“GKK Komutanı aradı, olay yerini terk et dedi”

25 yıl sonra yeniden gündeme gelen ‘Kutlu Adalı’ cinayetinin en önemli gerekçesi olarak gösterilen St. Barnabas baskınında, dönemin Mağusa Adli Şube Amiri Tema Irkad, polis soruşturmasının nasıl ileriye taşınmadığını YENİDÜZEN’e anlattı.

Ayşe GÜLER

25 yıl sonra yeniden gündeme gelen ‘Kutlu Adalı’ cinayetinin en önemli gerekçesi olarak gösterilen St. Barnabas baskınında, dönemin Mağusa Adli Şube Amiri Tema Irkad, polis soruşturmasının nasıl ileriye taşınmadığını YENİDÜZEN’e anlattı.

Tahkikat yapmak için St. Barnabas’a gittiğini, soruşturma sırasında dönemin Mağusa Polis Müdürü Ahmet Zaim’in GKK Komutanı tarafından arandığını, “Olay yerini terk et” emri üzerine de tahkikatın ilerlemediğini söyledi.

Polis karakolunda tutulan deftere, ‘önemli’ olarak nitelendirdikleri bazı olayları kırmızı kalemle yazdıklarını, St. Barnabas olayını da deftere bu şekilde geçirdiğini belirten Irkad, ancak sayfaların kopartıldığını belirtti.

Irkad, emeklilik izninin başladığı ilk gün Kutlu Adalı’nın öldürüldüğünü, olayı ilk duyduğunda yaşananlara inanamadığını da aktardı.  

Adalı cinayetine yönelik aldığı bir bilgide olay yerinde lacivert bir arabadan bahsedildiğini hatırlatan Irkad, bu arabanın Hüseyin Demirci’ye ait olduğuna yönelik polise bilgi verdiğini, söz konusu kişinin ilk etapta tutuklansa da daha sonra serbest kaldığını dile getirdi.

Irkad, emekliliğinin ardından YENİDÜZEN’de köşe yazıları yazdığını, yazılarında St. Barnabas olayları ve Kutlu Adalı cinayetinden bahsettiğini, Galip Mendi’nin GKK Komutanı olarak adaya gelmesinin ardından tehdit edildiğini de açıkladı.

Evinin ve arabasının yakıldığını da anlatan Irkad, 2017’de tesadüfen gittiği bir yerde tanımadığı bir kişinin “Adalı cinayetini kimin işlediğini biliyorum,  Abdullah Çatlı yanında birlikte geldiği genç bir çocuğa Uzi marka tabanca verip, cinayeti işletti. Olay yerinde Hüseyin Demirci de vardı, toplamda 4 kişiydiler” şeklinde bilgi verdiğini ifade etti.  

Şu anda Polis Genel Müdürü Ahmet Soyalan’ın Adalı cinayetinin tahkikat subayı olduğuna dikkat çeken Irkad, “Gerçek bir polis, olayın peşine düşmek isterse, toplum yararına uğraş verecekse soruşturmayı kendisi yapar, Soyalan da bunu yapmalı” dedi.

Irkad, bu konuda siyasi irade ve cesarete ihtiyaç duyulduğunu da sözlerine ekledi.

İşte Tema Irkad ile yaptığımız röportaj:


YENİDÜZEN: St. Barnabas baskınının yaşandığı gün neler oldu? Polise bilgi geldi mi?

T.IRKAD: Baskının yaşandığı gece, bölgesel kumarhaneler kontrolleri yapıyorduk. Polis telsizlerinden  o güne kadar işitmediğimiz bir çağrı geldi. Sesler heyecanlıydı, ne olduğunu anlamadık. Durum şüohe uyandırmıştı ama bilgi verilmediği için bir şey yapamadık. Kumarhane denetlemelerini bitirdik. Ertesi gün göreve geldiğimde olayı öğrendik. Dönemin polis genel müdürü Ahmet Zaim bey beni aradı. ‘Akşam St. Barnabas’ta bazı olaylar oldu, bölgeye git’ dedi. Biz de gittik.

 

YENİDÜZEN: Olay yerine ilk gittiğinizde neyle karşılaştınız?

T.IRKAD: Nöbetçiler halen şoktaydılar. Kazı yaptıkları yeri gördüm. Alt kısımdaki mezar bölümüne kazmışlardı. Yerde 1 metrekarelik bir bölge kazılmış, toprak dışarı atılmıştı.

 

YENİDÜZEN: Peki, nöbetçiler size ne anlattı, orada ne yaşanmış?

T.IRKAD: O gün İncil’den bana bahsedilmedi. İncil asırlar önce oradan alınmıştı. Baskının yaşandığı gece, iki bekçi vardı. Gittiğimde konuşacak durumda değildiler. İlk anda askerlerin acele şekilde arabadan atladıklarını, komutanın kendilerine ‘siz korkmayın bir görevle ilgili geldik. Bizi görmemeniz lazım, buraya girin’ dediklerini anlattılar. Askerleri esas bina içerisinde bir binaya saklamışlar. Askerler, kapı aralığından gördüklerini bana anlatmışlardı. İki sivil aracın daha geldiğini, 4-6 kişinin yeniden olay mahalline gittiğini, gece 23.00-23.30’da serbest kaldıklarını söylediler. Yaşadıkları şok nedeniyle askerler sabah saatlerinde müdürlerine bilgi vermişler.

 

YENİDÜZEN: Peki sonra ne oldu? Tahkikat tamamlandı mı?

T.IRKAD: Polis tahkikatını yapamadı… Tahkikat yaparken, polis müdürü geldi, o da soruşturmaya başladı. Ancak bir telefon geldi, GKK komutanı aradı, ‘olay yerini terk et dediler’ gittik. Olayla ilgilenmedik.


“Defter kanatları söküldü”

YENİDÜZEN: Karakola gittiğinizde ne oldu?

T.IRKAD: Ben o dönemde adli şube amiriydim. Bir defterimiz vardı, önemli olayları kırmızı kalemle yazardık. St Barnabas olayını da deftere kaydettim. Kırmızı kalemle yazdım.

 

YENİDÜZEN: Sonrasında dosya kapatıldı mı?

T.IRKAD: Ben kısa süre sonra emekli oldum. Emekli olduğumda arkadaşlarıma defteri sordum, defterin kanatlarının söküldüğünü söylediler.

 

T.IRKAD: Kutlu beyin yazıları hep dikkatimi çekmişti. St. Barnabas ve sonrasındaki olayları yazıyordu.

O dönemde Kutlu Adalı St. Barnabas olayına ilk ve tek giden kişiydi. Hepsini deşifre etmişti. Arabalarının plakalarını yazdı, isimler verdi. Tehditler aldı.

6 Temmuz’da emeklilik için izne çıktım, o gün Kutlu beyin öldürüldüğünü öğrendim.

 

YENİDÜZEN: Haberi aldığınızda ne düşündünüz?

T.IRKAD: İnanamadım. Olay yerinde lacivert bir arabadan bahsediliyordu. Bu arabanın kime ait olduğunu ilk günden söyledim, polise de bilgi verdim. Çünkü başka bir cinayet davasından Hüseyin Demirci’yi tutuklamıştım. Olaydan sonra Hüseyin tutuklandı, sonra serbest bırakıldı.

 

YENİDÜZEN: Siz daha sonra köşe yazıları da yazdınız, bu olaylara değindiniz.

T.IRKAD: Evet, ilk yazım Adalı cinayeti ve St. Barnabas Manastırı ile ilgiliydi. Galip Mendi, GKK Komutanı olarak adaya geldiğinde bana da tehditler başladı. Telefon Dairesi’nde çalışan arkadaşım, telefonlarımın dinlendiğini söyledi. Mahallede dikkatimi çeken şeyler olmaya başlamıştı. Ben de sabaha kadar nöbete başladım.

Kapımın açık olduğu bir gece, bir arabanın evin önünde durduğunu gördüm. Tabancamı çekip, ateş ettim. Onlar da 100-200 metre gittikten sonra bana ateş ettiler, kaçtılar.

Başka bir gün, aile yakınımızı kaybetmiştik, cenazemiz vardı. Eve geldim, köpeğim tedirgindi, paçalarımdan tutup, beni dışarıya çıkarmak istedi. Önemsemedim, yattım. Ardından komşunun sesine uyandım. Arabamı yakmışlardı. Damacana su aldım, döktüm. Evi yakan çocuklardan biri de benzinden alev almıştı, üzerindeki kıyafetler yanmaya başlamıştı. Boynunda muska asılıydı. O kişi üzerindekileri çıkarıp, evin penceresine attı. Bu yüzden o da yanmaya başladı.

YENİDÜZEN’deki yazılarımdan dolayı mahkemeye verildim, dava 8 yıl sürdü, bir şey olmadı.

 

YENİDÜZEN: Yaptığınız araştırmalarda ya da süreç içerisinde en çok dikkatinizi çeken şey neydi?

T.IRKAD: 2017’de tesadüfen gittiğim bir yerde tanımadığım bir kişi bana ismimle hitap etti.

Benden daha genç biriydi, seslendi. “Ben seni tanıyorum, yazdığın yazılar hep elimden geçti, biliyorum. Yazdığın her şeyin gerçek olduğu nedeniyle tehdit yaptığını biliyorum” dedi.

Hatta Kutlu Adalı cinayetini kimin işlediğini bildiğini de söyledi. Cinayeti kimlerin işlediğini biliyorum. Abdullah Çatlı’nın yanında birlikte geldiği genç bir çocuğa Uzi marka tabanca verip, cinayeti işlettiğini, söyledi, olay yerinde Hüseyin Demirci’nin de bulunduğunu aktarı. Bu kişi aynı gece uçakla Türkiye’ye gönderildi. Cinayet günü orada 4 kişi vardı.

 

YENİDÜZEN: Şu anda cinayetle ilgili açıklamalar var, süreç nasıl ilerliyor?

T.IRKAD: Açıklamaları okudum, bir kulp bulmak çok gülünç… Her şey kılıf yaratma, olayı ört bas etmek için… Her söyledikleri buna yönelikti. Eski Başbakan Hakkı Atun, St Barnabas’taki olayın askeri tahkikat olduğunu söylüyor peki bu tahkikat neydi?


“Soruşturmada ilk başvuracağım isim Ahmet Soyalan olurdu”

YENİDÜZEN: Şu anda soruşturmanın canlanması gündemde…

T.IRKAD: Soruşturma gerçek anlamda yapılır mı yapılmaz mı bilinmez. Zaman aşımı dendi, bu tip olayda zaman aşımı olmaz… Şu andaki Polis Genel Müdürü, Adalı cinayetinin tahkikat subayı…

Soruşturmayı bizzat tahkikat edeceğini zannetmem. Gerçek bir polis, olayın peşine düşmek isterse, toplum yararına uğraş verecekse soruşturmayı kendisi yapar, Soyalan da bunu yapmalı…

 

YENİDÜZEN: Şu anda ifadeler var, farklı isimler ortaya atıldı.

T.IRKAD: Bence Atilla Peker’in ifadesine odaklanmayalım. Soruşturma Türkiye’dir deyip, geri çekilmeyelim. Burada da yapılan şeylerin üzerine gidilmeli. Polis olsaydım, soruşturma olduğu noktadan devam et denilseydi, ilk başvuracağım isim Ahmet Soyalan’dı. Çok ciddi bir olay oldu. Eski yöntem takip edilen yöntemi aynı şekilde deva ettirsek başka sonuçlara gidemeyiz. Çok farklı soruşturma sistemi geliştirilmeli, büyük bir ekip oluşturulmalı. Mevcut bilgilerin üzerinden geçilmeli.

Siyasi irade gerekir, bu oluştuğu takdirde çözülür. Cesaret olmalı… Utansınlar…

 

İlgili Haberler

Röportaj Haberleri