“Şiddet kültürünü engellemek için kamusal hizmetleri güçlendireceğiz”

CTP Kadın Örgütü Başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya, “Kamucu, sınıfsal adaleti ve cinsiyet eşitliğini sağlayan sol politikalara ihtiyacımız var” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü Başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya, Kanal SİM’de Meyil Adakul’un konuğu oldu. “Kamucu, sınıfsal adaleti ve cinsiyet eşitliğini sağlayan sol politikalara ihtiyacımız var” diyen Derya, şiddet kültürünü önlemek için sorunun kaynağına inilmesi ve sosyal adaleti güçlendiren politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

CTP Kadın Örgütü Başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya Derya, şiddetin yalnızca polisiye tedbirlerle çözülebilecek bir mesele olmadığını ifade ederek yoksullaşma ve sınıflar arasındaki uçurumun derinleşmesi ile sosyal devlet anlayışındaki gerilemenin toplumsal sorunların temelinde bulunduğunu söyledi. Derya, şiddetin kadın cinayetinden darba, kundaklamadan gasp ve hırsızlığa kadar farklı biçimlerde ortaya çıktığını belirterek sorunların münferit olaylar olarak değil, nedenleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

 

“Belli çıkar gruplarının semirmesine neden olan kaynakların kesilip bunun halka doğru yönlendirilmesi lazım”

Ülkenin hızlı bir nüfus akışıyla karşı karşıya olduğunu belirten Derya, bu nüfus hareketliliğinin özellikle rant alanı haline gelmiş sektörlerin ucuz yabancı iş gücü talebiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yabancı iş gücünün sömürülmesi, ailelerinin temel hak ve hizmetlere erişimde yaşadığı sorunlar ile yurttaşların ödediği vergilerin kendilerine hizmet olarak dönmemesinin aynı sistemin sonuçları olduğunu kaydeden Derya, kamu kaynaklarının halka değil belli çıkar gruplarına transfer edildiğini ifade etti. TAŞ YAPI, AKSA gibi yabancı şirketlere aktarılan kaynakları ve özel hastanelere mahsuplaşma adı altında yapılan ödemeleri örnek gösteren Derya, devlet hastanelerinin ihmal edildiğini, okulların altyapı sorunları yaşadığını, öğretmenlerin yetersiz kaldığını ve polisin asayiş sorunlarına yetişmekte zorlandığını belirtti. Derya, “Belli çıkar gruplarının semirmesine neden bu transfer ekonomisi, kamusal hizmetlere yatırım yapılmasını engelleyen en büyük unsurdur” diyerek, kamucu ve sosyal adaleti sağlayan sol politikaların gerekliliğinin altını çizdi.

 

“Sosyal adalet ancak ihtiyaç duyulan kurumlara yeterli kaynak ayrılmasıyla sağlanabilir”

Derya, sosyal devletin geri çekilmesinin eğitimde yarattığı sonuçları rakamlarla aktararak, 0-3 yaş grubuna yönelik devlet kreşi bulunmadığını, buna karşılık 58 özel kreş olduğunu ve asgari ücretle geçinen bir ailenin bu hizmetlere erişmesinin son derece güç olduğunu ifade etti. 2025 verilerine göre okul öncesinde 25 devlet okulunda 3 bin 665, 88 özel okulda ise 3 bin 891 öğrenci bulunduğunu belirten Derya, ortalama olarak bir devlet okuluna 146 çocuk düşerken özel okulda bu rakamın 45 olduğunu kaydetti. Bu tablonun toplumun kamusal eğitime duyduğu ihtiyacı açıkça gösterdiğini söyleyen Derya, “Niye benim vergim devlet okuluna gitmiyor? Niye benim vergim hastaneye gitmiyor? Benim vergim niye sığınma evi açmaya gitmiyor?” diye sordu. Derya, sol politikalara ihtiyaç olduğunu belirterek “Sosyal adalet ancak ihtiyaç duyulan kurumlara yeterli kaynak ayrılmasıyla sağlanabilir” ifadelerini kullandı.

 

“Yaşananlar birbirinden kopuk, münferit olaylar gibi değerlendirilmemeli”

Denetimsizlik, iş bilmezlik, liyakatsizlik ve iltimas kültürünün bedelinin toplum tarafından ödendiğini belirten Derya, kadın cinayetlerinden kadına yönelik şiddete, gemi faciasından alkollü mama skandalına, trafik kazalarından silo olayına kadar toplumun bir olayın yarattığı travmayı atlatamadan bir başkasıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Yaşananların birbirinden kopuk, münferit olaylar gibi değerlendirilmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Derya, hükümeti sorunları normalleştirmek ve sorumluluğunu yerine getirmemekle eleştirdi. Kazanılmış hakların giderek geriletildiği bir süreç yaşandığını ifade eden Derya, “Bunun artık adını koyup gerçekten belli çıkar gruplarını da karşımıza almaya çekinmeden kararlı politikalar üretmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“Şiddetin temelinde güç ve denetim kurma arzusu vardır”

Kadına yönelik şiddetin genel şiddet kültüründen ve toplumdaki güç ilişkilerinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Derya, “Şiddetin temelinde güç ve denetim kurma arzusu vardır. Hangi şiddet türü olursa olsun. Kendini güçlü gören, güçsüz gördüğü üzerinde tahakküm ve kontrol kurmak için ve kendi dediğini dayatmak için şiddet uygular” dedi. Kadınların toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkil kültür nedeniyle ayrıca şiddete maruz kaldığına dikkat çeken Derya, erkek şiddetini besleyen ataerkil düşünce kalıplarının ortadan kaldırılması, koruyucu ve önleyici mekanizmaların oluşturulması ve gerekli kaynakların ayrılması gerektiğini vurguladı. Yasaların tek başına yeterli olmadığına işaret eden Derya, “Dünyanın en güzel yasasını yapsanız bile eğer uygulamada siyasi iradede eksiklik varsa, bir kararlılık yoksa, bütçe ayrılmıyorsa sonuç almak zor olur” dedi. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin hayata geçirilmesi ve şiddete müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Derya, CTP Kadın Örgütü’nün bu alanda kadın örgütleri ve farklı siyasi aktörlerle dayanışma içerisinde çalıştığını belirtti. Derya, şiddetin önlenmesinin yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale etmekle değil; ekonomik ve sınıfsal eşitsizlikleri azaltan, kadınları ekonomik olarak da güçlendiren ve güvenceli bir yaşama kavuşturan bütünlüklü sosyal politikalarla mümkün olacağını vurguladı.

 

“Gereken tüm siyasi iradeyi ortaya koyacağız”

Derya, CTP’nin iktidara gelmesiyle sosyal devlet ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında atılacak adımlara da değinerek “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin Teşkilat Yasası’nı geçireceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin de uygulanması için gereken tüm siyasi iradeyi ortaya koyacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi. Sosyal hizmetlerin de çocuklar, yaşlılar, engelliler ve toplumdaki tüm kırılgan gruplar için güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Derya, bakım yükünün kadınların üzerine bırakılmasından kaynaklanan eşitsizliklerin de ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Kreşlerin açılması, yaşlı bakımevlerinin sayısının ve niteliğinin artırılması, devlet tarafından sığınma evi açılması ve CTP’li belediyelerde kurulan Şiddeti Önleme Danışma Merkezi’nin (ŞÖDAM) merkezi yönetim tarafından da hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Derya, kamu kaynaklarının belirli kesimlere aktarılması yerine eğitimden sağlığa, sosyal hizmetlerden şiddeti önleyici mekanizmalara kadar halkın temel ihtiyaçları için kullanılacağı sosyal adaletin sağlandığı bir düzenin kurulması gerektiğini vurguladı.

Haberler Haberleri