“Elimizde olan sektörleri hareket ettirmeliyiz”

ASEL GROUP Direktörü Atay Cafer Ürel ile ekonomiyi ve sektördeki serüvenini konuştuk

Aygün Bahar ÖKMEN

ASEL GROUP Direktörü Atay Cafer Ürel, “döviz artışı nedeniyle eriyen maaşların TL bazında yükseltilerek açığın kapatılabileceğini” dile getirdi.

“Elimizde olan sektörlerimizi hareket ettirmeliyiz” diyen Ürel, turizm, eğlence, eğitim ve sağlık sektörlerine odaklanmamız gerektiğini söyledi,  “Vaka ve ölüm sayısı en düşük ülkelerden biriyiz. Bunun reklamını yaparak adadan ev almalarını sağlayabilir, içeri döviz sokabilirdik” dedi.

Atay Cafer Ürel ile hem ekonomideki son gelişmeleri hem de iş dünyasındaki serüvenini konuştuk…

“Devlet memuru olarak devam edemezdim, kendi şirketimi kurdum”

1951 yılında Baf’ın Mandirga (Yeşilova) Köyü’nde dünyaya gelen, üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olan Atay Cafer Ürel, Planlama İnşaat Dairesi’nde makine mühendisi olarak işe başladığını, devlet memuru olarak görev aldığını ancak girişimci ruhu nedeni ile buradan istifa ederek kendi şirketini kurduğunu ifade etti.

“Arasta’da ofisim vardı. Binaların mekanik tesisatı, sıcak su-soğuk su, radyatör sistemleri yapıyordum”

1977 yılında Arasta içerisinde bir apartmanda küçük bir ofis tutarak kendi işini yapmaya başladığını aktaran Ürel, ASEL’in başlangıcını “Binaların mekanik tesisatı, sıcak su-soğuk su, radyatör sistemleri yapıyordum. Derken personel sayım 16’ya çıktı. İki üç tane iş arabam vardı. Böylece ASEL’i kurdum” şeklinde aktardı.

“1980’li yıllarda, Milletvekili olmadan önce, Dereboyu’nda yapılan Başak Apartmanları’nın tüm tesisatlarını ve asansörlerini yapmıştım” diyen Ürel, “Sonrasında iki üç tane müteahhit arkadaş ile birleşerek oldukça büyük bir iş aldık. O sayede benim kadrolarım gelişti. Yanımda 60-70 eleman çalıştırmaya başladım. O işten sonra biraz sermayem oldu. Klima ithal etmeye başladım. Çeşitli ürünler ithal etmeye başladım” şeklinde konuştu.

“Şartlar bizi Kıbrıs’ın en iyi, en kaliteli su ve nem izolasyonu firması haline getirdi”

Dostluklara son derece önem verdiğini ifade eden Ürel, “Sevgi ve dostluklar bize iş hayatında büyümeyi getirdi” dedi. “Şu anda Kıbrıs’ın en büyük sitesi yapılıyor Mağusa’da. Safir sitesi diye.  Orada yer balçık olduğu için binayı üstüne dikemezsiniz. Kazıklar çakılıyor yere ve onların izolasyonunu da biz yapıyoruz” şeklinde konuşan Ürel, “Şartlar bizi Kıbrıs’ın en iyi, en kaliteli su ve nem izolasyonu firması haline getirdi. Bu da yine dostluklarımız sayesinde oldu” dedi.

Bu alana girişini anlatan Ürel, “Karaoğlanoğlu’nda Kaya Palazzo’nun klimalarını yapıyorduk. Patronları ile o süreçte dost olmuştuk. Şantiyede devamlı bir araya geliyor, görüşüyorduk” dedi. İzolasyona girişlerini anlatmaya şu şekilde devam etti:

“Şartnamelerinde, Türkiye’deki büyük işlerinde şöyle bir madde var; Koster marka Alman malı bir nem izolasyon malzemesi kullanmak zorunlu. Başka bir mal kabul etmiyorlar. Kosler’e gidip otele bunun yapılmasını istiyorlar ancak Kosler diyor ki bizim Kıbrıs’ta bayimiz yok. Birini bulun, ürünleri verelim, yapsınlar… Birini bulamayınca bize teklif ettiler. Biz bundan anlamayız, işimiz değil, nasıl olacak dedik. Onlar da dedi ki biz sizi firma ile tanıştıracağız. Firmadan da rica edeceğiz. Hem sizi ve elemanlarınızı eğitecekler hem de gelip burada siz bu işi yaparken görecekler, siz de Kösler’in buradaki bayiliğini alacaksınız… Böylece şu anda Kıbrıs’ın en büyük izolasyon işini yapan firma olduk bu insanların tavsiyeleri sayesinde”

ASEL GROUP’un ithalat, pazarlama, mühendislik ve müteahhitlik sektörlerinde faaliyet göstermek amacıyla kurulduğunu ifade eden Ürel, daha sonra beyaz eşya, küçük ev aletleri, ev elektroniği, su şartlandırma sistemleri, ısıtma-soğutma-havalandırma sistemleri, yenilenebilir enerji sistemleri merkezi ısıtma sistemleri, otomotiv, bilişim ve enerji sektöründe de hizmet vermeye başladıklarını aktardı.

Şu anda çeşitli bina ve otellerin yalıtımlarını da yaptıklarını ifade eden Ürel, insanlar ile iletişiminin iyi olmasının kendisine pek çok kapı açtığını, kurduğu dostlukların adım attığı bu yolda kendisine ne kadar yardımcı olduğunu yineledi.

Ekonomiye dair güncel görüşler:

“Kiraları TL cinsine çevirmek ya da ev satışlarını TL cinsinden yapmak işe yarayacak çözümler değildir”

Salgın dönemi sonrasında ekonomiye dair görüşlerini YENİDÜZEN’le paylaşan Ürel, “Evet, döviz yükselişte. Ancak ne hükümetimiz ne de bizim müdahale edebileceğimiz hadiseler değildir bunlar” dedi. Salgına da tek başımıza müdahale edemeyeceğimizi belirten Ürel, “Dünya müdahale edemiyor bu duruma” dedi.

“Kiraları TL cinsine çevirmek ya da ev satışlarını TL cinsinden yapmak işe yarayacak çözümler değildir. Dengelerin kendi kendini düzeltmesi söz konusudur. Hükümetlerin bu dengeyi sağlaması gerekir” şeklinde konuştu. Ürel, hükümetlerin kaybolan TL açığını maaşları yükselterek kapatması gerektiğini ifade etti.

“Doğru olan içeri döviz sokabilmektir ama bu zaman alır. Ne yapabilirler? Borçlanma. Ama o borcu da faizi ile ödeyebilecek ne yapmaları gerektiğini düşünmeliler” dedi.

“Döviz karşısında eriyen maaşlar TL cinsinden yükseltilerek halkın kaybettiği dengeyi bulması sağlanmalıdır”

“Bir fabrika mazot kullanıyor, bir başkası elektrik kullanır… Mazotun birim fiyatını sabit tutabilir miyiz? Mümkün mü?” diye soran Ürel, “Tutamazsan, o adam TL cinsinden de para ödese mazotun birim fiyatı artmaya devam edecektir” dedi. “Devletin yapması gereken, insanların dövize karşı azalan gelirini, satın alma gücünü maaşlar ile desteklemesi, maaşlarını yükselterek insanları eski dengelerine getirmektir” şeklinde konuştu.

Bütçe açığı hakkında da yorumlarda bulunan Ürel, “Bizim gibi bir şey üretmeyen ya da doğal kaynak çıkartmayan ülkeler, her bakımdan bağımlı olmaya mahkûmdur ve bu bütçe açık vermeye devam edecektir” dedi. Bu durumun kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Bugüne kadar bu bütçe açığını gideren şeyin dışarıdan gelen insanlar olduğunu dile getirdi.

“Bakanlar Kurulu bir gün parasız yapabileceğimiz işler listesini oluşturmak gündemi ile masaya oturmalıdır”

Çok şanslı bir ülke olduğumuzu ifade eden Ürel “Acaba bunu kullanabilir miyiz” sorunu yöneltti. Ekonominin sektörlerden oluştuğunu ifade eden Ürel, su kaynaklarındaki sınırlılıktan dolayı ülkemizde tarım sektörünün gelişemeyeceğini, ancak mümkün olduğu kadar tarımsal üretim yapılabileceğini vurguladı. Sanayi sektörünün ise ada ülkesi olmamız, ulaşımın sınırlı olması ve teknik elemanda yaşanan eksikliklerden dolayı gelişemeyeceğini ifade etti. Ticaret yapılabilmesi için ise insan sayısının önemli olduğunu dile getiren Ürel, “insan yoksa ticaret yapılamaz” ifadelerini kullandı. Adaya insan çekmemiz gerektiğini ifade etti. Geriye kalan sektörleri sayan Ürel, “Turizm, eğlence, eğitim ve sağlık sektörlerine eğilmeliyiz” şeklinde konuştu.

“Dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Ancak yapılabilecek ve bizim yapmadığımız çokça şey var. Bunlar bütçe olmadan yapılabilecek şeylerdir” diyen Ürel, “Örneğin bizim ülkemizde kirli sanayi yok ama Ercan Havalimanı’ndan Lefkoşa’ya gelirken, kocaman bir tabelada Kirli Sanayi Bölgesi ifadesi bulunuyor. Bu ismin değiştirilmesi oldukça kolay ve maliyeti olmayan bir şeydir” örneğini verdi Ürel, “Bakanlar Kurulu bir gün parasız yapabileceğimiz işler listesini oluşturmak gündemi ile masaya oturmalıdır” dedi. Bütçe olmadan yapılabileceklere örnekler veren Ürel, “Bir Bakanlar Kurulu kararı ile bundan sonra ithal edilecek bütün rezervuarlar çift düğmeli olacak kararı alınır ve her sifon çekişten kazanılacak 5 litrelik su sokağa atılmamış olur. 30 bin-40 bin nüfuslu bir kasabanın suyunu her gün sokağa atıyoruz aslında” şeklinde konuştu.

Ürel’in verdiği bir başka örnek ise tahta elektrik direkleri idi. Tahta elektrik direklerinin ülkelerin %90’ına yakınında yasaklandığını çünkü bu direklerin çürümemesi için özel bir madde ile sıvandıklarını ve bu maddenin son derece zehirli ve kanserojen olduğunu ifade etti. “Bu direklere dökülen bu zehir, akıp toprağımıza, sularımıza karışıyor. Oradan da tarlalardan soframıza gelen sebze meyveye giriyor” dedi. Bunun yerine maliyeti çok daha düşük olan beton veya çelik elektrik direklerine geçilmesinin mali açıdan bir yük olmayacağını ifade etti. “Demek ki bu işte de birileri rant elde ediyor ki yasaklanmıyor” ifadelerini kullandı.

“Bakanlarımız oy alma hırsından vakit bulursa, ülkeyi bir cazibe merkezi haline getirebilirler”

İnsanları ülkeye çekebilmemiz için bazı standartlara sahip olmamız gerektiğini dile getiren Ürel, “Belediye Başkanı seçildiğinde kendisini ziyaret ederek bazı önerilerde bulunmuştum. Yurt dışı seyahatlerinde gördüğüm bir şeydi. Botanik Bahçe. Ancak bu söylediğim ya unutuldu ya da yapılmadı. Ancak bu da herhangi bir maliyeti olmayan ve insanları cezbedebilecek bir yapıydı” şeklinde konuştu.

“Botanik Bahçe bir ülkenin tüm bitki örtüsünün içerisine yerleştirildiği, içerisinde park ve bahçelerin, kafelerin, yürüyüş ve bisiklet sürme alanlarının bulunduğu bir alandır” dedi. “Devletin pek çok arsası var. Pekâlâ, buna belli bir dönüm arazi ayrılabilir ve benim gibi şirket sahiplerinden buraları düzenlemeleri rica edilebilir, bunun karşılığında da isimleri bir yere yazılarak bu alanı şu kişi temiz etmiştir denilebilirdi. Böyle alanlar insanların vakit geçirmeyi seveceği ve ziyaret edeceği türden alanlardır” şeklinde konuştu. Bakanlarımızın oy alma hırsından vakit bulup bu tarz şeyleri düşünseler ülkenin cazibe merkezi haline gelebileceğini, böylece ülkeye dışardan döviz gireceğini ifade etti.

“Bir kişinin bir harcaması, birçok borcu kapatır, birçok karnı doyurur”

“Döviz artışı elimizdeki ögeler ile halledemeyeceğimiz bir meseledir” dedi. Ekonominin dönmesi için insanların harcama yapması gerektiğini ifade eden Ürel, “Bir kişinin bir harcaması, birçok borcu kapatır, birçok karnı doyurur” dedi.

“Ekonominin içinde bulunan miktarı hareket ettirebilmek önemli”

“Olay illa dışarıdan para gelmesi değil, az bile olsa ekonominin içinde bulunan o miktarı hareket ettirebilmek önemli” şeklinde konuştu. “Bizim ekonomimiz ticaret, turizm, eğitim ve sağlığa bağlıdır. Adamızın da güzelliğinden istifade ederek buraya insan çekmeliyiz” diye yineledi. “İnsanlar yurt dışında kâğıt ağırlığı hediyelik eşya olarak çakıl taşını boyayıp 8 Dolar’a satıyor. Ekmek gerçekten taştan da çıkıyor” dedi.

“Vaka ve ölüm sayısı en düşük ülkelerden biriyiz. Bunun reklamını yaparak adadan ev almalarını sağlayabilir, içeri döviz sokabilirdik”

Pandemi döneminde gelir açısında bir patlama yaşamamız gerekirken bunu beceremediğimizi ifade eden Ürel, “Ekonomi sosyal yaşamla bir bütündür” dedi. “Vaka ve ölüm sayısı en düşük ülkelerden biriyiz. İnsanlar salgından dolayı korkmuş durumda. Büyük şehirlerde yaşayan ve sağlıklarından endişe eden birçok emekli insan var. Biz bu insanlara reklamımızı yapabilir, adadan ev almalarını sağlayabilir, içeri döviz sokabilirdik. İnanılmaz bir gelirimiz olurdu” şeklinde konuştu.

Devlet memuruna kızıldığını dile getiren Ürel, “Çalışan maaşlı insan olmasa devlet de çöker, ekonomi de çöker, özel sektör de çöker” dedi. “Bu insanlar para kazanıyor olmasa Dereboyu’ndaki lokantaya kim gidecek? Dükkânlardan kim alışveriş yapacak? Bunlar bir bütünün parçaları, bir zincirin halkalarıdır. Zincirin bir halkası eksik olursa o zincir kopar” şeklinde konuştu. Tedbirli bir şekilde, kemer sıkarak, lüks harcamalardan kaçınarak hem devlet olarak hem de bireysel olarak bu badireyi atlatabileceğimizi ifade etti.

“Elimizde olan sektörlerimizi hareket ettirmeliyiz”

“Elimizde olan sektörlerimizi hareket ettirmeliyiz” diyen Ürel, 20 yıl önce Özal’ın Kıbrıs’a yaptığı öneriyi hatırlattı. “Eğer güçten vazgeçebilseydik ve Özal’ın dediği gibi gümrük dairesini kapatsaydık, gümrük kapılarını açsaydık ve herkes istediğini buraya ithal edebilseydi, vergiler sıfırlansaydı, insanlar tıpkı alışveriş yapmaya Dubai’ye, Singapur’a gittiği gibi buraya gelseydi inanılmaz bir döviz rezervimiz olabilirdi” şeklinde konuştu. “Bu olduğu sırada ben Milletvekili ve Bütçe Komisyonu Başkanı idim. Niçin bu öneriyi kabul etmedik? Güçten vazgeçilemediği için” ifadelerini kullandı.

Ülkenin ilerlemeyişinin ana sorunlarla değil, gereksiz detaylarla uğraşmaktan kaynaklandığını ifade eden Ürel, “Yanlış şeylere odaklanıyor, insanların yolunu açmak yerine yolunu tıkıyoruz” şeklinde konuştu.

Röportaj Haberleri