Asgari ücrette ortak isyan

Asgari Ücret Tespit Komisyonu masasında, işçinin de işverenin de kaygılarının ardındaki temel sorun ortak: UBP – YDP – DP Hükümeti’nin olmayan ekonomi politikaları ve beraberinde gelen hayat pahalılığı…

Serap ŞAHİN

Ocak ayından bu yana brüt 60 bin 618 TL, net ise 52 bin 738 TL olarak uygulanan asgari ücrette yeni dönem için süreç başladı. Asgari Ücret Saptama Komisyonu önceki gün ilk toplantısını gerçekleştirirken, son altı ayda peş peşe gelen zamlar çalışanların alım gücü üzerindeki baskıyı artırdı. Bu süreçte tüp gaz fiyatı üç ayrı zamla toplam yüzde 33,60; elektrik tarifeleri ise yüzde 22 artırıldı. Temel tüketim kalemlerindeki yükseliş sürerken, işçi ve işveren tarafı yeni asgari ücret öncesinde YENİDÜZEN'e konuştu.

Hür-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, ilk toplantıda herhangi bir ücret rakamının konuşulmadığını, devletin henüz teknik verileri taraflara sunmadığını belirtti. Enflasyonla mücadelede hükümetin yetersiz kaldığını savunan Serdaroğlu, son aylarda yapılan elektrik ve tüp gaz zamlarının hayat pahalılığını daha da artırdığını söyledi. Asgari ücretlinin alım gücünün korunması gerektiğini vurgulayan Serdaroğlu, Ocak ayında verilmediğini savunduğu yüzde 3,5'lik hayat pahalılığı farkının da masada olması gerektiğini ifade etti.

İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun ise komisyonun karar vermeden önce devlet kurumlarından talep edilen ekonomik ve sosyal verileri değerlendireceğini belirtti. Henüz herhangi bir ücret önerisi hazırlamadıklarını kaydeden Arhun, amaçlarının "verilebilecek en yüksek asgari ücreti" belirlemek olduğunu söyledi. Asıl sorunun ücret artışından ziyade hayat pahalılığı olduğunu savunan Arhun, üretim maliyetlerinin düşürülmesine ve kamu maliyesinin güçlendirilmesine yönelik adımlar atılmadan fiyat artışlarının önüne geçilemeyeceğini dile getirdi.

Taraflar ücret konusunda farklı yaklaşımlar ortaya koysa da, ortaklaştıkları başlıklardan biri hayat pahalılığının toplum üzerindeki etkisi oldu. Komisyonun, devlet kurumlarından istenen teknik verilerin tamamlanmasının ardından 8 Temmuz'da yeniden toplanarak değerlendirmelerini sürdürmesi bekleniyor.

Hür-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu:

“Masaya herhangi bir rakam konulmadı”

YENİDÜZEN’e konuşan Hür-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, hükümetin masaya henüz herhangi bir veri ya da rakam koymadığını söyledi. Serdaroğlu, enflasyonla mücadelede hükümetin yetersiz kaldığını savunarak, asgari ücretlinin yaşadığı alım gücü kaybının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Hür-İş'in komisyonun daha erken toplanması yönündeki talebini yineleyen Serdaroğlu, bunun amacının tartışmaların önceden tamamlanması olduğunu söyledi.

“Temmuz ayının ortalarına doğru asgari ücreti açıklayalım, herkes de ne yapacağını bilsin istedik. Ama hükümet bunu uygun görmedi. Son günü bekledi  ama masaya herhangi bir veri koymadı” ifadelerini kullandı.

 

“Enflasyonla mücadelede çok yetersiz kaldılar”

Toplantıda rakamlardan çok enflasyonla mücadele konusunu gündeme taşıdıklarını dile getiren Serdaroğlu, UBP-YDP-DP hükümetinin enflasyonla mücadelede yetersiz kaldığını vurguladı.

Serdaroğlu, “ Zamların tarihlerini, piyasada temel gıda ve temel ihtiyaç maddelerinin nasıl arttığını, alım gücünün nasıl düştüğünü rakamlarla ortaya koyduk” dedi.

Serdaroğlu, hükümetin sadece söylemde enflasyonla mücadele ettiğine dikkat çekerek “Bu mücadeleyi başlatması gereken hükümetin kendisidir. Sadece söylemde bırakmaları doğru değil, bu doğru bir siyaset anlayışı da değildir” diye konuştu.

 

“İşverenlerin döviz hesabı hayat pahalılığından kopuk”

İşverenler Sendikası'nın asgari ücreti döviz üzerinden değerlendirmesine de tepki gösteren Serdaroğlu, bu yaklaşımın ülkedeki hayat pahalılığını yansıtmadığını söyledi.

“Asgari ücreti sürekli dövize çevirip 2022 yılında 550, bugün ise 1450 dolar seviyesinde olduğunu söylemeleri hayat pahalılığından ne kadar uzak olduklarını gösteriyor” diyen Serdaroğlu, son yıllarda asgari ücrette gerçek anlamda bir artış yaşanmadığını kaydetti.

Serdaroğlu, “Asgari ücret artmadı. Sadece enflasyon oranında iyileştirme yapıldı. Bazı dönemlerde ise enflasyonun altında artış verildi. Bu nedenle alım gücü düştü. Buna karşılık piyasadaki mal ve hizmet fiyatları ücretlerden çok daha fazla arttı” ifadelerini kullandı.

 

“Elektrik ve tüp gaz zamları enflasyonu körükledi”

Hükümetin enerji fiyatları konusundaki politikalarına da işaret eden Serdaroğlu, yapılan zamların enflasyonu artırdığını belirtti.

“Elektriği, tüp gazı sübvanse edemeyen hükümet, son altı ay içinde üç kez tüp gaza, ardından da elektriğe yüzde 22 oranında zam yaptı. Tüp gazı 500 liradan 815 liraya çıkardı. Bu da enflasyonu daha da tetikledi, piyasadaki zamları artırdı” dedi.

Denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığını kaydeden Serdaroğlu, “Hükümetin denetim yapması, fırsatçılığı önlemesi ve enflasyonla bu şekilde mücadele etmesi gerekiyordu. Ama çok yetersiz kaldılar” diye konuştu.

 

“Bedeli asgari ücretli ödememeli”

Hür-İş'in mücadele çizgisinin net olduğunu belirten Serdaroğlu, yaşanan ekonomik tablonun faturasının çalışanlara çıkarılmaması gerektiğini söyledi.

Serdaroğlu, “Bu bedeli asgari ücretle geçinen insanların ödememesi gerekiyor. Bizim mücadelemiz de bunun için olacak” ifadelerini kullandı.

Ocak ayında asgari ücretliye verilmeyen yüzde 3,5'lik hayat pahalılığı farkına da dikkat çeken Serdaroğlu, “O kayıp yüzde 3,5'in de konuşulması gerektiğini düşünüyoruz. Reel kayıp da masada olmalıdır” dedi.

 

“Asgari ücret bu ülkede geçim ücretidir”

Serdaroğlu, asgari ücretin Kıbrıs’ın kuzeyinde başlangıç maaşı olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek şöyle konuştu:

“Avrupa'da asgari ücret başlangıç ücreti olabilir ama bizim ülkemizde öyle değil. Bizde insanlar beş-altı yıl çalışmasına rağmen hâlâ asgari ücret alıyor. Asgari ücret özel sektörde bir başlangıç ücreti değil, geçim ücretidir. Gerçekleri kimse ortadan kaldıramaz.”

İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun:

“Verilebilecek en yüksek asgari ücretin belirlenmesini istiyoruz”

İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun, Asgari Ücret Saptama Komisyonu toplantısında henüz herhangi bir ücret önerisi sunmadıklarını belirterek, karar vermeden önce devlet kurumlarından talep ettikleri teknik verileri değerlendireceklerini söyledi. Arhun, hayat pahalılığıyla mücadelede asıl sorumluluğun kamu maliyesini güçlendirecek politikalar olduğunu savundu.

Arhun, hayat pahalılığı oranının komisyonun dikkate alacağı verilerden yalnızca biri olduğunu belirterek, farklı kurum ve kuruluşlardan ekonomik ve sosyal veriler talep ettiklerini söyledi.

Çalışma Bakanlığı'ndan iş yeri kapanışlarına ilişkin verileri, Sağlık Bakanlığı'ndan gıda sepetine ilişkin bilgileri, İstatistik Kurumu'ndan ise nüfus yapısı, çalışan sayısı, üçüncü ülke vatandaşlarının istihdamı ve kişi başına düşen milli gelire ilişkin verileri istediklerini ifade eden Arhun, bu bilgilerin 8 Temmuz'daki toplantıda değerlendirileceğini kaydetti.

Toplantıya çağrı yapan taraf olarak öneri sunmaları gerektiğini belirten Arhun, ancak bunun için önce devletin ortaya koyacağı teknik verileri görmek istediklerini söyledi.

“Verilebilecek en yüksek asgari ücretin belirlenmesini istiyoruz. Ancak bunu diğer ekonomik verileri ve çevre ülkelerdeki durumu da değerlendirerek yapmak istiyoruz” diyen Arhun, bu nedenle şu aşamada herhangi bir rakam üzerinde çalışmadıklarını ifade etti.

 

“Sorun ücret değil, hayat pahalılığı”

Asgari ücret tartışmalarında temel sorunun ücret artışından ziyade hayat pahalılığı olduğunu kaydeden Arhun, son dönemde bu görüşün toplumun farklı kesimleri tarafından da dile getirilmeye başlandığını söyledi.

Arhun, “Önemli olan ücretlerin artırılması değil, hayat pahalılığını düşürmektir. Herkes bunu söylüyor ama hayat pahalılığı neden oluşuyor, buna bakan pek kimse yok” ifadelerini kullandı.

Hayat pahalılığının temel nedenlerinden birinin kamu maliyesindeki yapı olduğunu söyleyen Arhun, devletin gelirlerinin büyük bölümünün maaş ödemelerine ayrıldığını vurguladı.

Bu nedenle üretim sektörüne yeterli destek verilemediğini belirten Arhun, elektrik, su ve üretimde kullanılan enerji maliyetlerinin düşürülmesi halinde piyasadaki fiyatların da gerileyebileceğini söyledi.

Arhun, üçüncü ülkelerden gelen çalışanlara farklı ücret uygulamasına izin verilmesi yönündeki görüşünü de yineledi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Mısır'dan daha düşük ücretlerle iş gücü istihdam ettiğini söyleyen Arhun, benzer bir modelin uygulanmasının üretim maliyetlerini düşürebileceğini savundu.

 

“Asgari ücretin artmasına karşı değiliz”

İşverenler Sendikası'nın asgari ücret artışına karşı olduğu yönündeki eleştirileri kabul etmediğini belirten Arhun, amaçlarının ekonomik gerçeklere uygun bir ücret belirlenmesi olduğunu söyledi.

“Biz asgari ücret artmasın demiyoruz. Tam tersine verilebilecek en yüksek rakam belirlensin istiyoruz. Ancak bunun sürdürülebilir olması ve ekonomik verilerle desteklenmesi gerekir” dedi.

Asgari ücreti kişi başına düşen milli gelir ve Avrupa ülkeleriyle karşılaştırmasına yönelik eleştirileri de değerlendiren Arhun, kamuoyuyla paylaştığı verilerin teknik çalışmalara dayandığını söyledi.

Arhun, “Ben bunları uydurmuyorum. Avrupa'daki asgari ücretleri, kişi başına düşen milli gelirleri ortaya koyuyorum. Amacımız ücret artışını engellemek değil, sistemdeki yapısal sorunu göstermek” ifadelerini kullandı.

Özel Haber Haberleri