerçek amacın misilleme olduğunu düşüyorum. Türkiye’nin bu hamlesinin, Yunanistan ve Fransa’nın Kıbrıs’ın güneyinde savaş uçakları konuşlandırmasına karşılık olarak yapıldığını düşünüyorum” diyerek, bunun Türkiye ile Yunanistan arasında adada bir güç dengesi oluşturma çabası olduğunu vurguladı.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Özker Kocadal da hamlenin daha çok sembolik bir mesaj içerdiği görüşünde. Kocadal, YENİDÜZEN’e yaptığı değerlendirmede, “Türkiye’nin bu hamlesinin özellikle Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyine savaş uçağı konuşlandırmasıyla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Sembolik bir hamle olarak görüyorum” dedi. Kocadal ayrıca “Burada bir misilleme söz konusu. Özellikle siyasal söylemi güçlendirmek için bir dengeleme girişimi yapıldı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin F-16 savaş uçakları hangi maksatla adada?
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla başlayan savaş 11’inci gününe girerken, yaşanan gelişmelerin Kıbrıs’a yansımaları da sürüyor. Ağrotur’daki İngiliz üslerine 1 Mart Pazar günü gerçekleştirilen İHA saldırısından bu yana bölgede sirenler susmazken, tehdit algısı da devam ediyor.
Bu süreçte Doğu Akdeniz’de askeri hareketlilik dikkat çekici biçimde arttı. Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyine 4 adet F-16 savaş uçağı ile iki firkateyn gönderirken, Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya da donanmalarını Kıbrıs çevresine yönlendirdi
Yaşanan bu gelişmeler üzerine Türkiye de “KKTC’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik yapılan kademeli planlamalar” gerekçesiyle harekete geçti. Bu kapsamda Türkiye, 6 adet F-16 savaş uçağını ve bazı hava savunma sistemlerini dün itibarıyla Ercan Havalimanı’na konuşlandırdı.
Türkiye’nin hamlesinin amacı tartışılıyor
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, söz konusu savaş uçaklarının “KKTC’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik yapılan kademeli planlamalar” kapsamında adaya gönderildiği belirtildi.
Buna karşın bazı değerlendirmelerde durumun yalnızca bu açıklamayla sınırlı olmadığı görüşü dile getiriliyor. Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak, yine NATO üyesi olan İngiltere’nin üslerini korumak ya da 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmaları çerçevesinde garantör ülkelerden biri sıfatıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü korumak amacıyla da bu adımı atmış olabileceği yönünde yorumlar yapılıyor.
Ancak değerlendirmelerde özellikle bir noktaya dikkat çekiliyor: Asıl amacın, Yunanistan ve bazı Avrupa ülkelerinin Kıbrıs’ın güneyinde savaş uçağı konuşlandırmasına karşı bir misilleme olduğu vurgulanıyor.
‘Misilleme’ vurgusu
Türkiye’nin söz konusu savaş uçaklarını konuşlandırmasının, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis’in Kıbrıs’ın güneyine gerçekleştirdiği ziyaretle aynı güne denk gelmesi de bu yorumları güçlendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, garantör ülkeler olan Türkiye ile Yunanistan’ın Kıbrıs üzerinden bir güç dengesi sağlamaya çalıştığı görüşü de dile getiriliyor.
Konuyla ilgili olarak siyaset bilimciler YENİDÜZEN’e önemli değerlendirmelerde bulundu.
Dışişleri eski Bakanı ve eski müzakereci Özdil Nami Özdil Nami:
“Güney’de uçak konuşlandırılırken kuzeyde de dengeleyici adım atıldı”
Dışişleri eski Bakanı ve eski müzakereci Özdil Nami, Türkiye’nin Ercan Havalimanı’na F-16 konuşlandırmasının ana amacının güvenlik olduğunu düşündüğünü söyledi.
Nami, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bu adımının “Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs’ın kuzeyini olası bir dış tehdide karşı korumak” amacı taşıdığını düşündüğünü belirterek, yaşanan gelişmelerin bu yönde bir tehdit algısı oluşturduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin F-16 savaş uçaklarını Ercan Havalimanı’nda konuşlandırmasındaki ana amacın, Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs’ın kuzeyini olası bir dış tehdide karşı korumak olduğunu düşünüyorum” diyen Nami, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
“Neticede böyle bir tehdit var. Yaşananlar ortada. Gerek Fransa gerekse de Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyinde uçak konuşlandırması da, bize Türkiye’nin aldığı bu tedbirin gerekliliğini gösteriyor. Elbette bizim Türk tarafı olarak bu noktada Yunanistan’a veya Fransa’ya güvenmemiz mümkün değil. Kendi tedbirlerimizi almamız lazım. O yüzden bu adımın atıldığı düşüncesindeyim.”
Nami, yaşanan gelişmelerin aynı zamanda adada bir güç dengesi oluşturma arayışını da gösterdiğini belirterek, “Bir de denge unsuru var. Güney’de savaş uçakları konuşlandırılırken, kuzeyde de bunu dengeleyecek adımlar atıldı” dedi.
Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar açısından da adada özel bir konuma sahip olduğuna dikkat çeken Nami, “Türkiye, uluslararası anlaşmalara bakıldığında Kıbrıs’ta garantör ülke konumundadır. 1960 Kıbrıs İttifak Antlaşması, Kıbrıs’ın dış tehditlere karşı savunulmasıyla ilgili Türkiye ve Yunanistan’a görev veriyor. Uluslararası hukuk açısından da bu şekilde yorumlanabilir” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi arasında bu tür konularda ortak bir strateji oluşturulmasının ise mevcut koşullarda mümkün görünmediğini belirten Nami, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Güney ve Kuzeydeki yönetimlerin dış tehditlerle ilgili mevcut koşullar altında ortak bir stratejik plan belirleyebileceğini sanmıyorum. Kıbrıs’ın güneyi, acil suçlarla ilgili polis iş birliğinden bile kaçınıyor. Akıl tabii yapılmasını emreder. Fakat Kıbrıs’ın güneyi bu noktadan çok uzak durumdadır.”
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ahmet Sözen:
“Gerçek amacın misilleme olduğunu düşünüyorum”
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ahmet Sözen ise Türkiye’nin resmi açıklamasının ötesinde farklı bir motivasyon olabileceği görüşünde olduğunu ifade etti.
Sözen, YENİDÜZEN’e yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin F-16’ları konuşlandırma amacının resmi açıklamada güvenlik olarak ifade edildiğini hatırlatarak, “Türkiye, F-16 uçaklarını konuşlandırmasındaki amacı, Kıbrıs’ın kuzeyindeki güvenliği sağlamak olarak açıkladı” dedi.
Ancak bu hamlenin İngiltere’nin üslerini ya da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik olmadığını düşündüğünü belirten Sözen, “NATO üyesi olan İngiltere’nin üslerini veya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü korumak gibi bir amaç yok” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin NATO üyesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörlerinden biri olmasına rağmen savaş uçaklarının gönderilmesinin temel motivasyonunun bu çerçevede değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Sözen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye bir NATO üyesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olarak gözükebilir fakat savaş uçaklarının gönderilmesi motivasyon bu değil. Ben gerçek amacın misilleme olduğunu düşüyorum. Yani Türkiye’nin bu hamlesinin, Yunanistan ve Fransa’nın Kıbrıs’ın güneyinde savaş uçakları konuşlandırmasına karşılık olarak yapıldığını düşünüyorum.”
Sözen, bu adımın aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan arasında adada bir güç dengesi oluşturma çabasının parçası olduğunu ifade ederek, “Garantör ülkeler olan Türkiye ve Yunanistan arasında bir güç dengesi oluşturulmaya çalıştırılıyor. Dengenin Türkiye aleyhine değişmemesi için bu adım atıldı” dedi.
Günümüzde güvenlik ve askeri konuların uluslararası gündemde daha fazla öne çıktığını da vurgulayan Sözen, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Savaşlarla çalkanan dünyamızda askeri konuların önemi arttı. Bugünkü tartışmaları da barıştan çok savaş ve güvenlik konuları domine ediyor. Türkiye de bu düzlem içerisinde adadaki Türk-Yunan dengesinde geri düşmemek için bir hamlede bulunmuş oldu.”
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Özker Kocadal:
“Daha çok sembolik ve dengeleyici bir hamle”
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Özker Kocadal ise Türkiye’nin adaya savaş uçağı konuşlandırmasının daha çok sembolik bir mesaj içerdiği görüşünü dile getirdi.
Kocadal, YENİDÜZEN’e yaptığı değerlendirmede İngiltere’nin Kıbrıs’taki üslerinin korunması için Türkiye’ye ihtiyaç duyulduğu yönündeki görüşlere katılmadığını belirterek, “İngiltere’nin buradaki üslerinin korunması için Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Bölgede çok ciddi bir askeri tehditten söz etmenin zor olduğunu ifade eden Kocadal, “Zaten öyle çok ciddi bir askeri tehdit de yok. Daha ziyade can sıkıcı bir tehdit söz konusu. O yüzden gerekli hazırlıklarını yapmışlardır. Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait F-35 savaş uçakları da konuşlanmış durumda” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin attığı adımın özellikle Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyine savaş uçağı konuşlandırmasıyla bağlantılı olduğunu düşündüğünü belirten Kocadal, bu hamleyi “sembolik” olarak değerlendirdi.
“Türkiye’nin bu hamlesinin özellikle Yunanistan’ın Kıbrıs’ın güneyine savaş uçağı konuşlandırmasıyla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Sembolik bir hamle olarak görüyorum” diyen Kocadal, Türkiye’nin bu yolla Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu ve adada söz sahibi ülkelerden biri olduğunu göstermek istediğini söyledi.
Türkiye’nin askeri kapasitesinin zaten bölgeye yakın olduğunu hatırlatan Kocadal, “Zaten Türkiye’nin askeri üsleri de çok uzakta değil. İstedikleri zaman ilgili tehditleri karşılayabilecek durumdalar. Buna ek olarak Geçitkale’de insansız hava araçlarının konuşlanabileceği bir alan da var” dedi.
Kocadal, buna rağmen burada doğrudan bir askeri hedef görmediğini ifade ederek, “Ancak burada askeri bir hedef görmüyorum. Burada bir misilleme söz konusu. Özellikle siyasal söylemi güçlendirmek için bir dengeleme girişimi yapıldı” değerlendirmesinde bulundu.
Kıbrıs’ın güneyindeki yetkililerin de bu süreci fırsata çevirmeye çalıştığını belirten Kocadal, “Kıbrıs’ın güneyindeki yetkililer bu fırsatı değerlendirip işin içine Fransa’yı da katmaya çalışıyor. Fransa da bu duruma gönüllü. Kıbrıs sorunu burada da karşımıza çıktı. Bu sorununun uluslararası etkileri her zaman hissediliyor. Fransa’nın dahil olması da bu kapsamda bir adımdır” dedi.
Kocadal ayrıca savaş uçaklarının sivil bir havalimanında konuşlandırılmasının bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdiğini belirterek, “Sivil bir havalimanında bu uçakların nasıl korunacağı da meçhul. Bu tip savaş uçaklarının sivil havalimanlarında konuşlandırılması sıkıntı yaratabilir” ifadelerini kullandı.