'Krizi bakanlık değil çalışanlar yönetti'

“Hükümet değişir değişmez dağıtılan ‘Hastane Kriz ve Afet Merkezi’ ekibinden yardıma giden personele müdahale fırsatı verilmedi, Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Birimi de fesh edildiği için, hiçbir radyasyon ölçümü de yapılamadı”

Cumhuriyetçi Türk Partisi, Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yaşanan yangın felaketine ilişkin açıklama yaptı, felaketinin nedenleri ve varsa ihmallerinin mutlaka araştırılması ve paylaşılması gerektiğine vurgu yaptı.

Açıklamada, bu felaketi yaşayan hastalara, sağlık çalışanlara geçmiş olsun dilekler iletilirken, o sırada hayatları pahasına hastaların canlarını kurtarmaya çalışan hastane personeline, itfaiyecilere, Sivil Savunma Ekiplerine, Güvenlik Kuvvetleri mensuplarına, katkı sağlayan diğer kurumlarımıza ve tüm yurttaşlara da teşekkür edildi.

CTP açıklamasında, 2018 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan ve 10 sağlık personelinin de İstanbul’da eğitim aldığı ‘Hastane Kriz ve Afet merkezi’nin, Hükümet değişir değişmez dağıtıldığı gibi yangında, ekibin yardıma giden personellerine müdahale fırsatı verilmediğine işaret etti.

Yine 2018 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan ve alanda uzman  Prof. Dr. Doğan Bor’un, danışmanlık yaptığı Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Birimi de yeni hükümet gelir gelmez fes edildiği hatırlatılan açıklamada, yangında hiçbir radyasyon ölçümünün de yapılamadığı vurgulandı.

 

Açıklama şöyle:

“28 Şubat sabahı ülkemizde hepimizi çok üzen bir yangın felaketi yaşadık. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin ikinci katında Anjiyo bölümünde çıkan yangın biz Kıbrıslı Türklerin en önemli kurumlarından olan Devlet Hastanemizin birçok bölümünü kullanılmaz hale getirdi. Milyonlarca liralık cihazlar yandı ve âtıl hale geldi.

Öncelikle bu felaketi yaşayan hastalarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve biz Kıbrıslı Türklere çok geçmiş olsun diyoruz. Felaket sırasında hayatları pahasına hastaların canlarını kurtarmaya çalışan hastane personeline, itfaiyecilerimize, Sivil Savunma Ekiplerine, Güvenlik Kuvvetleri mensuplarına, katkı sağlayan diğer kurumlarımıza ve tüm yurttaşlarımıza hepimiz adına biz de çok teşekkür ederiz.

Yangın sırasında ve sonrasında hastalarımıza kapısını açan ve hastaların en iyi şekilde iyileşmesi için seferber olan tüm özel hastane ve sağlık personellerine de minnettarız.

Kuşkusuz felaketin en büyük kaybı hasta transferleri sırasında kaybettiğimiz iki vatandaşımızdı. Asım Uyguroğlu ve Erdoğan Kalaycılar’a tanrıdan rahmet, acılı ailelerine de sabır dileriz.

Yaşanan yangın felaketinin nedenleri ve varsa ihmalleri mutlaka araştırılmalı ve kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Unutmayalım ki hala meçhul olan ve bir türlü soruşturması tamamlanmayan Devlet Laboratuvarı yangını tüm toplumun vicdanında büyük bir yaradır.

Hastane Kriz Yönetimi ciddi uzmanlık isteyen bir alandır. Kriz Yönetimi eğitimli ekiplerin kriz anında hemen devreye girerek müdahalesiyle başarılacak bir konudur.

 

Hastane Afet Planı (HAP) ekibi neden göreve çağrılmadı?

 

2018 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde Hastane Kriz ve Afet merkezi kurulmuş; Sağlık Bakanlığı personelleri 10 kişilik ekip olarak İstanbul’da eğitime gönderilmiş ve orada TC Sağlık Bakanlığı AFET Dairesi nezdinde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Yönetiminde Kriz ve Afet yönetimi eğitimleri alınmıştır ve başarı sertifikalarını almaya hak kazanmışlardır. Sonrasında ise İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelerek bu konuda eğitimlere ve gözlemlerine devam etmiştir. Maalesef Hükümet değişir değişmez bu ekip dağıtılmış ve geçtiğimiz gün yaşadığımız yangında da ekibin yardıma giden personellerine müdahale fırsatı verilmemiştir.

Bu birim ivedi olarak yeniden organize edilmelidir.

Radyasyon sağlığı ve güvenliği neden iptal edildi?

Yine 2018 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan ve alanda uzman çok değerli bir hocamızın, Prof. Dr. Doğan Bor’un, danışmanlık yaptığı Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Birimi de yeni hükümet gelir gelmez fes edilmiştir.  Bu sebeple geçtiğimiz gün yaşadığımız yangında hiçbir radyasyon ölçümü yapılamamış ve gerek hastalar ve hastane personeli gerekse hastane çevresi tehdit olabilecek unsurlardan korunamamıştır.

Bu birim de Sağlık Bakanlığı’nın olmazsa olmaz organlarından biridir ve ivedi bir şekilde yasal altyapısı ile birlikte yeniden oluşturulmalıdır.

Yangının ilk saatlerinden itibaren gözlenen büyük koordinasyonsuzluk, kriz masasının kurulamaması, hasta sevklerinde yaşanan aksaklıklar maalesef yaşadığımız bu felakette hepimizi çok üzen manzaralar ve gerçeklerdi.

Aslında gerçek şu ki; yaşanan yangın felaketinde Sağlık Bakanlığı ve Hükümet yetkilileri krizi yönetmede sınıfta kaldı. İyi ki sağlık çalışanları ve toplumun diğer kurumları konuya sahip çıktı ve büyük bir dayanışma göstererek daha büyük kayıpların önüne geçildi.

Yangın sonucunda uzun bir süre Devlet Hastanemizin birçok bölümünün devre dışı kalacağı hepimizin malumudur.

Şimdi sıra, günler ve aylar sürecek bu yaraları sarma dönemini en az hasarla atlatabilmek için ivedi olarak alınacak önlemleri hızla belirlemede ve aynı beceri ve hızla devreye koyabilmededir.

Kısa, orta ve uzun vadeli önlemler acilen ve profesyonelce planlanmalıdır.

Sigorta şirketiyle hemen masaya oturulmalı ve kayıpların maksimum oranda karşılanması sağlanmalıdır. Devletin görev vereceği uzman kişilerden oluşan bağımsız bir ekip zararın tespitinde görev almalıdır. Yangın yaşanan bölümlerin güvenliği sağlanarak herhangi bir talana izin verilmemelidir.

Sağlıkta olağanüstü günler yaşıyoruz. Bu durum olağanüstü bir durumdur. Acil servisimiz, ameliyathanemiz ve birçok servis devre dışı kalmıştır. Bakanlar Kurulu yasaya uygun olarak sağlıkta olağanüstü durum ilan edip özel hastanelerden bir veya iki tanesini bir süreliğine kullanımına alabilir. Elbette devletin hastalarına hemen kucak açan bu özel kurumlar ile istişare içinde planlamalıdır.

Mağusa, Girne ve Cengiz Topel Hastanelerinin yatak ve personel kapasiteleri çok hızlı bir şekilde artırılarak maksimum kapasiteyle çalışır hale getirilmelidir. Mağusa Hastanesi ameliyathanesi tam kapasiteyle çalıştırılmalı ve yoğun bakımı hızla devreye alınmalıdır.

18 adet sağlık merkezi hekim, personel ve laboratuvar yönünden güçlendirilerek ayaktan tedavi gören hastaların hastaneye gelme gereksinimi en aza indirilmelidir. Trenyolu polikliniği 24 saat hizmete alınmalıdır.

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ivedilikle tadil edilmelidir.

Güzelyurt Hastanesi hızla bitirilmeli ve sağlık sisteminin hizmetine sunulmalıdır.

Girne’de özel bir kurumdan davranılan ve 1/3’ü bitmiş hastane işlemlerin tamamlanarak bir an önce inşaatın bitirilmesi gerekmektedir.

Projesi hazır olan zemin etütleri dahi yapılan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kampüsü içinde yer alan Kardiyoloji hastanesi ivedilikle gündeme alınmalı ve bitirilmelidir.

İtfaiye ekiplerinin ekipman ve donanım konusunda geliştirilmesi ve böyle durumlarda yangın bölgesinde bulunan ekipmanın da olabilecek maksimum düzeyde korunması için uygun söndürme işlemleri uygulanmalıdır.

Biz Kıbrıslı Türkler olarak uzun zamandır tartışma konusu olan yeni bir 3. basamak devlet hastanesi inşası için elimizi taşın altına koymalı, bütçede bu konuya para ayırmalı, kendi kaynaklarımız ve alacağımız yardımlarla yeni 3. basamak devlet hastanemizi kendimiz bir an önce yapmalıyız. Bu konuda ciddi bir seferberlik başlatılmalı ve toplumsal dayanışma ruhu ayağa kaldırılmalıdır.

Tekrardan hepimize geçmiş olsun.”

 

 

 

Siyaset Haberleri