“ARKADAŞIMA 'KIZIN MORGDA' DİYEMEDİM...

YENİDÜZEN, 'İŞİN ZORU' yazısı dizisiyle bu kez Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin güneş görmeyen, ıssız koridorları ardındaki 'morg servisi'nin kapısını çaldı. Soğuk bir odada cansız bedenlere şahit olan morg servisi personeli Serkan Birgin’le konuştu.

MORG PERSONELİ- SERKAN BİRGİN

YENİDÜZEN, 'İŞİN ZORU' yazısı dizisiyle bu kez Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin güneş görmeyen, ıssız koridorları ardındaki 'morg servisi'nin kapısını çaldı. Soğuk bir odada cansız bedenlere şahit olan morg servisi personeli Serkan Birgin’le konuştu, bu zor işi kaleme aldı…  Birgin, morg servisi personeli olmanın zor yanını ve acıları anlattı…

 

Didem MENTEŞ

 

Soğuk, karanlık, tüyler ürpertici… Çekiniyor insan, korkuyor… Koridorda bile ilerlerken bir ürperti hissediyor… Özellikle de o soğuk, buz gibi dolabın kapısı açılırken, kalp ritminiz hızlanıyor…

“Belki de bir gün…” diyerek o ıssız dolapta cansız bedeninizi bile hayal etmekten korkuyorsunuz…

“Morg” adı bile ürkütücü…

‘İşin ZORU’ bu kez Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin zemin kattaki güneş görmeyen, insanların önünden bile geçerken ürktüğü o soğuk, ıssız odalarda cansız bedenlere şahit olanları kaleme alıyoruz. Yılardır birçok cansız bedeni dolaba yerleştirmiş, birçok korkunç olayda hayatını kaybeden cesetlere tanık olmuş, binlerce ailenin acısına ortak olmuş morg servisi elemanı Serkan Birgin… İnsanların adını bile duymaktan çekindiği morgda yaşadıkları, şahit oldukları ve acıları anlattı…

 

Issız bir koridor, soğuk odalar…

Morgun hikayesini ışıklarının yakıldığı koridordan başlayarak yaşıyoruz. Cenazelerin yıkandığı oda, dışarıdan gelen cenaze tabutlarının bekletildiği oda, otopsi odası ve cesetlerin bekletildiği buzluk odası… Hepsini bir bir en ince ayrıntısına kadar aktarıyor bizlere Serkan Birgin. Bizim ürkerek baktığımız bu odalarda yapılanları, kimlerin gelip geçtiği, ne gerçeklerle karşılaştıklarını kalındığını anlatıyor… Otopsi odasıyla ilgili verdiği kısa bilgi bile bizi korkutuyor…

 

Ürperti…

Özellikle de merakla ama bir o kadar da ürkerek beklediğimiz buzdolabı odasına geldiğimizde heyecanlanıyoruz. Serkan Birgin’in rahatlıkla açtığı buzdolapları içerisinde bir cesedin olmamasını bilmemize rağmen yine de ürperiyoruz. İki katlı 10 tane buzdolabının kapakları açıldıkça, içinden çıkan buz gibi buhar içimizi soğutuyor. Dolabın içini incelerken o karanlığı hayal etmek bile insanı oldukça etkiliyor… “Belki de bir gün biz de…” dediğimiz bir anda, cümleyi “Kısmet olursa…” diyerek tamamlayan Serkan Birgin, olaya nasıl farklı açıdan yaklaştığını da gözler önüne seriyor…

--------------------

“İnsanların acılarını paylaşmak için morgu seçtim…”

Çaresiz insanlara yardım edebilmek, onların acılarını paylaşmak için morg servisinde çalışmayı tercih eden Serkan Birgin, Morgda çalışmanın psikolojik zorluğu, yaşadıkları ve tanık olduklarını bir çırpıda anlatıyor…

. “2004 yılında hastanenin ameliyathane servisinde ara eleman olarak çalıştım. 2009’dan beri morg servisinde çalışmaktayım. Morg servisinde çalışmayı ben tercih ettim. Çünkü bu işin bana göre olduğunu düşündüm. Çaresiz insanların yanında olma isteği, onların acılarını paylaşmak, sıkıntılarına ortak olmak istediğim için burada görev aldım. Hiçbir şekilde buranın zorluğunu düşünmedim. Yapabileceğime inandığım için geldim. Ben ameliyathanede çalıştığımda yaşananlardan etkilendim. Çünkü bazı adli olaylarda ameliyata alınan gencecik insanların hayatını kaybetmemesi için doktorların, hemşirelerin verdikleri o mücadele sonunda, masada kalan yaşamları gördüğüm zaman çok üzülürdüm. Bu yüzden morga gelirken bilinçli geldim, neler yaşayacağımın bilinciyle geldim. Hatta ölen insanların yakınlarının acılarını yaşarken burada zaman zaman gösterdikleri tepkileri biliyordum, kafamda hep bunları kurarak geldim. Bu tür olaylarla da karşılaştığımda bunlar sürprizmiş gibi gelmedi.”

 

Morgdaki işlemler

41 yaşındaki Serkan Birgin, morg servisinde 24/48 vardiya usulü 3 kişi çalıştıklarını söylüyor. Morgda gerek ölen kişinin kayıt edilmesi, o kişinin yıkanıp hazır hale getirilmesi gerek otopsi odasındaki eksiklerin giderilmesi gerekse rutin temizlik işlerinin kontrol edilmesi işlemlerinin yapıldığını anlatıyor. Türkiye’ye gidecek olan cenazeler için yapılması gereken işlemler konusunda yardımcı da olduklarını kaydeden

 Birgin, morg için kullanılacak olan malzemelerin eksik olmaması için takibini de yaptıklarını belirtiyor.   

.“Adli olaylarda otopsi yapıldıktan sonra LTB’den bir görevli ölüyü yıkamak için geliyor. Aileler ya o gün cesedi alır ya da başka gün alacaksa buzlukta muhafaza ediliyor. Bir cesedin 15 gün bekletilme süresi var. 15 günü geçen cesetler çürüme ve hastalık bulaştırma riski olduğu için aileler tarafından alınmadığı takdirde LTB tarafından kimsesiz olarak kabul edilip, defnedilir.”

--------------------

“Büyük teyzemin yüzünü açtım, son kez vedalaştım”

Morg görevlisi olarak yaşadığı en acı olayı içi titreyerek anlatıyor, ‘bir veda’ ve gözyaşı…

.“Bir yıl önce büyük teyzemi kaybettim. Kronik nörolojik bir hastalığı olduğu için böyle bir sonuca ailece hazırlıklıydık. O gün nöbetçi olduğum için ölüm haberini servisteyken aldım. Ve onu alarak morga indirmek zorunda kaldım. Teyzemi buzluğa koyarken, yüzünü son bir kez açarak görmek, ona son kez veda etmek istedim… Çok üzgündüm, buradaki odama çekildikten sonra gözyaşı döktüm… Morg servisini seçerken bir nevi kendi yakınlarım ya da arkadaşlarımın da gelebileceğini, bu tür olaylar yaşayabileceğimi biliyordum. Bunun kaçınılmaz bir şey olduğunu, her şeyiyle göze aldım…”

 

“Genç ölümlerdeki o feryatlar…”

Sohbetimiz sürerken, Serkan Birgin’in telefonu çaldı, telefonun ucunda eşi vardı. İzin gününde bizimle sohbet ettiğini bilmiyordu eşi ve endişelendiğine bizzat şahit olduk. Eşi, birinin öldüğünden ve kendisine söylemediğinden endişelenmiş, Serkan Bey'in birçok kez “bir şey yok” demesi sonunda ikna olup telefonu kapatmıştı. Serkan Birgin, bu işin zor yönünün ise aile yakınlarına, birinin ölüm haberini vermek olduğunu, bunu anlatırken ve yaşarken az da olsa sıkıntı yaşadığını aktarıyor.  Serkan Birgin, morg görevlisi olarak trafik kazasında ölen birçok cesedi, intihar edenleri ve benzeri adli olaylarla karşılaştığını anlatıyor. Yaşanan genç ölümlerde ailelerin o feryatlarını, haykırışlarını unutmanın kolay olmadığını vurguluyor. Özellikle de bu ölenlerden birilerinin yakınları arkadaşıysa…

--------------------

“Arkadaşıma ‘kızın morgda’ diyemedim…”

Kasım 2016’da Değirmenlik Dağyolu üzerinde meydana gelen 3 ölümlü trafik kazasında hayatını kaybeden 14 yaşındaki Sude’nin babasıyla ilgili yaşadığı anısı acı ve hüzün dolu…

. “5 yıldır tanıdım evine girip çıktığım bir abimin evladını kaybetmesine ve ona burada yatan kızını gösterirken büyük hüzün duydum. 2016 Kasım ayında Değirmenlik Dağyolu’nda hayatını kaybeden 14 yaşındaki Sude’nin babasından söz ediyorum. O gün babası Türker abi beni aradı. Hastaneye geldim, aldım kendisini. Ona kızının öldüğünü daha söylememiştiler. Otobüste iki Sude vardı diye, emin olamamışlardı. Kızı için tüm servislere bakmıştı, bulamayınca, ben kızının öldüğünü anlamıştım. Ben yanından ayrılıp araştıracağımı, beklemesini söyledim. Morga inip kontrol ettiğimde Sude’nin burada olduğunu gördüm. Ve arkadaşımın yanına gidip kızının morgda olduğunu söyleyemedim… Bir müddet sonra Türker abi morg indi. Ağlayarak kızının burada olabileceğini ve kendisini biraz olsun seviyorsam onu kızının yanına koymamı istedi. Çok zorlandım ama yine de yapmak zorunda kaldım… Yaşadığım ve unutamayacağım bir gündü. Hatta empati kurdum Türker abinin yaşadığı olayla. Onun kızı yaşlarında bir oğlum var ve ben kendim yaşamış gibi hissettim. Acı bir olaydı, aşırı derecede etkilenmiştim…”

--------------------

“Acılı ve isyan eden aileler de gördüm ‘mal kavgası’ yapanları da…”

Morgda farklı farklı acılara tanık oluyor Serkan Birgin… Özellikle de kamuoyuna damga vuran bazı trafik kazalarında yitirilen gencecik hayatlara… Gözyaşlarına boğulan ailelerin yanı sıra ölüme isyan ederek agresif hareketler sergileyen, sağa sola zarar veren insanlarla da karşılaştığını söylüyor. Hatta ölen yaşlı bir insanın evlatlarının morg kapısının önünde ‘mal kavgası’ yaparak bir vefasızlığa tanık olduğunu anlatıyor.

Psikolojik açıdan zor bir iş olsa da ölen insanların ailelerine yardım etmek, yapacakları bürokratik işlemler konusunda yardımcı olmanın ve onların acılarını paylaşmanın kendisine huzur verdiğini anlatıyor Serkan Birgin. “İnsanlara yardımcı olduktan sonra onların tatmin olduğunu gördüğüm zaman huzur buluyorum, rahatlıyorum” diyor…

--------------------

“Yıllar önce bir kadın buzlukta canlandı”

Yıllar önce morgda bir canlanma olayı yaşandığını, kendisinden önce morgda çalışan arkadaşlarından duyduğunu anlatıyor Serkan Birgin. Acı ve tüyler ürpertici bu olayın ilk ve son olduğunu vurguluyor… n “Geçmişte yaşanan bir canlanma olayı duydum. Bir kadın öldüğü gerekçesiyle servisten morga indirildi. Morg elemanı kadını buzluğa yerleştirdikten sonra oradan ayrıldı. Büyük ihtimalle soğuğun etkisiyle kadının kalp ritim atışları devreye girdi ve kadın canlandı. Tabi bu fark edilmedi. Kadını almak için geldiklerinde, saçlarının avuçları içerisinde ve hareket edilmiş vaziyette görüldü. Kadın canlandıktan sonra yaşadığı korkuyla ya yeniden kalbi durdu ya da soğuktan öldü. Bu nedenle artık hayatını kaybeden kişiler, morga getirilmeden önce 2 saat bekletiliyor. 2 saat içerisinde yeniden dönüş olmazda morga indiriliyor. Bu nedenle böyle olaylar kolayına yaşanmaz artık”

 

“İşimi evime taşımıyorum”

Serkan Birgin gerek ameliyathanede çalıştığı dönemlerde gerekse morg servisinde karşılaştığı vakalar karşısında etkilense de psikolojik bir destek alacak boyutta olunmadığını da aktarıyor. “Kendimde hissetmediğim şeyler varsa bilmiyorum” diyen Birgin, bu şahit oldukları karşısında etkilense de bunu evine taşımadığına, işinin zor kısmını işinde bıraktığını anlatıyor.

Son olarak morg servisinde çalışacak olan insanların duyarlı olmasının önemine vurgu yapıyor Serkan Birgin. Ölen kişilerin ailelerine saygılı ve sabırlı davranmaları, anlayışlı olmalarına dikkat çekerek, “ailelere sert davranılmamalı, hassas olunmalıdır. O insanlarına acılarını paylaşmak, onların işlerini kolaylaştırmak için yardımcı olunmalıdır. Onların acısını paylaştığını hissettirmelidir” diyerek sözlerini tamamlıyor.  

 

FOTOĞRAF: Fehime ALASYA

Röportaj Haberleri