Gabriel Garcia Marquez

Gabriel Garcia Marquez

Cansu Nazlı
cansunazli@yahoo.com

 

“Latin Amerika kendi iradesi olmayan bir piyon olmayı ne ister ne bunun için bir nedeni vardır; onun bağımsızlık ve özgünlük hedefinin batılı bir hedef olması gerektiğini düşünmek de kendi kendini kandırmaktır. Bununla birlikte, bizim Amerikalar’ımızla Avrupa arasındaki o mesafeyi daraltan seyrüsefer ilerlemeleri, tam aksine, kültürel olarak uzaklığımızı vurgulamıştır. Neden edebiyatta bize böylesine hazır sunulan özgünlük, sosyal değişimleri sağlamak yolundaki meşakkatli çabalarımızda güvensizce inkâr ediliyor? Neden ilerici Avrupalıların kendi ülkeleri için mücadele ettikleri sosyal adalet Latin Amerika için de, başka şartlarda başka yöntemlerle olmasın? Hayır: Tarihimizdeki sayısız şiddet ve acı; yüzyıl-eski eşitsizliklerin ve anlatılmayan husumetlerin ürünü, memleketimizden üç bin fersah ötedeki bir komplonun değil. Fakat kendi gençliklerinin velûd aşırılıklarını unutan pek çok Avrupalı lider ve düşünür, dünyanın iki efendisinin merhameti altında yaşamaktan başka bir kader yokmuş gibi böyle düşünmüştür. Bu, sevgili dostlarım, bizim yalnızlığımızın ölçüsüdür. 

Buna rağmen, baskıya, zulme ve terk edilişe hayatla karşılık veririz. Ne sel baskınları, ne salgınlar, açlık ne de felaketler ve hatta yüzyıl üstüne yüzyıl süren bitmek bilmez savaşlar, hayatın ölüme karşı sahip olduğu üstünlüğü dize getirememiştir. Büyüyen ve artan bir üstünlük: Her yıl meydana gelen ölümlere karşı yetmiş dört milyon daha fazla kişi doğmaktadır, çoğalmak için yeterli bir yeni hayat sayısı, her yıl, New York’un yedi katı yeni can. Bu doğumların çoğunluğu, şüphesiz, Latin Amerika’yı da içeren, en az kaynaklara sahip ülkelerde gerçekleşmektedir. Tersine, dünyanın en müreffeh ülkeleri, bugüne kadar yeryüzünde var olmuş bütün insanların yüz katını değil, aynı zamanda bu kadersiz gezegende şimdiye kadar nefes almış tüm canlıları da yok edebilecek güçte yıkıcı silahları toplamakta başarılı olmuşlardır. 

Bugünkü gibi bir günde, William Faulkner, demişti ki, “İnsanlığın sona ermesini kabullenmeyi reddediyorum.” Eğer onun otuz-iki yıl önce tanımayı reddettiği bu devasa trajedinin insanlığın başlangıcından bu yana ilk defa basit bir bilimsel gerçeklik olduğunun farkında olmasaydım, onun bulunduğu bu yere yakışmazdım. İnsanın tüm zamanlarında sadece bir distopya olarak görünmüş bu korkunç gerçeklikle yüzleşmiş olarak, biz, hikâyelerin her şeye inanan yaratıcıları, bunun tersi olan bir ütopyayı yaratmaya başlamanın bugün hiç de geç olmadığına inanıyoruz. Yeni ve kuşatıcı bir hayat ütopyası, hiç kimsenin başkalarının nasıl öleceğine karar veremeyeceği, aşkın hakiki çıktığı ve mutluluğun mümkün olduğu ve yüzyıllık yalnızlığa mahkûm edilen halkların, sonunda ve sonsuza dek, yeryüzünde ikinci bir şansı olacağı bir hayat ütopyası.” Gabriel Garcia Marquez

*Yazarın Nobel Ödül Töreni’ndeki konuşmasından alıntılanmıştır.

Dergiler Haberleri