BİR HALKIN GELECEĞİ…

Kendimize benzemeyeni kırmakla bitiremeyiz… Tek yol… Diğerine de kendimize tanıdığımız hakları tanımaktır… Bu ise, kendi özgür irademizi elimize almaktan geçer…

Neriman Cahit

Zaman nicedir çok ağır bir baskı aracı üzerimizde… Bunaldık…

Daha da arttı afakanlarımız. Bunaldık… Yaşayamamaktan…

Düşünün geçmişin acılarını… Kinlerini, yarının - geleceğin endişelerini bugüne taşıyarak onun altında ezilmekten…

Oturup birbirimizle – hangi düşüncede olursa olsun - tartışmak birbirimizi önyargısız dinlemek yerine, koyu bir iletişimsizliği yaşamaktan bunaldık…

Bir torbaya tıkılıp birbirini yok etmek için tırmalayan, ısıran, ölümüne yaralayan kediler misali yaşamaktan yorulduk.

“Bu topraklarda on binlerce yıldır insanlar yaşıyor. Bu topraklardan yüzlerce kültür geçti. Her birimiz, bu kültürün etkilerini taşıyoruz. Kimse, bu etkileri silemez…”

Kendimize benzemeyeni kırmakla bitiremeyiz…

Tek yol… Diğerine de kendimize tanıdığımız hakları tanımaktır… Bu ise, kendi özgür irademizi elimize almaktan geçer…

Zaman, nicedir çok ağır ‘bir baskı aracı’ üzerimizde…

Sanki, çok hızlı giden bir trende gibiyiz… Ama sanki, trenin herhangi bir vagonundayız ve lokomotifin hızına ve gittiği yöne karışamıyoruz…

Bir şeyler söylemek isteyenlerin, hele de sağduyulu insanların sesleri, lokomotifin gürültüsü, raylardan gelen tıkırtılar ve bazı yolcuların çıkardıkları kasıt / anlamsız seslerle bastırılıyor…

Oysa, sağduyulu insanların trene yön vermesi çok, çok önemli.  Gerekli ve de tam zamanıdır…

Ne ki, toz duman içinde o kadar zor ki bu…

Kondaktörle konuşmak ya da tartışmak maalesef – tecrübeyle sabittir ki hiçbir yarar sağlamıyor…  Yolcuların çoğu ise sanki uyuşmuş gibi kendi hallerindeler…

Büyük çoğunluğu ise, bu trenin son tren olduğunun farkında bile değiller…

Ne yol ne de ulaşılacak istasyon umurlarında bile değil…

Yıllardır “çobanın değneğine” öylesine şartlanmışlar ki!..

***

Birileri – yine de vagondan vagona koşturuyor…

Koşuşanlar aydınlık, barışçıl, bilinçli, umudu yaşatmaya çalışanlar…

Bıkmadan, usanmadan, gerçekleri aydınlatmaya çalışıyorlar…

Ne ki – yılların şartlanmışlığıyla – dinler görünseler de, konuşma bitip de konuşan bir başka vagona koşturunca… Yine de, kendi dünyalarına dönüyor yolcular…

Lokomotifi yıllardır ele geçirmiş olanların söyledikleri her zamanki gibi – ağır basıyor…

Ama, - vagondan vagona - koşanlar da bu kez kesin kararlı:  Bu son tren kaçırılmamalı…

Yıllardır, ortak hareket etmek yerine, bireysel çıkarlarla yozlaşan bir toplumun iradesi, bir ölüm kalım anında aniden olumsuzdan – olumluya dönüşebilir de…

***

UMUT BU…

Ve umudu, gerçeğe dönüştürmenin tam da en uygun zamanıdır şimdi…

Çünkü…

Bir ulusun ya da halkın, tarihini başkaları yazarsa eğer… Sonu… Pek de hayırlı olmaz… Olamaz…

Yaşadığımız…

Bir halkın kendi geleceğine özgürce egemen olma sorunudur…   


 

PARANTEZ…

Kapının çarpılmayanı, kumaşın solmayanı makbûl…

İnsanınki aksine, sürekli değişecek, rengini atacak, sözünü unutacak, mesleğini değiştirecek…

Hele inancını, rafa koyacak…

İnsanlığın ilerlemesi için bunu makbûl görenler çok…

Ben – Neyleyim ki – Bu fikirde değilim…

                                                           N. Cahit

 

Dergiler Haberleri