“Eşim, ‘bu silo bize mezar olacak’ diyordu!”

Lokman Hacıhasanoğlu’nun hayatını kaybetmesine neden olan olayın üzerinden 3 ay geçmesine rağmen ne soruşturma ilerledi, ne de sorumlular yargı önüne çıkarıldı.

Recep DAL

Ünal Üstel Hükümeti’nin yönetimindeki Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) ait Kumyalı’daki 2 bin 500 ton kapasiteli buğday silosunun çökmesi sonucu yaşamını yitiren 46 yaşındaki Lokman Hacıhasanoğlu’nun ölümünün üzerinden üç buçuk aya yakın süre geçmesine rağmen ne bir istifa ne de bir görevden alma yaşandı. Sorumluların hesap vermesini bekleyen aile adalet arayışını yargıya taşıdı.

Faciada eşini kaybeden Hikmet Hacıosmanoğlu, yaşadıkları acıyı ve eşinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşadığı sorunlarını ilk kez YENİDÜZEN’e anlattı.

Olayda hayatını kaybeden eşinin sürekli “Bu silo bize mezar olacak, makineler bir gün kafamıza yıkılacak” diyerek, yaşadığı kaygıyı dile getirdiğini belirten Hikmet Hacıosmanoğlu, çalışanların kasksız görev yaptığına ve gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığına defalarca tanıklık ettiğini belirtti.

Hacıosmanoğlu, eşinin ölümüyle ilgili büyük ihmal bulunduğunu söyleyerek, “İnsan hayatının bir değeri yokmuş. Ben bunu anladım” dedi.

Eşinin ölümünün ardından hayatının çok zorlaştığını ifade eden Hacıosmanoğlu, “Benim canım yandı, kimsenin aynısını yaşamasını istemiyorum” dedi.

Facianın ardından herhangi bir istifa yaşanmadığını ve TÜK yönetiminden kendisine ulaşan olmadığını belirten Hacıosmanoğlu, cenaze sonrasında yalnızca Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş’un kendisini aradığını söyledi. Çocuklarının babasız kaldığını vurgulayan acılı eş, “Kocamın kanı yerde kalmasın. Sorumlular kimse cezasını çeksin. Talebimiz adalettir” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Hacıhasanoğlu’nun üyesi olduğu Kamu-İş, ailenin adalet arayışı için hukuki süreci başlattı. Sendika Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Hacıhasanoğlu’nun eşiyle birlikte avukat Şefik Aşçıoğulları aracılığıyla yargı yoluna gittiklerini açıkladı.

Facianın üzerinden üç ayı aşkın süre geçmesine rağmen sorumluların belirlenmesine ilişkin somut bir gelişme bulunmadığını kaydeden Serdaroğlu, kurumlara yapılan başvurulara yalnızca “soruşturma devam ediyor” yanıtı verildiğini belirtti.

Serdaroğlu, ihmali bulunanların tespit edilerek hesap vermesi için sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası da faciaya ilişkin ön teknik incelemesini tamamladı. İncelemede, göçen silo ile ayakta kalan yapının bağlantı elemanlarında yaygın korozyon, bazı bulon bağlantılarında deformasyon ve yapısal hasarlar tespit edildi.

İMO, bulguların zaman içerisinde gelişen yapısal zafiyetlere işaret ettiğini, ancak kesin göçme nedeninin adli soruşturma kapsamında yapılacak ayrıntılı incelemelerle belirleneceğini duyurdu. 

Facianın üstünden yaklaşık 3 buçuk ay geçti, hala istifa eden olmadı

Kumyalı köyünde, 24 Temmuz 2026 tarihinde Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) ait 2 bin 500 ton kapasiteli buğday silosunun çökmesi sonucu meydana gelen ve 46 yaşındaki Lokman Hacıhasanoğlu’nun vefatına neden olan facianın etkisi dinmedi.

Tamamen dolu olan buğday silosunun aniden yıkılması sonucu göçük altında kalan Sipahi köyü sakini silo çalışanı Hacıhasanoğlu, ekipler tarafından enkazdan çıkarılarak hastaneye kaldırılmış ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti.

Facianın üzerinden üç ayı aşkın süre geçmesine rağmen olayın ardından herhangi bir istifa veya görevden alma yaşanmadı. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, TÜK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Tuna Muştu ve TÜK Müdürü Kürşat Özer’in görevlerine hala devam etmesi tepkiyle karşılandı.

Lokman Hacıhasanoğlu’nun eşi Hikmet Hacıosmanoğlu:

“Kocamın kanı yerde kalmasın”

Hacıhasanoğlu’nun eşi Hikmet Hacıosmanoğlu, yaşanan facia ve sonrasında yaşanan sürece ilişkin ilk kez YENİDÜZEN’e konuştu.

Tamamen dolu olan silonun aniden çökmesiyle göçük altında kalan ve hastaneye kaldırılmasına rağmen kurtarılamayan Hacıhasanoğlu’nun eşi, facianın ardından yaşadıkları büyük acıyı anlattı. Eşinin hayattayken çalıştığı yerdeki eksikliklerden ve güvenlik sorunlarından sürekli yakındığını belirten Hacıosmanoğlu, “Eşim bize önceleri, ‘bu silo bize mezar olacak’ diyordu. Oradaki eksikliklerden ve sıkıntılardan bize hep bahsediyordu. ‘Makineler bir gün kafamıza yıkılacak’ diye serzenişte bulunuyordu” dedi.

Çalışanların kasksız görev yaptığını ve iş güvenliği açısından gerekli tedbirlerin alınmadığını vurgulayan Hacıosmanoğlu, yaşananlarda büyük ihmal bulunduğunu belirterek, “İnsan hayatının bir değeri yokmuş. Ben bunu anladım” ifadelerini kullandı.

Eşinin ölümünün ardından hayatının çok zorlaştığını ve hâlâ kendisini toparlayamadığını söyleyen Hacıosmanoğlu, “Hiçbir şey iyi gitmiyor. Benim canım yandı, kimsenin aynısını yaşamasını istemiyorum. Allah böyle bir olayı bir daha yaşatmasın” diye konuştu.

Hacıosmanoğlu, facianın ardından herhangi bir istifa yaşanmadığını, TÜK yönetiminden kendisine ulaşan olmadığını söyledi. Cenaze sırasında ziyaretine gelenler olduğunu ancak sonrasında kendisiyle iletişim kurulmadığını ifade eden Hacıosmanoğlu, “Olaydan sonra kimse istifa etmediği gibi beni müdür veya başkan da aramadı. Cenaze zamanı gelen giden oldu elbette. Ama Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş haricinde kimse bana sonrasında ulaşmadı” açıklamasında bulundu.

Çocuklarının babasız kaldığını vurgulayan Hacıosmanoğlu, eşinin ölümünden sorumlu olanların belirlenerek cezalandırılmasını istedi.

HJacıosmanoğlu, “Kocamın kanı yerde kalmasın. Sorumlular kimse cezasını çeksin. Benim çocuklarım babasız kaldı. Gereken her şeyi yapsınlar. Devletten beklentimiz budur. Eşimi geri getiremezler belki. Devlet bizim atamız, babamız ve her şeyimiz. O yüzden olay sonrası hakkımız olan neyse biz onu istiyoruz. Talebimiz adalettir” ifadelerini kullandı.

İMO’nun ön teknik incelemesi tamamlandı:

Bağlantı elemanlarında yaygın korozyon tespit edildi

Öte yandan Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (KTMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), 24 Temmuz 2026 tarihinde Kumyalı’daki TÜK buğday silosu tesisinde meydana gelen ve bir çalışanın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan göçmeye ilişkin ön teknik incelemesini tamamladı.

Oda tarafından yapılan yazılı açıklamada, incelemenin olay yerinde gerçekleştirilen saha gözlemleri ile fotoğraf ve video kayıtlarının mühendislik açısından değerlendirilmesi esas alınarak hazırlandığı belirtildi. Açıklamada, öncelikle yaşamını yitiren emekçi için başsağlığı dilenirken, ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına bir kez daha taziye mesajı iletildi.

Polis soruşturmasının halen devam etmesi nedeniyle hazırlanan teknik raporun tam metninin kamuoyuyla paylaşılmayacağı belirtilen açıklamada, bunun adli süreci etkilememek ve soruşturmanın selametine zarar vermemek amacıyla alındığı kaydedildi. Ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla raporda yer alan genel teknik değerlendirmelerin paylaşılmasına karar verildiği ifade edildi.

İMO’nun saha incelemelerinde, göçen silo ile ayakta kalan yapıda bağlantı elemanlarında yaygın korozyon, bazı bulon bağlantılarında deformasyon ve taşıma kapasitesini olumsuz etkileyebilecek yapısal hasarlar tespit edildi. Ayakta kalan siloda temel bağlantıları ve bazı birleşim bölgelerinde de ayrıntılı değerlendirilmesi gereken yapısal bulgular gözlemlendi.

Elde edilen bulguların, göçmenin ani bir dış etkenden ziyade zaman içerisinde gelişen yapısal zafiyetlerin, silonun tamamen dolu olduğu yükleme koşulları altında kritik seviyeye ulaşması sonucu meydana gelmiş olabileceğine işaret ettiği belirtildi.

Bununla birlikte İMO, söz konusu değerlendirmenin ön teknik inceleme bulgularına dayandığının altını çizerek, göçmenin kesin nedeninin ancak adli soruşturma kapsamında gerçekleştirilecek ayrıntılı malzeme analizleri, proje ve hesap incelemeleri ile diğer teknik incelemelerin tamamlanmasının ardından netlik kazanacağını vurguladı.

Saha incelemelerinde, göçmenin zemin taşıma gücü kaybı veya zemin oturmasından kaynaklandığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı da açıklandı. Mevcut gözlemlerin, olayın yapısal sistem ve bağlantı detaylarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koyduğu belirtildi.

İMO, ayakta kalan silo yapısının güvenli şekilde boşaltılabilmesi için kapsamlı iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine yer verilmesi gerektiğine de dikkat çekti. Yapılacak bütün çalışmaların uzman mühendislerin gözetiminde, kontrollü ve planlı şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Açıklamanın sonunda KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, kamu güvenliğini ilgilendiren olaylarda bilimsel, tarafsız ve kamu yararını esas alan mühendislik anlayışıyla çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini bildirdi. Resmi soruşturma sürecinin tamamlanmasının ardından yetkili makamlarca gerekli değerlendirmelerin yapılacağına olan inanç da dile getirildi.

Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu:

“Sorumluların ortaya çıkarılması için yargı sürecini başlattık”

Hacıhasanoğlu’nun üyesi olduğu Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) de facianın ardından sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi amacıyla hukuki süreci başlattı. Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Hacıhasanoğlu’nun eşiyle birlikte, avukat Şefik Aşçıoğulları aracılığıyla yargı sürecini başlattıklarını açıkladı.

Serdaroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 24 Temmuz 2026 tarihinde meydana gelen facianın üzerinden üç ayı aşkın süre geçmesine rağmen sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi konusunda bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmış tek bir somut gelişme bulunmadığını belirtti.

Kamu-İş olarak siloların bakım, onarım ve güvenlik eksikliklerine ilişkin geçmişte uyarılarda bulunduklarını anımsatan Serdaroğlu, yapılan uyarılara rağmen böylesi bir facianın yaşanmasının olayın bütün yönleriyle araştırılmasını ve sorumlulukların açıkça ortaya konulmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

Sendikanın ilgili kurumlara yaptığı yazılı başvurulara verilen yanıtların ise “soruşturma devam ediyor” şeklindeki genel ifadelerle sınırlı kaldığını kaydeden Serdaroğlu, bir emekçinin yaşamını yitirdiği böylesine vahim bir olayda soruşturmanın devam ediyor olmasının yetkili makamların hesap verme ve kamuoyunu bilgilendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını vurguladı.

Serdaroğlu, gelinen aşamada sürecin yalnızca idari açıklamalarla geçiştirilmesine ve sorumlulukların belirsizlik içerisinde bırakılmasına seyirci kalmalarının mümkün olmadığını belirterek, Hacıhasanoğlu’nun eşiyle birlikte hukuki girişimde bulunduklarını duyurdu.

Başlatılan hukuki sürecin temel amacının, olayda ihmali veya kusuru bulunanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin tespit edilmesi, sorumluluklarının yargı önünde belirlenmesi ve hukukun öngördüğü yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarının sağlanması olduğunu ifade eden Serdaroğlu, konunun münferit bir olay olarak değerlendirilip geride bırakılamayacağını kaydetti.

Kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, denetim mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi ve benzer faciaların önlenmesi bakımından olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Serdaroğlu, meselenin yalnızca Lokman Hacıhasanoğlu’nun ölümüyle sınırlı olmadığını belirtti.

Serdaroğlu, çalışan bütün emekçilerin can güvenliği ve benzer olayların yeniden yaşanmaması açısından hesap sorulabilirliğin sağlanmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Açıklamasının sonunda Hacıhasanoğlu’nun ölümünün unutulmayacağını vurgulayan Serdaroğlu, sorumluların ortaya çıkarılması ve hukuk önünde hesap vermesi için yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, “Lokman Hacıhasanoğlu’nun ölümünü unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.

Özel Haber Haberleri