TL ‘Euro Euro’ eridi

Ocak’tan Temmuz'a: Sterlin %12, Euro %21, Dolar %14 arttı.

Dila ŞİMŞEK

 

Ocak ayından bu yana, döviz kurları tırmanışa geçti.

Salgın yayılmadan önceye kıyasla, Euro %21 artışla, 6,63’ten 8,03’e ulaştı.

Sterlin 3 Ocak’ta 7,86’yken, 28 Temmuz’da 8,82’yi gördü, %12 artış kaydedildi.

KKTC Merkez Bankası Döviz Kurlarına göre, Dolar da %14 artış yaşayarak, 5,99’dan 6,85’e tırmandı.

YENİDÜZEN’e konuşan Ekonomistler, döviz kurlarını değerlendirdi, yılsonuna kadar bir ‘azalma’ olmayacağını öngörerek, aksine artış beklendiğini kaydetti.

Ekonomist Erdal Güryay, ülke ekonomisinin küçük olması, üretimin olmaması, ihtiyaçların ithal edilmesi gibi nedenlerden dolayı, aynı para birimi olsa da Türkiye’ye göre daha fazla etkilendiğimizi söyledi.

Öte yandan Ekonomist Mertkan Hamit, TC’nin bu süreçte yabancı ülkelerden borçlandığını ifade ederek, “Yılsonuna kadar Türkiye Cumhuriyetinin çok fazla döviz talebi olacak ancak bunu karşılayacak turizm gibi kanallarından bazıları yok” dedi. Hamit, salgın döneminde para basma yoluna gidildiğini ancak bunun da enflasyon ve paranın değersizliğine neden olduğunu kaydetti.

Capital Bank Genel Müdür Yardımcısı Hazine ve Dış İşlemler Sorumlusu Ercan Ayfer ise, AB’nin 750 Milyar Euroluk desteğine dikkat çekerek, bunun Euronun değerlenmesinde etkisi olduğunu savundu. Ayfer, Doların Sterlin ve Euroya kıyasla değer kaybettiğine dikkat çekerek, bunun nedenini ABD’de salgın döneminin kötü yönetilmesine bağladı.

Bunun yanı sıra, Ekonomist Mahmut Sezinler, halkın fakirleştiğini ifade ederek, “Asgari ücretle ilgili bir gelişme yok, hayat pahalılığı artmıyor ama döviz tırmanışta” dedi, TL’ye artık güven duyulmadığını söyledi.

*KKTC Merkez Bankası Döviz Kurlarına göre hazırlanmıştır.

Kıbrıs İlim Üniversitesi’nde Ekonomist Doç. Dr. Erdal Güryay:

“Siyasal ve ekonomik döngü yüzünden yükseliş sürecektir”

Kıbrıs İlim Üniversitesi’nde Ekonomist Doç. Dr. Erdal Güryay, döviz ile ilgili sorunun Türk Lirasının değersiz olmasından kaynaklandığını belirterek, siyasal ve ekonomik döngü nedeniyle dövizde yükselişin devam edeceğini söyledi. Güryay, TC Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin sıfırlandığını, hatta eksi olabileceğini ifade ederek, “Bunu da swap yaparak, yani dış ülkelerden borçlanma ile kapatmaya çalıştılar. Ancak salgında turizm de büyük bir darbe aldı ve gelir elde edilemiyor. Yabancı yatırım hem ekonomik hem siyasal kaygılar nedeniyle durdu. Tüm bunlar düşünüldüğünde, TL kullandığımız için biz Türkiye’ye göre daha da büyük zarar görüyoruz. Çünkü en azından Türkiye kendi kendine yetebiliyor, birçok ürünün üretimi var. Ancak biz her şeyi yurt dışından ithal ediyoruz. Para birimi aynı olsa da enflasyon fark yaratıyor. Bu görüntü bir süre daha sürecek. Kurların düşüşe geçmesi pek olası görülmüyor. Turizm kesinlikle canlanmayacaktır…” diye konuştu. Türkiye’nin yurt dışından para akışı üzerine bir modeli olduğunu ifade ederek, bu nedenle büyümenin durabileceğini söyledi. Güryay, “AB’nin 750 Milyar Euro yardım paketi, Euronun kazanmasında da etkili oldu. Ancak bizler, TL kullandıkça bu risk içinde yaşayacağız. Hiçbir müdahale yapamayız, para basamayız, üretimimiz yok, tüm ihtiyaçlar yurt dışından karşılanıyor. Son zamanlarda TC’den gelen para akışı da durdu. Tüm dünyada hükümetler halka maddi yardımda bulunurken, biz hiçbir şey yapamadık…” dedi.


 


Ekonomist Mertkan Hamit:

“Ortaya çıkan durum yakın zamanda değişmeyecektir”

Ekonomist Mertkan Hamit, Ocak 2020'de yaşadığımız dünya ile Mart 2020'de yaşadığımız dünyanın aynı olmadığını söyleyerek, salgının tüm ekonomik ilişkileri değiştirdiğini belirtti. Hamit, “Kırılgan bir ekonomi olan Türkiye ekonomisinden bu dalgalanmaya direnç beklemek hayalcilik olurdu. COVID-19 sonrası dünyanın yarattığı zorlukların, ekonomik etkilerini daha yeni yeni hissediyoruz. Bu döviz tablosu da bunun bir örneği. COVID-19 maliyetlerin artmasına neden olmuştur, çünkü hesapta olmayan bir "risk" durumu ortaya çıkmış ve yapılacak işlemlerin yavaşlatılması ve bunların ekonomik bedelleri de fiyatlandırılmaya başlanmıştır. Eskiden fiyatlandırılmayan riskler, şimdi maliyet unsuru olarak eklenmektedir” şeklinde konuştu.

Bankacılık işlemlerinde getirilen ekstra vergiler olduğuna değinen Hamit, bunların normalleştirilmemesi para değiş tokuşunda da maliyet unsuru olarak görüldüğünü ve işlemlerin arz talep dengesini değiştirdiğini söyledi.

“Döviz stokları tüketildi, nakit açığı oluştu, döviz değerlendi”

Hamit, Avrupa Birliği'nin yaptığı 750 Milyar Euroluk destek paketinin güçlü bir işbirliğine yönelik önemli bir adım olduğunu ifade ederek, bunun Euroya talep arttırırken, TL’nin de değer kaybı yaşamasına neden olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin salgınla birlikte Swap sınırlamalarını sonlandırdığı kararına değinen Hamit, “Bir süredir döviz piyasalarında bazı işlemler daha maliyetli yapılıyordu. Bu maliyet engelleri ortadan çıkınca döviz hareketleri arttı. AB'nin güvenli liman olması ile riski düşük tercihlere yönelen sermaye hareketlerinin TL'nin değerinin düşüşüne etkisi olmaktadır” dedi.

Türkiye’de turizm sektörünün de büyük bir zarar gördüğünü söyleyerek, bunların da döviz stoklarının tüketilmesine neden olduğunu, nakit açığı oluşturduğunu ve dövizin daha değerli olmasına sebep verdiğini anlattı.

“Piyasada bu kadar daralma yaşanırken, para basarsanız sonucu enflasyon ve dövize karşı paranızın değersizleşmesi sonucu çıkar”

Hamit, “Merkez Bankası'nın Haziran ayı resmi rezerv varlıkları, bir önceki aya göre yüzde 5 geriledi ve 86,3 milyar dolar oldu. Tüm bunların yanında bir de yapılan swap anlaşmalarının mühletinin dolması ve TC'nin dış borç ödemeleri gibi sorumlulukları var. Yılsonuna kadar Türkiye Cumhuriyetinin çok fazla döviz talebi olacak ancak bunu karşılayacak turizm gibi kanallarından bazıları yok” şeklinde konuştu. Bunun yanı sıra salgın sürecinde birçok ülke gibi Türkiye’nin de, Nisan ayından itibaren uzun dönemli karşılık üzerinden nakit yaratma, yani halk arasındaki söylenildiği gibi, para basmaya başladığını dile getirdi. Hamit, “Piyasada bu kadar daralma yaşanırken, para basarsanız sonucu enflasyon, dövize karşı paranızın değersizleşmesi sonucu çıkar. Euro bölgesi bu uygulamayı yapmazken, TC gerçekleştirdi. Bu yaklaşım da TL'nin değer kaybında etkiye sahip oldu” diye devam etti.

“Ortaya çıkan artış, bahsettiğim birçok faktörün toplamından”

Agia Sofya kararı, Libya meselesi, Fransa ile zıtlaşma, Doğu Akdeniz ve Ege'deki krizlerin de büyük sorunlar yarattığını söyleyen Hamit, “Bu durumlar da tabii ki sermaye yatırımları açısından kuşku yaratan hareketlerdir, güvenilirliğiniz konusunda soru işaretlerinin oluşmasına neden olabilir. Ortaya çıkan artış, bahsettiğim birçok faktörün toplamından oluşuyor. Durumda da değişiklik olmayacağından, yukarı yönlü hareketlerin bir süre daha devam ederek faiz arttırımı gibi adımlarla dengeleneceğini düşünebiliriz” dedi.

 


 

Capital Bank Genel Müdür Yardımcısı, Hazine ve Dış İşlemler Sorumlusu Ercan Ayfer:

“Yılsonuna kadar bırakın düşüşü, yükseliş olacak”

 Capital Bank Genel Müdür Yardımcısı, Hazine ve Dış İşlemler Sorumlusu Ercan Ayfer, Sterlin ve Euronun Dolara göre daha fazla artış gösterdiğine dikkat çekti. Amerikan ekonomisinin, salgın öncesi stabil ve işsizliğin az düzeyde olması nedeniyle iyi durumda olduğunu söyleyen Ayfer, salgının kötü yönetilmesi ve Başkanlık seçimi sırası yaşanan gerginlikler nedeniyle Doların kötü günler geçirdiğini ifade etti. Ayfer, bu süreçte Sterlin, özellikle de Euronun yükselişe geçtiğini belirterek, yılsonuna kadar döviz rakamların azalmayacağını, hatta artacağını vurguladı. KKTC ekonomisinin Türk Lirasında yaşanan değer kaybından, Türkiye’ye göre daha çok etkilendiğini dile getiren Ayfer, “Bizim ekonomimiz ithalata bağlı, her şeyimizi dışarıdan alıyoruz. Gıdadan gayrimenkule, tüm ekonomimiz yabancı paraya endeksli. Marketten aldığımız üründe bile, dövizin yansımasını görüyoruz. Bu nedenle, faizi düşük diye düşünüp döviz borçlanmayalım, Türk Lirası kazandığımız için borçlarımızı da TL olarak alalım” dedi.


 


Ekonomist Mahmut Sezinler:

“Kendi para birimimiz yok, politikamız yok, TL üzerinde bir otoritemiz yok”

Ekonomist Mahmut Sezinler, döviz kurlarında özellikle Euronun artışa geçtiğini belirterek, “Euronun artışı, Dolara kıyasla Türk Lirasına daha çok yansıdı. AB Merkez Bankasının, faiz oranlarını sabit tutması paraya güven yarattı. Bu sırada Türk Lirası da değer kaybetmeye devam etti” dedi. Türkiye halkının da, TL’ye olan güvensizliği nedeniyle dövize yöneldiğini ifade eden Sezinler, mevduatların %60’ının döviz üzerinden olduğunu söyledi. Salgın nedeniyle turizmin durduğunu dile getirerek, “Yurt dışından yabancı yatırımcı da Türkiye’den çekildi. Jeopolitik durum, siyasi kararlar da bunlara etken. İhracat düşüşte…” diye konuştu.

Ülkemizin ise Türkiye’de olan siyasi ve ekonomik tüm gelişmelerden etkilendiğine dikkat çeken Sezinler, “Kendi para birimimiz yok, politikamız yok, TL üzerinde bir otoritemiz yok. Bunun yanı sıra dövizle olan münasebetimiz TC’ye göre daha fazla. Burada birçok ödemeyi döviz üzerinden yapıyoruz. Bu da halka fakirleşme olarak yansıyor. Bildiğiniz gibi asgari ücretle ilgili bir gelişme yok, hayat pahalılığı artmıyor ama döviz tırmanışta. Bu nedenle çok daha kötü etkileniyoruz. Yıllardır süregelen bağımlılığımız, kayıt dışılık bizi düzensizliğe itiyor. Modelimiz belirsiz… Ülkemizde gelir dağılımı süratle değişiyor. Bu aynı şekilde devam edecektir…” şeklinde konuştu.

Özel Haber Haberleri