Keşke yalancı olmasak!
“… Aslan ve panter zararsızdır; oysa tavuk ve ördekler çok tehlikeli hayvanlardır, dedi bir solucan çocuklarına…”
-*-*-
Bu söz, Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi ve toplum eleştirmeni Bertrand Russell’e ait…
-*-*-
Size hikayeyi kimin, ne tür bir çıkarla aktardığı çok önemlidir…
-*-*-
Solucan için tabii ki aslan ve panterin hiçbir tehlikesi yoktur…
Onlar için asıl tehlike, tavuktur, ördektir hatta kazdır, benzer kanatlılardır…
-*-*-
KKTC solucan mı?
Değil!
Ama KKTC için tehdit kimdir, kimlerdir?
-*-*-
Son günlerde bir yığın insan “İsrail” diyor!
-*-*-
Ve İsrail’in en yakınındaki dostun da, “Kıbrıs Cumhuriyeti” olduğunu belirtiyor!
Mesela dünkü Milliyet gazetesinde bu anlama gelen bir haber ön sayfadaydı!
-*-*-
Peki Azerbaycan?
Ve Kırgızistan?
Türki kardeşler!
Hele Azerbaycan, aman Allah’ım; “üç devlet tek millet” şakası hepimizin kulaklarındadır değil mi?
Evet, gerçek bir şakadır bu!
-*-*-
Şu anda İsrail’in akaryakıt ihtiyacının yarısını tek başına Azerbaycan karşılıyor!
Geriye kalan yarının yarısını da Kırgızistan!
Yani üç aşağı beş yukarı, İsrail, etrafını, hatta İran’ı bombalıyorsa, Filistinlileri katlediyorsa, hatta ve hatta Türkiye veya KKTC’yi bombalayacaksa, bunu Azeri ve Kırgız yakıtı ile yapacak!
-*-*-
Ama daha da ilginci ve şaşırtıcısı; bu akaryakıtın neredeyse tamamı, Bakü – Ceyhan Boru Hattı üzerinden, yani Türkiye’den geçip İsrail’e ulaştırılacak!
-*-*-
Yalanlardan, propagandadan bıktık değil mi?
-*-*-
Azerbaycan’ı suçladığım falan yok!
O devletin çıkarları bunu gerektiriyor olabilir!
Haaa İsrail’e yardım edene lanet olsun ama buradaki mesela başka!
-*-*-
Neden sürekli olarak KKTC ile Azerbaycan dostluğundan söz ediliyor?
Mesele buradadır!
-*-*-
İsrail’in asıl dostu Kıbrıs Cumhuriyeti mi yoksa Türki kardeşlerimiz mi?
İsrail’e, Hristodulidis mi daha yakındır yoksa Aliyev mi?
-*-*-
Bakın, amacım İsrail – Kıbrıs Cumhuriyeti yakınlaşmasını aklamak değildir!
Konumuz o değil!
Çünkü İsrail – Kıbrıs Cumhuriyeti iş birliğinin olası tehlikesi veya tehdidi karşısında dev gibi güvencemiz vardır, bundan eminim de, Azerbaycan dostluğu ile ilgili bu kadar çok yalan söylenmesine katlanamıyorum!
-*-*-
Bilmem anlatabildim mi?
-*-*-
Sürekli yalan söylenen veya alçakça propagandası yapılan bir konu da KKTC sınırları içerisindeki Rum mülkleridir…
-*-*-
“İşgal” dendiğinde çıldıranlarımız çok!
-*-*-
Peki, Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) hangi maksatla kuruldu?
TMK’nın temeli nereye dayanıyor?
-*-*-
TMK, Kuzey Kıbrıs coğrafyasında Rumlara ait mülklerin tapu geçerliliğini kabullenen bir kurumdur!
-*-*-
TMK’nın kurulması demek, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Kuzey Kıbrıs’taki mülklerin tapu kayıtlarının, yani koçanlarının 1974 öncesindeki tapu kayıt ve koçanları olduğunu açık ve de sarih bir şekilde kabul etmesidir!
-*-*-
TMK neden kuruldu?
-*-*-
TMK, Rum mülklerinin iadesi, takası veya tazminatı için kuruldu!
Yani mülk Rumlara aittir; ya Güney’de kalan ve satmamışsak Türk mülkleri ile takas edeceğiz; ya parasını ödeyeceğiz; ya da iade edeceğiz!
-*-*-
Kime iade edeceğiz?
Yasal sahibine!
-*-*-
Bunu kim söylüyor?
Uluslararası hukuk söylüyor ve Türkiye de bir alt kurumu – mahkemesi olan TMK ile kabul ediyor!
-*-*-
Yalan niye?
-*-*-
Niye sürekli propaganda yapılıyor?
-*-*-
Kıbrıs’ta mülkiyet sorununu çözmek için TMK’ya başvurulması gerektiğini aklı çalışan tüm Rumlar da kabul ediyor!
-*-*-
Peki, tekrar ediyorum, nedendir bunca yalan?
Tek bir nedeni var; kurulu düzenin devamı!
-*-*-
İşin gerçeği apaçık ortadadır; Kuzey Kıbrıs’taki tapulu arazilerin çok ciddi çoğunluğu Kıbrıslı Rumlara aittir!
Kişiler yanında, ciddi miktarda mülk Ortodoks Kilisesi’nindir!
-*-*-
Bu gerçeği beğenip beğenmemekte serbestsiniz ama değiştirme şansınız yoktur!
“Kanla aldık bizimdir uleyn” sadece bir Cüneyt Arkın filmi fantazisidir!
-*-*-
“Çözelim Kıbrıs meselesini” diye ağlayışımızın, bağırışımızın sebeplerinden biri de budur!
-*-*-
Çünkü, özellikle Türkiye’den gelip Kuzey Kıbrıs’ta mülk edinen binlerce kişi; bu sorun TMK’da ya da TMK ile birlikte akabinde bulunacak bir siyasi çözümde “mühürlenmezse”; kıyamete kadar o topraklara – evlere; “evim, toprağım” diyemeyecek!
-*-*-
Kısacası, yalancıyız!
Ama yalanları daha çok birbirimize söylüyoruz!
İdare ediyoruz!
Geçinip gidiyoruz!
Ama nereye kadar?
“Keşke yalancı olmasaydık” diyecektim!
-*-*-
Müstafi amiraller de anlasın diye bir kez daha yazayım; “… Silah arkadaşlarınız, ‘bu düzen değişecek’ dediği için hapse atılırken sesini çıkaramayan siz yalaka ve korkaklar; Selma Eylem gibi çok değerli bir insana saldırdığınız zaman kahraman mı oluyorsunuz?”
-*-*-
İsrail ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni siyasetinize propaganda yapan ey gafiller; Azerbaycan ve Kırgızistan kardeşiniz mi?
-*-*-
Yalancısınız!
Başka tarif yok!
Keşke olmasaydınız ama galiba başka şansınız da kalmamış!







