Eski AP Milletvekili, Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, sosyal medyada ELAM’ı aklamaya çalıştığı yönündeki iddialara tepki göstererek, ELAM’ın hem “ırkçı” hem de “federal çözüm karşıtı” bir parti olduğunu yıllardır açık şekilde dile getirdiğini söyledi.
Kızılyürek, ELAM’ın göçmenler, mülteciler ve özellikle Müslümanlara yönelik yabancı düşmanı söylemler kullandığını, Kıbrıslı Türkleri “azınlık” olarak gördüğünü ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumlu yapısına karşı çıktığını kaydetti.
Kızılyürek’in açıklaması şöyle:
Son günlerde sosyal medyada şahsıma yönelik çirkin göndermeler görüyorum. ELAM’ın “Kıbrıs Türk düşmanı ve federal çözüm karşıtı olduğunu inkar ettiğim” söyleniyor ve ELAM’ı “aklamaya çalıştığım” iddia ediliyor.
Şaşırdım mı? Hayır!
Uzun yıllardan beri adanın iki tarafında da ELAM ve ELAM’ın zihniyetine benzer zihniyet taşıyanların saldırıları ve küfürlerine maruz kalan biri olarak elbette şaşırmadım.
Çünkü, bu ülkenin aklı ve vicdanı körleşmiş fanatik milliyetçilerin diyarı olduğunu biliyorum.
Fakat, ne bilmediğini bilmeden sosyal medyada cehaletini sergilemeyi marifet sayanlar beni her zaman şaşırmıştır.
Ortaya bir görüş koyabilmek için araştırmaya, sorgulamaya ve düşünmeye önem veren biri olarak, günümüzde karşı karşıya kaldığımız bu cehalet teşhirciliğini anlamakta güçlük çekiyorum!
Gelelim konumuza.
ELAM’a dair görüşlerimi seçim günü olan 24 Mayıs 2026 tarihinde Yenidüzen gazetesinde paylaştım. “ELAM’ın Yükselişi, Irkçılık ve Federal Çözüm Karşıtlığı” alt başlığıyla yaptığım değerlendirmeyi gerçekten merak edenler için burada bir kez daha paylaşıyorum:
“ELAM’ın büyük panolarında DİN, AİLE ve ÖNCE KIBRIS sözcükleri yan yana yer alıyor. Avrupa’nın aşırı sağcı partilerini çağrıştıran bu milliyetçi/muhafazakar yaklaşımın ötesinde, ELAM’da kuvvetli bir ırkçı damar vardır ve esas itibarıyla bu ırkçı damardan beslenmektedir.Maalesef, Kıbrıs Rum toplumunda ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yaygın olgulardır. Birleşmiş Milletlerin Irkçı Ayırımcılığı Ortadan Kaldırma Komitesi tarafından Nisan ayında yayınlanan raporda da görüldüğü gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde göçmenlere, mültecilere, yabancı işçilere, özellikle de Müslüman işçilere karşı ırkçı ayırımcılık uygulanıyor. Raporda ayrıca, nefret söyleminin yaygın olduğu ifade ediliyor ve bazı milletvekillerinin ırkçı nefret söylemini “siyasi bir araç” olarak kullandıklarından bahsediliyor. Bu milletvekillerinin ve siyasilerin ağırlıkla ELAM’da toplandığı sır değildir. ELAM’a göre, Kıbrıs “İslamlaşma” tehlikesi ile karşı karşıyadır! Türkiye’nin başını çektiği bir “komplodan” söz ediyor ve adaya bilinçli olarak Müslüman mülteci ve göçmenlerin gönderildiğini ileri sürüyor.Bu asılsız görüşler, maalesef toplumda karşılık buluyor! ELAM’ın federal çözüme karşı olduğu biliniyor. Fakat, ELAM, federal çözüme karşı çıkan diğer partilerden farklı bir tutum içindedir. Örneğin, federal devlete karşı çıkan EDEK, Ekoloji Hareketi-Yurttaşlar İşbirliği ve diğer küçük partiler Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönmekten söz ederken, ELAM Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran Zürih ve Londra Anlaşmalarına karşı çıkmaktadır. Kıbrıslı Türklerin “azınlık” olduğunu ve ancak azınlık haklarına sahip olabileceğini iddia ediyor ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “demokratikleştirilmişinden” söz ediyor. Bir bakıma, Başpiskopos Makarios’un 1963 yılında önerdiği 13 maddelik anayasa değişikliği paketine benzer taleplerde bulunuyor ve devletin Kıbrıslı Rumların egemenliği altında olması gerektiğini söylüyor. Bu yaklaşımıyla da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki-toplumlu yapısına karşı olduğunu gösteriyor.”