Ahmet Güneyli
guneyli1979@gmail.com
Bu yazıyı, beş yıl önce dört akademisyen olarak yürüttüğümüz ve benim de araştırmacılardan biri olduğum bilimsel çalışmamızı temel alarak kaleme aldım.
“Öğretmen görüşlerine göre Kıbrıs’ın kuzeyi ile güneyindeki sendikalara ilişkin karşılaştırmalı analiz” başlıklı makaleyi, meslektaşlarım Prof. Dr. Fatoş Silman Asvaroğlu, Yrd. Doç. Dr. Osman Vaiz ve Yrd. Doç. Dr. Nedime Karasel ile birlikte yürüttük. Kıbrıs’ın iki yarısındaki okullarda görev yapan toplam 37 ilkokul öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmeler ve nitel araştırma gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz verileri, içerik analizi yöntemiyle çözümledik; böylelikle sendikaların işlevleri, yeterlikleri, sorun çözme yaklaşımlarını irdelemiş ve öğretmenlerin sendikalara yükledikleri anlamları analiz etmiştik.
Makalenin tam metnine erişim için tıklayınız...
Kıbrıs’ta Öğretmen Örgütlerinin Sessiz Gücü ve Sessiz Krizi
Kıbrıs’ta öğretmen sendikaları yalnızca meslek örgütleri değildir. Onlar, bu adanın siyasal tarihinde söz söylemiş, meydanlara çıkmış, hükümetlerle çatışmış, barış süreçlerinde taraf olmuş, toplumsal vicdanın kimi zaman taşıyıcısı olmuş yapılardır. Özellikle kuzeyde öğretmen sendikaları, sıradan bir çalışan örgütlenmesinin çok ötesinde, kamusal hayatın etkili aktörleri olarak görülür. Güneyde de benzer biçimde eğitim politikaları üzerinde etkili, örgütlü ve kurumsal yapılardır. Ancak bugün temel soru şudur: Bu kadar güçlü sendikal gelenek varken, eğitim sistemi neden hâlâ bu kadar sıkıntılıdır?
Bu sorunun yanıtı, Kıbrıs’taki öğretmenlerin kendi sendikalarına ilişkin değerlendirmelerinde gizlidir. Yaptığımız araştırma, kuzey ve güneydeki ilkokul öğretmenlerinin sendikaları hâlâ önemli, gerekli ve etkili gördüğünü; ancak aynı zamanda eksik, yetersiz ve yönünü kaybetmiş bulduğunu göstermiştir. Başka bir deyişle, sendikalar meşrudur ama ikna edici değildir. Güçlüdür ama dönüştürücü değildir. Görünürdür ama eğitimin kalbine yeterince temas etmemektedir.
Öğretmenler, Sendikaları Neden Önemsiyor?
Araştırma bulgularına göre hem kuzeyde hem güneyde öğretmenler sendikaların öncelikli görevinin çalışan haklarını savunmak olduğunu düşünmektedir. Maaş, özlük hakları, çalışma koşulları, adil terfi, tayin süreçleri, hukuki destek… Bunlar öğretmenlerin gözünde sendikanın temel varlık nedenleridir. Bu, şaşırtıcı değildir. Çünkü neoliberal çağda kamusal emek sürekli baskı altındadır. Öğretmenlik mesleği de bundan muaf değildir.
Fakat öğretmenler yalnızca bunu istemiyor. Araştırmamızda sendikalardan beklentiler arasında eğitim politikalarına yön vermek, okul sorunlarını çözmek, eğitimin niteliğini artırmak ve mesleki gelişime katkı sunmak yer almıştır. Sonuçlar şunu gösteriyor, öğretmenler sendikaları yalnızca “maaş pazarlığı yapan kurumlar” olarak görmüyor. Onları aynı zamanda eğitimin vicdanı, aklı ve itiraz merkezi olarak konumlandırıyor.
Sorun da tam burada başlıyor.
Kuzeyde Güçlü İsim, Yetersiz Güven
Kuzey Kıbrıs’ta öğretmenlerin bir bölümü sendikaların işlevlerini yeterli bulmuyor. Bunun gerekçelerine dikkat edilmelidir. En yaygın görüşler, eğitimden çok siyasete yönelme, öğretmenlere yönelik mesleki gelişim çalışmalarının azlığı, okul sorunlarına yeterince eğilmeme ve bazı durumlarda sendikalara duyulan güvenin zedelenmesi gibidir.
Bu bulgular, yalnızca bir memnuniyetsizlik ifadesi değildir. Aynı zamanda kurumsal bir yön kaybına işaret etmektedir. Çünkü sendikalar toplumsal meselelerde söz alabilir, siyasal tavır gösterebilir, hatta göstermek zorundadır. Ancak bunu yaparken eğitim alanındaki asli sorumluluğunu ihmal ettiğinde, üyeleri nezdinde temsil krizi yaşamaya başlamaktadır.
Araştırmaya katılan bir öğretmenin şu cümlesi bu sonucu özetlemiştir: “Sendikalar, toplumsal sorunlarla ilgilenebilir ama bunu eğitim sorunlarının önüne koymamalıdır.” Bu eleştiri, kuzeyde uzun süredir hissedilen bir gerilimi görünür kılmaktadır.
Sendika, siyasal alanda güçlü oldukça okul içindeki etkisini mi kaybediyor?
Güneyde Daha Kurumsal, Ama Sorunsuz Değil
Araştırma bulgularına göre Kıbrıs’ın güneyinde tablo nispeten daha olumlu çıkmıştır. Öğretmenlerin çoğu sendikaları yeterli buluyor ve çalışan haklarının korunmasında etkili olduklarını düşünüyor. Ancak burada da eleştiriler yok değil. Özellikle mesleki gelişim fırsatlarının sınırlılığı ve okul içi problemlere yeterince müdahale edilmemesi öne çıkmıştır.
Yani iki tarafta da ortak bir mesele var: Sendikalar çalışan haklarında görünür, pedagojik dönüşümde ise silik bir başka deyişle etkisiz.
Eğitimde Asıl Kriz: Temsil Değil Vizyon
Kıbrıs’ta öğretmen sendikalarının tarihsel ağırlığı büyüktür. Ancak bugünün krizleri dünkü araçlarla/yöntemlerle çözülemiyor. Çünkü bugün öğretmenin sorunu yalnızca maaş ve özlük hakları değildir. Bugün öğretmenin karşısında; göçle değişen sınıf yapıları, artan çocuk yoksulluğu, davranış sorunları ve ruh sağlığı krizleri, dijital eşitsizlikler, özel eğitime erişim yetersizlikleri, veli baskısı ve tükenmişlik, performans ve liyakat tartışmaları vardır.
Bu koşullarda klasik sendikacılık dili ve yaklaşımı yetersiz kalmaktadır. Sadece hak savunusu yapan ama yeni pedagojik sorunlara cevap üretmeyen sendika modeli artık eksiktir.
Öğretmenler bunu hissediyor. Bu nedenle sendikalardan kurs, eğitim, rehberlik, araştırma, veri temelli politika önerisi ve okul destek mekanizmaları bekliyorlar.
Öğretmenler Sendikaları Nasıl Görüyor?
Araştırmada öğretmenler tarafından kullanılan metaforlar çok şey anlatmaktadır. Öğretmenler sendikaları “zincir”, “çatı”, “kalkan”, “şemsiye”, “güç”, “baba”, “kök salmış ağaç” gibi kavramlarla tarif etmiştir. Bu imgeler dört temel anlam taşıyor:
Birliktelik: Zincir, takım çalışması, çatı
Koruma: Şemsiye, kalkan, baba
Mücadele: Güç, muhalefet
Tarih: Kök salmış ağaç
Sonuç olarak öğretmenlerin zihninde sendika hâlâ önemli bir dayanışma alanıdır. Demek ki güven tamamen yitirilmiş değil. Ancak bu sembolik güç, somut uygulama ve politikalarla eğitimde reform ve dönüşüme çevrilemediğinde zamanla sendikalar nostaljiye dönüşebilir ne yazık ki.
Sendikalar Kendini Yenilemezse Ne Olur?
Eğer öğretmen sendikaları yalnızca seçim dönemlerinde konuşan, kriz anlarında açıklama yapan, ücret pazarlığında görünür olup sınıf içi gerçeklikten uzak duran yapılara dönüşürse iki şey olur:
Birincisi, genç öğretmen kuşağı sendikalardan kopar.
İkincisi, eğitim politikası bürokrasiye ve piyasaya terk edilir.
Bu çok tehlikelidir. Çünkü sendikaların zayıfladığı yerde öğretmenin sesi değil, yöneticinin ya da otoritenin talimat ve emirleri yükselir.
Başka Bir Öğretmen Sendikacılığı Mümkün mü?
Kıbrıs’ın iki tarafında da öğretmen sendikalarının yeniden düşünülmesi gerekiyor. Yeni dönem sendikacılığı şu başlıklarda kurulabilir:
- Öğretmen haklarını savunurken öğrenci yararını merkeze koymak
- Mesleki gelişimi sendikanın asli işi hâline getirmek
- Göç, yoksulluk, özel eğitim gibi konularda uzman birimler oluşturmak
- Eğitim politikaları üzerine veri üreten araştırma merkezleri kurmak
- Genç öğretmenlerin aktif katılımını sağlamak
- Parti siyasetinden bağımsız ama kamusal meselelerde cesur olmak
- Okulları ziyaret eden, sınıfa giren, sahayı dinleyen aktif örgütlenme biçimleri geliştirmek
Çünkü artık öğretmeni korumak, yalnızca özlük haklarını korumak değildir. Mesleğini, itibarını, ruh sağlığını ve sınıfını da korumaktır.
Son Söz
Kıbrıs’ta öğretmen sendikaları defalarca tarih yazmıştır. Fakat bugün önlerinde çok daha zor bir görev var: Gelecek yazmak.
Meydanlarda güçlü olmak kolaydır. Asıl mesele sınıfta etkili olmaktır.
Hükümete karşı konuşmak önemlidir. Asıl mesele çocuğun lehine konuşmaktır.
Geçmişle övünmek mümkündür. Asıl mesele bugünü değiştirmektir.
Sendikalar var.
Hade! Eğitim de var olsun artık…