1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. KKTC var mı ve bizim mi?
Serhat İncirli

Serhat İncirli

KKTC var mı ve bizim mi?

A+A-

Bugün oğlum geliyor…
Dün “Babalar Günü”ydü…
En güzel hediye!
Çok uzakta olan evladınızın kısa süreliğine de olsa yanınıza geliyor olması!

-*-*-

Baba olmak zor!
Evlat olmak da kolay değil!

-*-*-

Mesela ben “çok zor bir evlat” oldum babam için!

-*-*-

Saygısız, yaramaz falan değildim ya da elbette vardı yaramazlıklarım ama çok da sıkıntı yaratan biri olmadım!
Ama babam için hep “sorunlu”ydum!

-*-*-

Çünkü babam, “çok korkutulmuş” bir neslin evladıydı…
Kim mi korkutmuştu?
Kimden mi korkuyordu?
Rumlardan mı?
Asla!
Hiç korkmadı!

-*-*-

Babam, kendi “teşkilatımızdan” korkuyordu!

-*-*-

“Babacığım yazma!” diye uyarırdı!

-*-*-

Haaa yazdıklarım yanlış mıydı?
Sorardım; “baba yanlış olarak ne yazdım?”
Cevabı şöyleydi; “… Yok, yazdıklarının altına imzamı atarım ama bunlardan korkulur…”

-*-*-

Bunlar?

-*-*-

Kimlerdi babamın “bunlar” dediği “onlar”?

-*-*-

Elbette ki bu memleketin içine etmiş olan sahtesinden milliyetçi ganimetçi çökücü gronkçu hırsızlardı ne yazık ki!

-*-*-

Babam ganimete karşıydı!
Dini inancı da yoktu ama insan sevgisi çoktu…

-*-*-

Gaziveren doğumluyum… 
Ama babam Yeşilırmaklı annem Tera – Baflı!

-*-*-

Bir ara, Gaziveren’de kırsal kesim arsası dağıtılacaktı… 
Yetkili bir ağabeyim, “Be Serhat sen de bu köyü sayılın ve ne malın var ne mülkün, gel sana da bir arsacık verelim” demişti…
“Alırım” demiştim!

-*-*-

O gün annem – babam ile öğle yemeği yiyorduk; “… Gaziveren’de bir arsam olacak” dedim; öyle bir sinirlendi, öyle bir kızdı ki vallahi öldürecek kızgınlığından sandım!
“Sıçarım ağzına” dedi!

-*-*-

“Kimin malını kime veriyor be bu hırsızlar ha!”

-*-*-

Çalış, paran olursa ev de yaparsın, arsa da alırsın, değilse otur oturduğun yerde!

-*-*-

Babam ve annem, 1974 sonrası ağır ganimet furyası sırasında evsizdi…
Zaten ilk evlerini 1986’da aldılar!
Öğretmenlik yaptıkları köylerde ya lojmanda ya da yarı devlet yarı kendileri ödedikleri “kiralık evde” kalmışlardı!

-*-*-

Neyse!

-*-*-

Babalar Günü ya!
Gecenin bir yarısı mezarlığa gittim!

-*-*-

Kafam da güzel!
Babaların şerefine de içtim Cumartesi her halde!

-*-*-

Babam ve annem tam bir sene arayla öldüler…
Yan yana yatıyorlar Lefkoşa Mezarlığı’nda…

-*-*-

Keşke annemi Tera’ya, babamı Yeşilırmak’a gömebilseydik!
Gömmek değil toprağa vermek mi?

-*-*-

Babamın babasının adı Mehmet’ti!
O’nun babası Mustafa!
Ve Mustafa’nın babası da Hasan!

-*-*-

Dedemin dedesi olan Hasan İncirli; Yeşilırmaklı ya da Kurutepeli değildi…
Köylerin de orijinal isimleri Limnidi ve Xerovounu!

-*-*-

Değiştirdik!

-*-*-

Dedemin dedesi Hasan İncirli, Engomi’liydi!
Engomi’nin Türkçe adı İncirli’dir bu arada, belirtelim!

-*-*-

Engomi şu anda biliyorsunuz güney Lefkoşa’da kaldı!
Ama eskiden oralarda çok Türk toprağı vardı!
Ve dedemin dedesinin babası çok zengindi; dedemin dedesi de tüccardı!
Babası da!

-*-*-

Ve dedemin dedesi bir gün eşekleri – devleri eşyalarla yükleyip, Baf’a gitmek üzere yola çıktı!

-*-*-

Lutro köyünde 14 yaşındaki Şomu’yu kilise bahçesinde gördü, çok beğendi!
İstetti mi kaçırdı mı bilemem ama dedemin anlattığına göre, dedesi ve Şomu nenesi evlenip Xerovouno’ya yerleşti!

-*-*-

Şomu Ortodoks, dedemin dedesi Müslüman!

-*-*-

Xerovouno mu?
O yıllarda Müslüman!
Öncesini bilemem!

-*-*-

Dedemin dedesi Hasan İncirli e tahsilli sayılır, adamı köye anında muhtar yapıyorlar…

-*-*-

Ve doktorumuz tarihçimiz yazarımız Ahmet Cavit An’ın yazdığına göre o yıllarda ki yanılmıyorsam 1900’ler öncesidir; köye imece usulü “okul – cami” yapılıyor, minaresiz… 

-*-*-

Ülkenin zengini sayılan bazı hocaların da girişimiyle köyde 0 – 40 yaş arası tüm erkekler sünnet ediliyor!

-*-*-

Dedemin babası 1800’lerin son çeyreğinde, dedem, 1914’te ve babam 1940’ta Xerovouno’da yani Kurutepe’de doğuyor!

-*-*-

1938’den sonra bazı Xerovouno’lular yani Kurutepe’liler bugünkü Yeşilırmak’a – sahile – vadiye iniyorlar…

-*-*-

Xerovouno terk edilmiş!
Evlerin duvarları, ne ilginçtir hala duruyor ama çatı – pencere yok!

-*-*-

Ve askeri bölge!

-*-*-

Neyse; Serhat – Sıtkı – Mehmet – Mustafa ve Hasan İncirli… 

-*-*-

Babalar Günü!

-*-*-

Acaba Mustafa, Hasan’ın babalar gününü hiç kutladı mı?

-*-*-

Hasan, oğlu Mustafa için “Teşkilat vuracak” veya “EOKA’cılar öldürecek” diye endişelendi mi?

-*-*-

Yoktu ki o zamanlar öyle şey!

-*-*-

İnsanların derdi, zeytinleri, harnupları, pekmezleri, yağları, keçileri, bademleriydi…

-*-*-

Elektrikleri yoktu; internetleri mi?
Telefon mu?
Araba – otomobil mi?

-*-*-

Yok yok yok!

-*-*-

Dedemin babası Mustafa Gabara’yı yetiştim!
Ben küçük çocukken öldü ama hatırlarım, keldi!
Başında sarığı vardı, çizmeleri, dizliği; vragası!

-*-*-

Dedem Atatürk çocuğu!
Babam daha Atatürk çocuğu!

-*-*-

Bizi delirttiler!
Atatürk’e küfredenlerin soyduğu bu topraklara, dedem de dedesi de “vatan” dedi; ben oğluma “tatil bitsin, geldiğin yere geri dön ha” diye şimdiden uyarıyorum!
“Aldanma babacığım kalasın buralarda ha!”

-*-*-

Yes!
Evet!
Tabii ki kurtarıldık 1974’te de sonrası?
Hüsran be canım!
Sıtkı, Mehmet, Mustafa, Hasan bizden çok mutluydular, eminim ve bu ülke onlarındı!


kurutepe.jpg

Fotoğraf Kurutepe köyü… Hasan Karlıtaş’tan alınmıştır…

Bu yazı toplam 389 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar