“Yıllardır kardeşçe yaşıyoruz”

YENİDÜZEN’in sorularını yanıtlayan Kıbrıslı Rumlar, toplum nezdinde yıllardır eşit ve kardeş olarak, sevgi-saygı çerçevesinde yaşam sürdüklerini anlatarak dostluk mesajı verdi.

Fehime ALASYA - Hüseyin ÖZBARIŞCI

Dipkarpaz köyünde doğup büyüyen birçok Kıbrıslı Rum, eğitim, sağlık, sosyal yaşam alanlarında bölgedeki diğer vatandaşlarla eşit olduklarını dile getirdiler.

YENİDÜZEN’in sorularını yanıtlayan Kıbrıslı Rumlar, toplum nezdinde yıllardır eşit ve kardeş olarak, sevgi-saygı çerçevesinde yaşam sürdüklerini anlatarak dostluk mesajı verdi.

Kamu nezdinde eşit olmadıklarını anlatan bazı Kıbrıslı Rumlar, toplum içinde eşit olduklarını ve kardeşlik, dostluk içinde yaşam sürdüklerini anlattı.

Genelde tüm bölgenin kanayan yarası olan ‘sağlığa erişim’ konusunda bölgede hala sıkıntı yaşandığını anlatan bazı Kıbrıslı Rumlar, özelde yaşadıklarını anlatarak mesaj verdi. 

Bölgede yaşayan bazı Kıbrıslı Rumlar, YENİDÜZEN’e konuştu…

 

“Burayı çok seviyorum”

Ozanköy’de dört yıl yaşadıktan sonra iki yıl önce Dipkarpaz’a yerleşen William Hooper ise sahili, denizleri ve sakinliği için bu bölgeyi tercih ettiğini dile getiriyor.

Tatil amaçlı adaya gelen ve buraya yerleşme kararı alan Hooper, bölgedeki sakinliğin keyfini sürerken bir de kitap yazmaya çalıştığını anlattı.

Hooper, “Buranın insanları da iklimi de çok sıcak, çevresi, denizleri çok güzel, burayı çok seviyorum” diyor.  


Yusufis Sinaynou: “Kardeş gibi yaşıyoruz”

Dipkarpaz’da doğup büyüyen Yusufis Sinaynou, yıllardır hayvancılık, balıkçılık ve köy meydanında bulunan Aiossinesis Cafe Shop ile yaşam sürüyor.

“Biraz Türkçe, biraz İngilizce, biraz da Rumca konuşarak her dilden millet ile anlaşıyorum” diyen Sinaynou, Dipkarpaz’ın çok dilli, çok dinli ve bir o kadar da kardeşçe yaşanılan yer olduğunu anlatıyor.

Bölgede evlenen, orada çocuk sahibi olan Yusufis Sinaynou, yıllardır Kıbrıslı Türk ve Türkiyeli köylüleri ile kardeş gibi yaşadıklarını anlattı. 

7 çocuğu olan Yusufis Sinaynou, çocuklarının bölgede eğitim aldığını, her türlü sağlık hizmetinden faydalandıklarını belirtti.

Sinaynou, “Toplumsal dışlanmaya hiçbir zaman uğramadık, kardeş gibi yaşıyoruz. Hastaneye gider gitmez doktor görüyoruz. Köyde Rumlar için kreş, ilkokul, ortaokul ve lise var. Çocuklar burada eğitim görüyor, ardından üniversite için güneye geçiyor.” diyor.

 

Tek sıkıntı askerlik ve kamu

Yaşadıkları sıkıntıları sorduğumuz zaman ise Sinaynou, “Sadece kuzeyde devlet dairelerinde görev alamıyoruz. Güneyde ise devlette görev alacaksak 6 ay askerlik yapmamız gerekiyor. Bunun dışında bir sıkıntımız yok.” diyor.

 

“Bize birçok yardımda bulundu”

Geride kalan Covid-19 salgını süresince Dipkarpaz Belediyesi’nin kendilerine sahip çıktığını anlatan Sinaynou, “Helal olsun başkanımıza, güneyden yardım alamadığımız sürece bize birçok yardımda bulundu. Evimize kadar gıda getirdi, yardım istediğimizde hemen yaptı, bizi hiç ihmal etmedi.” dedi.


Wangelia Mikeli: “Bu kadar büyük bir köyde 24 saat görev yapan doktor bulunmaması çok kötü”

Yıllardır Dipkarpaz’da yaşam süren Wangelia Mikeli, karşı komşusu olan Kıbrıslı Türklerle kardeş gibi büyümüş, çocukluktan başlayan bu dostluğu hayatının her aşamasına taşımış.

Dipkarpaz’da Sofia Swift aslı pastane işleterek geçimini kazanmaya çalışan Mikeli, aynı zamanda bir esnaf… 

Sağlığa erişim konusunda yönelttiğimiz sorulara gözyaşları ile cevap veren Mikeli, 2 hafta önce babasını kalp krizi nedeniyle hastaneye kaldırdıklarını, ambulansta doktor olmadığı için elektro şok yapılmadığını ve bu nedenle onu kaybettiklerini anlattı.

Kalp krizi geçiren babasını, elektro şok yaparak hayata döndürebileceklerine inanan Mikeli, ambulanstaki hemşirelerin bunu yapma yetkisi bulunmadığını, sadece doktorun bu yetkisi olduğunu fakat ambulansta doktor olmadığı için yapılamadığını dile getirdi.

Bu kadar büyük bir köyde 24 saat görev yapan doktor bulunmadığından dert yanan Mikeli, sadece sabahtan öğlen saatine dek doktor olduğunu anlattı.

 

“Doktor ‘eğer elektro şok yapılsaydı çok rahat kurtulurdu’ dedi”

Babası özelinde yaşananları anlatan Mikeli, genelde bölgenin kanayan yarasına şöyle dikkat çekiyor:

“Benim babam gitti, geri gelmez, daha önce de ambulans şoförü ölmüştü, köyde sürekli görev yapan bir doktor olmalı. Bu ne ilk ne de son. Babamın kalp krizi geçirdiği gün ambulans köyde yoktu, başka bir hastayı hastaneye götürmüş. Yeni Erenköy’den ambulans çağrıldı, ben de rast gele Lefkoşa’daydım, ambulans 45 dakika geç geldi. Zaten ambulans hemen gelse de önce Erenköy’e ardından Mağusa’ya gitmesi gerekecekti. Bu sürede eğer birisi babama elektro şok yapsaydı babam ölmeyecekti. Otopsi yapan doktor ile konuştum. Bana ‘çok küçük bir krizdi, eğer elektro şok yapılsaydı çok rahat kurtulurdu’ dedi. Bunu düşündükçe kahroluyorum. Bu herkesin başına gelebilir. Tatile geldiniz, çoluğunuz çocuğunuzun başına bir şey gelse en yakın doktora ulaşmanız en erken 1 saat alır. İnsan hayatının birkaç dakikada bile önemi var, yaşam değeri var. Bunları düşünmüyorlar.” 

 

“Hiçbir zaman ayrım yapılmadı”

Mikeli de Kıbrıs’ın güneyinden gelen yardımların salgın nedeniyle kesintiye uğradığı dönemde Dipkarpaz Belediyesi’nin ailesine destek olduğunu anlatarak, “Her dönemde ne zaman bir şey istesek bize destek çıkılıyor. Hiçbir zaman ayrım yapılmadı.” söyledi.

 

Dipkarpaz’da yaşayan Kıbrıslı Rum kadın Wangelia Mikeli’nin, iki hafta önce yaşamını yitiren babası

İlgili Haberler

Özel Haber Haberleri