UBP-DP-YDP Hükümeti’nin yasalarda değişiklik yaparak ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik girişimi, sendikalar, örgütler ve muhalefet partileri tarafından tepkiyle karşılandı.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) ve Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), bu kapsamda Cumhuriyet Meclisi önünde eylem yaparak Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarısı ve Bilişim Suçları (Değişiklik) Yasa Tasarısının geri çekilmesini talep etti.
Bazı siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de destek verdiği eylemde, “İfade Suç Değildir” ve “Basın Özgürlüğü, Hayatın Özgürlüğü” yazılı pankartlar açıldı, “Özgür Basın Onurumuzdur” sloganı atıldı.
Basın-Sen: “Bu yasa Meclis’ten geçmeyecek”
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) Başkanı Ali Kişmir, hükümetin görevde kaldığı her gün topluma zarar verdiğini savundu. Kişmir, defalarca uyarıda bulunmalarına rağmen hükümet yetkililerinin inat ve ısrarla basını ve toplumu kısıtlamaya çalıştığını ifade etti.
Yeni Meclis binasında yapılan ilk eylem olduğuna işaret eden Kişmir, “Bu eylem, yeni yapılarla ülkeye demokrasi gelmeyeceğinin kanıtıdır” dedi. Hükümetin korku siyaseti izlediğini ileri süren Kişmir, hükümetin yazılan ve çizilenlerden rahatsız olduğunu savundu.
Ceza Yasası (Değişiklik) Yasa Tasarısı’na karşı duracaklarını belirten Kişmir, “Biz bu tasarıya karşı duracağız ve Meclis’ten geçirmeyeceğiz. Onlar tavır alıyorsa, biz de tavır almaktan geri durmayacağız. Biz polis devleti değil, demokrasinin yaşatıldığı bir rejim istiyoruz” ifadelerini kullandı.
KTGB: “Bu yasalar geri çekilmezse eylemler sürecek”
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) Başkanı Efdal Keser ise hükümetin toplumsal özgürlükleri kısıtlamaya yönelik bir girişimde bulunduğunu söyledi. Keser, yasalarda yapılmak istenen değişikliklerin ardından basın açıklamalarının dahi suç kapsamına girebileceğini dile getirdi.
Söz konusu düzenlemelerin gündemden düşürülmesini istediklerini kaydeden Keser, temiz ve güvenilir bir siyaset anlayışına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Keser, hükümetin bu tepkilerden ders çıkarmaması halinde eylemlerin süreceğini belirterek, “Gerekirse çadır kurup eylem yapacağız. İngilizce, Türkçe ve Rumca pankartlar hazırlayıp bu iktidarın ne yaptığını tüm dünyaya anlatacağız” dedi.
Ortak basın açıklaması
Ardından ortak basın açıklaması Basın-Sen Örgütlenme Sekreteri Tümay Tuğyan tarafından okundu.
Açıklamada, hükümetin, Ceza ve Bilişim yasalarında yapmayı hedeflediği değişikliklerin Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere evrensel hukuk metinleriyle güvence altına alınmış, fikir ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve halkın doğru bilgiye erişim hakkını doğrudan tehdit ettiği belirtildi.
Açıklamada, “Bu düzenlemeler açıkça eleştiriyi, haber yapmayı ve kamusal tartışmayı cezalandırma riskini taşımakta, demokratik toplumun temelini oluşturan ifade alanını da ciddi biçimde daraltmaktadır” denildi.
Hukuk devletlerinde ceza hukukunun, bireyi, toplumu ve kamu düzenini korumak için var olduğu ifade edilen açıklamada “bu tasarıların, ceza hukukunu koruma aracı olmaktan çıkartıp, eleştirel düşünceyi bastırmanın ve kamuoyunu sindirmenin sopası yapma hedefi taşıdığı" savunuldu.
“Tasarı metinlerinde yer alan birçok kavram açık, net ve öngörülebilir olmadığı gibi birçok yasa maddesi toplumsal özgürlükleri kısıtlayacak şekilde genişletilmiş, polise ve BTHK’ya açıkça bir yargıç yetkisi vermiştir” denilen açıklamada, “hedefin, otoriter bir rejim yaratmak ve siyasal baskıyla bireyler hakkında keyfi soruşturma ve cezalandırmaların önünü açmak olduğunu” öne sürüldü.
Gazetecilerin ve basın emekçilerinin temel görevinin, kamu gücünü kullananları denetlemek, hesap sorulmasını sağlamak ve toplumu ilgilendiren gerçekleri kamuoyuna aktarmak olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Yolsuzluk, usulsüzlük, kamu kaynaklarının kötüye kullanımı ya da yönetim hatalarına ilişkin haberlerin, toplumda tepki yaratması kaçınılmazdır. Bu tepki, haberin değil, ortaya konan gerçeğin sonucudur. Bir ihale haberinin ardından kamuoyunda öfke oluşması, o haberin suç olduğu anlamına gelmez. Aksine, bu durum, gazeteciliğin işlevini yerine getirdiğinin göstergesidir. Ancak söz konusu tasarı, toplumsal tepkiyi suçun bir parçası haline getirerek, gazeteciliği cezalandırılabilir bir faaliyet konumuna itmektedir.”
Ceza Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerin, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığı da kaydedilen açıklamada, “Fikir ve ifade özgürlüğünü daraltan, basını ve yurttaşları sürekli ceza tehdidi altında tutan, korku iklimi yaratan hiçbir düzenleme kabul edilemezdir. Basın, fikir ve ifade özgürlüğü, demokrasinin süsü değil, vazgeçilmez koşuludur” denildi.
"Ceza hukukunda suç, somut, açık ve kanıtlanabilir olgulara dayanmak zorunda olmasına rağmen çoğunlukla duyguya ve yoruma dayalı görüşlerin cezalandırılmasını öngören" bu yasal değişiklerin kabul edilmediği belirtilen açıklamada, tasarılar çekilene kadar mücadele ve eylemlerin artarak devam edeceği kaydedildi.
Basın-Sen ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin yanı sıra basın açıklamasına imza koyan siyasi parti ve örgütler şu şekilde:
“Cumhuriyetçi Türk Partisi, Toplumcu Demokrasi Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Bağımsızlık Yolu, Yeni Kıbrıs Partisi, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası, Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, Belediye Emekçileri Sendikası, DAÜ-SEN, Dev-İş, El-Sen, Güç-Sen, HAKSEN, Maliye-Sen, Tel-Sen, Vergi-Sen, Baraka Kültür Merkezi, Barış ve Federal Çözüm Hareketi, İnsan Hakları Platformu, Liberal Demokrasi Hareketi, Yeşil Barış Hareketi.”