“Esnaf sömürülüyor”

K.T Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Mahmut Kanber, kapanan iş yeri sayılarının açıklananın çok üzerinde olduğunu vurguladı, hükümetin esnafa karşı tutumuna tepki gösterdi

K.T Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Mahmut Kanber, “hükümet, esnafı borçlandırarak sömürüyor” vurgusunda bulundu.

Kanber, “Hükümet, esnafı tehdit ederek ‘bunu yapmazsan bu kağıdı sana vermem, bu sigortayı yatırmazsan seni sağlık sisteminden yararlandırmam’ diyor ve esnafın elindeki tüm kaynakları aslında şu anda ülkeyi yönetenler sömürüyor” ifadesinde bulundu.

Kanber, “Devlet, esnafa diyor ki; ‘sen al borcu, git sigortanı öde, vergini öde.’ Yani aslında ‘kamuyu güçlendir’ diyor. Biz esnaflar, kamuyu, çalışarak, üreterek beslemek isteriz. Bankalardan borç alıp da devletin kamusunu güçlendirmek için bir kaynak değiliz” tepkisinde bulundu.

  • YENİDÜZEN: Esnaf, Mart ayından itibaren nasıl bir süreç yaşadı?
  • MAHMUT KANBER: Pandemi süreci çok kötü geçti. Çünkü pandeminin başlamasıyla, kapanma süreci de başladı. Kapanmayla birlikte doğru bir planlama olmadı. Plansız, iki buçuk ay geçirdik ve sonrasında aslında bomboş bir ekonomi ile karşı karşıya kaldık. Biz Oda olarak, sürecin nasıl olmasıyla gerektiği ile ilgili kısa-orta ve uzun vadeli birçok çalışma yaptık. Çünkü o günlerde şunu gördük; turizm ve yükseköğrenim yok olmasına rağmen tüm çabalar orayı hareketlendirmek içindi ama bu sektörler zaten dünyada yok ve kısa zamanda da zaten geri gelmeyecek. Esnaf ve küçük işletmeleri ayakta tutmak için doğrudan destek olunması gerekirdi. Bunu hükümete yaptırmakta çok zorlandık. Yaptırdığımız da tam istediğimiz gibi olmadı.

 “Devlet, esnafa diyor ki; ‘sen al borcu, git sigortanı öde, vergini öde.’ Yani aslında ‘kamuyu güçlendir’ diyor. Biz esnaflar, kamuyu, çalışarak, üreterek beslemek isteriz. Bankalardan borç alıp da devletin kamusunu güçlendirmek için bir kaynak değiliz.”

  • YENİDÜZEN: Esnafa, devletin sağladığı katkılar yetersiz mi?
  • MAHMUT KANBER: Takvimlendirme konusunda sıkıntı vardı. Biliyorsunuz ilk 1500 TL ile ilgili katkıyı pandemi bittikten sonra verdiler ama aslında yaşanan aylarda bunun yapılması gerekirdi. 2000 TL’lik işletme katısını ise 6 aydan sonra verilmeye başlandı. Bu süreçte esnaf zaten borçluydu, daha da borçlandı. Elektrik borcu, vergi, taksit borçları birikti, döviz arttı. Bunları toparlamak için bir iş potansiyeli gerekiyordu.
    Ya da gelişmiş, sosyal adalete inanan ülkeler, işletmelerinin batmaması için doğrudan müdahale etti. Oysa biz çok uğraşmamıza rağmen, hükümetten bize 2 bin TL katkı çıktı. İnsanlar buna ‘hiç yoktan iyidir’ diyor ama hiçtir. Hiçbir anlamı yoktur. 2 bin TL,  200 sterlindir. Bu rakama dükkan kirası bile yoktur. Üstelik zorunlu giderlerinizi de küçültemediğiniz için gelir kaybı bazı sektörlerde yüzde yüz, en iyi bazı sektörlerde yüzde 60’lardadır.
    Esnaf tek başına bu krizin altından kalkamaz. Bir ada ülkesiyiz. Mutlaka ve mutlaka çarşıya sıcak paranın akmasıyla ilgili hükümetin yapması gereken sorumluluklar var. Örneğin işletmelerin kiraları, elektrik giderleri ile ilgili olabilir veya işletmenin ayakta durabilmesi için doğrudan işletme sermayesi olabilir. Bir kısmı hibe ile bir kısmı düşük faizli olabilir. Faizsiz uzun aralıklı da olmalı. Çünkü 1 yıl sonra hangi noktaya geleceğimizi bilmiyoruz. 1 yıl sonra krizin başladığı noktadan mı başlayacağız? Hayır. Bu en az 3 yıl öngörülüyor.
    3 yıl olarak beklenen krizin her aşamasıyla ilgili müdahaleler yapılmasını önerdik ama hiçbir şekilde müdahale olmadı. Küçük küçük kaynaklar aktarılarak müdahale edildi ama bu da çarşıyı etkilemiyor.    

 “Tehditkar bir hükümet yapısı”

 “Kamuya kaynak sağlamak için bir yandan esnafı, özel bankalara borçlandırıyorlar, diğer yandan kendileri bunu tahsil ediyorlar.”

  • YENİDÜZEN:  Devleti sağladığı kredileri ile de esnafın daha da borçlandırıldığı konusunda eleştirileriniz oldu. Yine aynı noktada mısınız?
  • MAHMUT KANBER: Bu dönemde borçlanmak çok da ekonomik akla sığan bir şey değil. Çünkü gelir kaybınız devam ediyor. Bir gelirimiz var da borçlanalım derseniz? Hayır öyle bir gelir de yok. Ne zaman olacağına dairde ülkeyi yönetenler tarafından bir tanım konmadı. Devlet kendisi, ‘ileriyi görmediğimiz için borçlanamıyoruz’ diyor. Ama devlet, esnafa diyor ki; ‘sen al borcu, git sigortanı öde, vergini öde.’ Yani aslında ‘kamuyu güçlendir’ diyor. Biz esnaflar, kamuyu, çalışarak, üreterek beslemek isteriz. Bankalardan borç alıp da devletin kamusunu güçlendirmek için kaynak değiliz. Hükümet özel sektöre şöyle bakmalı; özel sektör kazanacak, kazandıklarından vergi üretip, katma değer yaratacak, kamuyu besleyecek. Şimdi ise hükümet, bankalardan kolay kredi sağlayarak esnafı sömürüyor.

 “Hükümet özel sektöre şöyle bakmalı; özel sektör kazanacak, kazandıklarından vergi üretip, katma değer yaratacak, kamuyu besleyecek. Şimdi ise hükümet, esnafı borçlandırarak sömürüyor.”

Çünkü küçük bir işletmeniz dahi olsa halen daha tehditkar bir hükümet yapısı yani ‘senin işinin görülmesi için bu parayı ödemen gerekir’ diyor. Pandemi döneminde bile hiçbir ayrıcalık esnafa tanınmadı. Daha önceki gibi yine hükümet, esnafı tehdit ederek ‘bunu yapmazsan bu kağıdı sana vermem, bu sigortayı yatırmazsan seni sağlık sisteminden yararlandırmam’ diyor ve esnafın elindeki tüm kaynakları aslında şu anda ülkeyi yönetenler sömürüyor. Kamuya kaynak sağlamak için bir yandan özel bankalara borçlandırıyorlar, diğer yandan kendileri bunu tahsil ediyorlar.
Esnafa verilen yüzde 9 faizli krediler de, düşük faizli kredi değildir. Sabit de değildir, gelecek yıl bu faizin ne olacağı da belli değildir. Dolayısıyla hükümetin bu dönemde krize yaklaşımını biz doğru bulmadık, hala daha da doğru bulmuyoruz. Çünkü çarşıda insan yok. Ülkeye giriş çıkışlarla ilgili sıkıntılar var. Çünkü kriz doğru yönetilmedi ve ülke bir kaosun içerisine sokuldu. Dolayısıyla şimdi öğrenci de turist de gelmiyor. Ülkede sağlıkla ilgili bir güvence de yok.
Yükseköğrenim tıkandı. Yükseköğrenim konusunda da hükümet, üniversiteleri, esnafın önüne koydu. Ama bunu da biz doğru bulmuyoruz. Çünkü bu ülkede esnafı, bölgeleri geliştirenler de üniversitelerdi. Evet, planlı bir gelişim değildi ama öğrenciler sayesinde mesela Mağusa veya Lefke çarşısı daha çok gelişti. Plansız da gelişse bir ekonomi yaratıldı.

  • YENİDÜZEN: Üniversitelerin bazıları tamamen online eğitim sistemine geçme kararı aldı. Bu konuda esnaf eylem yaptı. Sizin bu konuda muhatabınız üniversiteler mi yoksa hükümet mi?
  • MAHMUT KANBER: Hükümete, aldığı kararlara ve irade kullanarak, toplumun faydasına olabilecek durumları toplumun önüne koyamadığı için tepki koyuyoruz. Çünkü üniversitelerin böyle bir hakkı yoktur. Ama üniversite şunu söylüyor; ‘ben 10 bin öğrenci alacaksam bu sağlıkla ilgili sorunların çözülebileceği bir ortam gereklidir. Ben üniversite olarak tek başıma bunu yapamam. Siz bu sağlık sistemini koyun. Çünkü pandeminin en etkin olduğu ülkelerden öğrenciler geldiğinde büyük bir sağlık sorunu çıkar. Bunun altından kalkamayız.’
    Daha bir pandemi hastanemiz yok. Peki hastaları nerde, nasıl tedavi edeceğiz? Uçak biletlerinin, karantina otellerinin bedava olduğu söylendi ancak hiçbir uçak şirketi ile anlaşılmadı. Dolayısıyla hükmet, bu tür şeylerden besleniyor. Yani kendini aklamak için her dönem bazen otelleri, bazen üniversiteleri, bazen iş insanlarını bu durumun içinde bırakarak kendini bu durumdan soyutlamak istiyor. Ama her ne olacaksa bu ülkede, sorumlusu hükümettir. Bu ülkeyi yönetenler, bu siyasi sorumluluğu alarak yönetiyor. Halkın sağlıkla ilgili güvenliğinden, iş güvenliğinden veya genel anlamda tüm güvenliğinden hükümet sorumludur. Dolayısıyla biz bu sorumlukları hükümete yükleriz. Üniversitelere de sözlerini geçiremiyorlarsa, buradan doğacak krizi de hükümete yükleriz.
    Çünkü esnaf, kendi başına bu krize düşmedi. Başka ülkeler bir işletme kapanmasın diye ellerinden gelen her şeyi yapılıyor. Oysa bizim ilgili bakanlık çıkıp; ‘bugün 9 bin iş yeri faaliyetini durdurdu, 5 bin işsiz oldu’ diye bunu çok rahatlıkla söyleyebiliyor.
     
  • YENİDÜZEN: Bu dönemde esnafın sorunlarının çözümüne ilişkin hükümetle işbirliğiniz oldu mu, ya da onlardan size böyle bir istek geldi mi?
  • MAHMUT KANBER: Hükümetin kimseyle böyle bir işbirliği yok, bizimle de yeterince yok. Çalıştığımız kurumlardaki ürettiğimiz konuların, siyasi irade tarafından kullanılmadığını görüyoruz. Çünkü bizim taleplerimiz çok daha başkaydı. Taleplerimiz, zümresel bir çıkar için değildi. Tamamen toplumsal ve tabana yayılıyordu. Daha çok dar gelirli insanların veya orta gelirli insanların ekonomisini güçlendirip tekrardan ülkenin ayağa kalkması için bir nevi hizmet üretimi, üretim ekonomisini yaratmak için bir takım modellerde değişiklikler gerekiyordu. Bununla ilgili hükümet görüşmüyor. Popülizm yapıyor.
    Türkiye’den para geliyor ama bunu çarşıda görmüyoruz. Çarşıdaki esnaf, insan görmüyor. Hükümet, herkesi borçlandırarak, sadece zamanı kullanıyor. Dolayısıyla çok zor günler bizi bekliyor. Her gün daha da zorlaşıyor, kolaylaşmıyor. Yapılan, zorlukların insanların kabullenmek zorunda olmasıdır. Çaresizliğin getirdiği, ilerisini düşünmeden, ilerde başına ne geleceğini düşünmeden sadece o günü veya o günleri kurtarmak için borçlanma yöntemini bize sunuyor. Ama nasıl ödeyeceksiniz, başınıza ne gelecek söylenmiyor. Zaten esnafın her şeyi ipotekli, esnafın elinde hiçbir şey yok ki.
    Biz esnafı hukuksal hakları konusunda bilgilendiriyoruz ama çaresiz kalan insan her şeyi yapar. İlerisini de düşünmez. Bu durum daha uzun süre süreceğe benziyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri de bu sorunları görmezden geldi ve sorunlar ikinci, üçüncü plana düştü.  Aslında halk çok zor durumda, halkın ekonomi, sağlıkla ilgili kaygıları varken nasıl bir sağlıklı düşünce ile de Cumhurbaşkanı seçme hakkını kullanacağını çok merak ederim.

 “Açıklanan rakamların çok daha ötesinde iş yeri kapanmıştır. Yaklaşık 8 bin 500 işletme ise faaliyetlerini dondurdu. Bu da çok üzücüdür. Çünkü bunların içerisinde 1500-2000 kişi çalıştıran işletmeler de vardı.”

  • YENİDÜZEN: Çalışma Bakanlığı dönem dönem hem kapanan iş yerleri,  hem de işsizlikle ilgili verileri paylaşıyor. Sizdeki bilgiler nelerdir? Söylenildiği kadar mı yoksa siz çarşıda daha da fazlasını mı görüyorsunuz?
  • MAHMUT KANBER: Kapanan iş yeri 1200’ü buldu. Buna şöyle bakmak gerekir; insanlar sorumluklarını yerine getiremedi ve kapatmak da bir para ödemektir. Yani işletmenizi kapatacaksanız vergi borcunuzu kapatmak zorundasınız. Sigortaya bildirim yaparsanız, borcunuzu kapatacaksınız. Tüm bu koşulları yerine getirecek bir esnaf yok. Zaten parası olsa kapamayacak. Dolayısıyla işletmelerin çok az kısmı devlete olan sorumluluklarını yerine getirerek kapatmıştır. Çoğu dükkanı boşaltıp kapattı, ya da ülkeyi terk etti. O nedenle açıklanan rakamların çok daha ötesinde esnaf, iş yerini kapatmıştır. Yaklaşık 8 bin 500 işletme ise faaliyetlerini dondurdu. Bu da çok üzücüdür. Çünkü bunların içerisinde 1500-2000 kişi çalıştıran işletmeler de vardı. Ama biz diyelim ki her işletmede 4 kişi bile çalışıyor olsa, 30-35 bin kişiye yakın işsiz insan var. Bunun büyük bir kısmı belki ülkeyi terk etti. Yurttaşların yaklaşık 4 bin 500’ü Bakanlık üzerinden işsizlik talep etti ama birçoğu da edemedi. Yani ülkede büyük bir işsizlik ve kaos devam ediyor.
    Dükkan kiraları çok yüksek ve bu konuda da hükümet bir pozisyon alamadı. Pozitif algı da yaratılamadı. Birinin gelir kaybı çokken birinin gelirinin çok iyi olması bu zamanda bir anlam içermiyor. Dolayısıyla herkesin elini taşın altına koyup, sorumluluk alması ve bu krizi hep birlikte atlatmamız gerekiyor. Bunu sağlayacak bir otorite gerekiyor ama biz böyle bir hükümet göremiyoruz. Seçim yokken de bulamıyorduk.

 “Topluma hakarettir”

 “1500 TL vererek ne destek olabilirsiniz ne de mutfak masrafını, kirasını ödeyebilirsiniz. Bu alaycı bir yaklaşımdır. Topluma hakarettir.”

  • YENİDÜZEN: 18 Ekim’e kadar herkes seçime odaklandı. Sorunlar da ötelendi. Ama esnaf her gün bu sorunlarla yüzleşiyor. Hükümet, seçimden sonra sorunlara çözüm bulacak mı?
  • MAHMUT KANBER: Hiçbir ümidimiz yok. Çünkü gördük, yaşadık. Bir ülkeyi yönetiyorsanız, yurttaşların sorumluluğunu alıyorsanız ‘paramız bu kadar ne yapalım’ deme hakkınız yoktur. Hükümet bu ülkede yaşayan tüm insanların haklarını korumakla mükelleftir. 1500 TL vererek ne destek olabilirsiniz ne de mutfak masrafını, kirasını ödeyebilirsiniz. Bu alaycı bir yaklaşımdır. Topluma hakarettir. Hükümet olmak için önce  sosyal bir anlayışa sahip olmalısınız. Halkınızın belli bir refah içerisinde yaşamışını sağladıktan sonra kendinizi ispat edersiniz. Bunların hiçbirini yerine getirmeyen bir yapının aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı sürecinde de başkan olmalarını da anlamsız buluyoruz.  

 “En kötü günlerimizde kim bizim yanımızdaysa, kim bizlerle yollarda yürüdüyse, kim bizim sesimizi Meclis’te, kamuoyunda duyurduysa, Lefkoşa’dan Girne’ye yürüdük kim gelip yanımızda yürüdüyse esnaf da cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu değerlendirecektir.”

  • YENİDÜZEN: Önümüzdeki hafta Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Topluma ne mesaj vermek istersiniz?
  • MAHMUT KANBER: Cumhurbaşkanlığı seçiminin bu olumsuz zaman diliminde yeterince ilgi çekmediğini görüyoruz. Oysa Cumhurbaşkanlığı adaylarının bir kısmının dinlenmeye, anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.
    Bu yaşadığımız krizlerin esas anası uluslararası bir hukuka sahip olmamızdır. Para birimizin değersiz, iç piyasada ekonomi tamamen döviz üzerinden dönüyor. Ülkenin bir uluslararası hukuka, bir çözüme ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Hele hele pandemi krizinde bunu çok daha iyi anladık.
     Uzun süre eylemliliğimiz oldu ve eylemlik süresince açıkçası gördük ki hükümet bize ‘bunlar esnaftır, diğerleri kadar sesleri gürültülü çıkmaz’ yaklaşımında oldu.
    Ama en kötü günlerimizde kim bizim yanımızdaysa, kim bizlerle yollarda yürüdüyse, kim bizim sesimizi Meclis’te, kamuoyunda duyurduysa, Lefkoşa’dan Girne’ye yürüdük kim gelip yanımızda yürüdüyse esnaf da cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu değerlendirecektir. Esnafın da bu konuda duyarlı olmasını, seçme ve seçilme hakkını bu çerçevede değerlendirmesini isteriz. Duygusal veya bir takım tutma ruhu yerine toplumun faydasını konuşan, anlatan ve buna sizi inandıran adaylar üzerinden bir değerlendirme yapılmalıdır.
    Ayrıca, seçimlerde toplumun iradesine saygı gösterilerek, Cumhurbaşkanı adaylarının kendilerini ifade etmesini ve topluma verecekleri mesaj üzerinden değerlendirilmesini önemli buluyorum.

Röportaj Haberleri