1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Yobazlara… 
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Yobazlara… 

A+A-

Şimdi bunu nasıl yazacağımı pek bilemedim ama Güney Kıbrıs’ta, bir kilisenin avlusunun adeta içinde, bir zamanlar çok ilginç bir yarışma!!! yapılıyordu!

-*-*-

Hala yapılıyor mu bilemem!

-*-*-

Çok çılgınca, hatta belki de bir çoğumuza göre son derece sapıkça bir yarışmaydı!

-*-*-

Ve haliyle ilgili kilisenin papazı veya papazlarından biri çok kızmış, gidip gençlerle kavga bile etmişti!

-*-*-

Polis meseleyi çözdü mü çözmedi mi, bu yarışma hala yapılıyor mu yapılmıyor mu bilemem ama hiçbir kurum, “manevi değerlerimiz” diyerek, kutsal mekanın etrafında bu türden bayağı pronografik yarışmaların yapılmasının, o manevi değerlere zarar verdiğine hükmetmedi!

-*-*-

Yunanistan Kilisesi’nden veya Yunan yobazlarından, bu yarışmanın iptali için baskı da gelmedi!

-*-*-

Kuzey Kıbrıs coğrafyasında kurulu olan devlet bir “hukuk” devletiyse, manevi değerlerin ne olduğu ve hangi mekanların ne kadar mesafe uzağında ne tür eylemlere müsaade edilebileceği yasa ile belirlenir!

-*-*-

Efendim Vakıflar İdaresi karar almış da Girne Kaymakamlığı aynı kararı herkese duyurmuş da, kutsal mekanların çevresinde manevi değere zarar verilmemesi gerekiyormuş!

-*-*-

Konu nedir?
En baştaki konu, Türkiye’deki yobazların, “kutsal mekan” dedikleri yerlerde alkol görmeye tahammül etmemeleridir!

-*-*-

Bu bizim manevi değerimiz değildir gardaş!

-*-*-

Açık açık söylüyorum; en sık gittiğim meyhane, caminin dibindedir hatta şunu da belirteyim, “Türkiye’deki gibi”, “camilere 200 metre mesafe içerisinde alkollü içki satılamaz” diye bir karar alınsın ya da yasa yapılsın, ülkedeki meyhanelerimizin belki de yüzde doksanı kapanır!

-*-*-

Vakıflar İdaresi’nin açıklaması, özgürlüğüme ve manevi değerlerime karşı yapılmış, Türkiye’deki yobaz inancın talimatının iletilmesinden başka bir şey değildir; açıkça reddediyorum!

-*-*-

Abilerim ablalarım, ben ister inanırım – ister inanmam, buna Türkiye’den gelen talimatlar karar veremez!

-*-*-

İnanırım, inanmam, sıkıntı varsa, o sıkıntı benle Allah arasındadır!
Yobazları ilgilendirmez!
Günahsa, cehenneme gideceksem, size ne!

-*-*-

Kıbrıs’ın tarihinde, herhangi bir insanın inancına bu seviyede müdahale olmadı… 

-*-*-

1571’de Osmanlı Ada’yı birinci kez aldığında özgürleştirdiği Ortodoks Kilisesi, “dinsiz” veya “Katolik” köy ya da toplulukları Ortodoks dinine döndürdü…

-*-*-

Zaman içerisinde benzer durumdaki bazı köy ya da topluluklar İslam dinini seçti…

-*-*-

Askere gitmemek için Ortodoks, vergi vermemek için topluca Müslüman olan köyler bile olduğu yazılıdır!

-*-*-

“Linobambagi” ifadesi de budur!

-*-*-

Ne keten ne pamuk!
Ne Müslüman ne de Ortodoks!

-*-*-

Hiçbir Ortodoks, hiçbir Camiye; hiçbir Müslüman da hiçbir kiliseye asla hakaret etmedi, saldırmadı… 

-*-*-

Birçok Katolik Kilisesi veya şapeli, zaman içerisinde Ortodoks Kilisesi’ne dönüştürüldüğü gibi, onlarca Müslüman köyünde, benzer şekilde Katolik veya Ortodoks Kiliseleri cami yapıldı…

-*-*-

En şiddetli toplumlararası çatışmalarda dahi kutsal mekanlara asla zarar verilmedi; birkaç istisnası hariç…

-*-*-

Ama 1974 sonrası, Kuzey coğrafyada neredeyse tüm kiliseler tarafımızca soyuldu; birçok kiliseye zarar verildi; çoğunluğu camiye çevrildi…

-*-*-

Tarihin hiçbir döneminde, bu mekan kiliseye yakındır, şu mekan camiyle iç içedir diye sıkıntı yaşanmayan bir manevi değerdir bizimkisi!

-*-*-

Siz, kendi manevi değerlerinizi, kendi ülkenizde istediğiniz gibi yaşayın!

-*-*-

Ama bunu bana empoze etmeye kalktığınız anda, bana manevi değerlerinizi – kültürünüzü zorla enjekte etmeye cüret ettiğiniz anda, dik durmasını biliriz!

-*-*-

Efendim, Hz. Ömer Tekkesi civarında yoga çalışması yapılmamalıymış!
Yobaz efendi, büfede alkollü içki satışı yasaklandığı için çok sevinmiş!

-*-*-

Hz. Ömer Tekkesi de bizimdir!
Sizin Suudileştirmeye çalıştığınız kültürünüzün değildir!
Üzgünüm ama bu kültürü değişmek için uyguladığınız ya da uygulayacağınız faşizm kabul edilemezdir!

-*-*-

Haaa yalakalarınız mı?
Zaten onlara bu toplum dersini ne zaman verecek biliyor musunuz?
Cenazelerinde!
Siz gelin, öldükleri zaman bu yalaka hainleri gömün isterseniz, biz gömmeyeceğiz!
Yeter be gavollem gayrı!

-*-*-

Vallahi bazen diyorum, keşke bize de milyonlarca turist gelse ve tıpkı Rum gençler gibi, “manevi mekanlarınızın” çok uzağında bil eo9lsa, eğlenceli yarışmalar düzenlesek!

-*-*-

Alın size bir de ırkçılık; beğenirsiniz beğenmezsiniz ama “Hiç işe yaramayan, Atatürk düşmanı gılıksız yobazları görmekten daha iyidir diye düşünüyorum, yemin ederim, vallahi!

-*-*-

Beööööö yerrrolar, bu memleket bizimdir, uyanın!
Birilerine din öğretmek istiyorsanız, kul hakkı yiyen, vergi kaçıran, rüşvet alan ve veren, fotoğraf çektirirken içki şişelerini korkudan masa altına saklayan, şov yapmak için ve koltuk kapmak amacıyla cmaiye giden kendi dindaşlarınızla uğraşın!


Karganın etnik kökeni!

Malum fıkrayı bilirsiniz…
Köy kahvesinde Müslümanlar, Ortodokslar birlikte oturuyor…
Kıbrıs kahvesi içiyorlar…
Yanında bir bardak su, tepside bir Yeroşibu lokumu… 

-*-*-

Bu sırada bir karga gelir, kilisenin haçı üzerine konar ve affedersiniz sıçar!

-*-*-

Papaz, “bu karga kesin Müslümandır” der; hoca huylanır!
Çıkar kilisenin haçının üzerine bir bardak şarap yerleştirir!

-*-*-

Aynı karga az sonra geri gelir; bir güzel şarabını içer; sonra az önce yaptığını yapar!

-*-*-

Hoca, “Müslüman olamaz, olsaydı, şarabı içmezdi” der!

-*-*-

Arkadan, tavla oynarken zivaniyasını yudumlayan bir köylü seslenir; “bizdendir, Kıbrıslıdır, büyük olasılıkla da Kıbrıslı Türk” der! 

-*-*-

Fıkranın farklı versiyonları da var… 
Yabancı bir ülkede papaz, kilise haçına konan ve pisleyen hatta zaman zaman çana da sıçan kargayı yakalayamayınca çanın olduğu yere bir bardak şarap koyar. Şarabı içip sarhoş olan ve yere düşen kargayı yakalayan papaz ona şöyle der: "Ulan, sana Hristiyan desem kilisenin çanına pislemezsin; Müslüman desem şarap içmezsin. Sen nesin oğlum?"
Karga sarhoşluğun verdiği etkiyle kekeleyerek cevap verir: "Ben Kıbrıslıyım!"

-*-*-

Aynı fıkranın, “Ben Giritliyim” diye biteni de vardır… 

-*-*-

Nesimi ne der?
Nesimi der ki, “Sofular haram demişler, bu aşkın şarabına… Ben doldurur, ben içerim, günah benim kime ne!”

51geb0j2mvl-ac-uf10001000-ql80.jpg

Bu yazı toplam 399 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar