“2009-2017 ARASINDA 1908 İŞ KAZASI, 51 ÖLÜ"

Hiçbir şeyin insan hayatından daha değerli olmadığını vurgulayan Dev-İş, sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkının en temel insan haklarından biri olduğunu hatırlattı.

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş), iş cinayetlerinin ve kazalarının, özel sektörde çalışanların sendikalaşmasının önündeki engellerin kaldırılması ve sektörel bazda toplu iş sözleşmesi sistemine geçilmesiyle önlenebileceğini kaydetti.

Hiçbir şeyin insan hayatından daha değerli olmadığını vurgulayan Dev-İş, sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkının en temel insan haklarından biri olduğunu hatırlattı.

Dev-İş, son yıllarda bütün dünyada ve ülkede uygulanmaya çalışılan neoliberal politikaların dayattığı sendikasız, güvencesiz, kuralsız, taşeron, denetimsiz ve uzun çalışma sürelerinin iş cinayetlerinin asıl ve temel nedeni olduğunu belirtti.

Dev-İş Genel Başkanı Hasan Felek yazılı açıklamasında, “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yasası ve bu yasaya bağlı tüzüklerin uygulanmamasının, Çalışma Bakanlığı’nın yasa ve tüzük hükümlerinin açık ve net olmasına rağmen, denetim görevlerinin yeterli düzeyde yerine getirilmemesinin iş kazalarına ve cinayetlerine davetiye çıkarttığı” görüşünü bildirdi.

Felek, Gönyeli’de yapımı devam eden otel inşaatında çalışan 29 yaşındaki Beyazit Temiz isimli emekçinin “iş cinayeti” neticesinde yaşamını kaybettiğini anımsatarak, işçinin cansız bedeni olay yerinden kaldırılmadan inşaata devam edilmesinin başta işverenin ve yetkililerin insanlık ayıbı olduğunu belirtti.

Dev-İş Genel Başkanı Felek, Beyazit Temiz’e Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine ve yakınlarına sabır diledi.

“2009-2017 ARASINDA 1908 İŞ KAZASI, 51 ÖLÜ, 1861 YARALI… 2018’DE 10, 2019’DA 3 ÖLÜ…”

2009-2017 yılları arası 1908 iş kazası meydana geldiğini, bu kazalarda 1861 emekçinin yaralandığını, 51 emekçi ise hayatını kaybettiğini belirten Felek, 2018’de ise iş cinayetlerinden hayatını kaybedenlerin sayısının 10 olduğunu, bu rakamların Çalışma Dairesi ve Polis teşkilatı tarafından kayıt altına alınan rakamlar olduğunu kaydetti. Felek, üstü örtülen, resmi mercilere bildirilmeyen iş kazalarının da küçümsenmeyecek rakamlarda olduğunu savundu.

“2019’DA 3 EMEKÇİ TOPRAĞA VERİLDİ”

Felek, 2019 yılının ilk iki ayında 3 emekçinin toprağa verildiğini, işçi sağlığı ve güvenliği konusu üzerinde ısrarla durmalarının amacının, işçilerin hayatlarını kazanmaya çalışırken, canından olmamaları, bir tek işçinin dahi çalışırken yaralanmaması olduğunu belirtti.

Felek, “Çünkü işçiler de insandır. Dili, dini, ırkı, ülkesi, cinsiyeti ne olursa olsun bu ülkenin çalışma yasaları tüm emekçiler için geçerlidir. Hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir. Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkının en temel insan haklarından biri olduğunu vurgulamak isteriz” ifadelerini kullandı.


Sendikar tepkili

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (EL-SEN) Başkanı Kubilay Özkıraç, Gönyeli’de dün yaşanan ve 29 yaşındaki bir işçinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan kazayla ilgili açıklama yaparak, hükümete eleştirilerde bulundu.
Yazılı açıklama yapan Özkıraç, kazanın tatil günü olan pazar günü gerçekleştiğine işaret ederek, “Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur” dedi. 
Kazanın sorumlusunun hükümet olduğunu savunan Özkıraç, kazaları “cinayet” olarak niteleyerek, hükümeti “Özel sektörde sendikalaşmanın önünü sermayeden korkup engellemekle” suçladı.
Bunların bedelini hükümetin vereceğini ileri süren Özkıraç, “Çıkın ve onurlu bir şekilde gereğini yapınız.” ifadelerini kullandı. 

“SENDİKALAŞMANIN ÖNÜ İVEDİLİKLE AÇILMALI”

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), inşaat sektöründe sadece denetim yapmanın ve yasaların emrettiği şekilde kesilen para cezalarının iş güvenliği anlamında caydırıcı olmadığının açık olduğunu vurguladı.

Basın-Sen, o nedenle “cinayet” diye niteledikleri kazaların önüne geçilmesi için hükümetin atması gereken en elzem adımın özel sektörde sendikalaşmayı zorunlu hale getirmek olacağını kaydetti.

Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir yazılı açıklamasında, hükümetin göreve geldiği günden itibaren özellikle inşaat sektöründe yapılan denetimlerin bir taraftan olumlu bir adım olarak kabul görse de, diğer taraftan sadece denetim yapmanın ve yasaların emrettiği şekilde kesilen “komik” para cezalarının iş güvenliği anlamında caydırıcı olmadığının açık bir şekilde önlerinde durduğunu belirtti.

Kişmir, mevcut hükümet döneminde yaşanan “iş cinayetlerindeki” artışın, denetimlerin ve cezaların ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne serdiğini belirtti.

Dün 29 yaşındaki genç bir emekçinin 11 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybetmesinin, başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere hükümetin sorumluluğunda olduğunu ifade eden Kişmir, “Emekçi kardeşimizin cansız bedeni henüz inşaat alanından kalkmadan sermayenin orada işe devam etmesi ise yüzsüzlüktür” ifadelerini kullandı.

Özel sektörde sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesinin önü açılmadığı sürece bu olayları yaşamaya, emeğini satmak için sapasağlam ülkeye gelen işçilerin cansız bedenlerini tabutların içerisinde ülkelerine göndermeye devam edileceğini kaydeden Kişmir, toplu iş sözleşmesi olsaydı dün hayatını kaybeden Beyazıt Temiz’in hayatta olma ihtimalinin çok yüksek olacağını ifade etti.

BES: YETERLİ DENETİM YOK

Belediye Emekçileri Sendikası (BES) Başkanı Mustafa Yalınkaya da “özel sektörde sendikalaşmanın önünü açmayan ve yeterli denetim yapmayan” hükümet olduğunu savundu.

Konu hakkında yazılı açıklama yapan Yalınkaya, “29 yaşında alın terini döküp ekmeğini kazanmak isterken 11 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybeden Beyazıt Temiz’in faili mevcut hükümettir” dedi.

Yalınkaya, şöyle devam etti:

“Bir taraftan yeterli denetimler yapılmazken, diğer taraftan ise özel sektörde sendikalaşmanın önünü açamayan bu hükümet tamamı ile sermayenin yönlendirmesiyle hareket etmektedir. Emekçiyi ve alın terini önceliği olarak görmeyen bu hükümet, ne yazık ki yaşanan iş cinayetlerinin baş sorumlusudur.”

SOL HAREKET: “İŞ KAZALARI KADER DEĞİL, CİNAYET”

Sol Hareket,  basit önlemler alınarak önlenebilecek iş kazalarının neredeyse olağan bir hal aldığını belirterek, iş kazalarının kader değil cinayet olduğunu kaydetti.

Sol Hareket adına yazılı açıklama yapan Raif Kanlıoğlu, “iş cinayetlerinin en büyük sorumlusunun çalışma yaşamındaki kuralsızlığa göz yuman koalisyon hükümeti olduğunu” iddia etti.

Kanlıoğlu, işçilerin daha fazla kâr amacı ile kapasitelerinin üzerinde çalıştırılmaya zorlandığını, iş güvencesinin önemsenmediğini ve hiç bir önlem alınmadan işçilerin ucu açık çalışma saatleri ve ağır çalışma koşulları ile sömürüldüğünü ifade etti.

Koalisyon hükümeti ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, kuralsız çalışma yaşamına ve sömürüye göz yumduğunu savunan Kanlıoğlu, “iş cinayetlerinin” önüne geçecek önlemlerin süratle hayata geçirilmesini talep etti.

Kanlıoğlu, özelleştirme, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırmanın iş cinayetlerinin kaynağı olduğunu ileri sürerek,  kuralsız çalışma yaşamı ve taşeronlaşmaya karşı iş güvenliği ve işçilerin sendikalaşması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını, sendikalaşmanın yasal düzenleme ile zorunlu hale getirilmesini ve ILO düzenlemelerinin eksiksiz bir şekilde uygulanmasını da istedi.

"SORUMLU HÜKÜMET VE ŞİRKET"

 Bağımsızlık Yolu, ölümlü iş kazalarından inşaat şirketlerini ve devleti sorumlu tuttu.

Bağımsızlık Yolu Meclisi’nden yapılan açıklamada, son 2 ayda “üçüncü iş cinayeti” yaşandığı belirtilerek dün yaşanan ölümlü iş kazasına dikkat çekildi. Açıklamada, ülkeye çalışmak için gelen bir emekçinin daha bir ay geçmeden naşının ülkesine gönderilecek olmasının, yaşanan toprakların işçiler için de güvenli olmadığını gösterdiği öne sürüldü.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın patronlardan yana tavır aldığı iddia edilen açıklamada, “Bir yıl önce iş kazalarına bütünlüklü çözüm bulunması amacıyla Acil Kriz Masası oluşturulacağı ve inşaat sektöründe etkin denetim yapılacağı yönündeki açıklamalar lafta kaldı. Patronların doğrudan kar etmesine neden olacak teşvik sisteminin bir an evvel hayata geçirilmesi tesadüf değildir” denildi. 

BKP: SEBEP DENETİMSİZLİK

Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri Salih Sonüstün ise iş kazasının denetimsizlikten kaynaklandığını savundu.

Konuyla ilgili açıklamasında, bir emekçinin daha denetimsizlik yüzünden hayatını kaybettiğine işaret eden Sonüstün, pazar günü çalışma yasağı olmasına karşın özel izin verilerek çalışılmasına izin verilmesinin yaşanan faciaya ortak olmak anlamına geldiğini iddia etti. Salih Sonüstün, Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı Zeki çelere atıfta bulunarak “iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alınmasını sağlayın” dedi.

Bahse konu inşaatla ilgili daha önce basın yoluyla güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğu noktasında ihbarlar yapıldığını ileri süren Sonüstün, bunun bir kaza olmadığını iş cinayeti olduğunu savundu. Sonüstün, “Ülkeye ucuz işçi akımını önleyecek denetimin artırıldığı, ucuz işçi değil sadece ihtiyaç duyulan alanlarda eğitimli işçi getirilmesine izin verecek, insan haklarına ve emeğe saygılı, demokratik bir yapının oluşturması elzemdir” dedi.

İlgili Haberler

Haberler Haberleri