Romanya Deva’dan festival izlenimleri

Romanya Deva’dan festival izlenimleri

Lefkoşa Folklor Derneği (FOLK-DER) Dillirga Grubu, Romanya’da katıldığı “Carpatica Uluslararası Halk Dansları Festivali”nde Kıbrıs kültürünü tanıttı, büyük beğeni topladı…
 

Umut ÖKSÜZ
FOLK-DER Eğitmeni

Geçen hafta bayramımızı, 1550 yılında Osmanlı tarafından tahrip edilip, daha sonra 1621 yılında Prens Gabriel Bethken tarafından kente dönüştürülmüş ve yaklaşık 70 bin nüfusu olan Romanya’nın Hunedoara ilinin merkezi olan DEVA’da gerçekleştirilen Carpatica festivalinde geçirdik.
Deniz seviyesinden yaklaşık 187 metre yükseklikteki Deva , Mureş Nehri’nin sol kıyısında yer alıyor. Bölge ekonomisi, otomotiv, ticaret, inşaat malzemeleri ve güç endüstrisiyle ayakta duruyor.

BAŞINIZI HER YUKARI KALDIRDIĞINIZDA DEVA KALESİNİ GÖREBİLİRSİNİZ

Yaz-kış yağmurun, adım başı tarihin eksik olmadığı ve başınızı her yukarı kaldırdığınızda Deva Kalesi’ni görebileceğiniz bir şehir Deva... Romanya’nın en başarılı jimnastik orta eğitim okuluna sahip olan Deva, 1976 yaz olimpiyatlarında tarihte ilk ve tek olan jürinin tümünden 10 üstünde 10 alan kadın sporcu Nadia Comaneci’nin de eğitimini aldığı yer...
Her sene olduğu gibi bu sene yine Lefkoşa Folklor Derneği (Folk-Der) olarak kendimize hedef olarak seçtiğimiz, kültürümüzü yaşatma ve diğer kültürdeki insanlara tanıtma görevimizi FOLK-DER’in genç ekibi olan Dillirga Grubuyla devam ettirdik.

İSTANBUL’DAN DEVA’YA… 24 SAATLİK OTOBÜS YOLCULUĞU

8 ülkenin katılımıyla bu yıl 15.’si düzenlenen CARPATICA Festivali’ne Ömer Dereli, Şifa Kaya, Ali Asilsoy ve ben Umut Öksüz eğitmenliğinde 4 müzisyen ve 20 dansçıdan oluşan kafileyle katıldık. Yolculuğumuz uçakla Ercan’dan İstanbul’a giderek başladı. İstanbul’dan Deva’ya ise 24 saatlik otobüs yolculuğu yaptık.
Kendi görüşümü sorarsanız, otobüs yolculuklarının her zaman büyük avantajları vardır. Neler mi? Geze geze giderken değişik yerler görmek, farklı yaşam tarzlarını çıplak gözle görmek, mola verdiğiniz yerlerde farklı dil, din, ırktaki insanlarla tanışıp ülkeleri hakkında bilgiler alabilmek ve en önemlisi bunları henüz daha ortaokul-lise çağındaki gençlerin yaptığını görmek paha biçilemez!.. İşte o zaman bu gençlerin gelişimde büyük rol oynuyor olduğunuzu görürsünüz.

BÜKREŞ’TE BARİZ FARKLAR DİKKAT ÇEKİYOR

Romanya sınır kapısından içeri girer girmez ilk durağımız başkent Bükreş oldu. Kentte bariz bir ayrım göze çarpmakta. Bir kısımda çarpık yapılaşma ve yollardaki çöpler, diğer kısımda ise içinden tramvayların geçtiği tertemiz yollar. Sebebini sorduğumuzda şehrin güzel görünen tarafı Çavuşesku zamanında alt yapısı hazırlanmış ve gelişime açık olan kısmıymış. Diğeri de belirttiğim gibi sonradan yapılan, çarpık yapılaşma ile ekonomik problemlerle boğuşan bölüm…

YAĞMUR… YEŞİL… NEHİR… MISIR TARLALARI VE ÖZGÜRCE DOLAŞAN HAYVANLAR

Bükreş’ten Deva’ya doğru yola çıktığımızda ise kendimizi yağmurun bitmek bilmediği yemyeşil dağların, akan nehirlerin, mısır tarlalarının, doğada özgürce dolaşan hayvanların ve elektrik direklerinin üstünde yuva yapmış leyleklerin arasında bulduk. Tam anlamıyla doğa güzelliklerinin arasında Deva’ya doğru yol alıyorduk.
Deva’ya varır varmaz hemen eşyalarımızı yerleştirmek için bizi kalacağımız okulun yurduna götürdüler. 24 saatlik yolculuğun ardından tüm ekip kendimizi ağır bir uykuya verdik. Fakat dönemin Osmanlı İmparatoru tarafından kellesi alınan dünyaca ünlü Drakula’nın kalesinin şehre giden yolumuzun üstünde olduğunu duyar duymaz tabii ki kaleyi ziyaret etmeden geçmedik ve 400 yıllık bir tarihe şahit olduk.
Konuk edildiğimiz yurtta diğer konuk ekipler arasında yer alan Yunanistan ve Sırbistan ekibiyle birlikte kalıyor, yemeklerimizi, banyo ve tuvaletimizi birlikte kullanıyorduk. Bu, genç yaştaki çocukların kaynaşması ve dillerini geliştirmeleri için bulunmaz bir fırsattı.

DEVA SOKAKLARINDA LEYMOSUN TÜRKÜSÜ, PORTAKAL ATIŞALIM

Festivalimizin ilk günü görkemli bir kortej yürüşüyle başladı. Bütün Deva halkı “Leymosun Türküsü, Portakal Atışalım, Kıbrıs Bir Ada Mıdır” şarkılarını dinledi ve bizleri balkonlarından alkışlayarak eşlik etti.

COŞKULU ALKIŞLAR VE GELECEK YILA DAVET

Sıra ekibimiz FOLK-DER Dillirga Grubu’na geldiğinde, “Bardak, Orak, Arabiye 2, Bahriyeli ve Kına Sirtosu” oyunları coşkuyla, ayakta alkışlandı. Hatta henüz daha ilk gösterimizin ardından sahneden iner inmez, önümüzdeki sene için festival daveti dahi aldık. Gün içerisinde ise bölge Belediye Başkanı ve bölgenin önde gelen okul temsilcileriyle resmi temaslarda bulunup onlara Turizm Bakanlığımızdan aldığımız ülkemizi ve derneğimizi tanıtıcı broşür, katalog, CD ve dernek veli komitemizin kendi elleriyle yaptığı el işi işlemelerimizi takdim ettik.
Yorucu geçen günün gecesi saat 21.30 gibi şehrin merkezine indiğimizde ise şehrin ne kadar sessiz ve sakin olduğunu anlamak için güzel bir fırsattı, çünkü hemen hemen 3-5 cafe dışında her yer kapalıydı. Şehir tamamen huzur ve dinlenmek için eşsiz bir yerdi.

6 GÖSTERİ… SACARAMB’DA ALTIN RENGİ NEHİR

Festival kapsamınca Deva şehir merkezi, Geoagiu-Bai, İlia, Bejan ve Sacaramb şehirlerinde toplamda 6 dans performansı sergiledik. En ilginç olanı ise son günkü Sacaramb bölgesiydi. Bölgenin özelliği halen altın madeni bulunması ve dağdan akan nehrin de bu altın kaynaklarından dolayı kırmızı renkli akması… Zamanında bölgeye altın bulmak için bir sürü göç olmuş fakat aldığımız bilgilere göre, Avrupa Birliği normlarına göre artık bu tip yerlerde altın bulma gibi işlerin yasal olmamasından dolayı vazgeçilip, kendi haline bırakılması bölgeyi ekonomik yönden epeyi yıpratmıştı.

“FİLTRELİ SANTRALLERE İMRENDİM”

Diğer bölgelerde ise termal suların bulunduğu havuzlar ve yeşillikler tamamen düşman çatlatıyordu. Bu bölgelere giderken gözüme en fazla çarpan yer ise otoban üstünde yer alan ve 3 kocaman bacası olan santrallerdi. Görüp de imrenmemek elde değildi. Santrallerin çalışır durumda olup olmadığını dışarıya verdiği dumandan asla anlayamazsınız çünkü her bir bacada kocaman filtreler ve dumanı yok eden teknolojiler kullanılıyormuş.
Ülkemizdeki iki santralin de yıllardır tartışılmasına rağmen hala filtresiz çalıştırılmasını ve havaya bıraktıkları zehirli dumanların insanları kanser edişini düşününce, hüzünleniyorum...

ÖĞRETMEN MAAŞI 200 EURO… HER EVE DOĞAL GAZ… KÜLTÜREL DEĞERLER KORUNUYOR

Diğer yandan yolların kenarında Çavuşesku döneminde inşa edilen kocaman doğal gaz boruları var. Tamamen donanımlı ve ısıya/soğuğa karşı önlem alınmış. Her köyde, şehirde ve kentte sıcak su mevcut. Gerçekten imrenmemek elde değil. Fakat ülkede ciddi bir ekonomik kriz yaşanmakta ve her kesim etkilenmekte.
Öğretmen maaşının 200 Euro olduğu bu ülkede ortalama bir evin elektrik harcamasının 30-50 Euro civarında olduğunu öğrendik. Fakat her türlü olumsuzluğa ve maddi imkansızlığa karşı, kültürel değerler, miraslar, var olan yapıtlar korunuyor, restore ediliyor ve Deva’nın doğası korunarak bu küçük kent, daha fazla yaşanacak hale getiriliyor.
AB üyesi ülkeler arasında 7. en büyük yüzölçümüne sahip ülke olan Romanya, Euro yerine kendi para birimi “Ley” kullanmayı sürdürüyor. 1 Euro, 4.5 Ley yapıyor.

PALİNKA

Eğer bir gün Romanya’ya yolunuz düşerse, yeşillikler ve doğal güzellikler arasındaki Deva’ya giden yolları huzur dolu bir şekilde geçip Deva’yı ziyaret edin ve kendilerine has içkileri olan Palinka’yı mutlaka tadın. 

KAPIKULE SINIR KAPISINDA POLİSLE DANS

8 ülkenin gençlerinin, çocuklarının kaynaştığı, kültürlerini, danslarını tanıttığı Romanya-Deva’daki festivalin ardından dönüş yolculuğumuz başladı. Edirne Kapıkule’ye geldiğimizde muhaceret işlemleri sırasında polislerle dans edip şarkılar söylememiz, bir polisin de çalamasa kemanı eline alıp çalar gibi fotoğraf çektirmesi unutulmayacak hatıralarımız arasına girdi bile…

Dergiler Haberleri