Özge Yorulmaz ve Umut Öksüz’ün ‘Efsaneler’ Projesi’nin ilk klibi; Sıla 4 ve Garanfil

Hepimizin çok iyi bildiği Sıla 4 grubunun ‘Garanfil’ şarkısı bir kliple yeniden gündeme geldi.

Simge Çerkezoğlu

Hepimizin çok iyi bildiği Sıla 4 grubunun ‘Garanfil’ şarkısı bir kliple yeniden gündeme geldi. Bu klibin farklı bir yanı vardı; Altmış beş kişi tarafından işaret diliyle söyleniyordu. Klip tüm engellere, yok olmaya yüz tutan kültürümüze meydan okuyor, beş yaşından yetmiş beş yaşına farklı bireyleri bir amaç uğrunda birleştiriyordu. Lefkoşa Folklor Derneği eğitmenlerinden Özge Yorulmaz ve Umut Öksüz hayata geçirdikleri ‘Efsaneler’ projesinin detaylarını anlatırken, yeni çalışmaların da müjdesini verdi.     

“İLK ÇALIŞMALARIMIZI LTL’NİN AVLUSUNDA ARABA FARLARIYLA YAPARDIK”

Umut Öksüz genç bir eczacı… 1997 yılından bu yana, derneğin kuruluşundan itibaren, Lefkoşa Folklor Derneği üyesi… O gün bu gündür dernekte dans etmekte, eğitmenlik yapmakta. FOLK-DER’in kuruluş sürecinde, henüz yedi yaşında bir çocuk olan Umut, o günleri bizim için anlattı.

“1997 yılında kültür sanat yeni yeni yaygınlaşmaya başlamıştı. Dernek halen başkanımız olan Ali Katipoğlu önderliğinde kuruldu. Ben o yıllarda henüz Ali hocanın kreşine giden bir öğrenciydim. Velilerimizle görüştü, böyle bir dernek kurmaya karar verdiğini söyledi. Onların da desteğiyle bu proje gerçekleşti. İlk çalışmalarımızı Lefkoşa Türk Lisesi avlusunda araba farları ile yapardık. 1998 yılında ise şu anki binamıza sahip olduk. Başlangıcından beri dernekte kalan tek aktif dansçıyım. Benim karakterimin oluşumu, hayata dair pek çok kazanımlarım bu dernek sayesinde oldu. Hayatımda pek çok kapıyı bana açtı. ”        

“FOLK-DER HALK DANSLARI YANINDA, BİR KÜLTÜR ELÇİSİ…”

Özge Yorulmaz İngilizce öğretmeni… Uzun yıllardır halk danslarıyla ilgileniyor. Yirmi yıl önce dans ederek bu alanda çalışmaya başlayan Özge, zaman içinde eğitmenlikle bu ilgisini sürdürdüğünü söylüyor.  2005 yılından bu yana Lefkoşa Folklor Derneğinin bir mensubu. Efsaneler projesinin de mimarı.

“Lefkoşa Belediyesi’nin bu yıl düzenlemiş olduğu özel gereksinim sahibi bireylerin de sahne aldığı bir geceye katıldım. Bu gece çerçevesinde Kıbrıs İşitme Konuşma Engelliler Vakfı, bir şarkıyı işaret dilinde seslendirdi. Gecenin sonunda da şöyle bir mesaj verdiler; ‘Biz sizin dünyanıza giremiyoruz, çünkü işitemiyoruz, konuşamıyoruz. Bizim size ulaşmamız mümkün değil. Ama siz sadece işaret dilini öğrenerek bizi dünyanıza alabilirsiniz, bizim dünyamıza dahil olabilirsiniz. Aramızdaki tek engel budur.’ Bu sözler beni çok etkiledi. Empati yaptım. Eve gelir gelmez Umut’u aradım ve bu insanlar için bir şey yapalım dedim. Daha önce de Kemal Saraçoğlu Vakfı ile bir proje gerçekleştirmiştik zaten. Bu kez bu konuda çalışmaya karar verdik. Umut hemen projeyi şekillendirdi. Fikirlerimizi olgunlaştırdık. Bir klip yapmaya karar verdik. Elbette içinde bizim kültürümüze dair de bir şeyler olmalıydı. Lefkoşa Folklor Derneği olarak halk dansları yanında bir kültür elçisiyiz de…”

“GEÇMİŞTEN BUGÜNE DEK YAŞAYAN EFSANELERİMİZ VAR”

Proje bize özgü olsun, kültürümüzü yansıtsın diyerek şekillenmeye başladı, ‘Efsaneler’ olarak isimlendirildi. Bu kez Umut, Dernek olarak Kıbrıs kültürüne ne denli sahip çıktıklarını, projenin gelişim sürecini açıkladı.

“Lefkoşa Kültür Derneği özelde halk dansları, genelde Kıbrıs kültürünü yaşatmaya çalışmaktadır. Halk dansları dernekleri sadece sahneye çıkıp dans etmez. Bir sivil toplum örgütünün yapması gerekeni de yapmalı, kültürüne sahip çıkmalıdır. Bizim geçmişimizden bugüne dek yaşayan efsanelerimiz var. Biz bu projeyle bu efsaneleri de canlandırmak istedik. O nedenle bu ismi proje için seçtik. Böylece hem genç kuşak, hem de gelecek kuşağın sahip olduğumuz bu efsanevi değerleri öğrenmesini istedik. İlk durak noktamız da bu bağlamda Sıla 4 oldu. Toplumda iz bırakan çok önemli bir değer oldukları için onları seçtik. Geçmişte topluma şarkıları ile yön veren, tüm zorluklara rağmen gerek Kıbrıs gerekse Türkiye’de toplumumuzun sesini sanatla duyurmaya çalışan önemli bir gruptu. Bu insanları anmak, gelecek nesillere aktarmak bu anlamda önemliydi.”

“SILA 4 GRUBUNUN ‘GARANFİL’ ŞARKISINI SEÇTİK”

Elbette Sıla 4 sadece bir şarkısıyla değil, pek çok eseriyle var olan ölümsüz bir grup. Bu eserler arasından hangisine klip çekileceği başka bir tartışmaya açık konu.  Bu mevzuya da Özge açıklık getiriyor.

“Sıla 4 grubunun Garanfil şarkısını seçtik çünkü eğlenceli bir şarkı olsun istedik. Bir koro oluşturduk. Bu koroda beş yaşından yetmiş beş yaşına kadar birçok insan bulunuyordu. Hem çocuklara hem büyüklere hitap etmek, aşina olduğumuz bir şarkıyı seçmek istedik. Biz zaten bu şarkıları çocuklarımıza dernek olarak öğretiyorduk. Böylece bu şekilde hepimizin az çok bildiğimiz bir şarkıyla işaret dilini öğrenmek de çok daha kolay olacaktır diye düşündük. Öyle de oldu. Şimdi izlerken gerçekten eğlenceli, çok da güzel bir şarkı seçtiğimizi düşünüyorum. Elbette esas gayemiz farkındalık yaratmak, KİKEV’i daha çok insanla buluşturmaktı. Bunu da kliple, bu klipte pek çok kişiye yer vererek yapacaktık. Bunun için de Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’na gittik ve birlikte çalıştık.”

“İKİ BUÇUK AYDA ÖĞRENDİK” 

Tüm bu çabalar sonucunda ortaya çok güzel bir klip çıktı… Kıbrıs’ın kuzeyinde bir ilk gerçekleşti. Okuma yazmayı bile henüz öğrenecek yaşta olmayan çocuklar, işaret diliyle şarkı söyledi. Ayrıca KİKEV’den ve FOLK-DER’den çocuklar bu proje sayesinde kaynaştı. Bir anlamda engeller ortadan kalktı. İşaret dili öğrenme, klipin gerçekleşme sürecini Özge şöyle anlattı.  

“Bize işaret dilini Ezgi Bertiz öğretti, gönüllü çalıştı. Öğrenme sürecimiz yaklaşık iki buçuk ay sürdü.  Tüm alfabeyi, temel şeyleri öğrenmeye çalıştık. Şarkı kadar olan bölümü öğrenmemiz de yaklaşık dört haftada tamamlandı. Dördüncü haftada şarkıyı müzikle birlikte, işaret diliyle söyleyebiliyorduk.  Çocuklar çok daha kolay öğrendi. Toplam beş yaşından, yetmiş beş yaşına kadar  altmış beş kişi bu klipte rol aldı. Aralarında Sıla 4’ün hayatta olan iki efsane ismi Erdinç Gündüz ve Ferahzat Gürsoy da vardı. Ayrıca derneğimizin dört genç üyesi onları grup olarak canlandırdı. Klip Ada’nın kuzeyinde farklı noktalarda çekildi. Her bölgede, belli bir yaş grubuna yer verdik. Böylece Kıbrıs’ın kuzeyinin her noktasını bu klipte gösterdik. Kültürümüzü tüm yaş gruplarına hitap edecek biçimde paylaştık. Klipin yönetmenliğini Fezile Bladanlı yaptı. Ahmet Aziz ve Tunç Bayraktar çekimleri gerçekleştirdi. Üç buçuk ay bu projenin çekimleri için birlikte çalıştık. Çok emek gerektiren ama çok güzel bir proje oldu.”  

“DVD SATIŞINDAN ELDE EDİLEN GELİR DE KİKEV’E BAĞIŞLANACAK”

Bu proje ayrıca hazırlanan bir DVD ile ölümsüzleşti…  Efsaneler adından da anlaşılabileceği gibi devamı gelecek bir proje gibi görünüyor. Umut “özümüzü yaşatacağız, toplumda sesini duyurmak isteyen insanlara ses olacağız” diyerek sözlerini şöyle tamamlıyor.  

“Arkası elbette gelecek. Çok güzel bir ivme yakaladık. Herkes bundan sonra ne yapılacak diye soruyor zaten. Geri dönüşlerden çok mutluyuz. Çok ilgi gördük. Şu an bir DVD hazırlandı. İçerisinde hem bu klip hem de çeşitli röportajlar bulunuyor. Satışından elde edilen gelir de KİKEV’e bağışlanacak. Bundan sonraki hedefimiz belli; yine beş yaşından, yetmiş beş yaşına denk bireyleri bir projede buluşturmak. Bunun yanında kültür asimilasyonu yaşadığımız bir ortamda kültürümüzü canlı tutmak, gelecek nesillere aktarmak…”    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dergiler Haberleri