Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Redif Ekinci, Kanal Sim’de Meyil Adakul’un hazırlayıp sunduğu programa konuk olarak, Kıbrıs sorunu, ekonomi, sağlık, eğitim, dijital dönüşüm ve yaklaşan seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kıbrıs sorununda yeni bir diplomatik sürecin başladığına dikkat çeken Ekinci, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in 16 yıl aradan sonra gerçekleştireceği ziyaretin yalnızca sembolik bir temas olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Guterres’in geniş bir heyetle adaya geleceğini anımsatan Ekinci, bu sürecin Kıbrıslı Türkler açısından doğurabileceği somut kazanımların doğru değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Toplumcu Demokrasi Partisi’nin Kıbrıs sorunundaki duruşunun net olduğunu belirten Ekinci, Kıbrıslı Türklerin 1960 ortaklık düzeninden doğan haklarından vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiyi desteklediklerini kaydeden Ekinci, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün Kıbrıslı Türklerin geleceği açısından hayati önem taşıdığını söyledi.
Kıbrıs sorunundaki çözümsüzlüğün yalnızca siyasi bir mesele olmadığını ifade eden Ekinci, “Çözümsüzlük çöküştür” diyerek bunun ekonomiden turizme, eğitimden spora kadar toplumun her alanını olumsuz etkilediğini söyledi.
Doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuş eksikliğinin bedelini Kıbrıslı Türklerin ödediğini belirten Ekinci, gençlerin ülkelerinde gelecek kurabilmesi, üretimin dünya pazarlarına ulaşabilmesi ve toplumun nefes alabilmesi için çözüm iradesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“2022’den beri hükümete hazırlanıyoruz”
2022 seçimlerinden sonra çalışmalarını hiç durdurmadıklarını belirten Ekinci, TDP’nin seçimlere yalnızca Meclis’e girmek için değil, hükümet sorumluluğu üstlenmek amacıyla hazırlandığını söyledi.
Mevcut hükümetin toplumsal güvenini kaybettiğini savunan Ekinci, “Süt beyazdır deseler toplum ‘Bu sütte bir şey var mı?’ diye sorgular hale geldi” ifadelerini kullandı.
Göreve gelecek yeni hükümetin ağır bir ekonomik ve kurumsal enkaz devralacağını belirten Ekinci, bu sürecin ancak dürüst, şeffaf ve liyakatli bir yönetim anlayışıyla aşılabileceğini vurguladı.
Turizmde 2026 yılının kaybedildiğine ilişkin değerlendirmelerin haklı olduğunu belirten Ekinci, ülkenin yalnızca kumarhane odaklı bir turizm anlayışıyla yönetilemeyeceğini söyledi.
Agroturizm, ekoturizm, sağlık ve eğitim turizmi gibi alanların geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Ekinci, mevcut kumarhane sektörünün ise etkin şekilde denetlenmesi ve toplum yararına katkı sağlayacak biçimde yönetilmesi gerektiğini kaydetti.
“Nüfus sayımı ilk icraatlarımızdan biri olacak”
Sağlık, eğitim ve ekonomik politikaların sağlıklı biçimde planlanabilmesi için öncelikle gerçek nüfusun bilinmesi gerektiğini vurgulayan Ekinci, TDP’nin iktidara gelmesi halinde ilk adımlardan birinin kapsamlı bir nüfus sayımı olacağını söyledi.
“Bu ülkede kaç kişinin yaşadığını bilmeden ne sağlığı ne eğitimi ne de ekonomiyi planlayabilirsiniz” diyen Ekinci, bilimsel ve veriye dayalı yönetim anlayışını hayata geçireceklerini belirtti.
Sağlık alanında genel sağlık sigortasının vakit kaybetmeden uygulanması gerektiğini ifade eden Ekinci, devlet hastanelerinin kapasitesinin artırılması ve sağlık hizmetlerinin uzun vadeli planlamayla güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni hastane binaları açmanın tek başına sağlık sistemi kurmak anlamına gelmediğini belirten Ekinci, insan kaynağı, ekipman ve hizmet kapasitesinin birlikte planlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Eğitimde uygulanan mevcut modelin gerçek anlamda tam gün eğitim olmadığını belirten Ekinci, eğitimin müfredattan okul altyapısına, öğretmen planlamasından özel gereksinimli çocukların ihtiyaçlarına kadar bütüncül bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
Çocukların konteyner sınıflarda eğitim görmek zorunda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Ekinci, TDP’nin eğitim politikalarının uzman kadrolarla hazırlandığını ifade etti.
“TDP Meclis’te güçlü şekilde yer alacak”
Cumhurbaşkanlığı seçiminde toplumsal faydayı önceleyerek Tufan Erhürman’a destek verdiklerini hatırlatan Ekinci, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile sürdürülen iş birliğinin yerel yönetimlerde de devam ettiğini söyledi.
TDP’nin Meclis’te yeniden güçlü şekilde temsil edilmesinin toplum açısından önemli olduğunu belirten Ekinci, partinin denetleyici ve çözüm üreten bir rol üstleneceğini ifade etti.
Yerel ve genel seçimlerin aynı gün yapılmasının seçmen açısından ciddi karmaşa yaratacağını belirten Ekinci, bunun demokratik iradenin sandığa sağlıklı yansımasını zorlaştıracağını söyledi.
“Hayat pahalılığı ücret artışıyla çözülemez”
Hayat pahalılığına karşı çalışanların alım gücünün eksiksiz korunması gerektiğini ifade eden Ekinci, asıl hedefin vatandaşın sürekli maaş-fiyat sarmalına mahkûm edilmesini önlemek olduğunu söyledi.
Fırsatçılık ve stokçulukla etkin mücadele edilmesi gerektiğini belirten Ekinci, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve uzun vadeli ekonomik planlamanın hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Milletvekili maaşlarına yapılan yüksek artışları da eleştiren Ekinci, ülkede ücret adaletinin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.
“Dijital dönüşüm artık zorunluluktur”
Kamuda dijital dönüşümün hızlandırılması gerektiğini belirten Ekinci, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir tercih değil, şeffaflık, verimlilik ve hesap verebilirlik açısından da zorunlu olduğunu söyledi.
Bu kapsamda Teknoloji ve Dijital Dönüşüm Bakanlığı kurulmasını önerdiklerini belirten Ekinci, kamu hizmetlerinin elektronik ortama taşınması, dijital fiyat takip sistemleri ve e-fatura uygulamalarıyla hem vatandaşın işlerinin kolaylaşacağını hem de vergi kayıplarının önüne geçileceğini ifade etti.
“İnsanlar artık neyin değişeceğini duymak istiyor”
Sahada vatandaşlarla sürekli bir araya geldiklerini belirten Ekinci, insanların artık slogan değil, hayatlarında neyin değişeceğini duymak istediğini söyledi.
TDP’nin “İyi Gelecek” vizyonunun gençlerin ülkelerinde kalmak istediği, insanların gurur duyduğu ve gelecek planı yapabildiği bir ülke inşa etmek olduğunu ifade eden Ekinci, siyasetteki temel motivasyonunun makam değil, daha iyi bir ülkede yaşamak olduğunu vurguladı.
“Biz yalnızca bu kötü yönetime itiraz etmiyoruz; nasıl daha iyi bir ülke kurulacağını da çalışıyor, hazırlıyor ve toplumla paylaşmaya devam ediyoruz” dedi.