Gaile 524: Editörün Notu

‘Zaman’ı salt nesnel olarak yaşamak insanı zamanın nesnesi haline dönüştürürken; zamanı bilinçli/iradi müdahalesiyle öznel/içsel bir gerçeklik olarak yaşamak onu zamana müdahil özne, bir başka ifadeyle zamanın sürükleneni değil, denetleyeni kılıyor.

2026 yılına girdik.

‘Yeni yıl’ başlangıcı ve sonu olan bir ‘süre’yi ve devamında bir başka ‘yeni’ sürenin başlangıcını işaret ediyor olması bakımından, duygusal ya da bilinçli, az ya da çok, bireysel-toplumsal iç hesaplaşma ve gelecek tahayyülü etkinliklerinin de vesilesi oluyor. Böyle zamanlarda, bireysel olandan toplumsal olana, yerel olandan evrensele varana kadar yaşananların/olanların ‘nasıl ve neden’ oldukları/yaşandıkları (geçmiş); olacak olanların da nasıl ve neden olacağı/olabileceğine (gelecek) dair yorumlar, değerlendirmeler yapılması, temennilerde, tahminlerde, önermelerde bulunulması bir yeni yıl klasiği.

Gaile’nin yeni yılın bu ilk sayısında, ‘Gaile sorusu’ olarak ‘zaman’ı, ‘zaman-insan’ ilişkilerini esas alması, biraz bu geleneğin dürtüsüyle olduysa da asıl sebep, insanlık tarihinde adeta yeni bir ‘barbarlık çağı’ olarak nitelendirebilecek dehşeti yaşayan dünyanın, dar ölçekli (bir yıl) değil, çok daha geniş ölçekli dönemsel sorgulamaları gerekli kılıyor olması. Bu da ‘Geçmiş-şimdi-gelecek’ olarak sürekli bir akışkanlık halinde seyreden, dünyanın/hayatın, yaşanan olayların dinamik yükünü içkin doğurgan yatağı ‘zaman’la yüzleşmeyi dayatıyor. Bu yüzleşmede özne olarak insanın zamanla kurduğu ilişki ve bu ilişkinin ne/nasıl olduğu/olacağı ise ayrıca önem arz ediyor. Şöyle ki, gerek insanın kendinden bağımsız nesnel (dışsal) gerçeklik olan zamanla ve gerekse bilinçli/iradi müdahalesiyle anlam kazanan öznel, kendine dahil (içsel) gerçeklik olarak zamanla kuracağı ilişki biçimi (bu diyalektiği Bergson’dan ödünç alarak ‘’İnsanın zamanda yaşaması, zamanın insanda yaşaması’’ olarak ifade edebiliriz) son kertede bu ilişkinin mahiyetini belirliyor. Şudur: ‘Zaman’ı salt nesnel/dışsal gerçeklik olarak yaşamak insanı zamanın (zamanın ruhunun) nesnesi haline dönüştürürken; zamanı bilinçli/iradi müdahalesiyle öznel/içsel bir gerçeklik olarak yaşamak onu zamana (zamanın ruhuna) müdahil özne, bir başka ifadeyle zamanın sürükleneni değil, denetleyeni kılıyor. Bütün bunlar ‘zaman/insan-zaman ilişkisi’nin kavram ve süreç olarak epistemolojik/ontolojik (varoluşsal) boyutları olduğunu da açığa çıkarırken, farklı alanların/disiplinlerin konuya olan ilgileri hem bu durumu açıklıyor hem de bu çoklu ilgi yüzünden bunun zorlu bir süreç olduğunu/olacağını ortaya koyuyor. Yaşadığımız dünya ve de içinde bulunduğumuz zaman da bunun böyle olduğunu apaçık sergiliyor.

Yeni yılın bu ilk sayısında Gaile, eksiklikleri ve yetersizlikleri kabul ederek ‘’(…..) günümüz dünyasında ‘insan-zaman’ ilişkisi ve bunun varoluşsal boyutları/etkileri’’ sorusuna verilen yanıtlar ve bu sorudan bağımsız olarak yazılan ‘zaman’ eksenli yazılarıyla bu problematiğe dikkat çekerken, farklı konuları ve söyleşileri içeren diğer yazılarla birlikte oluşan yoğun bir içerikle okurun karşısına çıkıyor.

Zamanın iyiliklerle ve güzelliklerle dolu daha iyi, daha yaşanası bir dünyaya doğru seyretmesi, insanoğlunun bu seyrin gelişimine olumlu yönde katkı koyan özne olması dileğiyle Gaile olarak yeni yılınızı kutluyor, iyi okumalar diliyoruz.


Gaile Yayın Kurulu:

Ahmet Güneyli

Aliye Özsoylu

Emel Kaya

Hakan Karahasan

Hakkı Yücel

Münevver Özgür Özersay

Yılmaz Akgünlü


Ağ Editörü ve Kapak Tasarımı: Hüseyin Özbarışcı


Kapak görseli: Flying Man (2011), Petr Sís.
Václav Havel’in anısına. Kaynak: sanatçının resmî web sitesi.

Yayıncı: yeniduzen.com

Dergiler Haberleri