Raif / Erdinç

Raif / Erdinç

Yazı dizisi 6

Erdinç Gündüz

Raif’in evi ile benim evim sırt sırtaydı. İki evi sadece arka bahçeleri arasındaki bahçe telleri ayırıyordu.  Tanışmamız  iki evi ayıran  o teller önünde olmuştu. 
Ben keman çalışırken o gelip tel örgülere dayanır dinlerdi. Bir gün, farkettiğimde yanıma çağırdım ve “İstersen gel” dedim.  Tellerden atlayarak geldi.  O gün,  uzun yıllar sürecek çok samimi  bir arkadaşlığın temelini atmıştık.
Gitar da çalmaya başladığımda, samimiyetimiz bir o kadar daha artmıştı. O benim ailemin bir ferdi, ben de onun ailesinin bir ferdi gibiydik birbirimizin evlerinde. Benden iki yaş kadar küçüktü.  O sıralarda, ikimiz de, yıllarca pürüzsüz sürecek bir dostluğa ilk adımlarını attığımızın farkında bile değildik.
O da benim gibi Köşklüçiftlik ilkokulundaydı.  Ben,  orta öğrenim için İngiliz Okulu’nu seçmiştim. Bir-birbuçuk yıl kadar sonra o da aynı tercihi yapmıştı. Bu arada, ısrarla babasına bir gitar aldırmış, İtalyan bir hocayla gitar derslerine başlamıştı.  Onun, İtalyan Hoca’dan öğrendiklerinden ben de birşeyler kapmaya, yararlanmaya çalışıyordum. Beraberce çalma planları da o sıralarda yapılmaya başlamıştı.

*  *  *

1963 Aralık hadiseleri,  Raif’le,  bir süreliğine de olsa  birbirimizden kopmamıza neden oldu.  Ailesiyle birlikte Ankara’ya gitmişti. Nasıl yaptığımızı hatırlamıyorum ama mektuplaşıyorduk.  Mektuplarında Ankara Kolej’de okuduğunu,  hatta okulun hafif müzik grubuna da katıldığını,  grupta bas gitar çaldığını yazıyordu. Resimler de göndermişti.

BAYRAK RADYOSU VE BAYRAK KUARTET

Raif Ankara’dayken benim yaşamımda da hareketlilik devam ediyordu. Müzik çalışmalarım, Ferahzat, Yılmaz, Süleyman, Ersin’le sürerken solist ihtiyacı doğmuştu.  Ersel Kalfaoğlu solist olarak katıldı gruba. Tam da daha neler yapabileceğimizi tartışmaya başlamışken, müzik yaşamımızdaki en önemli dönüm noktalarından biri çaldı kapımızı.

*  *  *

25 Aralık 1963’de yayın hayatına başlayan Bayrak Radyosunda, 1964 yılına gelindiğinde  önemli sıkıntılar devam ediyordu. Teknik sıkıntılar yanısıra en önemli sıkıntılardan biri de yayın materyali  (özellikle de müzik) sıkıntısıydı.  Radyonun Türk Müziği programlarından Mustafa Sami Akalın, Batı Müziği programlarından da Dinçer İsmail Aktuğ sorumluydu.  Bir gün,  Dinçer abimiz “Gelin program yapalım” teklifinde bulundu. Çok sevinmiştik ama hem heyecanlanmış,  hem de paniğe kapılmıştık.  Nerede? Nasıl?  Becerebilecek miydik?

İLK KAYITLAR VE PROGRAM

İlk kayıt denemesini Saray Otel’in altındaki gece kulübünde, sonrakileri Mahkemeler Binasında bir duruşma salonunda yaptık.  Radyonun stüdyolar teknik sorumlusu Fuat Beyar ve yardımcısı Gürel arkadaşımız, eldeki tüm olanaklarıyla seferber olmuşlardı. Alınabilecek en iyi sonucu alabilmek için çırpınmıştık saatlerce,  günlerce. Ve sonunda birşeyler çıkmıştı ortaya.  Birkaç kayıt denemesi sonrasında 10-12 parça kaydetmeyi başarmıştık.  Heyecanla tekrar tekrar dinledik kayıtları.  Belki on belki yirmi kez.  Sonunda Dinçer Abi,  “Tamamdır” dedi. “Yayınlamaya başlayalım artık. Ama devam edeceğiz haberiniz olsun. Her hafta yeni beş-altı parça isterim sizden.”
Programlar başlayacaktı ama bir adımız yoktu. Ne olacaktı grubun adı?  Ona da Dinçer Abi karar verdi. “Madem ki Bayrak Radyosu’nun müzik grubu oluyorsunuz,  adınız da Bayrak Kuartet olsun” dedi ve öyle oldu. Programın adı ‘Bayrak Kuartet Sizlerle’ olacak ve her Cuma 17.00-17.15 saatlerinde yayınlanacaktı.

 

Not:  60’lı yıllarda  dünyada,  ‘Kuartet’, ‘Trio’ gibi isimler kullanan çok sayıda müzik grubu vardı. Hem Latin Amerikan müziğinde hem de caz dünyasında. Dinçer Abi de hem caz,  hem latin müziğini çok seven birisiydi.  Bize de  Bayrak Kuartet ismini vermesinde bu durumun da etkisi olmuştu herhalde.

Dergiler Haberleri