Algı yüksek, hüküm giyen yok

Doç. Dr. Sertaç Sonan, 2017 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algı Raporu’nu anlattı

 Ödül A. ÜLKER

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ), Uluslararası İlişkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sertaç Sonan, 2017 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algı Raporu’na göre yolsuzluk algısının son derece yüksek çıkmasının sürpriz olmadığını söyledi. Doç. Dr. Sonan, literatürün partizanlık ilişkilerinin yaygın olduğu ve uzun süre aynı parti tarafından yönetilen ülkelerde yolsuzluğun yüksek olduğunu söylediğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Ömer Gökçekuş ile birlikte hazırladıkları, Friedrich-Ebert-Stiftung’nun (FES) desteklediği “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu - 2017”nin sonuçlarını Yenidüzen’e değerlendiren Doç. Dr. Sonan, çalışmanın sonuçlarının yolsuzluk alanında Kuzey Kıbrıs’ın pek de iç açıcı bir noktada olmadığımızı gösterdiğinin altını çizdi.

Doç. Dr. Sertaç Sonan, “Literatürde yolsuzluğu ölçmenin iki temel yöntemi var. Bunlardan birincisi Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin yaptığı gibi algıyı ölçmek. İkincisiyse, yıllar itibarıyla ülkede yolsuzluktan hüküm giyenlerin sayısına bakmak. Bizde neredeyse hiçbir üst düzey görevli yolsuzluktan dolayı hüküm giymediği için, birinci yöntemi seçmekten başka bir şansımız yoktu” diye konuştu.

Doç. Dr. Sonan, hem demokratikleşme hem de ekonomik anlamda gelişmesini tamamlamamış birçok ülkede olduğu gibi Kuzey Kıbrıs’ta da yolsuzluğun önemli bir gündem maddesi olduğunu belirterek, yolsuzluğun, toplumun derinliklerine kadar işleyen olumsuz etkileri olduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Sonan şunları söyledi:

“Çok sayıda çalışma göstermektedir ki yolsuzluk, yoksulları ve sosyal anlamda dezavantajlı olan diğer grupları çok daha fazla etkilemekte ve küreselleşme süreciyle hız kazanan eşitsizlik sorununu daha da derinleştirmekte ve sosyal adaleti bozmaktadır. Zenginin daha da zenginleştiği, fakirinse daha da fakirleştiği bir zemin ortaya çıkmakta, toplumsal doku zarar görmektedir” diye konuştu.

  • Soru: Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Bu çalışmada amaçlanan nedir?
  • Doç. Dr. Sonan: Hem demokratikleşme hem de ekonomik anlamda gelişmesini tamamlamamış birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yolsuzluk önemli bir gündem maddesi. Özellikle yakın zamanda gerçekleşen 2018 erken genel seçim kampanya sürecinde çeşitli yolsuzluk iddialarının tartışmanın merkezinde yer almış olması bu yargıyı teyit eder niteliktedir. Yolsuzluk konusunda dünya çapında en fazla tanınan referans kaynak, Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin her yıl yayınladığı yolsuzluk algı endeksidir. Ülkemiz bu endekse dahil değildir; dolayısıyla da ülkemizdeki yolsuzluk algısı konusunda elimizde kapsamlı veri yoktur. Yolsuzluk konusunda kamuoyunda bilimsel bulgulara dayalı bir tartışma yapılabilmesini sağlamak adına, 2017 yılında, Almanya’dan Friedrich Ebert Vakfı’nın desteğiyle ülkemiz için de benzer bir çalışma başlattık. Bu rapor da bu çalışmanın ürünüdür.
    Kıbrıs’ın kuzeyindeki yolsuzluk ya da yolsuzluk algısı konusunda çok fazla çalışma yapılmamıştır. Şu ana kadar yapılmış olan en detaylı çalışma Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS) tarafından 2017 yılının başında kamuoyuyla paylaşılmış olan anket çalışmasıdır. Daha büyük bir anketin parçası olan bu çalışma, yolsuzluğun hangi kurumlarda en yoğun olduğunu tespit etmesinin yanı sıra yolsuzluğun bireysel değil kurumsal bir sorun olarak algılandığı sonucuna varmıştır. Bizim çalışmamız ise spesifik olarak Kuzey Kıbrıs’ta yolsuzluk algısı üzerine yapılmış ve iş insanlarıyla yapılan anketler temelinde oluşturulan ilk bütünlüklü rapor niteliği taşıyor ve Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin (Transparency International, TI) her yıl yayınlanan Yolsuzluk Algı Endeksi (Corruption Perception Index, CPI) metodolojisinden hareketle hazırlanmıştır. Anket telefonda görüşme yöntemiyle Kıbrıs Türk Ticaret Odası üyesi firmalarda yönetici pozisyonunda bulunan 366 katılımcıya uygulandı. Örneklemi oluşturan 366 kişinin seçimi, bölgesel, sektörel, çalışan sayısı, şirketin faaliyette bulunduğu süre ve benzeri konularda iş dünyasını temsil edici nitelikte olmasını sağlayacak şekilde yapıldı. Anket sonuçlarının güven düzeyi ve hata payı %5’tir.
    Bu çalışmada iki amaç vardır. Bunlardan birincisi uluslararası kabul görmüş bir yöntem kullanarak, ülkemizdeki yolsuzluk algısını ölçmek, ikincisi de yolsuzluk alanında ülkemizin dünyanın geri kalanına göre hangi noktada olduğunu tespit etmektir. 2018 yılı içinde de aynı çalışmayı yapıp, 2019 yılı başında açıklayacağız. Bu da bize mukayese yapma imkanı verecek. 

“Yolsuzluğun olması için en az iki taraf lazım”

  • Soru: Raporda yolsuzlukla kastettiğiniz nedir?
  • Doç. Dr. Sonan: Bu çalışmada yolsuzluk, kendisine tevdi edilen gücün ya da mevkinin kişisel kazanç için istismar edilmesi şeklinde tanımlanmıştır. Yolsuzluğun gerçekleşmesi için genel olarak en az iki tarafın olduğu ilişkisel bir durumun olduğu açıktır. Bununla birlikte kullanılan yöntem gereği bizim sonuçlarımız sadece bir tarafın sorumluluğunu ifşa eder gibi görünebilir. Bu durum, bir tarafı kötülerken diğer tarafı aklama kaygısından değil, hukuki ve ahlaki anlamda hassas bir konu olan ve ispat edilmesi zor olan yolsuzluğun analitik olarak tespit edilmesinde yaşanan zorluklardan kaynaklanmaktadır.

“Olmak istediğimiz yerin uzağındayız”

  • Soru: Raporda Kuzey Kıbrıs 180 ülke arasında 81. sırada. Bu ne anlama geliyor?
  • Doç. Dr. Sonan: Ülkemizin skorunu 100 üzerinden 40 olarak hesapladık. Bu skor 2018 yılının başında Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından yayınlanan 2017 yılına ait listedeki 180 ülkenin ortalaması olan 43’ün altında. Skor 100’e yaklaştıkça ülkenin performansı iyileşiyor. Örnek vermek gerekirse, sıralamada Yeni Zelanda 89’luk skoruyla ilk sırada, skoru 9 olan Somali ise son sıradadır. Ülkemizin skoru, komşumuz Türkiye’yle aynı; skoru 57 olan güney komşumuzun ve 64 olan AB ortalamasınınsa oldukça gerisindedir. Sanırım olmak istediğimiz yerin uzağında olduğumuzu söylemek mümkün.

“Uzun süre aynı parti tarafından yönetilen ülkelerde yolsuzluk yüksek”

Sonuç kesinlikle sürpriz değil... Sanırım kimse bu sonuca şaşırmamıştır. Literatür de partizanlık ilişkilerinin yaygın olduğu ve uzun süre aynı parti tarafından yönetilen ülkelerde yolsuzluğun da yüksek olduğunu söylüyor”

  • Soru: Çalışma sonuçlarına göre ülkede yolsuzluk olduğuna dair algı yüksek, bu da sürpriz bir sonuç değil sanırım...
  • Doç. Dr. Sonan: Kesinlikle sürpriz değil... Sanırım kimse bu sonuca şaşırmamıştır. Yukarıda konuştuğumuz genel skor yanında spesifik sorulara verilen çok çarpıcı yanıtlar var. Örneğin ankete katılan iş insanlarının %89 gibi ezici bir çoğunluğu Kuzey Kıbrıs’ta rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor ve saha çalışmasını tamamladığımız Kasım 2017 itibarıyla katılanların %56’sı bir yıl öncesine göre 2017’de yolsuzluğun arttığını ifade ediyor. Şaşırmamamın bir diğer nedeni de daha önce doktora tezimde ülkemizdeki kliyentalistik ya da partizanlık ilişkilerini çalışmış olmam. Bu alandaki literatür de bu tür ilişkilerin yaygın olduğu ve uzun süre aynı parti tarafından yönetilen ülkelerde yolsuzluğun da yüksek olduğunu söylüyor.

En yüksek yolsuzluk algısı: Arazi tahsisi

  • Soru: Anket sonuçlarına göre en çok yolsuzluk %63 ile arazi tahsisi ve benzer teşvikler konusunda... Bu algıyı neye bağlıyorsunuz ve diğer sonuçlar nedir?
  • Doç. Dr. Sonan: Bu kategorideki soruları biz Dünya Ekonomik Forumu’nun kullandığı bir çalışmadan aldık. Ama bu sorulara ülkemiz özelinde anlam kazanacak iki soru eklemeye karar verdik. Bunlar arazi dağıtımı ve kredi tahsisiydi. Her ikisi de bizim buradaki hükümetler tarafından bir rant dağıtma aracı haline getirildiğini gözlemlediğimiz alanlardı. Nitekim, belki bizim başlangıçtaki beklentimizi de aşarak, en fazla yolsuzluğun kredi ve arazi tahsislerinde gerçekleştiğine dair bir algı olduğunu gördük. Birinci sırada dediğiniz gibi arazi tahsisi var. Onu %56’yla “kredi alırken” ve oldukça düşündürücüdür ki sonra %45’le “yargı kararlarını etkilemek” var. Dördüncü sıradaysa %44’le “kamu ihaleleri ve izinler” var.

Yolsuzluğu kimler yapıyor?

  • Soru: Ankete katılanlar en çok kimlerin yolsuzluk yaptığını düşünüyor?
  • Doç. Dr. Sonan: Yolsuzluğu üst düzey yetkililerin ve siyasilerin yaptığı yönünde yaygın bir kanı var. Ankete katılanların %62’si “kamu kaynaklarının bakanlar, yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığını” düşünüyor. Katılanların algısına göre hem partisel çıkar elde etmek hem de kişisel maddi çıkar elde etmek için yapılan istismarlar aynı oranda yaygın... %67 ile siyasetçiler, %62 ile siyasi partiler yolsuzluğun içinde en yoğun olan iki grup olarak görülüyor. Bunları %60 ile üst kademelerdeki memurlar takip ediyor. Ankete katılan iş insanlarının sadece üçte biri kadarı alt kademelerdeki memurlar arasında yolsuzluğun yoğun olduğu düşüncesine sahip.

“Sosyal medya mahkemelerden daha caydırıcı”

  • Soru: Sonuçlar, kurumsal altyapımızın yolsuzluğu önlemede yetersiz kaldığına dair bir algı olduğunu da gösteriyor. Bu konudaki bulguların detayları nedir?
  • Doç. Dr. Sonan: Bulgularımız yargı ve mali denetim kurumlarının bağımsızlığı ve caydırıcılığı konusunda ciddi şüphelerin olduğu sonucunu ortaya çıkardı. “Kamu maliyesinin idaresini denetleyebilecek nitelikte bağımsız kurumlar” olduğunu düşünenlerin oranı sadece %40. Bu kurumların “kamudaki yetkililerin şahsi çıkarları için mevkilerini istismar etmelerini başarılı bir şekilde engelleyebildiğine” inananların oranı ise sadece %28. Ankete katılanların yargıya olan inançları da güçlü değil. “Kamu kaynaklarını istismar eden bakanları, yetkilileri yargılayacak güce sahip bağımsız bir yargı var mı” sorusuna “evet” diye cevap verenlerin oranı %38. Bunların içinden sadece %28’i “bağımsız yargı kamudaki yetkililerin şahsi çıkarları için mevkilerini istismar etmelerini engellemekte ҫok etkilidir” diyor.
    Ankette “Yolsuzluk ve usulsüzlüklerle mücadele etmesi ya da bunları ifşa etmesi gereken kurumlar sizce bu işte ne kadar başarılıdır, etkilidir?” sorusu da soruldu. Bu konuda da ankete katılan iş insanları arasında herhangi bir kurumu son derece başarılı, etkili bulanların oranı çok düşük. Ankete katılanların %13’ü Meclis, %13’ü Başbakanlık Denetleme Kurulu, %15 Sayıştay, %17 Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu, %20 medya, %22 Ombudsman, %23 sendikalar, %25 sivil toplum örgütleri, %29 mahkemeler ve %33 de sosyal medyanın daha etkili olduğunu düşünüyor. Sosyal medyanın mahkemelerden daha caydırıcı bulunması ilginç ve üzerinde düşünmeye değer bir sonuç...

“Anket sonuçlarına göre iş insanları arasında yolsuzluk algısı son derece yüksek. Katılımcılar yolsuzluktan siyasetçileri ve üst düzey memurları sorumlu tutuyor. Başta kamu harcamalarını denetlemekle yükümlü kurumlar olmak üzere, katılımcıların yolsuzluğu engellemesi beklenen kurumsal mekanizmalara olan güveni de oldukça düşük”

 

Yolsuzluğun topluma etkileri...

  • Soru: Yolsuzluğun topluma etkileri nelerdir?
  • Doç. Dr. Sonan: Yolsuzluğun, toplumun derinliklerine kadar işleyen olumsuz etkileri vardır. Yolsuzluğun fakirlerin gelirlerini düşürdüğünü, kaynakların etkin dağıtımını ve verimliliği olumsuz etkilediğini, yerli ve yabancı yatırımcıların kararlarını ve diğer sermaye hareketlerini olumsuz yönde etkilediğini biliyoruz.
    Yolsuzluk konusuna gerek ekonomik açıdan gerekse toplumsal ve siyasal açıdan baktığımızda iki olumsuz nokta öne çıkmaktadır; yolsuzluk kaynakların etkin kullanımından uzaklaşılmasına neden olduğu gibi sosyal adaleti de ciddi şekilde zedelemektedir. Şöyle ki, yolsuzluk, nispi fiyatları çarpıtarak kaynakların yanlış dağıtılmasına, dolayısıyla ekonomik etkinlik anlamında kayıplara yol aҫar. Bilindiği üzere, piyasa ekonomilerinde nispi fiyatlar hem üreticilerin hem de tüketicilerin üretim ve tüketim kararlarını verirken esas aldıkları bir çıpa niteliğindedir. Dolayısıyla, yolsuzluk nispi fiyatları çarpıtarak hem üretim hem de tüketim için ayrılan kaynakların etkin bir şekilde harcanamamasına sebep olur. Bu da olaya salt ekonomik açıdan yaklaşıp, bölüşümü bir kenara bıraktığımızda dahi yolsuzluğun yüksek bir maliyeti olduğunu gösterir. Daha da önemlisi, çok sayıda çalışma göstermektedir ki yolsuzluk, yoksulları ve sosyal anlamda dezavantajlı olan diğer grupları çok daha fazla etkilemekte ve küreselleşme süreciyle hız kazanan eşitsizlik sorununu daha da derinleştirmekte ve sosyal adaleti bozmaktadır. Zenginin daha da zenginleştiği, fakirinse daha da fakirleştiği bir zemin ortaya çıkmakta, toplumsal doku zarar görmektedir.

 

Yolsuzluk ne kadar ölçülebilir?

“Yolsuzluğu ölçmenin iki temel yöntemi var. Bunlardan birincisi algıyı ölçmek. İkincisiyse, yıllar itibarıyla ülkede yolsuzluktan hüküm giyenlerin sayısına bakmak. Bizde neredeyse hiçbir üst düzey görevli yolsuzluktan dolayı hüküm giymediği için, birinci yöntemi seçmekten başka bir şansımız yoktu”

 

  • Soru: Yolsuzluk algısı çok yüksek, gerçekten yolsuzluk var mı? Yolsuzluk ne kadar ölçülebilir?
  • Doç. Dr. Sonan: Sizin de ifade ettiğiniz gibi anket sonuçlarına göre iş insanları arasında yolsuzluk algısı son derece yüksek. Katılımcılar yolsuzluktan siyasetçileri ve üst düzey memurları sorumlu tutuyor. Başta kamu harcamalarını denetlemekle yükümlü kurumlar olmak üzere, katılımcıların yolsuzluğu engellemesi beklenen kurumsal mekanizmalara olan güveni de oldukça düşük. Bundan, kağıt üstünde bağımsız olan kurumların fiiliyattaki bağımsızlığının sorgulanmakta olduğu anlaşılıyor. Çalışmanın sonuçları yolsuzluk alanında ülke olarak pek de iç açıcı bir noktada olmadığımızı gösterdi. Zaten konunun son zamanlarda gündemden hiç düşmemesi de bunu teyit etmektedir.
    Literatürde yolsuzluğu ölçmenin iki temel yöntemi var. Bunlardan birincisi Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin yaptığı gibi algıyı ölçmek. İkincisiyse, yıllar itibarıyla ülkede yolsuzluktan hüküm giyenlerin sayısına bakmak. Bizde neredeyse hiçbir üst düzey görevli yolsuzluktan dolayı hüküm giymediği için, birinci yöntemi seçmekten başka bir şansımız yoktu.

 

“Yolsuzluğun tespiti ve cezalandırılmasında önemli rol oynayan mali denetim kurumları, başsavcılık, polis ve yargının güçlendirilmesi ve daha bağımsız hale getirilmeleri orta vadede yapılması gereken işler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların gerçekleşmesi için siyasetin gölgesinin bu kurumların üzerinden kaldırılması gerekmektedir”

Öneriler...

  • Soru: Yolsuzlukla mücadele için ne yapılmalı?
  • Doç. Dr. Sonan: Çeşitli kurumsal düzenlemelerle bir ülkedeki yolsuzluk düzeyini düşürmek mümkündür. Biz raporda sadece dört öneri yaptık. Bunu yaparken de bu konuda kamuoyunda belli bir hassasiyet ve beklenti olmasına ve yapılacak reformların nispeten kolay ve hızlı bir şekilde hayata geçirilebilecek nitelikte olmasına dikkat ettik. Rapordaki önerilerin tamamının uygulanması durumunda, yolsuzluğu önleme anlamında kurumsal altyapımız daha güçlü bir noktaya gelmekle kalmayacak, bunun işareti olarak ülkemizin skoru ve sıralamadaki yeri ciddi bir şekilde yükselecektir.
    İlk önerimiz bürokraside, üçlü kararnameyle yapılan atamalar olarak bilinen, üst düzey mevkilere yapılan siyasi atamaların sınırlandırılmasıdır. Örneğin her bakanlıkta sadece seçilmişlerle atanmışlar arasında köprü vazifesi görecek bir atamanın yapılması kamuoyunu çok rahatsız eden müşavirlik konusunda olumlu bir adım olabileceği gibi bürokrasiyi de daha profesyonel bir hale getirecektir. Kamuoyunda örtülü ödenek olarak bilinen kamunun mali denetimine tabi olmayan ödeneklerin bulunduğu algısının ortadan kaldırılmasına yönelik adımların atılması da yolsuzlukla mücadelede önemli bir adım olacaktır. Uzmanlarla yapılan görüşmelerden ortaya çıkan sonuç aslında teknik olarak kamunun denetimine tabi olmayan herhangi bir fonun bulunmadığıdır. Dolayısıyla burada yapılması gereken yeni bir yasa geçirmek ya da yeni bir mekanizma oluşturmak değil zaten var olan yasaların uygulanması ve mali denetim kurumlarının etkin bir şekilde çalıştırılmasıdır.
    Mal ve borç bildiriminin tamamen şeffaf hale getirilmesi de önemli bir adım olacaktır. Benzer şekilde, bilgiye erişim konusunda yapılan düzenlemelerin tam olarak hayata geçirilmesi bizi yolsuzlukla mücadele anlamında çok daha iyi bir noktaya taşıyacaktır.
    Yolsuzluğun tespiti ve cezalandırılmasında önemli rol oynayan mali denetim kurumları, başsavcılık, polis ve yargının güçlendirilmesi ve daha bağımsız hale getirilmeleri orta vadede yapılması gereken işler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların gerçekleşmesi için siyasetin gölgesinin bu kurumların üzerinden kaldırılması gerekmektedir.

 

 

 

İlgili Haberler

Röportaj Haberleri