Django Reinhardt ve Stephane Grappelli, Ersen Sururi ile Yeniden Hayat Buldu

Django Reinhardt ve Stephane Grappelli, Ersen Sururi ile Yeniden Hayat Buldu

Ersin Kaşif

Naci Talat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sıla Usar İncirli ve eşi Mehmet İncirli tarfından öncülük edilerek organizesi yapılan, Lefkoşa Surlariçi sanat etkinliği devam ediyor. Diyebilirim ki, Lefkoşa Surlariçi’ne adeta renk gelmiş. Tümü de Surlariçi’nde bulunan mekanlar, Naci Talat Vakfı Barış ve Dostluk Evi, Bedesten ve Büyükhan’ın dolu dolu olduğu bugünler, birçok konser etkinliği arasından seçerek gidebileceğiniz birçok farklı tür müzik. Klasik, Jazz, dünya müzikleri örnekleriyle renklenen bu mekanlar etraflarını da renklendiriyor. Konserler sonrası, arabanızla izlediğiniz güzergahlarda üzülerek ve biraz da tedirgin, Surlariçi’nden çıkma telaşı da unutulmadan. Tümüyle Kıbrıslı’ya yabancılaşmış Surlariçi Lefkoşası, bir şekilde Kıbrıslı’nın geri dönüşünü bekliyor sanki. Surlariçi Lefkoşası birkaç saatliğine de olsa farklı bir dünyaya tanıklık ederken, Güney’deki hemcinsine olan imrenme ve özlemi de karanlık sokaklarından gizli gizli sesleniyor adeta.

ERSEN SURURİ VE ARKADAŞLARI

Bu arada kendi adıma belirtmem gerekir ki, festival logosunu çok beğendim. Logonun yaratıcısı Senih Çavuşoğlu’nu kutlamak isterim. 31 Ağustos akşamında başlayan konserler kasım ayının ilk günlerine kadar sürecek. Aralarından sizlere hitap edebilecek müzik türünü ya da müzisyeni seçerek gitme şansınız hala daha var yani. Gelelim 14 Ekim Pazartesi akşamına; Perfomansından hiçbir zaman kuşku duymadığım değerli dostum Ersen Sururi ve arkadaşlarının, Gypsy Jazz olarak adlandırdıkları dünyada da varolan türün performans sergilenmesi iyi bir başlangıç oldu. Neden mi başlangıç diyorum? Ersen Sururi’nin perfornans öncesi yaptığı sunumdan cesaret alarak tabii. Arkadaşlarıyla beraber ilk defa yaptıkları Gypsy Jazz için çok çalıştıklarını ve bu ilk sahne denemesi olduğunu belirtmesine rağmen, çok iyi bir başlangıç yaptıklarına inanıyorum. Konserde, Ersen Sururi viyola solo, Kadir Evre eşlik ve solo, Cahit Kutrafalı eşlik ve solo, Hüseyin Altan ise eşlik olarak sahnedeydiler. Ersen, Kadir ve  Cahit,  jazz motifleriyle yaptıkları solo performanslarda adeta yarıştılar, keyif verdiler.

GYPSY JAZZ

Benim de çok sevdiğim bir tür olan Gypsy Jazz’ı siz okuyucularıma biraz olsun tanıtmalıyım; Çingene tarzı Jazz müziği denilen bu tür,  ilk olarak 1930’lu yıllarda gitarist Jean “Django” Reinhardt tarafından bir ekol olarak açılmıştır. Fransadaki adıyla caz manouche, Fransada doğdu da diyebiliriz aslında. O dönemlerde bu tarzda müzik yapan müzisyenlerin çoğu, mutlaka pariste çalışmışlardır. Musette tarzı vals, çingene jazz’ı repertuarının önemli bir bileşeni olmaya hala daha devam etmektedir. Dünyaca ünlü jazz kemancısı Stephane Grappelli’yi de unutmamak gerekir. Django Reinhardt ve Stephane Grappelli birlikte yüzlerce albüm yapmışlar ve türün öncüsü olmuşlardır. Ersen Sururi ve arkadaşları da repertuarlarını belirlerken, bu ünlü ikilinin eserlerini seslendirmeyi tercik ettiler ki, bence bu çok doğru bir seçim oldu.  Yazının başında da dediğim gibi, Django Reinhardt ve Stephane Grappelli Ersen Sururi ve arkadaşlarıyla adeta yeniden hayat buldular. Benim herzaman küçük Bellapais diye adlandırdığım Bedesten’de olmak güzeldi. Salonun hemen hemen dolu olduğu konser akşamı çok beğenildi. Bugünlerde Bedesten,  birçok konsere daha evsahipliği yapacak. Görüşmek üzere.

Dergiler Haberleri