Gülsin Onay; “Hayatımı müziğe adadım”

“Dünyanın her yerinde yaşıyorum, altı farklı ülkede evim var. Hayatım daha çok Almanya ve Türkiye’de geçiyor. Hayata dair tüm hayallerim gerçek oldu. Şimdi tek hayalim sağlıklı olmak. Nefes aldığım sürece piyano çalabilmek.”

Simge Çerkezoğlu

Uluslararası Kuzey Kıbrıs Müzik Festivali, 17 yıldan bu yana dünyanın önde gelen sanatçılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Festival Komitesi Başkanı Halil Kalgay’ın çabaları ve Kuzey Kıbrıs Müzik Derneği’nin organizasyonuyla hayat bulan bu Festival’de bu yıl 9 konser gerçekleştirildi. Festival açılışı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve dünyanın en önemli piyano virtüözlerinden Gülsin Onay konseri ile başladı. Kıbrıs’ta her zaman yoğun ilgi ile karşılaşan, Türkiye tarihinde adından dahi çocuk olarak söz ettiren Gülsin Onay müzikle geçen ömrünü, bundan sonraki hayallerini bizimle paylaştı. İçinde müthiş bir yaşam enerjisi barındıran sanatçıdan geriye çok güzel festival anıları kaldı.    

“Gülsin, Farsça’da gülün gözyaşı anlamına geliyor”

İki müzisyenin çocuğu olarak dünyaya geldi Gülsin Onay… Annesi gerçek bir İstanbul hanımefendisi babası ise Alman bir besteciydi. Ona özel bir isim vermek istediler…

“Babam ve annem Almanya’nın Stuttgart şehrinde tanıştılar. Daha sonra Türkiye’ye yerleşerek, evlendiler. Babam anneme çok aşıktı. Öyle çok aşıktı ki üç ayda Türkçeyi sökmeyi başarmış. Tabii daha sonra Paris’e gittiğimizde de Fransızca öğrendi. İnanılmaz yetenekli bir insandır. Zaman geçtikçe de tamamen aksansız biçimde Türkçe konuşmaya başladı. Şimdi onu işitecek olsanız tam bir Türk gibidir. Hatta Türkçeyi 1950’li yıllarda öğrendiği için eski kelimeleri de sıklıkla kullanır. Annemin ismi Gülen olduğu için babam hep onun ismine benzeyen bir isim aradı bana. Ona Gül ile ilgili onlarca isim saymışlar. Gülen, Ayşegül, Gülay… Babam hiçbirini beğenmemiş. Sonunda Gülsin olsun istemiş. Fakat bunun Türkçe karşılığı yok demişler ona. Yine de babam ısrar etmiş. Daha sonra zaten ismimin Farsça dilinde ‘gülün gözyaşı’ anlamına geldiğini bulmuş. Sabahları çiçeklerin üzerindeki çiğ gibi. İsmimin böyle biraz romantik ve hüzünlü de bir anlamı var. Tabii sosyal medya hayatımıza girene kadar ben yanlış isimle yaşadım. İsmimi insanlar bir türlü doğru anlayamadı, telaffuz edemedi.”  

“İnsanın müziğe hayatını adaması gerekiyor”

Gülsin Onay hayatını anlatırken aslımda annesini kıskandığı için piyano çalmaya başladığını, onu sürekli piyanodan kaldırıp kendisinin oturduğunu söylüyor. Elbette annesini kıskanarak başlayan müzik ilgisi zamanla gelişerek Paris’e müzik eğitimi almak üzere gitmesine de olanak sağlıyor. İçinde bu yetenekle doğduğunu düşünüyor mu merak ediyorum…

“Aslında iyi bir müzisyen olmak için yetenek yeterli değil. İyi eğitim de şart ama bunlar da tek başına yetmiyor. Birkaç şey daha gerekiyor insana… Yetenek, iyi eğitim, şans, destek ve biraz da hırs demeyim ama bir müzisyenin içinde de büyük bir tutku olmalı diye düşünüyorum. Tüm bunlar bir araya gelince insan başarıya ulaşabiliyor. Gerçekten çok zor bir şey. İnanılmaz zor. Çok fazla çalışmak gerekiyor. İyi müzisyen olabilmek için müthiş bir donanım gerekiyor. Müziği a’dan z’ye kadar bilmek gerekiyor. Armonisi, orkestrası, o kadar çok yönlü ki müzik. Teknik donanımı dışında her bestecinin de ayrı dünyaları var. Sadece piyano eserleri ile değil her birini bütün olarak ele almak gerekiyor.  Franz Schubert’in liedlerini, Beethoven’inin senfonilerini bilmeden onun piyano eserinin de hakkını veremezsiniz. Aslında insanın müziğe hayatını adaması gerekiyor. Ben hayatımı müziğe adadım. Çocukluğumda Adnan Saygun, Mithat Fenmen tarafından harika çocuk olarak yetiştirildim. Bana onlar inanılmaz bir temel oluşturdu. Küçük yaşta da Paris’e gittiğimde benden üst sınıftakilerle aynı düzeydeydim. Sınıfa girdiğimde de birçok şeyi biliyordum. Beş yılı neredeyse bir yılda bitirdim.”

“Hayatımda hiçbir şeyden pişmanlık duymadım”

Erken yaşta yaptığı evlilik sonucu kariyeri sekteye uğrayan sanatçı, otuz yaşında yeniden kariyerine başlıyor. Bu kez hiç ara vermeden bugünlere dek ulaşıyor.  

“Benim hayatımdaki her kesit bana çok şey kazandırdı. Hiçbir şeyden pişmanlık duymadım. Bana çok şey kazandıran tecrübelerim oldu. Konservatuvara gitmem aslında eğitime devam etmek için değildi. Sadece çok önemli bir profesör vardı, Bernard Evert onunla çalışabilmek için Almanya’da konservatuara kayıt yaptırdım. Bana yeniden çalışmam için ilham verdi. Zaten okulu da bitirmedim, pek çok mezuniyetim vardı, orada bir diplomaya da ihtiyacım yoktu. Hocam okuldan mezun olmadım diye bana biraz bozuldu, çünkü oradan mezun olmam onun için de iyi bir referans olacaktı ama benim için zaman kaybıydı. Bana da anlayış gösterdi.”

“Müzik her an benimle yaşamaya devam ediyor”

Dahi olarak görülen özel insanlardan Gülsin Onay. Kuşkusuz bunun için çok çalıştı. Geçmişe dönüp baktığında “ben hayatı yaşayamadım, hep çok çalıştım” dediği oluyor mu öğrenmek istiyorum.

“Ben hayatı ve insanları çok seviyorum. Çalışmam bittiği anda da başka şeylerden ilham alıyorum. Elbette müzik benimle her an yaşamaya devam ediyor, sabahtan akşama kadar da çalışırım ama bir beş dakikam bile olsa o anda hayatın tadını çıkarmaya çalışırım. Kıbrıs Bellapais benim en sevdiğim yerlerden biri. Şimdi burada provaya ara verdiğim sırada, buranın güzelliğini yaşamaya çalışırım. Küçükken ilk konserlerimi verdiğim yıllarda bana yol parası, konaklama sağlarlar, konser için de tekrar ödeme yaparlardı. Derdim ki böyle bir yere beni davet ettiğiniz için benim size para ödemem gerekiyor. Kıbrıs da benim için öyle güzel. Zihniyetim de hala değişmedi. Şükrediyorum tüm yaşadıklarıma. Her gün konser verebilecek kadar enerjik hissediyorum kendimi…”

“Chopin bu dünyada elini piyanoya süren herkes için aşktır”

Gülsün Onay’ın müzisyen olarak yeteneği, başarısı, çabası tüm dünyada biliniyor. Tüm bunlar yanında kendisini müstesna bir Chopin icracısı olarak lanse edenler de oluyor. Bu konuda onun fikrini almak, Chopin’e karşı özel bir duygusal bağ mı geliştirdiğini bizimle paylaşmasını istiyorum.

“Galiba ruh ikizliği denilen durum doğru bir duygu. Ben bu duyguyu Chopin’de hissediyorum. O kadar her notasındaki duyguyu içimde yaşıyorum ki… Çalarken de notasına baktığım an bile bunu hissediyorum. Tabii Chopin bu dünyada elini piyanoya süren herkes için bir aşktır. Hele de kendini piyanoda geliştirmişsen artık ondan vazgeçemezsin. Bazı piyanistler de inanın Chopin’i hiç hissetmezler ve hatta uzak durular, itici bulurlar. Ben aslında tüm bestecileri eşsiz buluyorum. Her biri apayrı bir dünya. Öyle zamanlar oluyor ki Mozart’a takılıyorum mesela. Durmadan onu çalıyorum. Ondan daha büyüğü yok diyorum. Başka bir şey duymak bile istemiyorum. Sonra aniden Beethoven’e geçiyorum. Bu kez ondan vazgeçemiyorum. Sonuçta kendimi çok çocuklu anneler gibi hissediyorum. Hepsi benim için vazgeçilmez oluyor.”

“Adada daha keşfedilecek çok şey olduğunu düşünüyorum”

Sanatçı Kıbrıs’a dair fikirlerini de bizimle paylaşıyor. Kıbrıs aslında Gülsin Onay’ın çokça geldiği, aşina olduğu, sevdiği bir yer olarak daima hafızasında canlı duruyor.

“Kıbrıs’ta yıllar içerisinde yirmiye yakın konser turnem oldu. Çok çok seviyorum burayı. Hele de Bellapais’i… Bir önceki gelişimde St. Barnabas’ı ziyaret ettim. Öyle güzel, öyle muazzam ki adeta büyülendim. Mağusa zaten çok kültürlü bir yer. Ada’da daha keşfedilecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Dinleyicilerim de çok özel burada. Çok anlayarak gelen son derece özel, coşkulu belli bir kitlem var. Bunun yanında farklı zamanlarda gelen turistlerle de burada buluşuyoruz. İzleyiciler Kıbrıs’ta hep aynı kişiler olmuyor. Hareketli ziyaretçi kitleleri var. Bazen salona bir bakıyorum Almanlar çoğunlukta, bazen bakıyorum İngilizler salonu doldurmuş. Tabii her zaman beni takip eden dostlarım da var. Burada bazı öğrencilerim de var. Dostluklarım da çok iyi Ada’da.”  

“Bu hayatta hakikaten her şeyi yaptım”

Son olarak bundan sonra gerçekleştirmek istediği bir hayali var mı onu konuşuyoruz. Ne mutlu ki Gülsin Onay hayata dair tüm hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü söylüyor. Geriye ise tek bir şey kalıyor…  

“Dünyanın her yerinde yaşıyorum, altı farklı ülkede evim var. Hayatım daha çok Almanya ve Türkiye’de geçiyor. Hayata dair tüm hayallerim gerçek oldu. Şimdi tek hayalim sağlıklı olmak. Nefes aldığım sürece piyano çalabilmek. Hastalanmamak, yatmamak. Bu hayatta hakikaten her şeyi yaptım. En önemli şeflerle, en büyük salonlarda çaldım. Yıllardır dünyayı dolaşıyorum. Sadece Japonya’da on dokuz konser verdim. Seksen ülkede, iki bini aşkın konser verdim. Dostlarım, sevdiklerim var. Her gittiğim yerde bir müzik ailem var. Her gittiğim yerde bir bayram havası hissediyorum. Yorulmuyorum. Her konserden sonra imza veriyor, fotoğraflar çekiyorum.”

     

Dergiler Haberleri