Annan Planı Referandumundan bugüne Kıbrıs: 22 yıllık umut, engel ve arayış

Annan Planı referandumu bir yıl dönümünü daha geride bırakıyor. Sonrasında geçen 22 yıl boyunca yürütülen çabalarsa, henüz çözüm ve barış hedefine ulaşabilmiş değil.

Tümay TUĞYAN

Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumlarını yeniden tek devlet çatısı altında birleştirmek amacıyla, yıllar süren bir çabanın sonucunda hazırlanan ve dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adıyla anılan Kıbrıs Çözüm Planı’nın referanduma sunulmasının üzerinden, tam 22 yıl geçti.

Eş zamanlı olarak 24 Nisan 2004’te toplumların onayına sunulan Annan Planı, Kıbrıslı Türkler’in güçlü bir şekilde EVET demesine rağmen, Kıbrıslı Rumlar’ın yine güçlü bir şekilde HAYIR demesi sonucu reddedildi.

Halk oylamasına yüzde 88.68 oranında katılım gösteren Kıbrıslı Türkler’in yüzde 64.91’i plana EVET oyu verirken, yüzde 89.18 oranında sandığa giden Kıbrıslı Rumlar’da ise EVET oyu sadece yüzde 24.17’ye ulaşabildi ve çözüm umudu ‘bir başka bahara’ ertelendi.

Yeni umut; Talat-Hristofyas dönemi…

Kıbrıslı barış yanlıları, Annan Planı’nın reddedilmesiyle beraber sönen çözüm umutlarının yeniden yeşerebilmesi için dört yıl beklemek zorunda kaldı.

2004 referandumunu takip eden Mehmet Ali Talat – Tasos Papadopulos dönemi, Kıbrıs sorunu bağlamında pek üretken bir dönem olamadı. Ancak 2008 yılında Papadopulos’un sahneden inmesi ve Kıbrıslı Rum liderliğine Dimitris Hristofyas’ın seçilmesiyle birlikte, çözüm çabaları yeniden hız kazandı.

İki lider, Eylül 2008’de kapsamlı çözüm müzakerelerini resmen başlatarak, Talat’ın görev süresinin sona erdiği 2010 yılına kadar, önemli yakınlaşmalara imza attı.

Adayı ziyaret eden dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un da katıldığı 1 Şubat 2010 tarihli görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada, yönetim ve güç paylaşımı başlığında önemli ilerlemelerin kaydedildiği duyurulurken, 2010 yılının çözüm yılı olacağına ilişkin temennilerin altı çizildi.

Ancak momentum, Talat’ın Nisan ayında yapılan seçim sonucunda liderliği Derviş Eroğlu’na devretmesiyle, sekteye uğradı.

Eroğlu dönemi; 11 Şubat ortak belgesi…

Federal çözüme ulaşma çabaları, Nisan 2010’da başlayan ve 2013’e kadar Hristofyas’la yürüyen Eroğlu döneminde de, sancılı da olsa sürdü.

2013 Şubat’ında başkanlık için yeniden aday olmayan Hristofyas, liderliği DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis’e teslim ederken, aynı yılın Eylül ayında, müzakerelerde bu kez Anastasiadis-Eroğlu maratonu başladı.

Eroğlu’nun çok sonraları, “Anastasiadis’i masaya çekmek için kabul ettim” dediği 11 Şubat 2014 Ortak Belgesi, bu dönemde imzalandı.

Bugün, ‘geçmiş mutabakatların bir parçası’ olarak kabul edilen ve müzakere tarihinde önemli bir eşik olarak anılan bu belgeyle, iki kesimli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon vizyonu, kayıt altına alındı.

Ancak 2014 yılı, müzakereler açısından başladığı gibi bitmedi.

Anastasiadis, Ekim 2014’te Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’de, doğalgaz sondajı için lisans verdiği bir bölgede sismik araştırmalar yapacağını açıklaması üzerine, ‘egemenlik haklarımız ihlal ediliyor’ diyerek, müzakerelerden çekildi.

Akıncı dönemi; Crans Montana süreci…

2015 yılında, bu kez adanın kuzeyinde görev değişimi vardı. Mustafa Akıncı’nın seçimi kazanmasını takip eden bir yıl boyunca süren yoğun çabanın ardından, Kıbrıs müzakere süreci bu kez Akıncı ve Anastasiadis’in liderliğinde yeniden başladı.

Tarafları 2017 yılı yazında İsviçre’ye, Crans-Montana’daki 5’li konferansa taşıyan süreç, tam da ‘bu kez tamam’ dendiği bir anda, büyük bir gürültüyle çöktü.

‘Dönüşümlü Başkanlık’ ve ‘Güvenlik ve Garantiler’ konularının enkazı altında kalan Crans Montana konferansı, Akıncı ve Anastasiadis tıkanan sürecin önünü açmak ve müzakereleri yeniden başlatmak için 2019 yılının Kasım ayında Berlin’de yeniden bir araya gelse de, bugün hâlâ resmi müzakere sürecinin ‘koptuğu yer’ olarak anılmaya devam ediyor.

Tatar dönemi; sıfır resmi temas…

2020 yılında Kıbrıslı Türk liderliği makamını Akıncı’dan devralan Ersin Tatar, beş yıllık görev süresini, Kıbrıs sorunu tarihinin tek ‘resmi müzakereye oturmayan Kıbrıslı Türk lideri’ olarak tamamladı.

Federasyon temelindeki çözüm arayışlarının sona erdiğini savunan Tatar, Türkiye ile dayanışarak, Kıbrıs Türk toplumunun egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne dayalı iki devletli çözüm vizyonunu ilan etti.

Tatar, 2021 ve 2025 yıllarında Cenevre ve New York’ta düzenlenen 5’li konferanslara katılsa da, bunlar gayriresmi toplantılar olarak kayda alınmanın ötesine geçmedi.

Türk tarafının, BM’nin Kıbrıs sorununun çözüm zemini olarak kabul ettiği federasyonun hilafına yürüttüğü iki devletli çözüm politikası, Tatar-Anastasiadis ve Tatar-Hristodulidis dönemlerinin, müzakere edilmeksizin kapanmasına neden oldu.

Erhürman dönemi; henüz sürecin başı…

Ekim 2025’te Kıbrıslı Türkler’in liderliğine seçilen Tufan Erhürman, göreve başlamasından yaklaşık bir ay sonra, Anastasiadis’ten sonra Kııbrsılı Rum liderliğini devralan Nikos Hristodulidis ile bir araya geldi ve taraflar bu ilk görüşmede, müzakereleri yeniden başlatma çabalarını teyit etti.

Ancak Kasım ayından bu yana süren temaslar, resmi müzakere sürecini başlatabilecek noktaya ulaşmadı.

Resmi sürecin başlayabilmesi için tarafların pozisyonları henüz örtüşen bir noktaya gelmese de, liderler BM’nin işaret ettiği Temmuz ayına kadar geçecek süreyi, güven yaratıcı önlemler konularına ağırlık vererek kullanıyor.

Özel Haber Haberleri