“Bambaşka bir seçim olacak”

CMIRS Direktörü Mine Yücel, 7 Ocak’ta yapılacak erken seçimin nabzını tuttu, “bambaşka bir seçim olacak” yorumunda bulundu.

Fayka Arseven Kişi

Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS) Direktörü Mine Yücel, 7 Ocak’ta yapılacak erken seçimin nabzını tuttu, “bambaşka bir seçim olacak” yorumunda bulundu.

Yücel, henüz net bir şey olmadığını sadece UBP ve CTP oylarında yükseliş olduğunu ifade ederek, “DP sıfırlandı, Halkın Partisi’nde bölünmeler kopuşlar var,  TDP ise alternatif olamadı” dedi.

Kolay bir seçimin olmayacağına vurgu yapan Yücel, “Tamamen aday odaklı bir seçim olacak. Seçmen gideceği adresi henüz bulamadı” ifadelerinde bulundu.

Mine Yücel ile yaptığı anketleri ve toplumu, toplumun seçime, siyasetçiye yaklaşımını ve siyasi partileri konuştuk.

 

  • YENiDÜZEN: Son anket çalışmanız yeni seçim sistemine göre de sonuç yansıtıyor mu?
  • Mine YÜCEL: Son Ekim’de yaptık ama ülke genelinde her 3 ayda bir tekrarlıyoruz. Bütün ülke geneli sorulduğu için aslında bütün bölgeleri kapsayan da bir çalışmadır. Yeni sistemi o açıdan yansıtır aslında.
    Son 8 çalışmanın sonuçlarını da yansıtır. O açıdan da güvenirliliğine son derece eminim. Çünkü çok büyük farklılıklar yoktur. Gidişatı ve trendi de gösterdiği için önemli bir çalışmadır. Örneğin anketlerde siyasi ve sosyal güveni, toplumun mutluluk oranlarını da ölçüyoruz.
    Birde her dönem artık ek bir dosya yapıyoruz. Örneğin sağlık, çevre, yolsuzlukla ilgili dosya... Bu dönemde de ‘değerler’ çalışması yaptık. Yani toplumun değerleri nelerdir? Nasıl bir toplum? Geleneksel mi, modern mi gibisinden… Bu dönemde ilginç bir şey çıktı. Geleneksel değerleri bırakıyor olan ama henüz modern değerleri de tam olarak almamış olan bir toplum var. Biraz geleneksel ama 10 üzerinden 5, geleneksel ama 10 üzerinden 3 modern gibi kendi kendine puan da verdi katılımcılar. O geleneksel değerler başlığı ortalama 10 üzerinden 5.5’tir. Modern değerlerde ise 3.80 çıktı.
     

 “Modernliğe tam olarak geçemedik. Yani o arada kısılmışlık denilen bir dönemdeyiz. Burada intiharlar çok artıyor. Çünkü toplum ‘Araf’ta diyebileceğimiz arada kısılı kalmış bir noktadadır. Trafiği örneğin ben öyle yorumlarım. Toplumsal bir intihar halidir trafik.”
 

Yani modernliğe tam olarak geçemedik. Ünlü sosyolog Emile Durkheim’in anomi teorisi var; yani o arada kısılmışlık denilen bir dönem. Burada intiharların çok arttığından bahseder. Çünkü toplum o arafta diyebileceğimiz arada kısılı kalmış bir noktadadır.
Trafiği örneğin ben öyle yorumlarım. Toplumsal bir intihar halidir trafik. Çünkü baktığımızda trafik kazalarına genelde tek bir arabadır. Haberlerde de ‘kontrolü kaybedilen araç kaza yaptı’ der. Araç kaza yapmaz, insandır kazayı yapan. Kaza değildir o,  tek başına ölüme gitmektir. Ölümler oluyor filan ama insanlar da umursamıyor. Kontrolsüz bir yaşam halindeyiz yani…

  • YENiDÜZEN: Mutlu bir toplum muyuz? Olanla yetinmesini biliyor muyuz yoksa daha fazlasını mı istiyoruz?
  • Mine YÜCEL: Kendini korumaya almış bir toplum özelliği gösteriyor. Mutsuz, bu ülkeyi yaşanabilir bulanların oranı çok düşük. Siyasi ve sosyal güven düşük.
    Son yaptığımız çalışmada insanların mutluluk oranı 10 üzerinden 6.27 çıktı. Bu çok mutlu toplum görüntüsü çizmez bize. Sosyal güvende ise ‘insanlara karşı dikkatli olmak lazım’ bir de ‘genellikle insanlara güvenilir’ ucu var. ‘Hangi uça daha yakınsınız’ diye sorarız bir cetvel üzerinde. Bu oran 2.4’tür. Yani insanlara güvenmiyoruz. Sosyal güven düşüklüğü, apolitik bir toplum, siyasetten uzaklaşmış, mutsuz bir toplum, bu kendini korumaya almış toplum özellikleridir. Yani artık hem yaşanabilirliliği düşük buluyoruz, hem siyasi bir umudumuz, beklentimiz yok. Örneğin bir başka araştırmada ekonomiyi sorduğumuzda; ekonomik beklentiler ‘gelen sene daha kötü olacak’ diyor.  Bu da demektir ki; daha iyi bir ekonomik beklentim olsa yatırım yaparım. Ekonomi büyür ve ileriye gider. Kötüye gitme olasılığı nasıl artar? İşte beklenti kötü olduğu için elinde 10 lira varsa o 10 lirayı harcamak istemezsin. Çünkü daha ‘kötü günler bekler’ dersin. Yani kısır bir döngü içinde kötüye doğru bir gidişat olur o zaman. Şimdi burada da işler yanlış gidiyor düşüncesindedir toplum ama umut da çok fazla yok.
    Bir başka çalışmamamızda se ‘özgürlük mü güvenlik mi’ diye sorduk. Bizde güvenlik tarafı daha ağır basar, özgürlükten feragat edebilir. Bunlar da tehlikeli şeylerdir bizim gibi coğrafyalarda. Çünkü biri çıkabilir ve bunu kötüye kullanabilir.
    Politikaya ilgiyi sorduk. 10 üzerinden 3.62… Apolitik bir toplum yani. Kadınlar daha da uzak.

 “UBP’de de CTP’de de son bir yükseliş trendi var. Son 9 ay dönemde UBP yükselişte, son 1.5 yıldır da CTP… Oranlar çok belirleyici değil şu an. Çünkü kırgın, kızgın kitle var. O kararını vermedi. Son seçimde yüzde 45 oran halen daha ya karasız ya da oy kullanmam der. Ama oy kullanmam diyenler düşüyor. Kararsızlar yükseliyor.”

 

  • YENiDÜZEN: Toplum UBP, DP’yi beğenmiyor ama sandıkta yine oy veriyor. Toplum neden defa defa hata yapan siyasileri seçme eğilimindedir?
  • Mine YÜCEL: Bu toplumda büyük parti diyebileceğimiz 4-5 parti var. Toplum, UBP’ye çok kızdı geçmişte ve cezalandırdı, CTP’yi yerine getirdi. CTP’ye de kızdı. Döndü UBP’yi getirdi. Ama CTP’ye çok kızan kendi kitlesi var. Halen daha bunu unutamayan bir kesimdir maalesef. CTP kendi içinde kendini yeniledi. Ama bu kitleyi tam olarak geri çekemedi. Yenilenmiş olmasına rağmen. Çünkü söylemi yenilendi ama o adaleti henüz görmedi o kırgın kitle. Kandırıldık diyen birçok seçmeni var.
    UBP’yi geri seçti. Niçin diye sorarsanız gerekçesi de çok komik aslında;  ‘Bunlar yıllarca yemeğe alışıktır. Ama dağıtmayı da bilirler. Bunlar geldi, açtılar,  çok yediler ama kendi kendilerine yediler, dağıtmadılar’ diye de bir argümanı var toplumun. Bu gelgitler içinde bir UBP, bir CTP’ye oy verildi. Bu dönemde Halkın Partisi alternatifi çıktı. İlk çıktığı günlerde toplum bir umut hisseti ama gün geçtikçe geri gidip insanlarla konuştuğunuzda diyorlar ki ‘bunlar çıktı ama bir kitlesi yok. Bir ekibi yok. Sadece Kudret Özersay.’ Bunları düzelttikçe bu defa akademik söylemler yetmemeye başladı. Biri çıktı dedi ki; ‘ben halkın içindenim ilkokul mezunuyum ama hayatı bilirim. Bir akademik başkan benim için yeterli değil’ deyip UBP’ye geri döndü. Mesela TDP böyle bir dönemde bile ciddi bir alternatif olmadı. Kendi içinde bölündü. Bir şeyler tutmadı.
    DP ise sıfırlanmış bir partidir şu an. Toplum buna bakıp bir umut da görmeyince zaman zaman Halkın Partisi yükselir, düşer. CTP ile 2’nci sıra için yarışır. Ama UBP’de de CTP’de de son bir yükseliş trendi var. Son 9 ay dönemde UBP yükselişte, son 1.5 yıldır da CTP… Oranlar çok belirleyici değil şu an. Çünkü kırgın, kızgın kitle var. O kararını vermedi. Son seçimde yüzde 45 oran halen daha ya karasız ya da ‘oy kullanmam’ der. Ama oy kullanmam diyenler düşüyor. Kararsızlar yükseliyor.

 

 “UBP ile CTP arasında şu anda yüzde 3-4’lük fark görülür. Bu çok rahat kapanabilir. CTP öne fırlayabilir ansızın. UBP düştükçe ama bu daha çok Halkın Partisi’ne gidecek. Bu Halkın Partisi’ne giderse, diğer kararsızlar da, o da birinci parti olabilir. Ama Halkın Partisi UBP’ye kayarsa ve kararsızlar sol kararsızlar birleşip CTP’ye geçerse CTP’nin de birinci parti çıkma olasılığı var.”

 

 “UBP ile CTP arasında şu anda fark yüzde 3-4”

  • YENiDÜZEN: Seçim sonucunu kararsızlar mı belirleyecek?
  • Mine YÜCEL: Çok net evet. UBP ile CTP arasında şu anda yüzde 3-4’lük fark görülür. Bu çok rahat kapanabilir. CTP öne fırlayabilir ansızın. UBP düştükçe ama bu daha çok Halkın Partisi’ne gidecek. Bu Halkın Partisi’ne giderse diğer kararsızlar da, o da birinci parti olabilir. Ama Halkın Partisi UBP’ye kayarsa ve kararsızlar, sol kararsızlar birleşip CTP’ye geçerse CTP’nin de birinci parti çıkma olasılığı var.

 

“Çok bambaşka bir seçim bizi bekler. Şu anda hiçbir şey net değil. Net olan tek şey insanlar daha o umudu, ışığı hiçbir partide göremedi. Seçmen gideceği adresi henüz bulamadı.”

Halkın Partisi bu dönem bayağı bir defansa geçti. Bölünmeler, kopuşlar var.
Yani çok bambaşka bir seçim bizi bekler. Şu anda hiçbir şey net değil. Net olan tek şey insanlar daha o umudu, ışığı hiçbir partide göremedi. Seçmen gideceği adresi henüz bulamadı.

 “Şimdi karma zor olacak yorumları yapılıyor. Ama tam da karma olması gereken bir seçim. Çünkü o kadar sorun varken, toplum siyasi partilere güvenmiyorken, tepki oyları birebir bireylere gitmesi gerekir.”

 

 “Tam da karma olması gereken bir seçim”

  • YENiDÜZEN: 7 Ocak’ta yeni bir sistem ile seçime gidiliyor. Ne bekliyor bizi?
  • Mine YÜCEL: Bir politika belirlenirken, bir karar verilirken, hangi bölgeleri, neyi, nasıl etkileyecek çalışma yapmak gerekir. Erken seçim olacağı için bu çalışma yapılmadı. Üzerine atlandı, gidiliyor. Şimdi ‘karma zor’ olacak yorumları yapılıyor. Ama tam da karma olması gereken bir seçim. Çünkü o kadar sorun varken, toplum siyasi partilere güvenmiyorken, tepki oyları birebir bireylere gitmesi gerekir.
    Toplumun karşı karşıya olduğu sorunlar veya verdiği tepki adaletsizlik, yolsuzluklar  ve siyasi güvensizlik üzerinedir. Güvensizlik partileredir. Parti programları var. Ama zaten hiçbiri bu programlara uymuyor. Örneğin geçen gün yolsuzluk önergesi görüşüldü mecliste, o partiden olan insanlar bunun araştırılmasına ‘yok’ dedi. Şimdi seçime gidiyoruz. Seçim bu insanların belki de seçilmemesini sağlayacak. Ama biri adaletsizlik, yolsuzluk yaptıysa cezası seçilmeme değil. Yargılanma olması lazım. Ya da daha da kötüsü tekrar seçilip, meşrulaşacak aslında adaletsizlikleri yerine getirenler. Bu seçim aslında bazılarının aklanma sebebi olacak. Buradaki tehlike de o… Yeni sistem ne olacak? Kimilerinin iddiasına göre karmayı zorlaştıracağı için siyasi partileri yine güçlendirecek. Aslında siyasi partiler kendi bildiklerini okuyacak. Oysa olması gereken hem yargılama hem de bireyleri sorumlu tutmadır. Yine anketlere baktığımızda her 3 kişiden 1’i partizanlığa ve siyasi ayrımcılığa uğradığını söyler. Bu çok ciddidir. O nedenle insanlar konuşmaya korkar. İnsanlar güçlüden yana görünmeye çalışır. Anketlere bile gittiğinizde insanlar gerçek cevabı vermeye çekinir.  Korkudan cevap veremiyor.
     
  • YENiDÜZEN: Siyasette bir de ‘eski, yeni, genç, yaşlı’ kavramları var mı yoksa bu çok da önemli değil mi? Toplum ne istediğini biliyor mu?
  • Mine YÜCEL: Açıkçası 2 tane bakış var ağırlıklı olarak. Bir der; ‘Bunlar temizdir, bunları deneyelim. Bunlar da yesin çok çok…’ Birde var; ‘zaten hiçbirinde hayır yok. Bırak bari bunlar alışıktır, toktur tok olana verelim.’ Bu anketlere de yansır. Tam kararını veremedi toplum ve o dengede gider aslında. 
    Yani öyle bir inanç yoktur ‘birilerinin gelip de toplumsal menfaat için çalışacağına’… Sorduk insanlara ‘neye bakıp oy verirsiniz’, ‘samimiyet, dürüstlük, temizlik’ dediler ama dönüp beğenilen milletvekillerini sorduğumuzda en çok dağıtanlar en başlarda çıktı.
     
  • YENiDÜZEN: Toplum menfaatçi mi yani?
  • Mine YÜCEL: Tabi ki. Topluma da sorduk kendi kendine karne verdirdik. En düşük kendi kendine verdiği not ‘torpil istememe’… Yani torpili istiyor. Siyasilerden hesap sormak 10 üzerinden 4.52… Bu toplum kendi kendini sınıfta bıraktı. Bunun farkındadır toplum ve en kötüsü de budur. Farkında olmadan yapılmayan şeyler değil bunlar. Kendine saygıyı bitirmiş bir toplum var.
     
  • YENiDÜZEN: ‘Türkiye kökenli olanların’ partisi gibi söylemler var,  bunların etkisi ne olacak seçime?
    Mine YÜCEL:
    Bence Türkiye kökenli lafı da çok uygun değil. Benden fazla burada yaşamış insanlardan bahsediyoruz. Kendini buraya ait hisseden insanlarla da konuştuğumuzda kimileri bu partileri paravan parti olarak görür. Çünkü yıllardır bu insanlara korku üzerinden siyaset yapıldı. ‘Sizi atacaklar sizi satacaklar, gönderecekler.’ Bu insanlar gördü ki kimse kendilerini ne gönderiyor, ne satıyor. CTP’den korkarlardı, CTP geldi attı mı sattı mı? Akıncı’dan korkarlardı. Akıncı geldi en çok da onların haklarını savunduğu için belki eleştirildi. Hani satacaktı? Satmıyordu.  Olumlu yönde de bir güven artışı oldu. Şimdi böyle baktığımız zaman bu kitle belirleyicidir ama gidip topluca ‘Türkiyeli’ partisine oy vermez. Çünkü Türkiyeli haklarını koruyan bir parti olduğunu da düşünmüyorum. Sadece o etnik ayrımcılık kullanılıyor. Siyasiler o etnik ayrımcılığı siyasi çıkarları için kullandı. O açıdan seçmen bilinçlidir açıkçası.
     
  • YENiDÜZEN: Birçok anket sosyal medyada, basında yer alıyor ve alacak da… Seçmen hangi ankete güvenecek? Anketler doğru bilimsel veriler ışığında mı yapılıyor?
  • Mine YÜCEL: Anket şirketim var ve bugüne kadar yaptığım anketlerin arkasındayım.  Anketler nasıl yapılmak zorundadır? Kendi kendinizi belli ilkeler için sorumlu tutmalısınız. Benim de tabi ki inançlarım var ama o inançlarımı yansıtmayan anketleri bile olduğu gibi yayınlamak zorundayım. Çünkü kendi mesleğime olan saygımdandır. Ama maalesef başka örnekler de bunu gözlemleyemiyoruz.
    Anketler nüfusu temsil etmek zorundadır. Ankete karşı tarafın da güveni olup, doğruyu söylemesi gerekir. Bizim gibi toplumlarda bu çok kolay olamıyor maalesef. Niye? Çünkü korku toplumudur. İnsanlar korkuyor ve güçlünün yanında görülmek istiyor. Kendine bile bazen doğruyu itiraf edemiyor.
    Sizin bilimsel bir çalışma yaptığınızı göstermeniz ve görmeniz lazım. O ilkesellikte durabilmeniz lazım. Maalesef bazı çalışmaların bunu yapmadığını görüyoruz. Bunu toplum görüyor. Kimileri adı manipülasyon olsun diye anketleri kullanıyor. Bu en çok da beni üzer mesleğim açısından. Çünkü topluca bu defa ankette güvensizlik oluşur.
    Örneğin Türkiye’den bir şirketin buraya gelip anket pazarlaması korkunç bir şeydir. Devlet yetkilileri buna bir şey yapmıyorsa ben bir şey yapacak durumda da değilim.
    Üzülerek TAK’ın çalışmalarımı çöpe attığını da gördüm. Bilimsel çalışmalar bunlar… Ama gidip Türkiye’den gelen bir şirketin basın toplantısında bütün basınım ful kadro orada olursa ve ‘anket adayı sarstı’ gibi manşetlerden verirse, bir hafta önce bizim yayınladığımız oranların aynısını, o zaman benim de söyleyecek bir şeyim olmaz. Çünkü ben burada 3 ayda bir toplumun hiçbir kesiminden güvensizlik almayan bilimsel çalışmalar yapıyorum. Son 5 yıldır da bunları düzenli olarak yayınlıyorum. Ama bir adam gelip Türkiye’den bir anket yayınlıyorsa ‘çok para önerdiler bana kabul etmedim’ gibi laflarla sansasyonel anket sonuçları çıkarıyorsa ortaya, burada artık kimi kurumların da kendi sorgulamasını yapması lazım. ‘Ben siyasi çıkarım için bir mesleği, anket mesleğini kullanmayacağım’ demesi lazım siyasi partinin. Ama bu yapılmıyor.  

“1-2 hafta önce, anketler açıklanmadan önce, ilk erken seçim çağırısında bambaşka yerdeydi seçim, şu an başka yerde.”

  • YENiDÜZEN: Sizce seçim sonucu ne olur?
  • Mine YÜCEL: Şu an gerçekten her şey mümkündür. Ama mesela bir hafta önce çok farklı resim vardı. Şu anda seçim farklı bir yere gidiyor. Adaylar henüz belli bile değil. O çok etkileyecek. Ama mesela 1-2 hafta önce, anketler açıklanmadan önce ilk erken seçim çağırısında bambaşka yerdeydi seçim, şu an başka yerde.

 “Adaylar çok etkili olacak”

  • YENiDÜZEN: Nedir fark?
  • Mine YÜCEL: Halkın Partisi o günlerde tek başına iktidar söylemiyle çıktı. Yanlış bir propaganda ile çıktı. Çünkü bunu propaganda döneminin son 2 haftasında kullanırsınız, bu atılacak son kurşundur. Aslında ‘be insanlar ben çok güçlüyüm, kazanıyorum. Tek başına iktidar yapın beni’ dersin. Ama  bizim anket o döneme geldiği için 3’ncü parti görüldü. Halkın Partisi’nden ciddi tepki aldık çünkü bu söylemi tamamen yıkıldı.

 

“Kolay bir seçim olmayacak ve bu seçim tamamen aday odaklı olacak. O nedenle hiçbir şey belli değil. Daha üzerinde çok kavga olacak bu seçimin.”


CTP’ye baktığımız zaman ‘diğer sol partiler istemez yönetimde olsun, siz bana verin’ der, sol kitleyi toplamaya çalışır. Adaylar çok etkili olacak o yüzden. Yani herkese güven veren adayları çıkarması lazım hele bu seçim sisteminde. Kolay bir seçim olmayacak ve bu seçim tamamen aday odaklı olacak. O nedenle hiçbir şey belli değil. Daha üzerinde çok kavga olacak bu seçimin.
Ama net olarak 1 haftada ne değişti? Bu siyasi kavgaya girildiği anda iş pisleşti, söylemler çirkinleşti, saldırılar başladı. Örneğin temiz siyaset diyen Halkın Partisi bile dönüp kendini savunmaya geçti. Defansa geçtikçe de saldırganlaşıyor. Yani aslında ahlaki boyut ile herkese saldırırken, defansa geçiyor. Tamamen resim çok farklıdır.

  • YENiDÜZEN: UBP’de yıpranmış bir başbakan var. CTP’de yeni bir başkan var. Onlar için neler söyleyebilirsiniz?
  • Mine YÜCEL: CTP’ye baktığımızda o yenilik kazandırıyor. Devamlı bir yükselişi var. Ama eskilerin kırgınlığı henüz geçmiş değil. Parti içerisinde de gelgitlerin yaşandığını düşünüyorum. Parti tek bir birleşmeye henüz gidemedi. Halen daha eskiler yeniler tartışması devam eder. Tamamen yenilikle toplumu kazanması lazım ama tam da tersini yapıp eskileri de barıştırmak için eskiyi de kullanması lazım. Açıkçası benim de çözümüm yok CTP’ye. Cumhurbaşkanlığında ikisini birlikte yapmaya çalıştı. Bu çok ters tepti. Sibel Siber çıktığı zaman seçim başlarında en ciddi ve en önde gelen adaylardan biriydi. Yeniydi, başka bir şeyi temsil ederdi. Ama kızgınlık yanındaydı onun. Yanlış bir kampanya yapıldı. CTP’nin şu anda da dezavantajı odur aslında. Yaratıcı bir yol bulunması lazım ki cumhurbaşkanlığında yaşananı burada yaşamasın.
    UBP’de çok ciddi sorunları olduğunu biliyoruz. Parti başkanının özellikle parti kitlesi tarafından çok eleştirildiği ve hatta kazanmayabileceği yönünde söylemler de var. O açıdan hiçbir parti hazır değildi bu seçime. Onu net söyleyebilirim. Herkeste bir sorun var. Günün sonunda da seçmen kimi samimi bulacak, adaylar, son gece kimin ne kadar para dağıttığına kadar da gidecek.
    Bizim önerimiz, bu kez vekiller bu toplumla birebir sözleşme imzalasın. Dönüp bu toplum bireyleri tek tek sorumlu tutsun. Ancak siyasi kültür böyle değişir. Çünkü pis bir toplumuz, pis bir siyasetimiz var. Temizlemek için toplum da kendi sorumluluğunu almak zorundadır. 

Röportaj Haberleri