“22 yıl, dayanılacak gibi değil…”

Kamuoyunda ‘Kafkas cinayeti’ olarak bilinen Ahmet Mesut Kafkas’ı öldürmek suçundan hüküm giyen Ferhat Dursun… ‘Pişman’ olduğunu söylüyor.

Didem MENTEŞ

‘Adam öldürmek’ toplum gözünde hoş karşılanmayan, ceza yasasının da en ağır suç türlerinden... Bu suçu işleyerek hayatından 22 yıl çalan bir mahkum Ferhat Dursun… Planlayarak yani ‘taammüden adam öldürme’ suçundan dolayı 8 yıldır içeride… Cezaevine düştüğü zaman  20 yaşındaydı… Ve sırf alacak verecek davası yüzünden parmaklıklar ardına 42 yaşında veda edecek…

Pişmanlık…
Kamuoyunda ‘Kafkas cinayeti’ olarak bilinen Ahmet Mesut Kafkas’ı öldürmek suçundan hüküm giyer Ferhat Dursun. 8 yıl önce 18 yıla mahkum olurken, Yüksek Mahkeme’de açılan istinaf davasında cezası 4 yıl daha artıyor. Geç kalınmış bir pişmanlık yaşadığını söylüyor. Olumsuz hayat şartlarının sürüklediği bir yaşam onunki… Aslında duyduğu pişmanlık işlemiş olduğu cinayet için mi yoksa cezaevine girdikten sonra karşılaştığı ortam mı tam olarak bilemiyor.

22 yıl…
Hayat hikayesinden söz etmekten ısrarla kaçınıyor. Geçmişe takılıp kalmak istemeyenlerden… Her ne kadar 22 yıl cezaevinin tel duvarları ardında kalsa da geleceğini düşünmek istiyor. Her insanın cezalardan haberdar olmasını, suça karışmadan önce bir kez daha düşünmesini istiyor. En büyük sıkıntısı ise “cezaevi şartları”… Cezaevinin ıslah edici değil suça sürükleyici olduğunu savunuyor. ‘Suç işledik ama insan gibi yaşamıyoruz” diyor. Cezaevine girdiği ilk dönemler isyana karşınlardan. Memnuniyet yok, sadece isyan ediyor.

“Cezaevi uçurumun kenarında duruyor”
8 yıl önce bu kapıdan içeri girdiğinde cezaevinin durumunun daha kötü olduğunu, şimdi ise “uçurumun kenarında duruyor cezaevi” diyor Ferhat. “Bir suç işledik geldik buraya ama biz ceza çekerken devlet de bize karşı suç işliyor. Hak mahrumiyetleri var” diyerek yeni yasadaki iç tüzüğün uygulanmadığını iddia ediyor. Mükâfatlandırma sisteminin uygulanmamasından şikayet ediyor! “Devlet hep ceza yönünü uyguluyor mükâfatlandırma yönü yok. Telefon kanallarımızı azalttılar, belirli kanalları görüyoruz. Daha çok televizyon kanalı izletme, spor aletleriyle spor aktiviteyle mükâfatlandırılabilir. Kimsenin cezasını düşürecek değil zaten” diyor.  

“Çağdışı uygulama var”
Ferhat, Cezaevi koşullarından hoşnut olmadığını vurgularken, şunları aktardı: “Her gelen yeni müdürün ayrı bir uygulaması var. Günde 6 kez sayım yapılıyor. Esir altındaymışız gibi saç sakal tıraş mecburi tutuluyor. Üniformalar pis kokuyor, yıkanmıyor, yıkasanız ütü tutmuyor. Sıcak su hafta iki kez gelir. Çarşaflar çok az yıkanır. Elbiselerimizi yıkıyoruz asacak yer yok. Telefon kontörleri yetmiyor.

Kantindeki fiyatlar çok fahiş durumda. Fiyatlar denetlenmiyor. Maliye’den gelip denetliyorlar ama bir şey olduğu yok. Cezaevinde ne alacaksak hepsi paralıdır. Dışarıdan sivil elbise gelmiyor. Çağ dışı bir uygulama var. Yeterli yatak sayısı yok, koğuşlar yetersiz. Uyuşturucu suçuyla başka suçtan hüküm giymiş aynı koğuşta kalıyor. Şahsi bir şikayet değil bunlar herkesin sıkıntısı var.  Ben daha uzun yıllar burada yatacağım ama çekilmez. Cezaevi ıslah edici değil.”


“Dayanılacak gibi değil”
Tüm bu olumsuzluklardan rahatsız olduğunu anlatıyor öfkeyle. Sabredecek gücünün kalamadığını söylüyor. Cinayeti işlediğine sırf bunun için de pişman oluyor. “Suç işledik bura attılar ama bu 1- 2 gün de geçecek bir durum değil. Bir yerde dayanamıyorsun ve bir yerden sonra suç işlemeye başlıyorsun.

6 yıl önce çıkan isyan da bu nedenleydi, ben de katıldım. Katılmak istemesen de seni alıp sürüklüyor. Şartlar iyi olmadığı için her defasında suça itiyorlar. Disiplin altında tutulacak ama kişisel kural uyguluyorlar. Bir kişi içeriye uyuşturucu sokuyor bunların hataları herkese mal oluyor. Uyuşturucu her zaman geliyor. Bunu ne müdür ne de gardiyan engelleyebilir. Çünkü herkes aynı niyette değil. Sistem yok. “Yatacağımız gün bellidir onu da iyi geçirmek istiyoruz” diyor… Anlatacak çok şeyi olduğunu ama kelimelerin tükendiğini ifade ediyor.

Röportaj Haberleri