Tam 21 kelimelik adı var; Bangkok

Bangkok’un, bunca tapınağın oluşturduğu mistik havası yanında, çılgınlar gibi eğlencelerin yaşandığı hareketli ve renkli yerlerinin yarattığı enerjik bir havası da var.

Uzakdoğu ve Asya’nın ortasında bir kültür mozaiği oluşturan Tayland’ın Başkenti Bangkok, bir taraftan çılgın gece hayatıyla, diğer taraftan tapınakların getirdiği mistik havasıyla heyecan verici bir şehir. Tam adı “Krung Thep Mahanakhon Amon Rattanakosin Mahinthara Yuthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udomratchaniwet Mahasathan Amon Piman Awatan Sathit Sakkathattiya Witsanukam Prasit” olan Bangkok’un ismi de kendisi gibi ilginç. Bu uzun isim yanında resmi ismi “Melekler Şehri” anlamına gelen “Krung Thep”. Bizim bildiğimiz hali olan “Bangkok” ise dünya çapında kullanılan ismi.

ZITLIKLAR ŞEHRİ

Bangkok 1872 yılında Kral 1. Rama tarafından kurulur. Küçük ve mütevazı bir şehir olan Bangkok günümüze kadar gerek sanayisi, endüstrisi, gerek turizmi ile Asya’nın oldukça hareketli ve kozmopolit şehirlerinden biri olur. Mistik atmosferi içinde bir tarafından en değerli markaların bulunduğu lüks dükkânların olduğu caddelerin ışıltısı parlarken, diğer taraftan bakımsız ve düzensiz sokaklarını insan kalabalıkları doldurur.     

Bangkok’un kalbi sayılabilecek yeri şüphesiz Grand Palace ve Wat Phra Kaeo Tapınağı’dır. Şehrin merkezinde bulunan Grand Palace yani Kraliyet Sarayı, 1782 yılından günümüze kadar halen Siyam Krallığına ev sahipliği yapıyor. Siyam Krallığı ismi Tayland Krallığı olarak değişse de Kraliyet ailesi ve kaldıkları Kraliyet Sarayı değişmedi. Saraya ve önemli tapınaklara ev sahipliği yapan Grand Palace güzel peyzaj çalışması ve heykel süslemeleri ile oldukça etkileyici bir yer. Saray Kompleksinin içinde yer alan Wat Phra Kaeo Tapınağı, Tayland’ın en kutsal mekânı kabul edilir. Zümrüt Tapınağı olarak da bilinen tapınağın önemi, tapınağın tam ortasındaki 13. yüzyılda yapılan 66cm boyutundaki büyük zümrüt Buda’dan geliyor.

TAPINAKLAR KENTİ

Grand Palace’dan elli metre ileride yine çok kutsal sayılan Wat Pho Tapınağı var. Tapınak oldukça ilginç. Uzunlamasına yapılan tapınağın girişinde, ilk bakışta ne olduğu anlaşılmıyor. Çünkü Tapınağın ortasında tüm tapınağı boydan boya kaplayan 15 metre yüksekliğinde 43 metre genişliğinde bir buda yatıyor. 16. yüzyılda yapılan Yatan Buda heykeli baştan aşağı altın varaklar ve üzeri değerli taşlarla işlemeli.

Chao Phraya Nehri, Bangkok’tan geçip Tayland Körfezi’ne dökülen Tayland’ın en büyük nehridir.  Bangkok içinden geçen nehir, diğer birçok küçük nehrin birleştiği ana hattı oluşturur. Chao Phraya Nehri ve ona bağlı onlarca nehrin oluşturduğu deniz yolu ağı, insan ve malzeme taşımacılığında önemli bir rol oynuyor.

Bangkok’un kalbi sayılan Grand Palace’ın önünden geçen Chao Phraya Nehrinin hemen karşısında Bangkok’un bir diğer önemli yeri olan Wat Arun Tapınağı bulunuyor. Nehirde sürekli git gel yapan gemilerle 2 dakikada ulaşılan tapınak, ismini Hindu tanrısı Arun’dan almış. Aynı zamanda, güneş doğarken sarının göz kamaştırıcı tonlarına büründüğü için tapınak, Şafak Tapınağı olarak da anılır. 80 metre yüksekliğinde olan ve Hindu Tapınakları tarzında komple her tarafı çinilerle süslenen Wat Arun, normal bir Budist tapınağına göre daha görkemli. Ayrıca yanındaki merdivenlerden tırmanılan çatısından mükemmel bir Bangkok manzarası seyredilir.

Wat Suthat tapınağı Bangkok’un bir diğer önemli tapınağıdır. Yapımı 1807 yılında Kral 1. Rama tarafından başlatılmış ve kırk yıl sürmüş. Tapınağın önünde Brahmin törenlerinde kullanılmak üzere dev bir Giant Swing bulunmaktadır. Tapınak halen daha kullanılsa da Giant Swing artık kullanılmıyor.

Budist inancına sahip her şehirde olduğu gibi Bangkok’ta da eski ve değerli tapınaklar çok fazla. Yazdığım diğer tapınakların yanında biri de Sarp kayaların üzerinde yapılmış Wat Saket tapınağı var. Üzerinde bulunduğu sarp kayalıklara Gold Mount deniyor. Gold Mount’a daire çizerek tırmanılınca Wat Saket’e ulaşılıyor. Yol boyunca kutsal sayılan çanların asılı olduğu Gold Mount’un zirvesi şehrin en güzel manzara izleme yerlerinden biri.

Wat Traimit yani diğer adı ile Altın Buda tapınağı da Bangkok’un önemli tapınağından biri. Bu tapınağın önemi 5,5 ton ağırlığı ile dünyanın en büyük Altın Buda’sına ev sahipliği yapıyor olmasından geliyor. Çalınma riskine karşı yapıldığında sıva ile kapatılmış. Yüzyıllarca öyle kalmış ve altın olduğu unutulmuş. Ta ki düşürülene kadar… Düşürülünce sıvası çıkmış ve buda heykelinin altın olduğu keşfedilmiş.

BİR YANDA TAPINAKLAR, BİR YANDA ÇILGIN BİR HAYAT

Bangkok’un, bunca tapınağın oluşturduğu mistik havası yanında, çılgınlar gibi eğlencelerin yaşandığı hareketli ve renkli yerlerinin yarattığı enerjik bir havası da var. Bunların arasında en haraketli olan yerlerinden biri dünyaca ünlü Khaosan Road. Bangkok’un tam merkezinde bulunan Khaosan Caddesi 24 saat uyumayan caddelerden biri. Caddede sağlı sollu gece kulüpleri, restoranlar, kafeler, hediyelik eşya dükkânları, masaj salonları ve turizm acenteleri bulunuyor. Sürekli hareketli olan caddede öğleden sonra hareketlilik daha çok artıyor ve sabaha kadar tıklım tıklım oluyor. Cadde tamamen düzensizlik düzeninde kurulmuş. Biri bir yerde takım kıyafet satıyor, diğeri yol kenarında masaj yaptırıyor, diğeri kaldırım kenarında uyuyor, diğeri son ses müzikte dans ediyor, yiyenler, içenler herkes caddenin tadını çıkartıyor. Caddede alışık olmadığımız bir şey de böcek satan seyyar satıcılar. Tezgâhlarda hamam böceğinden, kurbağasına, kurdundan, çekirgesine hepsi var. Bütün haşeratın fiyatları faklı bunların yanında fotoğraf çekmek 10 baht (1,7 TL). Birkaç tanesinin tadına baktım. Eklem bacaklıların tadı fena değil. Yerken kıtır kıtır ağızda dağılıyor.

NEFES ALMA ALANI

Şehrin merkezinde şehrin en büyük ve en eski parkı olan Lumphini parkı bulunuyor. Kral 6. Rama heykelinin bulunduğu Lumphini Parkı, Bangkok’un iş merkezinin ortasında 57 hektar büyüklüğünde bir park. Gölet, çevresini saran gökdelenlerin arasında, şehir kalabalığı içinde çok güzel bir nefes alma alanı. Parktaki ağaçların çeşitliliği ve peyzajın güzelliği yanında parkın içinde serbest dolaşan semenderler de var. 3 metreyi bulan semenderler ilk görüşte biraz ürkütse de insanlara zarar vermiyor.

Parkın bir tarafı eski Bangkok’u yaşarken diğer tarafı modern Bangkok’u yaşıyor. Modern Bangkok’un olduğu semtin adı Siam. Gökdelenler, dünyanın en lüks otel zincirleri, pahalı markaların mağazaları, tertemiz kaldırımlar ve takım kıyafetli adamlar, bize bambaşka bir Bangkok sunuyor. Siam semti tapınakların olduğu Bangkok’tan çok farklı.

 

 

 

 

 

Dergiler Haberleri