Tuncer, Erçağ, Alkaş, Çakır ve Özen’e Yaşam Boyu Hizmet Onur Ödülü verildi

Birinci Sanat ve İpek Denizli Sanat Evi’nin işbirliğinde 27 Mart’ta sosyal bir etkinlik gerçekleştirildi.

Murat OBENLER

Birinci Sanat ve İpek Denizli Sanat Evi’nin işbirliğinde 27 Mart Dünya Tiyatro Günü sebebiyle Sanatta Hizmet Ödülleri, müzik dinletisi ve söyleşiden oluşan bir etkinlik gerçekleştirildi.

Ertaç Hazer’in sunduğu ve Birinci Plaza’daki Meral Tekin Birinci salonunda yer alan Geleneksel Sanata Hizmet Ödül Töreni üç genç müzik öğrencisinin kısa bir dinleti sunumuyla başladı, Türk tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, söz yazarı, besteci, sanat yönetmeni ve akademisyen  Gülsen Tuncer, yazar, sinemacı Engin Ayça ve yayıncı Vedat Akcan’ın katılımıyla yapılan söyleşi ile devam etti ve ödüllerin takdim edilmesi ile sona erdi.

Cumhurbaşkanı’na vekalet eden Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin de katılarak ödül de verdiği törende Tuncer’in konuşmasında deprem, hayatını kaybedenler ve Melekler Takımı’ndan bahsederek bir de şiir okuması salonda duygusal anlar yaşanmasına sebep oldu.  

İpek Denizli kendisi için çok değerli olan gençlere ve öğrencilerine teşekkür ederek başladığı konuşmasında tüm konuklara ve etkinliğe ev sahipliği yapan Ertan Birinci’ye teşekkür etti. Birinci Sanat ve İpek Denizli Sanat Atölyesi olarak aynı yolu yan yana yürüdüklerini ve zaman zaman virajlarda tökezleseler de güzellikleri birlikte yarattıklarını ifade eden Denizli geçen yıl bu dostluğu kurumsallaştırmak adına her 27 Mart’ta Sanatta Hizmet Ödülleri vermeyi karara bağlayarak bunu hayata geçirdiklerini kaydetti.

Denizli: “Gelenekselleşme yolunda önemli bir etkinlik. Daha nice işbirliklerine ve yol arkadaşlıklarına”
Denizli: “Geçen yıl Tamer Levent, Ayla Haşmet ve Hilmi Özen’e ödüllerini vermiştik. Bu yıl da tek kelime ile usta bir sanatçı olan Gülsen Tuncer, ülkemizden de tiyatro sanatçısı Osman Alkaş, Deniz Çakır, Doğan Erçağ ve Çetin Özen’e bu ödülleri takdim ediyoruz. “Sanata Evet” olarak adlandırdığımız düşüncemizin gelenekselleşmesi yolunda bu yıl da önemli bir faaliyete imza atıyoruz. Daha nice işbirliklerine ve yol arkadaşlıklarına.”
Ödüllerin takdimi öncesinde Feyzan Korur koordinatörlüğünde sanatçı Gülsen Tuncer, yazar, sinemacı Engin Ayça ve yayıncı Vedat Akdamar’ın katılımıyla bir de kısa söyleşi gerçekleştirildi. Osman Alkaş ve Deniz Çakır ise sağlık sebebiyle geceye katılamadı. 

Tuncer: “Yaşamı sevelim ve hayata verici olalım”

Sanatçı Gülsen Tuncer salondaki herkese sevgi ve saygılarını  sunarak başladığı konuşmasında tiyatro tarihinden kısa anektodlar, Türkiye Cumhuriyeti’nde sanat ve sanatçı olmakla bağlantılı tecrübe-gözlem-öneriler ve  tiyatronun önemi hakkında bilgiler paylaştı. Tuncer: “Herşeyden önce sevgi ve saygı.68 kuşağı üyesi bir sanatçı ve vatandaş olarak yaşamı sevelim, sürekli talep etmek yerine emeğimizle hayata hep verici olalım. Atatürk’ün kızları olarak hayata atıldık ve hep mücadelenin içinde olduk. Kıbrıs Türk halkı ile hep gurur duymuşumdur çünkü çok acılar çekmesine rağmen asla başını eğmedi, dimdik tuttu. Burası ile Türkiye’nin kardeş ülke olmasından onur duyuyorum” dedi.

Tuncer: “Sanatçı kibirli, tembel ve sorumluluktan uzak olmamalıdır”

Tiyatro üzerine sorulan sorulara ise “Tiyatro tekil bir sanattır çünkü hem çoklu bir yapıyı içinde barındırır hem de anlıktır ve aynısı bir daha olayacaktır. Sanatçı kibirli, tembel ve sorumluluktan uzak olmamalıdır” dedi.

Tuncer: “Dizi geçici, tiyatro ise kalıcıdır ve süreklilik arz eder”

Diziden para kazanmanın palavra olduğuna dikkat çeken Tuncer sadece birkaç kişinin bunu yapabildiğini, dizinin geçici, tiyatronun kalıcı olduğuu ve süreklilik arz ettiğini kaydetti.

Tuncer: “Ben bu konuşmayı bir tiyatro salonunda yapmak isterdim”

Tuncer: “Ben bu konuşmayı bir tiyatro salonunda yapmak isterdim, ülkede sanat ortamlarına ihtiyaç vardır ve Devlet Tiyatroları’nın salonunun acilen tamamlanması gerekir, böyle yıkık dökük olmaz.

Ayça: “Sanatçının saygı duyulacak insan olması gerekir”

Engin Ayça da sanatçının saygı duyulacak insan olması gerektiğini, özgür olması, özgün ve özel olması, başkasının kopyası olmaması gerektiğini vurguladı. Ayça : “Sanatçı asla kümenin içinde olmaz. Sanatçı markete düşmez.”

Erçağ: “24 yıldır sahneye çıkmama sözümü tutuyorum. Siyasilerden de aynısını bekliyorum” 

Doğan Erçağ ise “Devletin tiyatro salonu yandığında kendime yeni salon yapılması halinde tekrar sahneye çıkacağım diye söz verdim ve 24 yıldır o sözümün arkasındayım. Peki ya yapacağız diye söz verenler. Onların da verdikleri sözleri tutmalarını bekliyorum.”

Kültür & Sanat Haberleri