Birlikte müzik yapma aşkıyla yaşayan 23 yıllık koro

Konser gelirlerini çeşitli ihtiyaçlı yerlere bağışlayan ve birçok milletten üyesi olan Girne Uluslararası Korosu’nun renkli yapısına yakından baktık.

Murat OBENLER

2000’li yılların başına uzanan geçmişiyle ülkemizdeki en köklü korolar arasında olan ve Kyrenia Chamber Choir olarak başlayıp sonrasında isim değiştirerek Girne Uluslararası Korosu (Kyrenia İnternational Choir)adını alan oluşumun farklı milletlere mensup üyeleri ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bellapais Konseri sonrası buluştuğumuz yönetici/koristi Linda Bennett, kuruluşta da yer alan koristlerden Jenny Vardy, Kıbrıslı Rum korist George Spyrou, ülkemizde yaşamını sürdüren Türkiye kökenli Ayşe Barçın ve Kıbrıslı Türk koro şefi Kürşat Tilki ile koronun gelişimini ve geleceğe dair planlarını konuştuk. 

“İlk Oda Korosu oluşumumuz 12 kişiydi. Ortak yanımız Girne bölgesinde yaşamamızdı. Koromuz hep uluslararası nitelikteydi”

Koronun ilk gününden itibaren içerisinde olduğunuz için sizinle başlamak istiyorum? İlk kurulduğu şekliyle Girne Oda Korosu (Kyrenia Chamber Choir) nasıl oluştu?

Jenny Vardy: St. Andrew Kilisesi Korosu direktörü Maggie Aspey Kent ve bazı Koro üyeleri 2002’de kilise dışında yeni bir koro kurmaya karar verdiler ve o üyeler yanında yeni kişiler için de çağrıda bulundular. Ben de o çağrıyı duyarak 12 üyeli Girne Oda Korosu’nu birlikte kurduk. Koromuz her zaman uluslararasıydı çünkü üç kişi Kıbrıslı Türk, iki kişi Amerikan ve 7 kişi de İngiliz idi. Bizi birleştiren Girne bölgesinde yaşamamızdı ve oda müziği konusunda çok yetenekli arkadaşlarımız olduğu için de o müziği yaparak başladık. Haftalık olarak Brasarie Restoran’da toplanarak çalışma yapıyorduk. İlk konserimizi çok güzel bir Mayıs gecesinde 2003’te Edremit Levant Kilisesi’nde verdik. Çok sihirli bir konser oldu ve o konserden sonra yeni üyelerimiz oldu. Yine Bellapais Manastırı’nın Mahzen bölümündeki ışıklarla süslediğimiz Noel konserimiz çok güzeldi. Onu da asla unutamam. Lefkoşa’da bir konserimizi de anlatmalıyım. Maggie piyanoda yer aldı ve dönemin İngiliz Yüksek Komiseri de şef olarak koroyu yönetti. Shakespeare House’deki Noel konserimiz de unutamadıklarımız arasındadır. O efsane kadroyu buradan saymak ve koromuza kattıkları tüm güzellikler için onları onurlandırmak da isterim: Maggie Aspey Kent, Linda Bennett, Ann Iverson, Alan Carling, Fikri Toros, Bilge Nevzat, Fehim Nevzat, Neil Bratton, Liz Moses, Jenny Vardy, Angelina De Fagio, Bruce McGowan.

İlk dönemlerde sırasıyla Maggie Aspey Kent, George Ward ve Iris Langford koroyu yönetti

Koro 2027’de çeyrek asırı tamamlayacak ama farklı şefler ve genel direktörler ile bu yolu yürüdü. Maggie’nin adadan ayrılması sonrasında 2007’de George Ward’ın müzikal direktörlüğü başladı. O süreç nasıl oldu ve müzikal olarak nasıl bir gelişim gösterdiniz?
 

Vardy: 2007’de Maggie adadan ayrılınca yeni bir şef/yönetici arayışı oldu ve George Ward ile yola devam ettik. 2009'da Gloucester Koro Topluluğu'nun da katılımıyla "Silahlı Adam" adlı eseri sahneledik. Iris Langford daha sonraki koro şefimiz idi. Üyemiz Bridget Kerr de o dönemde ayrı zamanda halkla ilişkilerimizi yürüttü.

“Müzik çevresinde bir topluluk oluşturmak çok güzel bir duygu”

Sizin için başından itibaren bu koroda olmak nasıl bir duygu? Bu koro hayatınıza neler kattı?

Vardy: Başka insanlarla müzik söylemek harika bir duygudur. Müzik çevresinde bir topluluk oluşturmak çok güzel bir duygu. Annemin sayesinde 3 yaşından beri şarkı söylüyorum. Bu koroda müzik yapmak benim için hep çok keyifli oldu. Hep birlikte ruhunuzu yükseltiyorsunuz ve ortak bir ses veriyorsunuz. Hem biz zevk alıyoruz hem de dinleyicilere de bu zevki ve coşkuyu yansıtıyorum. Bu korodaki herkes amatör olarak müzikle ilgileniyor. Bazı arkadaşlarımızın müzikal bir geçmişleri vardı, bazı enstrümanlar çalıyorlardı ama o da profesyonel boyutta değildir. Koronun konser geliri ile ihtiyacı olan yerlere bağış yapması da çok maneviyatı güçlü bir şey. Hem şarkı söylüyorsunuz hem de ihtiyaçlı insanlara/hayvanlara bir el uzatıyorsunuz, küçük de olsa bir katkı yapıyorsunuz.

“Hem daha farklı türlerde müzik yapabilmek hem de İngilizce dışında farklı dillerde de şarkılar söyleyebilmek için adımızı değiştirdik. Koro bizim için aynı zamanda da bir terapi gibidir. Büyük zevk alıyoruz”

Oda Korosu’nun Girne Uluslararası Korosu’na dönüşüm süreci nasıl oldu? Neden ismini bu şekilde değiştirdiniz?

Linda Bennett: Oda Korosu bir miktar elitist duruyordu. Koroda Alman, Rus arkadaşlarımız da vardı. Hem daha farklı türlerde müzik yapabilmek adına hem de İngilizce dışında farklı dillerde de şarkılar söyleyebilmek için adımız Girne Uluslararası Korosu olarak değiştirdik. Son konserimizde de gördüğünüz gibi çok geniş ve zengin bir repertuvara kavuştuk. Çok daha fazla zevk alıyoruz ve eğleniyoruz. Gerek çalışmalarımız gerekse konserlerimiz tam bir terapi gibidir aynı zamanda. Bir araya geliyorsunuz ve büyük bir müzikal ses ortaya çıkarıyorsunuz. Siz de bunun aktif bir parçası oluyorsunuz. Söylediğiniz şarkılarla alkış alıyorsunuz. Bu his çok güzel.

Sabit bir çalışma yeri konusunda zorlanıyor musunuz?

Bennett: Girne Belediyesi’ne bu konudaki çok değerli katkıları ve Oda Tiyatrosu’nda bizlere çok güzel bir ortamda çalışma yapma imkânı verdiği için çok teşekkür ederiz.  Geçtiğimiz yıl yaz aylarında Girne Limanı’nda festival kapsamında çok güzel bir konser verdik. Bunu bu yıl da tekrarlamak isteriz.

Tabi koroda George’den İris’e, İris’ten Hare’ye ve son olarak da Kürşat hocaya uzanan bir şefler tarihinden de söz edebiliriz. Tabi her şefin kendi bakışı ve yönetim şekli vardır. Şefin müzisyenler üzerindeki etkileri nasıl oluyor? (Masada uzun bir gülüşme oldu)
 

Kürşat Tilki: Bir futbol takımı gibi. Takım antrenörün oynattığı oyunu oynar. Burada da her şefin farklı bir tarzı, prensipleri, karakteri vardır ve tüm bunları koroya ve sahneye yansıtır.
 

Bennett: Şef konusu çok ilginçtir. George ile klasik müzik ağırlıklı bir repertuarı seslendirdik. Koroya folk müziği de eklediğimiz bir dönemdi. George ticari kafada birisiydi. Iris Langford döneminde zaman zaman homurdanmalar oluyordu, sanki de gizli bir gerginlik vardı. Tabi ki çok güzel işler yaptık, koroya, repertuara cazı getirdi.
Tilki: Yeni anlayışımızla verdiğimiz Bellapais konserimizde çok sayıda Kıbrıslı Rum vardı. Antifonidis konserimizde çok sayıda Alman izleyici vardı.

Vardy: “Piyanist ile iyi piyano icracısı arasında farklar vardır. Rauf gerçek bir piyanist”

Koroyu bugünlere getiren kişilerden birisi de piyanist Rauf Kasımov’dur sanıyorum. Uzun yıllardır koronun eşlikçiliğini yapıyor. Ama benim anladığım bir eşlikçiden fazlasıdır koro için…
 

Linda Bennett: Muhteşem bir kişi, muhteşem bir müzisyen. Piyano ile bizlere eşlik etmesi hepimiz için büyük bir şans.
Vardy: Piyanist ile iyi piyano icracısı arasında farklar vardır. O gerçek bir piyanisttir. Gerektiğinde koro şefine karşılık verecek kadar da tecrübeli, özgüvenli ve bilgilidir. Yetiştirdiği öğrencileri Carnagie Hall’da çalan birisinden bahsediyoruz.

Spyrou: “Kıbrıs’taki iki toplumdan şarkıları iki dilde birlikte söyleyerek ortak Kıbrıs kültürel mirasımızı yansıtıyoruz. Bunu uluslararası bir koroda seslendirmek ayrıca çok anlamlıdır”

Barçın: “Kendimi müzikle daha iyi ifade ediyorum. Koromuzda çok güzel sesler var ve çok da disiplinli”

Kürşat Tilki’nin gelmesiyle de gerek dilde gerek repertuarda gerekse de koro üyelerinde bir açılıma gidildi ve çok dilli, çok kültürlü yapıya ulaşıldı. Bu koroda olmak mensup olduğunuz toplumun bir bireyi olarak sizlere neler katıyor?

George Spyrou: Ben İki Toplumlu Koro’nun başında itibaren üyelerinden birisiyim ve sahnede 30. Yılı dolduruyorum. Kıbrıstaki iki toplumun müziklerini iki dilde de söyleyen bir koroya farklı dillerde şarkılar söyleyen bir koroyu da ekledim.  İki yıl önce Kürşat hocamızın teklifi ile Girne korosuna katıldım ve burada farklı bir repertuarla karşılaştım. Burada klasikten popa, rocktan operaya, birçok ülkeden folk müzikten caza uzanan geniş bir yelpazede şarkılar söylüyoruz.  Kıbrıs’taki iki toplumdan şarkıları da iki dilde birlikte söylememiz ortak Kıbrıs kültürel mirasımızın yansıtılması adına çok önemlidir. Bunu uluslararası bir koroda seslendirmek de ayrıca çok anlamlıdır.

Ayşe Barçın: Müzik eğitimi almadım ama küçüklükten itibaren bir koro tecrübem vardır. Çukurova Ün. Çok Sesli korosu, Ege Ün. Halk Müziği Korosu’nda yıllarca şarkılar, türküler söyledim. Babam saz çalardı ve bu müzik kulağımın oluşmasında onun da önemli katkısı vardır. Kıbrıs’a taşındıktan sonra bir komşumun yardımı ile İki Toplumlu Koro’ya dahil oldum. İlk zamanlar Rumca parçalarda zorlandım ama ezberledikten sonra herkesten daha iyi okumaya başladım. 2024 yılında Kürşat hocanın Girne Korosu’nda da şefliğe başlayınca bizleri de destek olarak çağırdı. Geldik, söyledik ve sonrasında devam ettik. Burada kalmaya karar verince İngilizce parçalar da çalışmaya başladık. Hatta Almanca, Afrika dilinde şarkılar da söyledik.  İki yıldır Kıbrıs’tan bir parçayı seçerek hem Türkçesi’ni hem de Rumcasını sahnede iki arkadaş birlikte seslendiriyoruz. Uzun İnce Bir Yoldayım, Caddelerde Rüzgar’ı iki dilde de söyledik. Bu yıl da Balkan şarkısı Ederlezi’yi okudum. Çok güzel sesler var, disiplinli bir koro. Kendimi müzik ile daha iyi ifade ediyorum. Çalıştığımız yabancı parçaların ne anlattığını araştırırım ve o şarkıyı bilerek söylerim. Evde uğraşırken de bir yandan müzik söylerim.

Tilki: “Koro şefliği şarkı söyletmekten çok fazlasıdır. Yaşamayı, birlikte müzik yapmayı çok seviyorlar ve bunun için enerji harcıyorlar”

Koronun son durumunu şef olarak sizinle konuşalım. Sizin koroya girişiniz nasıl oldu?

Kürşat Tilki: Ben yıllarca keman çaldım ve keman dersleri verdim. Benim koro maceram 2005’te Lena Melanidou ile İki Toplumlu Koro’yu çalıştırmamız ile başladı. Bende koro sevgisi giderek arttı. Yıllarca sahnelerde koro şefi olarak göründüm. Gazi Üniversitedeki eğitimimiz sırasında koro yönetimi dersi de aldık. Temel eğitim sonrasında kendimi de bu konuda geliştirdim. Koro şefliği şarkı söyletmekten çok fazlasıdır (koroyu bütünlüklü tutmak, heyecanlarını dinç tutma, dengenin bozulmamasını sağlamak). Bundan 3 yıl önce Girne Korosu’ndan bana şeflik için teklif geldi. Koronun piyanisti de olan Rauf Kasımov’un teklifiyle daha önce severek izlediğim bu korodaki maceramız da başladı. Senede iki rutin konserimiz vardır. Ben katıldıktan sonra Mağusa’da Korolar Şöleni’ne katıldık, Girne’de limandaki festivale katıldık. Çok yetenekli meraklı ve heyecan dolu insanlardan oluşan bir koromuz var. Onları görerek yaşama sevinci alabileceğin bir üye yapımız var. Çalışmalara çok yorgun gidip, efor da harcayıp ama çok dinlenmiş olarak ayrılırım. Yaşamayı, birlikte müzik yapmayı çok seviyorlar ve bunun için enerji harcıyorlar. Her hafta çalışmalara geliyorlar. Bastonuyla çalışmalara, konsere gelen üyemiz var. Tüm üyelerimiz büyük bir takdiri hak ediyor.

Tilki: “Eğer bu platform uluslararası bir alan ise biz Kıbrıs’ın sancısını da o sahneye yansıtmalıydık”

Sizin koro şefliğinizle repertuara adeta Kıbrıs Kültürel mirası sağlam bir şekilde dahil oldu. Bu konuda nasıl bir repertuar düzenlemesi yapıyorsunuz? Koronun kozmopolit bir yapıya ulaşmasında sizlerin vizyonu ve gayretinin önemli olduğunu gözlemliyorum.
 

Tilki: Ben koroya geldiğimde ismi değişmişti. Adamızda artık dünyanın her kıtasından insan yaşar. Özellikle erkek seslerinin eksikliğini İki Toplumlu Koro’dan koristlerle kapattık. İlk başlarda daha fazla kişi katılmıştı ama sonra biraz azalarak bugünkü halimizi aldık. Şu anda 30 civarında üyemiz var. Milliyet olarak da koromuzda İngiliz, Alman, Türki devletlerden, Türkiyeli, Kıbrıslı Türk ve Rumlar var. Geçmişte İranlı bir genç, Afrikalı bir genç vardı. Kapımız müzik yapmak isteyen herkese açıktır. İki Toplumlu Koro bir misyon korosudur ama Girne Korosu öyle değildir. Eğer bu platform uluslararası bir alan ise biz Kıbrıs’ın sancısını da o sahneye yansıtmalıydık. Bu sancıyı bu ülkede yaşayan herkesin görmesi gerekir. Kıbrıs sorunu bu ülkede yaşayan herkes içindir. İngilizler, Brexit sonrası bu sorunun olumsuz etkilerini (dolaşım kısıtlaması, vize sorunu vb.) somut olarak yaşamaya başladı.
Müzikal olarak zor parçalar çalışmamıza rağmen 3 ayda konser çıkarıyoruz. Bu hem solist hem de korist olarak başarılı kişilerin varlığının da bir sonucudur. Yılda iki konser veriyoruz çünkü Mayıs sonundan Eylül başına kadar bu koronun yarısını Kıbrıs’ta bulamazsınız. Onların yurtiçi ve yurtdışından oluşan bir yaşam sistematikleri var. Eylülde sezonu açıyoruz, geç gelecek olanlar da repertuvara sorumlulukla çalışarak gelir ve 3-5 çalışma sonrasında tam kadroya ulaşırız.

Tilki: “Repertuar yelpazesini olabildiğince renkli tutmaya özen gösteriyorum”

Ederlezi beni bu repertuvarda en çok şaşırtan şarkı tercihi oldu. Bu dünya kültürlerinin koro repertuarındaki varlığına azami önem verdiğinizi gösteriyor.
Tilki: Ederlezi bir Balkan şarkısıdır ve çok beğenilen bu folklorik temayı seslendirmenin koromuza yakışacağını düşündüm. Karl Jenkins’in Adiemus parçası da yelpazenin başka bir rengi. Repertuar yelpazesini olabildiğince renkli tutmaya özen gösteriyorum.

“Tilki: Koronun konserleri tamamıyla yardım amaçlı yapılıyor”

Bennett: Her sezon bir yer seçip orası için konser yapıp geliri de oraya bağışlarız”

Bu koronun önemli misyonlarından birisi de konser gelirlerini ihtiyaçlı yerlere/kurumlara bağışlamak. Kuzey Kıbrıs’ta sosyal sorumluluk yönü en güçlü koro bile diyebiliriz.
 

Tilki: Bu koronun konserleri tamamıyla yardım amaçlı yapılıyor. Benim dönemimde SOS, Kemal Saraçoğlu LÇV, LTB Kadın Sığınma Evi’ne yardım yapıldı ve en son da Lefkoşa Kuzey Kıbrıs Lions Kulübü ile ortak olarak düzenlenen iki konser geliri ile Devlet Hastahanesi Diyaliz Servisi’ne ihtiyacı olan bir katiter sedyesi aldık. Bu koronun kendi aralarından seçtikleri bir yönetim kurulu(resmi dernek gibi değil) vardır ve nerelere bağış yapılacağına da onlar karar verir. Linda Bennett yönetimin başkanıdır. Çok disiplinli çalışıyorlar.

Bennett: Her sezon bir yer seçip orası için konser yapıp geliri de oraya bağışlarız. O yüzden bizim hiç paramız yoktur. Bağışlarımız hayvanlar için olur, kanser hastaları için olur, hastane için olur, çocuklar için olur, kadın sığınma evi için olur. Yukarıda sayılanlara ek olarak Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ne da bağış için konser yaptık. 

Röportaj Haberleri