Uslu; “Spor benim için meditasyon anlamı taşıyor”

Doktor Ece Uslu ile sporcu kimliğini ve sporun insan üzerindeki etkilerini konuştuk.

Serkan SOYALAN

O bir hekim, ancak hayatından sporu hiçbir zaman ayırmayan ve yeniliklerle geliştiren bir isim. Doktor Ece Uslu ile sporcu kimliğini ve sporun insan üzerindeki etkilerini konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Ece Uslu. 1984’te Kıbrıs’ta dünyaya geldim. Hacettepe Üniversitesi’nde tıp ve uzmanlık eğitimi aldım. 2014’ten beri adamızda psikiyatrist ve psikoterapist olarak kendi kliniğimde hizmet vermekteyim.

Biraz sporcu geçmişinizden bahsedecek olursak, neler söylemek istersiniz?

Aslına bakarsanız ilkokul döneminden itibaren kısa sürelerle çeşitli sporları yapmayı denedim. Üniversite yıllarımda daha ağırlıklı gym, pilates ve spinning ile ilgilendim. Ancak düzenli olarak sporu hayatıma almam son 2 yıldır diyebiliriz.

“Dünyadan uzakta”

Peki kickboks ve kravmaga sporu ile tanışmanız nasıl oldu?

2 yıl kadar önce gym’i düzenli bir şekilde yapmaya başlamıştım. Ama ihtiyacım olan şeyin kapalı bir alanda izole bir şekilde spor yapmak olmadığını, daha aktif ve sosyal olabileceğim bir spor alanına ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Bu noktada kickboks ile tanıştım. Bir psikiyatrist için gün içinde depoladığı negatif enerjiyi günün sonunda boşaltması çok önemli ve kickboks sayesinde bunu başardığımı düşünüyorum. Kravmaga ise hayatıma son 2 aydır giren ve çok keyif aldığım bir spor. Aslında bir savunma sanatı. Bu sporlarla uğraşmanın en güzel yanı, o an sadece harekete odaklanmanız ve anda kalmanız gerekliliği… Bu da bir nevi zihnini temizleme ve meditasyon anlamı taşıyor benim için. 1 saatliğine de olsa dünyadan her şeyden uzaklaşmış oluyor ve 1 saatin sonunda daha pozitif, daha enerjik bir şekilde evinize dönmüş oluyorsunuz.

Genellikle dövüş sporları, şiddet eğilimlidir diye bir algı var toplumda. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bize kickboksta da, kravmagada da söylenen ilk şey bu sporların temelinde kendini kontrol etmenin yattığı ve zor durumda kalmadıkça bu bilgilerimizi kimsenin üzerinde uygulamamız gerektiği şeklindeydi. Zor durumlardan kasıt da hayatımızı tehdit eden durumlardır. Yani aslında hedefimiz kendimizi savunmak. Ve bir insana nasıl zarar verebileceğini bilirken bunu yapmamak büyük bir irade ve kendini terbiye işi aslında. Ruhunda kötülük olmayan hiç kimse bu sporları kötü amaçlarla sergilemez. Ruhu kötü olanın başkalarına zarar vermesi için de bu sporları bilmesine gerek yok zaten. Ancak her geçen gün daha tehlikeli hale gelen dünyada kendini korumayı bilmek bir artı diye düşünüyorum.

“Spor sosyalleşme”

Spora yeni başlayan bireylere ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz? Spor yapmak insanın ruh halini nasıl etkiliyor?

Spor, gerek yapıldığı esnada salgılanan hormonlar, gerekse sosyalleşme yeni bir çevre edinme gibi yardımcı faktörler sayesinde insanın duygu durumunu pozitife çeken bir alan. Hatta yapılan çalışmalarda düzenli sporla uğraşan bireylerde depresyon skorlarının düştüğünü görmekteyiz. Burada önemli olan kişinin kendine uygun olan sporu bulmasıdır. Ne kadar hareket halinde olursak bizim için kâr diye bakmalı. Ve özünde keyif alacağımız bir aktiviteyi zorunluluk haline getirerek kendimizi strese sokmamalıyız. Müsabakalara hazırlanmadığımız sürece hobi olarak yaptığımız sporlarda kendimizi katı kurallar altına sokmak faydadan ziyade zarar görmemize sebep olacaktır.

Okuyucularımıza son olarak neler söylemek istersiniz?

Atatürk’ün dediği gibi “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.”

 

Dergiler Haberleri