Kırılgan Hayat

1990 yıllarından bu yana feminist kuramın önde gelen isimlerinden olan ve queer kuramın temellerini Cinsiyet Belası adlı kitabıyla yazan Judith Butler, bu kitabında 11 Eylül saldırılarından hemen sonra toplu yas ve yaralanabilirliği ele alır.

 

Yazar: Judith Butler
Çevirmen: Başak Ertür
Yayınevi: Metis Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 160
Baskı Yılı: 2005

Özgül Saygun / o.saygun@hotmail.com

               
"Belki de insan daha ziyade yaşadığı kayıp nedeniyle –muhtemelen sonsuza dek- değişeceğini kabul ettiğinde yas tutar. Belki de yas, sonucu tümüyle önceden kestirilemeyecek bir dönüşüm geçirmeye razı olmakla (belki de dönüşüm geçirmeye boyun eğmekle demeli) alakalı bir şey. Kaybetmek var, onu biliyoruz, ama bir de kaybın dönüştürücü bir etkisi var ve bu etki haritası çıkarılabilir ya da planlanabilir bir şey değil."

                1990 yıllarından bu yana feminist kuramın önde gelen isimlerinden olan ve queer kuramın temellerini Cinsiyet Belası adlı kitabıyla yazan Judith Butler, bu kitabında 11 Eylül saldırılarından hemen sonra toplu yas ve yaralanabilirliği ele alır. Kırılgan Hayat 2001 yılının Eylül ayında New York'ta İkiz Kuleler'e düzenlenen saldırıdan hemen sonra oluşan "yaralanabilirlik" ve "saldırganlık" tartışmalarını ele alan beş denemeden oluşmaktadır. ABD hükümetinin hukuk dışı uygulamalarını ve yükselen milleyetçilik duygusunu Judith Butler, Michel Foucault ve Giorgio Agamben'in "egemenlik", "iktidar" ve "yönetimsellik" kavramları ışığında tartışmaktadır. "Hangi hayatlar yaşamaya değer?" sorusundan yola çıkarak, dünyada kimi yaşamların yaşam sayılmadığını, kimi insanların insan sayılmadığını hatta kimi ölülerin yasının dahi tutulamadığını tartışıyor. Emmanuel Levinas'dan ödünç aldığı "öteki" kavramıyla, yas içerisinden siyasi bir potansiyele işaret ederek dayanışmaya davet ediyor.

                Yanıbaşımızdaki coğrafyalarda savaş devam ederken ve toplu katliamlar dünyanın her yerini sarmışken, Butler'ın bu kitabı "yası" ve "yaralanabilirliği" anlamamız için bir klavuz niteliğinde. Kırılgan Hayat'ın birinci bölümünde ABD'nin 11 Eylül saldırılarından sonra oluşan "bize neden saldırıyorlar?" sorularına oluşan milliyetçi söylemleri eleştirirken, ikinci bölümü "Şiddet, Yas, Siyaset"deyse yas tutmanın psikanalitik boyutunu ele alıyor. Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri olan "Şiddet, Yas, Siyaset"da Butler, "bir cemiyetten mahrum olma" olarak tanımladığı bir konunun öznesi olma ya da olmama durumunu "hangi hayatlar yaşamaya değer?" başlığıyla değerlendirir. Butler'ın kendi deyimiyle bu sorunun duygual bir cevabını aramanın peşine düşmez ve daha önce belirtildiği gibi buradan çıkacak siyasi potansiyeli sorgular. Toplu katliamlar milliyetçi duyguları yükseltirken, kimlere terörist dendiğini, terörizmin çerçevesinin nasıl çizildiğini ve hangi temsillerin söylem alanına girdiğini iktidar kavramıyla değerlendirmemiz gerektiğini söyler.

                Bunu yaparken, şiddeti meşrulaştırmaya çalışmadığına vurgu yapmaktadır. Okuru, kişilerin hikayeleri üzerinde durmak yerine, toplum tarafından nasıl şekillendirildiğini ve devlet politikalarının teröre nasıl zemin hazırladığını anlamaya, kişisel sorumluluklarını ortadan kaldırmadan konuşmaya davet eder. Bizi yaşanılan yas sürecini duygusal bir travmaya dönüştürmek yerine, bu kaybın taşıdığı tanımadığımız kişilerle dayanışma gücümüzü ortaya çıkarmaya davet eder.       

 

 

Dergiler Haberleri