Berivan BABAHAN
Doğu ve Güney Doğu Kültür Derneği, “Dili korumak, asimile olmamak ve kültürü yaşatabilmek” amacıyla Dünya Anadil Günü kapsamında panel düzenledi. Panelde Kıbrıs şivesi, Ermenice ve Kürtçe üzerinden ortak bir vurgu yapıldı: “Dillerimiz asimile oluyor, kaybolma riskiyle karşı karşıya. Bir dil yok olursa, kültür de yok olur.”
Halil Karapaşaoğlu, Sevan Ataoğlu ve Ayhan Erkmen’in konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü Mehmet Yıldırım üstlendi. Paneli takip eden YENİDÜZEN, konuşmacılarla görüşerek anadil ile kültür arasındaki bağı ele aldı.
Karapaşaoğlu, “Kıbrıslıcanın dayatma politikaları sonucu unutulmaya başladığını ve dilin kültürün en önemli parçası” olduğunu söyledi. Ataoğlu, Ermenicenin UNESCO tarafından 2009’da tehlike altındaki diller arasında gösterildiğini belirterek bu alanda çalışmalar yürüttüklerini aktardı.
Erkmen ise Kürtçenin hâlâ yasaklarla karşı karşıya olduğunu, yalnızca Kürtçe konuştuğu için yargılanıp hapis cezası aldığını ifade etti. Moderatör Yıldırım, “Kutlanan bir gün varsa orada mutlaka bir sorun vardır, tıpkı 8 Mart gibi” sözleriyle günün anlamına dikkat çekti.
Konuklar arasında yer alan Asım Ebeoğlu ise güneyde geçen çocukluk yıllarında Ermeni arkadaşlarıyla büyüdüğünü ve bu sayede Ermeniceyi anadili gibi konuşabildiğini anlattı; Ataoğlu ile salonda Ermenice konuşmaları büyük alkış aldı.
Doğu ve Güneydoğu Kültür Derneği Eş Başkanı Fikret Deniz:
“Dilsel çeşitliliğin önemi ön plana çıkarılıyor”
Deniz, 21 Şubat Uluslararası Anadili günü kapsamında Doğu ve Güney Doğu Kültür Derneği’nin, Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi Sosyal Aktivite Merkezi’nde düzenlenen panelin ve derneğin içeriği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Deniz, Doğu ve Güneydoğu Kültür Derneği’nin 2012 yılında kurulduğunu ve kuruluş amacının ise “Kültürel paylaşımı artırmak, kendi kültürel değerlerini yaşatmak ve yerel halkla güçlü bağlar kurmak” olduğunu ifade etti. Kuruluşlarından bu yana, dil ve kimlik bilincini korumayı hedeflediklerini söyleyen Deniz, sevgi ve saygı çerçevesinde bir arada yaşama kültürünü geliştirmeyi ve ortak toplumsal paydada buluşmayı amaçladıklarının altını çizdi.
Deniz, anadilin kültürel kimliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Panelde Ermenice, Kıbrıs Türkçesi ve Kürtçe ile sunumlar yapılarak, dilsel çeşitliliğin önemi ön plana çıkarılıyor” ifadelerini kullandı.
Dernek olarak, Karpaz’dan Lefke’ye kadar Kıbrıs’ın kuzeyi genelinde örgütlü bir yapıya sahip olduklarını belirten Deniz, kültürel renkliliği ve toplumsal çeşitliliği güçlendirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Deniz ayrıca, “Farklı dillerin ve kültürlerin bir arada, karşılıklı anlayış ve dayanışma içerisinde var olabileceği bir toplumsal yapı oluşturma vizyonuyla çalışmalarını sürdürmektedir” diye ekledi.
Araştırmacı, Yazar, Aktivist Halil Karapaşaoğlu:
“Kıbrıslıca Kıbrıslılara Kıbrıslı olduklarını hatırlatmada en önemli araç”
Panele konuşmacı olarak katılan Karapaşaoğlu, Kıbrıs Türkçesinin Kıbrıs Kültürünün en önemli parçalarından biri olduğunu söyleyerek, bugün gelinen noktada unutulmaya başlandığını ve bunun hatırlanması gerektiğinin altını çizdi. Karapaşaoğlu, Kıbrıs dili ve kültüründe gelinen noktayı, “Ne yazık ki biz 1958’den bu yana Türk Ulus Devleti’nin belirlediği standartlarda yaşamaya zorlandık. Türk Ulus Devleti’nin, Türklük, Müslümanlık yaşayış biçimine ve bu yaşayış biçimine zorlandık” diyerek anlattı. “Toplumumuzun içinde çok farklı insanlar vardı. Anadili Rumca olan, Türkçe konuşan Kıbrıslılar vardı” diyen Karapaşaoğlu, 1958’den bu yana Türkiye’nin istediği makbul insanlara dönüştürülmeye çalışıldık ve çalışılıyoruz” ifadelerini kullandı. Karapaşaoğlu, “1974’te Türkiye’nin buraya kurduğu baskıcı ve hegemonya araçları ile beraber dönüştürülme süreci daha da hızlandı” dedi.
Karapaşaoğlu, ‘Kıbrıslıca’ diye ifade ettiği dilin, insanların ise ‘Kıbrıs ağzı, Kıbrıs lehçesi dediği’ bir dil olduğunu ifade ederek, Kıbrıslılara Kıbrıslı olduklarını hatırlatmada en önemli araç olduğunu dile getirdi. “Biz kendimiz olarak, insan kalmak istiyoruz, biz hiç kimsenin standartlarına çekilmek istemiyoruz” diyen Karapaşaoğlu ayrıca, “Biz onların arzuları doğrultusunda yaşamak zorunda olan insanlar değiliz. Biz insanız ve insanlar kendileri gibi, yaşama hakkına sahiptir. Kıbrıslıca Anti kolonyal bir direniştir. Türkiye’nin bizim üzerimizde ekonomik, sosyolojik, dil ve kültürel anlamda kurduğu baskılara karşı bir başkaldırıştır” ifadelerini kullandı.
Gazeteci, Aktivist Sevan Ataoğlu:
“Biz Ermeniceyi tehlike altında görmezdik”
Sevan Ataoğlu, Ermenice dili ile ilgili geçmişten günümüze gelinen noktada bilgilendirmelerde bulundu. Ataoğlu, UNESCO’nun 2009 yılında, özellikle İstanbul’da kullanılan Batı Ermenicesinin tehlike altında olan bir dil olarak açıkladığını ve ‘evlerde konuşulmadığı ve genç nesillere öğretilmediği için bu dilin bir geleceği yoktur’ ifadelerinde bulunulduğunu belirtti. “Biz Ermeniceyi tehlike altında görmezdik” diyen Ataoğlu, 16 Ermeni okullarının, 35 tane kiliselerinin, kitaplarının ve 40 bin kişilik cemaatlerinin olduğunu ve buralarda Ermenice konuşulduğunu ifade etti. Ataoğlu, UNESCO’nun açıklamasından sonra, gelecekte bu dilin asimile olabileceğine dair yeni bir bilinçlenme oluştuğunu ve bu kapsamda İstanbul’da, bütün Türkiye’yi kapsayan Dil Hakları İzleme Raporlama Belgeleme Ağı’nın 2019 yılından beri yaptığı çalışmalarına büyük katkısı olduğunu söyledi. Bu sene aralarında Batı Ermenice’sinin de olduğu Türkiye’deki 29 dilin, 208 imzacının düzenlediği, video ve metin bildirgelerini, İstanbul’da, Diyarbakır’da ve ilk kez Kıbrıs’ta insanlarla paylaştıklarını açıkladı. Bildirgeyi Türkiye ve ülkemizde paylaşmanın mutluluğunu yaşadığını da sözlerine ekleyen Ataoğlu ayrıca, “Bu çalışmalar sadece Ermenice değil, kaybolma tehlikesi altında olan Kurmanci’den, Hemşince’den, Lazca’ya kadar, Türkiye dilleri ile ilgili çalışmalarda, birbirimizi destekleyerek direnişimizi devam ettiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Gazeteci, Yazar, Hikâye Anlatıcısı Ayhan Erkmen:
“Kürtçe üzerindeki yasakların kalkması ve bu dilin özgürleşmesi gerekiyor”
Gazeteci, Yazar, Hikâye Anlatıcısı Ayhan Erkmen, Kürtçenin kadim bir dil olduğunu, fakat kendi toprakları üzerinde, Kürtlerin yaşadığı coğrafya üzerinde halen yasak olmasına dikkat çekti.
Erkmen, Kürtçe anadilinin günümüzde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de konuşulmasının yasak olduğuna dikkat çekerek, Kürtçe konuşan Milletvekillerinin konuşmalarının ‘Bilinmeyen dil’ olarak kaydedildiğinin altını çizdi. Erkmen, Kürtçe konuştuğu için 36 yaşında iken yargılandığını ve 6 ay hapis cezası aldığını söyledi. Erkmen, “Bu anlamda Kürtçe üzerindeki yasakların kalkması ve bu dilin özgürleşmesi gerekiyor. Kürtçe dilinin öykülerinin, destanlarının dile gelmesi gerekiyor. Ama yasakçı zihniyet olduğu sürece Kürtçe can çekişmeyle yüz yüze kalıyor” ifadelerini kullandı. Erkmen ayrıca, “Dünya Anadil Günü’nde, Kürtçenin Kıbrıs’ta konuşuluyor olması, buradaki insanların bu vicdani duruşunu çok önemsiyorum. Ayrıca Doğu ve Güney Doğu Kültür Derneği’ne, son 8 yıldır hikâye ve masal derleyen beni de davet ettikleri için çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.