Berivan BABAHAN
KAMU-SEN Başkanı Metin Atan, Türk Telekom’a peşkeş Fiber Optik Protokolü ve kamuda örgütlü 5 sendikanın başlattığı eylemler hakkında YENİDÜZEN’e konuştu, “Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Taş Yapı’ya Ercan’ı verdi, Aksa’ya elektriği verdi, şimdi de fiber alt yapımızı Türk Telekom’a veriyor.” dedi.
“Her Türkiye Cumhuriyet’ine gittiklerinde cesaretlenip geliyorlar, son görevleri de herhalde Türk Telekom’dur, onu da bitirip evlerine gidecekler.” diyen Atan, “Ama bunu da kolaylıkla geçirebileceklerini de zannetmesinler” ifadelerini kullandı.
“Hükümet gidinceye kadar genel grevse genel grev, mitingse miting. Gitmeleri için her şeyi yapacağız” diyen Atan, “Bu hükümetin ne vatandaşına, ne halkına, ne ülkeye verecek bir şeyi kalmadı. Hep peşkeş çekmek, yolsuzluk, usulsüzlük, hep çıkar doğrultusunda bir hükümet var, bunun için de biz sendikalar olarak bu direnci göstermeye devam edeceğiz” dedi. Atan ayrıca, “Bu ülkede gençler bu asgari ücretle ne kadar yaşayabilirler? Biz ezileceğimiz kadar ezildik, bizim düşündüğümüz çocuklarımızdır, bundan sonraki nesildir. Bu mantıkta bir hükümetle nasıl yaşayacaklar?” diye sordu.
24 Şubat’ta Başbakanlık’a yürüyüş düzenleyeceklerini duyuran Atan, vergi dairelerindeki eylemler sonucunda bazı idari düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi. Vergi dilimleri, kişisel indirimler, emzirme izni ve 2010 sonrası işe girenlerin hakları konusunda taleplerinin sürdüğünü belirten Atan, Maliye Bakanlığı’nı ekonomik yönetim konusunda eleştirdi.
Ektam’da 39 çalışanın işten çıkarılmasını da işaret eden Atan, hükümetin arabuluculuk görevini yerine getiremediğini vurguladı. Asgari ücretin yetersiz olduğunu ve gençlerin göç ettiğini ifade eden Atan, “Bu hükümet istifa edene kadar mücadelemiz devam edecek” dedi.
“Bu hükümet istifa edene kadar mücadelemiz devam edecek”
KAMUSEN Başkanı Metin Atan, kamuda örgütlü 5 sendika olarak “Yoksulluk, yolsuzluk ve yok oluşa karşı hayır” sloganıyla başlattıkları eylemlerin birinci kademesinin tamamlandığını ve ikinci kademeye geçtiklerini belirtti. Atan, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN), Kamu İşçileri Sendikası (KAMU-İŞ), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) ile düzenledikleri eylemlerle ilgili “Başbakanlığa, Ulaştırma Bakanlığına ve Turizm Bakanlığına Yoksulluk, yolsuzluk ve yok oluşa karşı yürüyüşler düzenledik. Hükümet gidene kadar, istifa edene kadar bu mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı. Sendikalar olarak bu ülkenin mihenk taşları olduklarını vurgulayan Atan, toplumun ve siyasi partilerin de arkalarında durmalarının gerekli olduğunun altını çizdi. Atan, “Özellikle ana muhalefet partisinin bu konuda daha dirayetli olması lâzım diye düşünüyorum. Çünkü sadece ‘Biz erken seçim istiyoruz’ demekle olmuyor” dedi.
“Bu ülkeyi peşkeş çektiler, yok ettiler”
“Türk Telekom’a peşkeş protokolü” olarak bilinen Fiber Optik Protokolü ile ilgili mecliste yapılan görüşmelere de değinen Atan, “Ana muhalefet partisi, Fiber Optik Protokolü ile ilgili sabaha kadar kürsüde ve yasanın geçmemesi için direndi.” ifadelerini kullandı. Kamu-Sen’in de KTAMS ile birlikte tam gün grev kararı aldıklarını belirten Atan, sendikalar olarak Tel-Sen’in yanında olduklarını ve Fiber Optik altyapısının peşkeş çekilmesinin önüne geçmek için mücadele edeceklerinin de altını çizdi. “Bu ülkeyi peşkeş çektiler, bu ülkeyi yok ettiler” diyen Atan, protokol ile ilgili UBP-YDP-DP hükümetine işaret derek, “Arıklı’nın bu gibi durumlarda söylemleri bizi kışkırtıyor, halkı kışkırtıyor ve ‘Biz yaparsak, yaparız size ne’ diyor, böyle bir şey olamaz” dedi. Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ile ilgili, “Arıklı, Taş Yapı’ya Ercan’ı verdi, Aksa’ya elektriği verdi, şimdi de fiber alt yapımızı Türk Telekom’a veriyor” ifadelerini kullandı. “İyi idare edilen bir ülkede niye sokaklara dökülelim bu mantık dışıdır ama biz bu hükümetin gitmesi gerektiğine inanıyoruz” diyen Atan, “O koltuktan kalkmamak adına irade gösteriyorlar. Bizde bu iradenin bittiğini ve artık o koltuklarda oturma haklarının olmadığını söylüyoruz” dedi. Hükümetin gerçekleşecek olan ilk seçimde kaybedeceğini söyleyen Atan, mevcut hükümetin gideceği güne kadar grev ve eylemlerini sürdüreceklerini de vurguladı. Atan “Ne yaparlarsa yapsınlar gidecekler ama tarihin o kirli sayfalarında yerlerini alacaklar. Halkımıza, vatandaşlarımıza, gençlerimize yaptıkları bu yok edişlerine baktıkları zaman utanacaklar ve vicdan azabı çekecekler” diye konuştu.
“24 Şubat’ta gece yürüyüşü düzenliyoruz”
Atan, hükümetin görevinin halkın refahını sağlamak ve vatandaşa hizmet olduğuna işaret ederek, meclisin ise halkın çıkarları doğrultusunda yasalar geçirmekle mükellef olduğunu kaydetti. Atan, “Ama görüyoruz ki biri yapıyor, biri geçiriyor, bu doğru bir yaklaşım değil” ifadelerini kullandı. Hükümetin Türkiye’ye gerçekleştirdikleri ziyaretlerin zamanlamasına da dikkat çeken Atan, “Her Türkiye Cumhuriyet’ine gittiklerinde cesaretlenip geliyorlar, son görevleri de herhalde Türk Telekom’dur, onu da bitirip evlerine gidecekler. Ama bunu da kolaylıkla geçirebileceklerini de zannetmesinler” dedi. Atan, “Özellikle Türkiye Cumhuriyeti benim olmazsa olmazımdır. Ama bu demek değildir ki eleştirmeyeceğim ve yanlışlara sessiz kalacağım. Bunlar da bilinsin” diye ekledi. 24 Şubat’ta bir yürüyüş düzenleyeceklerini söyleyen Atan, hazırlıkların tamamlandığını ve yürüyüşün “Hükümete karşı yapılan eylemler kapsamında” olduğunu hatırlatarak, Başbakanlık’a yürüneceğini kaydetti.
Atan, “Bundan sonra hükümet gidinceye kadar genel grevse genel grev, mitingse miting. Artık mevcut hükümetin gitmesi için her şeyi yapacağız. Çünkü bu hükümetin ne vatandaşına, ne halkına, ne ülkeye verecekleri bir şeyi kalmadı. Hep peşkeş çekmek, yolsuzluk, usulsüzlük, hep çıkar doğrultusunda bir hükümet var, bunun için de biz bu direnci göstermeye devam edeceğiz. Ülkemize, vatandaşımıza, gençliğimize herkese en azından rahat ve huzurlu bir ortam yaratabilmek için, biz sendikalar bu günler için varız. Yaptıklarımız, eylemlerimiz hem çalışanlarımızın, hem halkımızın geleceği ile ilgilidir” şeklinde konuştu.
“Vergi dairelerindeki eylemler sonuç verdi”
Atan, İskele ve Mağusa Gelir ve Vergi Daireleri’nde yaşanan yapısal ve idari sorunlara karşı KTAMS, KAMU-İŞ ve KAMU-SEN olarak yaklaşık 10 gün süren bir eylem gerçekleştirdiklerini söyledi. Sendikaların Ocak ayında gerçekleştirdikleri uyarı grevinin ardından, bazı düzenlemelerin hayata geçirildiğini dile getirdi. Atan, yapılan görüşmeler sonrası ortak kullanım alanları, idari düzenlemeler ve personel eksikliği konularında adımlar atılmaya başlandığını ifade ederek, bu gelişmelerin sendikalar olarak verilen mücadelenin sonuçları olduğunu söyledi. Atan, vergi dilimleri ve kişisel indirimlerle ilgili yasal düzenlemelerin uygulanması gerektiğini de belirterek, bu konuda sendikaların taleplerinin sürdüğünü söyledi. Atan, kadın çalışanların emzirme izni ve 2010 sonrası işe giren çalışanların haklarının da talepler arasında yer aldığını sözlerine ekledi. Mağusa ve İskele bölgeleri Gelir ve Vergi Daireleri’nde personel ihtiyacı olduğunu da söyleyen Atan, “İstihdam konusunda da Şubat ayı içerisinde bütçe açıldıktan sonra İskele ve Mağusa Vergi Daire’sine personel gönderilmesi konusu var. Bununla ilgili olarak 1 personel gönderildiği bilgisini de aldım. Biz eylem yaptıktan sonra yapıyorsunuz, buna ne gerek var” sorusunu sordu.
“Maliye Bakanı’nın ekonomiden iyi anlaması gerekiyor”
Atan, her yıl vergi dilimleri ve matrahların kişisel indirimli muafiyetler ile uygulanması gerektiğini ve bunun bir yasa olduğunu vurgulayarak, “Kişisel indirim, asgari ücrete de bağlıdır ama maalesef Maliye Bakanlığı duyarsızlık gösteriyor ve maddi açıdan sıkıntı olacağını söylüyor. Biz bu taleplerimizi yaparken, 5 tane ana talep yaptık, içerisinde kadın çalışanlarımızın emzirme izni, 2010 sonrası işe girenlerin hakları konularında, tabii her şey para değil ve manevi yönden yapılması gerekenler var. Maalesef Maliye Bakanı ve ekibi bu bütçeyi kaldıramayacaklarını, hatta artış yüzde 21,66 iken kendileri kişisel indirimden kaynaklı olarak, yüzde 23,24’e yansıyacak şekilde yapıldı. Ama biz burada brüt maaş üzerinden yapılması gerektiğine inanıyoruz, kişisel indirimden değil. Bunları konuşmamıza rağmen, maalesef olumlu sonuç çıkmadı” ifadelerini kullandı. Atan ayrıca, “Böyle bir ortamda mücadelemiz devam edecek. Bunun süresi geçti ve onlar böyle uygun gördü. Ama görüyoruz ki her maaş artışında maliye borçlanarak ödüyor. Kendi iradesini kullanamıyor ya da bu işten anlamıyorlar. Maliye Bakanı’nın ekonomist olması gerekiyor ekonomiden iyi anlaması gerekiyor. Bakan kendini aşan konularda sıkıntı yaşıyor maalesef. Vergi dilimleri oldu ama diğer taleplerimiz ile ilgili mücadelemiz devam ediyor” diye ekledi.
“Ektam şirketi 39 insanımızı kapının önüne koydu, bu hangi vicdana sığar”
Atan, Ektam direnişi ile ilgili değerlendirmede bulunarak, bütün sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, derneklerin ve bazı siyasi partilerin Ektam işçilerine ziyarette bulunduklarını ve destek gösterdiklerini hatırlattı. Ektam işçilerinin işten çıkarılmasına yönelik konuşan Atan, “Özlük hakları ile ilgili talepleri karşılanmadığı için sendikalaşmak istediler ve maalesef Ektam şirketi bu arkadaşlarımızı kapının önüne koydu, bu hangi vicdana sığar? 39 insanımızdan söz ediyoruz ve bu insanlarımız evlerine, çocuklarına bakıyor” dedi. Atan hükümetin arabulucu görevini yerine getiremediğini söylerken, “Kişinin özlük hakları ile ilgili hiçbir vade verilmeden 39 emekçi kapının önüne koyulurken, neden hükümet devreye girmiyor? Çalışma Bakanı devreye girdi ama ne yapabildi? İlgili şirketi uzlaşma kuruluna bile davet edemedi. ‘Gelmiyorum’ dediler ne yapabildi? Bu ülkeden bu kadar kazanan bir şirket ve nezaket icabı bile gelmiyor ve taleplerini iletmiyor, uzlaşı yoluna girmiyor. Hükümet olarak ne yapabildiler” sorusunu sordu. Özelde sendikalaşmanın önemine de dikkat çeken Atan, iş insanları ve sermaye sahipleri ile gerçekleştirdikleri görüşmelerde özelde sendikalaşmanın gerekli ve şart olduğunun altını çizdiklerini söyledi. Atan ayrıca, “Bu ülkede hükümet olsun, siyasiler olsun sendikalaşmanın önünü kim açarsa devrim yapar. Sendikalaşmanın önü açılmaz ise bu şekilde peşkeş, yolsuzluk gibi konulardan dolayı bizim de yolumuz daralır ve ileride istenildiği gibi işçi kapının önüne koyulur, hiçbir hakkı olmadan” dedi.
“Asgari ücretin en düşük memur maaşı ile denk olması gerekiyor”
Hayat pahalılığının özel sektöre verilmemesini eleştiren Atan, bunun hayat pahalılığı olduğunun ve maaş artışı olmadığının altını çizdi. Atan, gençlerin ülkeden göç ettiklerini ve bunun nedenlerinden birinin de hayat pahalılığı olduğunu söyledi. Atan ayrıca, “Gençler bu asgari ücretle ne kadar yaşayabilirler bu ülkede? Biz ezileceğimiz kadar ezildik, bizim düşündüğümüz çocuklarımızdır, bundan sonraki nesildir. Bu mantıkta bir hükümetle nasıl yaşayacaklar? ‘Hayat pahalılığı alım gücüdür ve bunu verirsek batarız’ diyorlar. Hükümetin mantığı ‘Biraz daha kalalım, biraz daha ceplerimizi dolduralım, biraz daha bu ülkeyi batıralım, peşkeş çekelim’ mantığıdır” ifadelerini kullandı. Özellikle ülkede uyuşturucu, çeteleşme ve yolsuzluğun arttığına dikkat çeken Atan, güvenlik sorununun da altını çizerek “Ülkemize Türkiye’den 16 yaşında bir çocuk geliyor, nasıl geliyorsa reşit değil ve yolun ortasında bizim vatandaşımıza kurşun sıkabiliyor, yarın bize olmayacağı ne malum?” dedi. Atan ayrıca, “Bu ortamı yaratanlar gittikleri zaman giderken arkalarına da bakmasınlar. Çünkü gittikleri zaman, arkalarında bu ülkeye verdikleri harap, geri dönüşü olmayan bir zarardır” ifadelerini kullandı.